
Bugün ofise gelen Hacı amca, aslında sadece bir vergi işlemi için kapıdan içeri girmedi… O, yılların yorgunluğunu, pişmanlıklarını, yalnızlığını ve içimize dokunan bir gerçeği de beraberinde getirdi.
Kapıdan içeri girdiğinde nefes almakta zorlanıyordu. Yorgundu… Sadece bedeni değil, ruhu da yorulmuştu. “Hoş geldin amcam” dedim. Oturdu, derin bir nefes aldı. Hâlini hatırını sordum. Cevabı kısa ama ağırdı:
“Bitti artık Oktay bey…”
Merak ettim. “Ne bitti amcam?” dedim.
“Hayat…” dedi.
Sonra yavaş yavaş konuşmaya başladı. Yaşlılık bir tarafta, sağlık bir tarafta… Ve en acısı: Sağlığın değerini çok geç fark ettiğini söyledi. Türkiye’ye gitmek istiyor ama gidemiyor. “Orada kimse kalmadı” dedi. Burada ise hayat zor… Dil yok, diş yok, dost yok…
Çocuklar büyümüş, torunlar büyüyor… Ama birlik, beraberlik eksik. Evde huzur yok. “Teyzen de hasta” dedi. İki yorgun insan, aynı çatı altında ama ayrı yalnızlıkların içinde…
“Bir tek camiye gidip geliyorum” dedi. “O da olmasa kafayı yiyeceğim.”
Hayatını anlattı… Kazandığını memlekete göndermiş. Ama emeklerinin karşılığını alamamış. “Çoğunu başkaları yedi” dedi. İçinde kırgınlık vardı ama kabullenmişlik daha ağır basıyordu.
Bir yudum kahve aldı. Derin bir nefes çekti.
“Kendine iyi bak,” dedi.
“Bak ne çabuk geçti hayat…”
Sonra borçlarından, bankadan, en acısı da oğlundan korktuğunu söyledi.
Düşünebiliyor musunuz?
Bir baba… evladından korkuyor.
Bu sadece Hacı amcanın hikâyesi değil. Etrafımız Hacı amcalarla dolu. Sessizce yaşayan, içten içe tükenen, ama kimseye yük olmamak için susan insanlar…
Ve biz…
Onları duymayan bir toplum hâline geldik.
Bugün hepimiz adına Hacı amcadan özür diliyorum.
Ellerini öpüyorum.
Çünkü onlar, yokluk içinde bizleri büyüttü.
Onlar, fedakârlıkla bir nesil yetiştirdi.
Biz ise, çoğu zaman gereken ilgiyi, saygıyı ve vefayı gösteremedik.
Bu bir yazı değil sadece…
Bu bir çağrıdır.
Toplumsal olarak uyanmak zorundayız.
Yaşlılarımızı sadece hatırlamak değil, anlamak zorundayız.
Onların yalnızlığını paylaşmak, yükünü hafifletmek zorundayız.
Çünkü bir gün…
Biz de bir gün “Hacı amca” olacağız.
Ve o gün geldiğinde, umarız bizi duyan bir toplum olur.
Oktay Ünlü —◄◄
