Güniz sokak’ta bir ölçü

2006 yılıydı.
Avrupa Parlamentosu adayıydım, aynı zamanda Güller Diyarı Vakfı’nın başkanıydım.
Bu sıfatlarla Sayın Süleyman Demirel’den randevu istedik.
Bizi Güniz Sokak’ta kabul etti.

Sohbet döndü dolaştı adalete geldi.
Ve Demirel, lafı hiç dolandırmadan, kendine özgü şivesiyle şunu söyledi:

“Osmancım…
Gecenin üçünde kapı çalar da
sen ‘Bu bizim mahallenin sütçüsüdür’ diyemezsen,
o dünyada adalet galmamıştır.
Herkes şapkasını önüne goysunnnn…”

Adaletin bundan daha net bir tarifi yoktur.

Kapıyı kim çalıyor?

2026’dayız.
Kapılar hâlâ gecenin üçünde çalıyor.

Ama gelen sütçü değil.
Gelen, gücü arkasına almış Teksaslı Trump.

Yani kapıyı çalan hukuk değil,
kapıyı çalan güçtür.

Maduro kaçırıldı, hukuk susturuldu

Uluslararası hukuk ihlal edildi.
Egemenlik çiğnendi.
Venezüella Devlet Başkanı Nicolás Maduro kaçırıldı.

Bir ülkenin seçilmiş devlet başkanı.
Zorla.
Başka bir gücün kontrolüne alındı.

Sonra ne oldu?
ABD devreye girdi.
“Tarafsız” olduğu söylenen yargı sahne aldı.

Ortaya çıkan tablo basit:
Güç, kaçırdığı kişiyi kendi mıntıkasında yargılıyor.
Ve buna adalet denmesi bekleniyor.

Bu hukuk değildir.
Bu, gücün kendi adaletini yazmasıdır.

Senaryo hiç değişmiyor

Bu yaşananlar yeni değil.

Irak’ta Saddam gitti.
Demokrasi mi geldi?
Hayır.
Devlet zayıflatıldı.
Kontrol kolaylaştırıldı.
Petrol güvence altına alındı.

Libya’da Kaddafi devrildi.
Refah mı geldi?
Hayır.
Devlet dağıldı.
Kaynakların adresi değişti.

Hep aynı hikâye:
Önce demokrasi denir.
Sonra güç kullanılır.
Sonra menfaatler güvenceye alınır.

Yeni yıl, eski düzen

Takvim değişiyor.
Düzen değişmiyor.

Mesaj açık:
Batı haklıdır.
Çünkü güçlüdür.

Adalet;
petrole göre,
altına göre,
lityuma göre esner.

Kaynak neredeyse, hukuk oraya bakar.

Son söz

Bugün bize anlatılan şudur:
Tarafsız ABD yargısı,
kaçırılan Maduro’yu yargılayacaktır.

Yani güç,
kendi dosyasını açacak,
kendi mahkemesinde hüküm verecektir.

Dünyaya verilen mesaj net:
Hukuk güçlüye göre vardır.
Güçlüysen ihlal edersin, meşrulaştırırsın, yargılarsın.
Güçlü değilsen, suçlusundur.

Demirel’in ölçüsüne dönelim:
Gecenin üçünde kapı çalıyor. Ve kimse artık sütçüyü düşünemiyorsa, orada hukuk yoktur. Zulüm vardır.

2026’ya işte bu gerçekle giriyoruz:
Bu dünyayı hukuk değil de, güç mü yönetiyor?

Osman Elmacı

Tenkit ve tavsiyeler: o.o.elmaci@gmail.com