60 yıla yakın süredir Hollanda’da yaşayan usta gazeteci,  adı Hollanda ile özdeş, Hollanda’yı Hollandalılardan iyi bilen tanıyan ve gündemini takip eden İlhan Karaçay, yeni kurulan Hollanda’da azınlık hükümeti hakkında “ Umut vermiyor” dedi.

Karaçay’ın bugün kaleme aldığı yazısında bakanlar kurulu üyeleri ile ilgili tespitleri ve yorumları, Hollandalı siyasi gözlemciler tarafından da ilgi gördü.

Karaçay,  Hollanda’da aylar süren siyasi belirsizlik sona erdi. VVD, D66 ve CDA ortaklığında kurulan azınlık hükümeti, Kral Willem-Alexander huzurunda yemin ederek göreve başladı. Ancak ortaya çıkan koalisyon protokolü, umut vermekten çok soru işaretleri doğuruyor, diye başladığı yazısında ve  yeni kurulan hükümetin bakanlarını masaya yatırdı.

İlhan Karaçay’ın  tecrübe süzgecinden ve kaleminden işte Hollanda Hükümetinin yeni Bakanlar kurulu:

BAKANLAR KURULUNA YAKINDAN BAKIŞ

Yeni azınlık hükümetinin programı kadar, bu programı uygulayacak isimler de en az o kadar önemli. Çünkü siyasette metinler değil, kadrolar sonuç üretir.

Bu kabine, farklı siyasi eğilimlerden gelen ve birbirinden çok farklı profillere sahip isimlerden oluşuyor. Kimisi güçlü siyasi tecrübeye sahip. Kimisi teknik ve bürokratik kökenli. Kimisi ise ilk kez bu ölçekte sorumluluk üstleniyor.

Önümüzdeki dönemde Hollanda’nın yönünü, alınacak kararlar kadar bu kararları hayata geçirecek bakanların karakteri, refleksi ve kriz anındaki duruşu belirleyecek.

Aşağıda, başbakandan başlayarak kabinenin tüm üyelerine kısa ve net bir çerçeveden bakmaya çalıştım. Bu değerlendirmeler bir niyet okuması değil, mevcut siyasi birikim ve kamuoyundaki algı üzerinden yapılan bir fotoğraf çekimidir. Okuyucu, bu fotoğrafa bakarak önümüzdeki dönemin aktörlerini daha yakından tanıyacaktır.

ROB JETTEN (Başbakan, Genel İşler Bakanı)

Seçim öncesi sempatisi ve popülerliği azaldı. Şimdi seçim olsa aynı oyu alamaz.
Ancak kriz anlarında sakin kalabilen bir siyasetçi. Azınlık hükümetini ayakta tutabilirse siyasi ağırlığını yeniden inşa edebilir.
Bu kabinenin kaderi büyük ölçüde onun müzakere gücüne bağlı. Her yasa için destek aramak zorunda kalacak. Başarırsa liderliği güçlenir. Başaramazsa siyasi ömrü hızla kısalabilir.

DİLAN YEŞİLGÖZ (Savunma Bakanı, 1. Başbakan Yardımcısı)

Sert çıkışlarıyla bilinen bir isim. Güvenlik eksenli siyaseti iyi okuyor.
Savunma bütçesindeki büyük artışı yönetmek zorunda kalacak. NATO dengeleri ve Türkiye başta olmak üzere uluslararası ilişkilerde sınav verecek.
Askeri bilgi, diplomasi ve ittifak yönetimi bu görevde belirleyici olacak. Siyasi refleksleri güçlü fakat savunma gibi ağır bir alanda performansı yakından izlenecek.

BART VAN DEN BRINK (İltica ve Göç Bakanı, 2. Başbakan Yardımcısı)

Göç dosyası en tartışmalı alanlardan biri.
Acil durdurma ve aile birleşimi sınırlamaları gibi sert başlıkları uygulamak zorunda kalacak. Toplumsal tansiyonun yükselmesi ihtimali yüksek.
Atacağı her adım uluslararası insan hakları tartışmalarını da tetikleyecek. Bu bakanlık başarısız olursa hükümetin en zayıf halkası hâline gelebilir.

