
Birlik, beraberlik ve kardeşliğe en fazla ihtiyacımızın olduğu günlerdeyiz. Hangi görüş, hangi fikir, hangi meşrep, hangi cemaatten olursak olalım, bir olmalıyız. Yolu Kabe’ye çıkan, yönü kıbleye dönen herkes bizimledir ve bizdendir. İslam büyükleri de zaten Ehli Kıble tekfir edilemez demiş ve sınırı koymuştur. O zaman bize ne oluyor da, insanları, parti, pırtı, yöre, şehir, ilçe, köy diye ayrıştırıyoruz.
Bir insan Allah’ın varlığına ve birliğine inanıyor mu, yüce peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) Allah’ın kulu ve Rasulü olduğunu kabul ediyor mu? cevap evet ise konu kapanmıştır, “Lâ ilâhe illallâh, Muhammeden Resûlullah” diyen herkes bizim kardeşimizdir ve onları kucaklamaktan ve onlarla gönül bağı kurmaktan başka alternatifimiz yoktur.
Bakın bu günlerde, insan ve Müslüman düşmanları zulümde çok feci çıta yükseltti. Her şeye ve herkese adeta meydan okur bir durumdalar. Daha birkaç gün önce barışçıl bir misyonla Gazze’ye ulaşmaya çalışan Sumud Filosu teknelerine, Türkiye (Antalya/Kaş) ile Kıbrıs adasının batısı arasındaki uluslararası sularda İsrail işgal donanması tarafından müdahale edildi. Teknelerde bulunan aktivistler, âdeta korsanlık yapılarak kaçırıldılar.
Görüldüğü gibi İslam ve İnsanlık düşmanları azdıkça azdılar. Bunun sebebi aslında bizleriz, onlar sürekli el artırıyor, biz susmaya devam ediyoruz. Dün Gazze açıklarında saldırıyordu, şimdi Akdeniz’in ortasında. Eğer tepki vermezsek yarın ağzındaki lokmayı da tereddütsüz alır. Mavi Marmara’dan bugüne Akdeniz’de yaptıkları ortada. Hiç kusura bakmayın, daha beterlerini de yaparlar. Eğer karşılık verilmezse yarın Antalya, Mersin ve Hatay sahillerinde hertürlü pisliği yapmaya kalkarlar. Belki o zaman izzeti nefsimize dokunur da tarihin bize verdiği emanetle bir doğrulup “ya Allah” deriz. İnşallah
Kardeşlerim, dostlarım, arkadaşlarım, durum gerçekten çok vahim. Daha önceleri sadece kaçırılan ve birkaç gün hapsedilip aşağılandıktan sonra geri gönderilen aktivistlere artık açıktan hem fiziki hem psikolojik işkenceler yapılıyor. Artık İsrail otoriteleri, tüm Dünya ve İnsanlığa meydan okuyor. Daha önceleri Avrupa ülkeleri vatandaşı olan aktivistlere pek dokunmazken artık onlara da fiziki ve psikolojik işkenceler yapılıyor. Son olaylara isyan eden Hollanda. Fransa, İtalya ve Kanada İsrail Büyükelçisini dışişleri bakanlığına çağırdı ve yapılanları protesto ettiğini gösteren bir protesto mektubu verdi. Büyükelçilerin dışişleri bakanlıklarına çağrılmasından hemen sonra, bu ülkelerin baskıları sonucu bırakılan aktivistlerin 53’ü yaralı bir şekilde İsrail’den Türkiye’ye gönderildi..
Onlar Öldürmeyi Çok Seviyorlar…
ABD Brown Üniversitesine bağlı, Watson Enstitüsü, Savaş Maliyetlerini ortaya çıkarmak ve 11 eylül sonrası yapılan savaşlarda ölen kişi sayısını tesbit etmek amacı ile bir araştırma yaptı. Araştırmanın sonuçları gerçekten de çok vahim. ABD’nin 11 Eylül sonrası başlattığı savaşların (Irak, Afganistan, Suriye, Yemen ve Pakistan’daki çatışmalar dahil) doğrudan ve dolaylı sonucu olarak ölen kişi sayısı 4,5 ila 4,7 milyon insan. Ölenlerin neredeyse 1 milyonu doğrudan şiddet sonucu öldü. 3 milyon 800 bin kişi ise sağlık altyapısının çökmesi, yetersiz beslenme ve hastalık nedeniyle öldü.
Brown Üniversitesi araştırmasına, Filistin ve İran’da ölenleri de dahil edecek olursak bu sayı 5 milyonu geçiyor. Yani düşünebiliyor musunuz, adamlar son 20-25 yılda bir Norveç’i veya bir İrlanda’yı yok etmişler. Zira bu ülkelerin nüfusu 5 milyon civarında.
…
