
Değerli okuyucular, özellikle gençler!
Kur’an’da ‘münâfese’ şeklinde bir kelime var. Bunu günümüz Türkçesinde ‘rekabet’ kelimesiyle karşılayabiliriz.
Bunun olumlusu da var, olumsuzu da… Hayırlı olanı da var, şer olanı da… Faydalı olanı da var, zararlı olanı da var. İyi bir sonuca ulaştıranı da var, kötü, berbat sonuca ulaştıranı da..
-Münâfese nedir?
‘Nefis’e kökünden, birinin sahip olduğu şeyi olumlu anlamıyla kıskanmak,
‘tenâfese-münâsefe’ ise; bir işte biriyle yarışmak, çok rağbet göstermek, rekabet etmek demektir.
Münâfesenin iki boyutu var:
1-Olumlu anlamıyla münâfese;
Başkasının nâil olduğu bir nimete bakarak kişinin aynı şeye kendisinin de –kötü bir niyet taşımadan- sahip olmasını temenni ve arzu etmesine ‘GIBTA’,
sadece bu temenniyle yetinmeyerek bu arzuyu ve daha fazlasını gerçekleştirme yönünde çaba göstermeye ve olumlu bir rekabet içine girmeye ‘MÜNÂFESE’,
başkasının sahip olduğu nimetin onun elinden çıkmasını istemesine veya bu yolda çaba göstermesine de ‘HASET-ÇEKEMEMEZLİK’ denir.
Münâfese “hayırda yarış” şeklinde de açıklanmış. (Erdem, H. TDV İslâm Ansiklopedisi, 14/50-51)
Kur’an iyilerin âhiretteki durumları anlattıktan sonra şöyle diyor:
“Şüphesiz iyi kimseler, Naîm cennetindedirler. Koltuklar üzerinde, (etrafı) seyrederler. Onların yüzlerinde, nimetlerin sevincini görürsün. Onun (içiminin) sonu misktir (güzel kokuludur).
İŞTE YARIŞANLAR BUNUN İÇİN YARIŞSINLAR. O içeceğin katkısı tesnîmdir .
(O tesnîm) bir kaynaktır ki, Allah’a yakın olanlar ondan içerler.” (Mutaffifîn 86/19-28)
Ayrıca şu âyet Müslümanların hangi konularda birbirleriyle yardımlaşmaları gerektiğini haber veriyor. Bu da bir anlamda olumlu rekabettir, münâfesedir.
“… İyilik ve sakınma (takva) üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın…” (Mâide 5/2)
-Hayırlı işlerde yarışmak
Başka âyetler daha net bir şekilde olumlu rekabete işaret ediyor:
“Herkesin yöneldiği bir yönü vardır. SİZ HEP HAYIRLI İŞLER YAPMADA (koşuşurcasına) BİRBİRİNİZLE YARIŞIN… Nerede olursanız olun, Allah hepinizi huzurunda bir araya getirecektir. Çünkü Allah’ın her şeye gücü yeter.” (Bekara 2/148)
Hatta Rabbimiz bizim neye doğru yarışırcasına, rekabet edercesine koşturmamız gerektiğini de söylüyor. Çünkü öyle yapmak en güzel yarıştır, en güzel rekabettir, en faydalı sonucu kazandıracak müsabakadır.
“Rabbinizden bir bağışlanmaya (mağfirete) ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah’a ve Rasûlüne iman edenler için hazırlanan CENNET’E YARIŞIRCASINA KOŞUN…” (Hadid 57/21)
Allah (st) hayırlı işlerde öne geçmeye çalışan, olumlu anlamda rekabet eden, yani münâfese edenleri övüyor.
“İşte onlar (cömertlik yapanlar); hayırlı işlerde koşuşarak yarışanlar ve onlardır BU İLERDE HEP ÖNDE GİDERLER (olumlu anlamda yarışırlar).” (Mü’minun 23/61)
“Sonra o kitaba kullarımızdan seçtiklerimizi mirasçı yaptık. Onlardan kimi vardır, kendi kendine zulmeder. Kimi vardır, dengelidir, orta yolu tutar. Kimi de vardır, Allah’ın izniyle HER TÜRLÜ HAYIRLI İŞLERDE ÖNDE KOŞAR. İşte en büyük lütuf budur. (Fâtır 35/32)
2-Olumsuz anlamıyla münâfese:
Münâfese (rekabet) her zaman olumlu olan, ahlâka uygun, hayır amaçlı olmayabilir.