TOM BERENDSEN (Dışişleri Bakanı)Avrupa Birliği içinde aktif rol alma hedefini taşıyacak.
Diplomatik dili güçlü fakat kriz bölgelerinde denge siyaseti yürütmesi gerekecek.
Hollanda’nın uluslararası itibarı bu bakanlığın performansına bağlı. Özellikle Ukrayna, NATO ve AB çizgisinde alacağı pozisyonlar dikkatle izlenecek.

SJOERD SJOERDSMA (Dış Ticaret ve Kalkınma İşbirliği Bakanı)

Uluslararası insan hakları söylemiyle tanınan bir isim.
Kalkınma yardımlarındaki kesintiler ile insani diplomasi arasında denge kurmak zorunda kalacak.
İş dünyası ile etik politika arasında kalabilir. İhracat çıkarları ile değerler siyaseti çatıştığında tercihleri belirleyici olacak.

DAVID VAN WEEL (Adalet ve Güvenlik Bakanı)

Güvenlikçi politikaların uygulayıcısı olacak.
Organize suç, dijital güvenlik ve toplumsal olaylarda sert bir çizgi izleyebilir.
Bu bakanlıkta başarı görünür olur, hata ise büyür. Güvenlik başlıklarında yaşanacak her kriz doğrudan onun hanesine yazılacak.

PIETER HEERMA (İçişleri ve Krallık İlişkileri Bakanı)

Kurumsal devlet tecrübesi güçlü.
Yerel yönetimler ve merkezi hükümet arasında dengeyi korumaya çalışacak. Anayasal özgürlükler tartışmasında kritik rol oynayabilir.
Toplumsal uyum ve yönetim istikrarı bu bakanlığın performansına bağlı. Sessiz ama etkili bir güç merkezi olabilir.

ELANOR BOEKHOLT O’SULLIVAN (Konut ve Mekânsal Planlama Bakanı)

Konut krizi doğrudan bu bakanlığın omuzlarında.
Sosyal konut politikalarında yapacağı tercihler genç seçmenin tepkisini belirleyebilir.
Konut meselesi çözülemezse hükümetin en büyük başarısızlığı olarak kayda geçer. Başarırsa toplumda en hızlı karşılık bulan isimlerden biri olur.

RIANNE LETSCHERT (Eğitim, Kültür ve Bilim Bakanı)

Eğitim özgürlüğü tartışmalarının merkezinde olacak.
İslam okulları ve vatandaşlık eğitimi denetiminde hassas bir denge kurmak zorunda kalacak.Bu alanda atılacak her adım ideolojik tartışma doğurur. Eğitim politikası, hükümetin toplumla ilişkisini belirleyecek ana alanlardan biri.

EELCO HEINEN (Maliye Bakanı)

Tasarruf politikalarının mimarı olacak.
Vergi artışları ve sosyal kesintiler nedeniyle eleştiri oklarının hedefi olabilir.
Rakamların değil sayıların konuşacağı bir dönem geliyor. Bütçe disiplinini korursa saygı kazanır. Toplumun yükü artarsa tepki ilk ona yönelir.

VINCENT KARREMANS (Altyapı ve Su Yönetimi Bakanı)

Havalimanları, otoyollar ve su projeleri onun sorumluluğunda.
Schiphol ve Lelystad kararları çevre ve ekonomi dengesini test edecek.
Her proje siyasi tartışma yaratabilir. Altyapı yatırımları başarı getirir ama çevre hassasiyeti ihmal edilirse ciddi tepki doğar.

HELEEN HERBERT (Ekonomi ve İklim Bakanı)

Şirketlerden alınacak ek katkı payı uygulamasında belirleyici rol üstlenecek.
İş dünyası ile hükümet arasında köprü kurması gerekecek.
Ekonominin yavaşlaması durumunda ilk eleştiriler bu bakanlığa yönelir. Büyüme ile iklim hedefleri arasında ince bir çizgide yürüyecek.

STIENTJE VAN VELDHOVEN VAN DER MEER (İklim ve Yeşil Büyüme Bakanı)

Azot politikası ve enerji dönüşümü sürecinde ön planda olacak.
Çiftçi protestoları yeniden alevlenirse zor bir süreç yaşayabilir.
İklim politikası artık teknik değil siyasi bir dosya. Attığı her adım toplumun bir kesimini memnun ederken diğerini rahatsız edebilir.

