Her Daim Ümitvârız Biz

Hollanda, 29 Ekim tarihinde bir Temsilciler Meclisi seçimlerini daha geride bıraktı. Seçime katılan 27 siyasi partiden 15’i parlamentoda yer bulmayı başardı. 13 milyon 589 bin seçmenden 10 milyon 640 bini sandığa giderken, %78,3’lük katılım oranı demokrasinin hâlâ güçlü bir damar taşıdığını gösteriyor.

Her ne kadar siyasete duyulan güven son yıllarda sarsılmış olsa da, Hollandalı seçmenin sandığa gösterdiği ilgi, demokratik bilinç açısından umut verici.

Her Daim Ümitvarız Biz

Kaybedenlerin Seçimi. Bu seçim, kazananlardan çok kaybedenlerin konuşulduğu bir seçim olarak tarihe geçecek. Hükümeti oluşturan dört partinin tamamı güç kaybetti. 2023’te sıfırdan 20 milletvekili çıkararak büyük bir çıkış yapan NSC, bu seçimde tek bir sandalye dahi kazanamadı; adeta siyaset sahnesinden silindi.

Hükûmetin düşmesine sebep olarak ülkeyi seçime götüren PVV ise beklediğini bulamadı. Seçmen, sorumluluk alması beklenen liderden kritik anlarda geri adım atmasına tepki gösterdi. Hollandalı seçmen, “sorumluluktan kaçan siyaset”i not etti ve sandıkta karşılığını verdi.

BBB’nin 2023’te Eyalet Seçimlerinde %19,2 ile elde ettiği yükselişin bu seçimde sandalye kaybına dönüşmesi de hükûmet ortaklarındaki genel düşüşü doğruluyor.

Bugünün NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin 14 yıl liderlik ettiği VVD ise 2021’den bu yana sürekli kan kaybediyor. 34’ten 24’e düşen sandalye sayısı şimdi daha da aşağıya indi. Bir zamanların istikrar sembolü olan parti, artık dalgalı bir rotada.

Sosyal demokrat hareket de bu seçimlerden yara aldı. Avrupa Komisyonu’ndan geri dönerek başbakan adayı gösterilen Frans Timmermans’ın beklenen sonucu alamaması, beraberinde istifayı getirdi. Yerine genç ve dinamik siyasetçi Jesse Klaver getirildi.

DENK Partisi 3 milletvekili ile yerini korudu; ancak artış sağlayamamanın burukluğu muhtemel.

Gelelim benim de mensubu olduğum CDA Partisine…

Seçimlere yalnızca 6 hafta kala yapılan kamuoyu yoklamaları PVV’yi birinci, CDA’yı ise güçlü bir ikinci sırada gösteriyordu. Bu tablo, CDA lideri Bontebal’ı başbakanlık koltuğuna yıllar sonra en yakın siyasetçi haline getirmişti. Ancak son üç haftada yapılan kampanya hataları, rüzgârı tersine çevirdi. CDA seçim gecesi kendisini 5. sırada buldu. Rüzgârın yönü değiştiğinde seçmenin yönü de değişti.

Bir önceki yazımda “Bu seçimin galibi Bontebal olur” demiştim.

Evet, yanıldım.

Ama aslında tam olarak da yanılmadım…Çünkü son haftaya kadar tablo tam da o yöndeydi. Yanlış mesajlar ve zamanlama hatasından kaynaklanan hamleler bu Başbakanlık fırsatını elinden kaçırttı.

Her Daim Ümitvarız Biz

Bu seçimlerin verdiği en net mesaj şudur. Seçmen, kriz üreten değil kriz çözen; ayrıştıran değil birleştiren; vaat eden değil çözüm üreten bir yönetim istemektedir.

D66 ve bazı partilerin kısmi yükselişi, bir memnuniyetten değil; bir “alternatifsizlik” halinden besleniyor. Toplumun genelinde büyüyen huzursuzluk, tüm siyasetçilere aynı çağrıyı yapıyor: “Daha fazla sorumluluk, daha fazla istikrar, daha fazla çözüm…”

Ortaya çıkan meclis haritası, hiçbir partinin tek başına hükümet kuramayacağını gösteriyor.

Bu nedenle, Hollanda siyaseti zorlu bir formasyon sürecine hazırlanıyor. Partiler arasındaki derin ideolojik farklar görüşmeleri uzatacak; fakat Hollanda demokrasisi uzlaşı kültürüne sahip, güçlü bir demokrasi. Krizler aşılabilir. Tüm bu tabloya rağmen, bizler geleceğe dair umudumuzu koruyoruz. Çünkü demokrasi, sandığa yansıyan iradeyle yeniden güçlendi.

Toplum, ülkenin geleceğine dair söz hakkını kullandı. Siyaset üstüne düşeni yapmalı: kavgayı bırakmalı, sorumluluk almalı ve ülkeyi yönetmeli.

Demokrasi sabır ister.

Süreç ister.

Uzlaşı ister.

Bizim görevimiz ise, her zaman olduğu gibi, ümidi diri tutmak ve demokrasinin güçlenmesine katkı sunmaktır.

Demokratik seçimlerde siyasi partiler bazen kazanır, bazen kaybeder. Bu doğal bir dalgalanmadır.

Esas olan, ülkenin kazanması ve vatandaşların geleceğe dair ümitvar kalmasıdır.

Kalın sağlıcakla.

Kaya Turan Koçak                       —◄◄