Rasûlüllah (sav) münâfeseyi olumsuz anlamıyla da kullanmış.
Ebu Ubeyde b. Cerrâh Bahreyn’den (cizye) malı ile dönünce bunu duyan Ensâr sabah namazında Rasûlüllah ile birlikte oldular. Onları gören Rasûlüllah şöyle dedi:
–“Zannediyorum siz Ebu Ubeyde’nin bir şeyle geldiğini işittiniz?” Evet dediler.
-“Sizi müjdeliyorum, sevinciniz çok olsun. Vallahi, sizin için fakirlikten korkmuyorum. Lakin ben dünya (malı)nın önceden olduğu gibi sizi kapmasından, önceki gibi rekabete (olumsuz münâfese’ye-yarışa) düşmenizden, (dünya malının) sizi oyalamasından korkuyorum.” (Buhârî, Rikâk/7 no: 6425)
Ukbe İbnu Âmir (ra) anlatıyor: “Rasûlullah (as) bir gün çıkıp, Uhud şehidlerine cenazelere kıldığı namaz gibi namaz kıldı. Sonra minbere geçti:
-“Ben dedi, sizden önce (havuzun başına) varacağım ve ben size şâhidlik yapacağım. Şimdi, şu anda ben, vallahi havzımı görüyorum. Bana arzın hazinelerinin anahtarları verildi.
Vallahi ben artık sizin benden sonra şirke düşmenizden korkmuyorum. Fakat sizin dünya hususunda birbirinizle (olumsuz) rekabete (münâsefe’ye) ve çekemememizliğe (hasede) düşmenizden korkuyorum.” (Buhârî, Cenâiz/72 no: 1344, Menâkıb/25 no: 3596, Megâzî/17, 28 no: 4042, 4085, Rikâk/7, 53 no: 6426, 6590. Müslim, Fezâil/8(30-2296) no: 5976)
Amr b. Âs Rasûlüllah’a bir seferinde şöyle sordu:
–“Size Fars ve Rûm veya herhangi bir kavim fethedildiği zaman ne yapacaksınız?” Abdurrahman b. Avf;
-“Allah’ın emrettiğini deriz” dedi. Rasûlüllah (sav);
-“Ya da buna benzer, önce rekabet (münâfese) edersiniz, sonra karşılıklı hasetleşirsiniz, sonra birbirinize sırt dönersiniz, sonra birbirinize buğzedersiniz ya da buna benzer şekilde yaparsınız. Sonra muhâcirlerin meskenlerine çekilirsiniz, bazılarınız da bazılarınız boynunu vurur.” (Müslim, Zühd/7(2962) no: 7427)
Demek ki bu anlamda yarış (münâfese), rekabet, “geçme beni geçerim seni”, “onlarda varsa bende de olmalı” “bu onda niye var, olmamalı”, ”onda değil bilakis bende olmalı” anlayışı sağlıklı değildir. Böyle bir yarış (münâfese) tavsiye edilen gıpta hiç değil…
-Ezcümle
İnsanlara hür irade, yani şeylerin arasında, her konuda, düşünmeden tutun sevmeye, davranışlara kadar seçim/tercih hakkı verilmiştir.
Ama unutmamak gerekir ki herkes tercihinden sorumludur.
Müslüman bir şeyi seçecekse, hayatının her alanında, hatta siyasi tercihlerinde bile en hayırlısını, en faydalısını, en doğrusunu, en isabetlisini, en az zararlısını tercih etmeli.
Günlük hayatımızda her zaman hayır ve şer olan şeylerle karşılaşırız. Bize düşen şer olan işlerde değil, hayırlı olan işlerde güzellikle, meşru bir şekilde tatlı rekabet/münâfese yapmaktır. İyilik ve takva üzere yardımlaşmaktır.
Herhangi bir ülkede oy verirken, siyasi tercih yaparken bile bu niyet ve ölçü ile hareket etmeli…
Hüseyin K. Ece