JAIMI VAN ESSEN (Tarım, Balıkçılık, Gıda Güvenliği ve Doğa Bakanı)

Kırsal kesimin nabzını tutmak zorunda.
Hayvan sayısı ve fosfat hakları konusundaki kararları belirleyici olacak.
Çiftçi ile devlet arasında kalabilir. Yanlış bir adım büyük kırsal protestoları yeniden başlatabilir.

HANS VIJLBRIEF (Sosyal İşler ve İstihdam Bakanı)

İşsizlik maaşının bir yıla düşürülmesi en çok bu bakanlığı etkileyecek.
Sosyal devletin daraldığı eleştirileriyle karşı karşıya kalabilir.
Toplumun en hassas kesimleriyle doğrudan temas halinde olacak. Sosyal huzurun korunması bu bakanlığın performansına bağlı.

THIERRY AARTSEN (Çalışma ve Katılım Bakanı)

İşgücü piyasasında aktif katılım politikalarını yönetecek.
Savunma sektörüne genç işsizlerin yönlendirilmesi gibi tartışmalı önerilerle gündeme gelebilir.
İstihdam artarsa görünür başarı elde eder. İşsizlik yükselirse eleştiriler hızla büyür.

SOPHIE HERMANS (Sağlık, Refah ve Spor Bakanı)

Sağlık katkı payının artışı kamuoyunda tepki doğurabilir.
Kronik hastalar için ayrılan bütçenin etkili kullanımı belirleyici olacak.
Sağlık politikası seçmenin en hızlı tepki verdiği alan. Küçük bir kriz bile büyük siyasi sonuçlar doğurabilir.

MIRJAM STERK (Uzun Süreli Bakım, Gençlik ve Spor Bakanı)

Uzun süreli bakım kesintileri nedeniyle en hassas dosyalardan birini taşıyor.
Yaşlı bakımı ve gençlik hizmetlerinde atacağı adımlar sosyal tartışmaları artırabilir.
Sessiz görünen bu alan aslında en kırılgan toplumsal başlıklardan biri. Başarı fark edilmez. Başarısızlık ise çok hızlı hissedilir.

DEVLET BAKANLARI (Staatssecretarissen)

CLAUDIA VAN BRUGGEN: Hukukun Korunması ve Cezaevleri’nden sorumlu Devlet Bakanı

Hukuk devleti ile güvenlik arasındaki hassas çizgide görev yapacak.

Tutukluluk, hukuki koruma ve ceza politikasıyla ilgili kararlar hızla toplumsal tepki doğurabilir. Bu alanda yapılan hatalar hemen görünür olur. Güvenlik ile hukuk devleti arasındaki denge, onun güvenilirliğini belirleyecek

ERIC VAN DER BURG: Krallık İlişkileri ve Etkin Devlet Yönetimi’nden sorumlu Devlet Bakanı
Güçlü siyasi geçmişe sahip deneyimli bir yönetici.
İdari verimlilik ve Krallık içindeki ilişkilerin sağlıklı yürütülmesine odaklanacak.
Başarı çoğu zaman görünmez kalır. Ancak yönetim hataları hızla siyasi sonuç doğurabilir.


JUDITH TIELEN:
 Eğitim, Kültür ve Bilim’den sorumlu Devlet Bakanı
Hassas bir toplumsal alanda görev yapacak.
Eğitim kalitesi, kültür bütçeleri ve bilim politikaları ideolojik tartışmalar yaratabilir.
Eğitim alanındaki her müdahale kamuoyunda doğrudan karşılık bulur.


EELCO EERENBERG:
 Vergi Politikaları’ndan sorumlu Devlet Bakanı
Vergi politikalarının kilit isimlerinden biri olacak.
Yük dağılımına ilişkin kararlar vatandaşları ve şirketleri doğrudan etkiler.
Vergi alanı teknik görünür ama siyasi açıdan son derece hassastır. Küçük değişiklikler büyük tepkiler doğurabilir.


SANDRA PALMEN SCHLANGEN:
 Ödeneklerin Telafisi ve Mağduriyetlerin Giderilmesi’nden sorumlu Devlet Bakanı. Devletin en hassas dosyalarından birini üstleniyor.
Telafi politikaları hız, adalet ve şeffaflık gerektirir.
Her gecikme veya hata devlete duyulan güveni yeniden zedeleyebilir.


DERK BOSWIJK:
 Savunma’dan sorumlu Devlet Bakanı
Güçlendirilen savunma politikasının uygulanmasında aktif rol üstlenecek.
Personel, teçhizat ve kurumsal yapı hızlı bütçe artışıyla birlikte baskı altında kalabilir.
Savunma reformları somut sonuç verdiğinde rolü daha görünür hale gelecek.


ANNET BERTRAM:
 Altyapı ve Su Yönetimi’nden sorumlu Devlet Bakanı
Ulaşım, su yönetimi ve büyük altyapı projelerinde görev alacak.
Bu alandaki projeler vatandaşların günlük yaşamını doğrudan etkiler.
Başarı ölçülebilir. Ancak gecikmeler veya maliyet artışları hızla siyasi baskı yaratır.


WILLEMIJN AERDTS:
 Dijital Ekonomi ve Egemenlik’ten sorumlu Devlet Bakanı
Dijitalleşme ve teknolojik bağımsızlık stratejik başlıklar arasında yer alıyor.
İnovasyon, mahremiyet ve ekonomik çıkarlar arasında denge kurmak zorunda kalacak.
Bu alanda alınacak kararlar Hollanda’nın uzun vadeli dijital konumunu belirleyecek.


JO ANNES DE BAT:
 İklim ve Yeşil Büyüme’den sorumlu Devlet Bakanı
İklim politikalarının uygulanmasında aktif rol oynayacak.
Alınacak kararlar hem sanayiyi hem vatandaşları doğrudan etkileyecek.
İklim politikası her zaman kazananlar ve kaybedenler üretir. Bu nedenle her adım siyasi açıdan hassastır.


SILVIO ERKENS:
 Tarım, Balıkçılık, Gıda Güvenliği ve Doğa’dan sorumlu Devlet Bakanı
Azot ve tarım politikalarının uygulanmasına en yakın isimlerden biri olacak.
Çiftçi örgütleriyle ilişkiler belirleyici hale gelecek.
Yanlış bir adım kırsal kesimdeki gerilimi yeniden tırmandırabilir.

SAVUNMA BAKANI DİLAN YEŞİLGÖZ TARTIŞMASI

Yeni kabinede en çok konuşulan isimlerden biri Savunma Bakanı Dilan Yeşilgöz oldu.
Yeşilgöz, siyasi kariyeri boyunca çelişkili çıkışlarıyla tanındı. Ancak kamuoyunda tartışma yaratan geçmiş beyanları da gündemden düşmüş değil. Özellikle çocuk yaşta Yunanistan’ın Kos Adası’na eski bir tekneyle kaçtığı yönündeki anlatımı ile daha sonra aile birleşimi kapsamında uçağa binerek Hollanda’ya geldiğinin ortaya çıkması arasındaki çelişki, uzun süre kamuoyunda tartışıldı.

Sosyal medyada Gerard van Erp’in sert eleştirileri yüzlerce tepki aldı. Van Erp, Yeşilgöz’ün güvenilirliğini sorgulayan ifadeler kullandı ve NATO çerçevesinde Türkiye ile aynı masada bulunacak bir Savunma Bakanı olarak Türk-Kürt konumunu eleştirdi.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur. Siyasi eleştiri demokrasinin parçasıdır. Ancak etnik köken üzerinden yürütülen tartışmaların Hollanda’nın çok kültürlü yapısına zarar verme riski de vardır. Asıl tartışılması gereken, 19 milyar euroluk ek savunma bütçesini yönetecek bir ismin vizyonu, tecrübesi ve stratejik kapasitesidir.
Savunma, yalnızca askeri güç değil; diplomasi, ittifak yönetimi ve kriz zekâsı gerektirir. Önümüzdeki dönemde bu alanda atılacak adımlar, hem Hollanda’nın NATO içindeki konumunu hem de Avrupa güvenlik mimarisini etkileyecektir.

Kaynak: İlhan Karacay.com