
IGMG Güney Hollanda Bölge Federasyonu, bölge ve cemiyet yöneticileriyle, İdareciler Yatılı Eğitim Semineri (İYES) çerçevesinde 13-14 Aralık tarihlerinde Wageningen kasabasında WICC Kongre Merkezi’nde bir araya geldiler. 150 kişilik bir katılımla gerçekleştirilen kampa, konuşmacı olarak, IGMG Genel Başkan Danışmanı Bilal Kaçmaz, Eğitimci Abdülhalim Öner ve IGMG Eğitim Başkanı Abdülhalim İnam katıldı.
Bölge Yönetim Kurulu Üyesi ve Islam Color Başkanı Uğur Demirci’nin sunduğu program, Schiedam İslam Merkezi İmam Hatibi Yasir Altıok’un Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Bölge Teşkilatlanma Başkanı Ömer Kıraç’ın yaptığı yoklamanın ardından Bölge Başkanı Mustafa Aktalan’a söz verildi.
Mustafa Aktalan “Teşkilatımızın olmazsa olmazı, temelimizi oluşturan ve aidiyet bilincimizin gereği olarak yapmamız gereken çalışmalarımızdan en önemlisi de infaktır”
40 yıllık arşiv bilgelerini katılımcılarla paylaşan ve kendilerinden öncekilerinin bu uğurda verdiği mücadele ve fedakârlığı belgeleriyle aktaran Mustafa Aktalan yaptığı konuşmada özetle şunlara değindi: “Değerli yöneticiler, İslam’ın yer yüzündeki temsilcileri, Allah’ın sevgili kulları, büyük buluşmamıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Bu buluşmamız, günahlarımızın affına, cennete girmemize ve dünyadaki bütün mazlumların kurtuluşuna vesile eylesin. Bu iki günlük kamp faaliyetimiz sonrası şuurumuzun, heyecanımızın artmasını ve çalışmalarımızın bereketli hâle gelmesini diliyorum. Bugünkü açılış konuşmamda, Mustafa Kayak abinin arşivden bulduğu bazı bilgi ve belgeleri sizinle paylaşmanın uygun olacağını düşündüm. 91 yılına ait şu gördüğünüz yazılı belgede, toplantı tutanağında şu ifadeler kullanılmış: Konu: Süvari ve tahsilat şekli. Gündeme dair de şu karar alınmış: “Teşkilatımıza gönül vermiş herkesin en az bir maaşını infak etmesi lazım” Dün bu çalışmamızın adı “Süvari” idi bugün de “İnfak” olarak aynı maksatla çalışmamız sürüyor. Teşkilatımızın olmazsa olmazı, temelimizi oluşturan ve aidiyet bilincimizin gereği olarak yapmamız gereken çalışmalarımızdan en önemlisi de infaktır. Rabbim bu konuda pek çok ayetinde bizi uyarıyor ve “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça gerçek iyiliğe erişemezsiniz. Küçük büyük her ne verirseniz, Allah onu kesinlikle bilir” buyuruyor. Verilen her bir kuruş evlatlarımızın geleceği için harcanıyor. Kurulan bütün müesseselerimiz gelecek neslimizin buralarda kendi değerlerini yaşayarak, yaşatarak hayatlarını idame ettirmeleri içindir. Cenaze vakfı, İslam okulları gibi oluşumları ta 80’li yıllarda gündemimize almışız ve hayli de yol kat etmişiz. Şimdi her birimizin bölgesinde bir tane İslam okulu hizmet vermekte.
Bakın bu da 1987 yılına ait bir toplantı tutanağı. Tutanakta, “başkan ve birimlerin komisyon üyelerini belirlemesi gerekir” diyor. Yani ta o zamanlarda da aynı sorunları konuşmuşuz. Bu da, bu sorunların ve ihtiyaçların dün olduğu gibi bugün de yarın da olacağı anlamına geliyor. Bizim bu durumda tavrımız bahaneler üretip, çözümden kaçmamız mı yoksa sorunun üzerine gidip, analiz edip çözmemiz mi gerekiyor. Nasıl ki Hz. Musa’nın yanında Hz. Harun vardıysa, bizim de sizin de yanınızda bir Harun, bir Ömer, Osman ve Ali bulunmalıdır.
Bakın bir diğer gündem de, yöneticilerin şuurlanması için bir çalışma başlatılmış o da “İçe dönük eğitim” olarak adlandırılırmış. Biz de aynı çalışmaları farklı isimlerle yürütmekteyiz. TİES, Şuurlanma Seminerleri, İlim Akademisi, İUA gibi alanlarda bu tür çalışmalarımız devam ediyor. Bizim temel ihtiyaçlarımızdan biri de beslenmek, bilgilenmek, şuurlanmaktır. Tıpkı ekmek ve su gibi temel ihtiyacımız bu. Hepimizin bu tür eğitim çalışmalarıyla beslenmemiz gerekiyor. Teşkilatlanama başkanlığımız tarafından yılda 4 kez bu tür seminerler düzenlenmekte ve sizler de bu faaliyetlerimizi takip etmektesiniz. Sizler aldığınız bu bilgileri kendi yönetiminizle paylaşmanız lazım. Bu konuda cömert olun ve aldığınız talimatı, öğrendiğiniz bilgiyi ekibinizle paylaşın ki, bilgi çoğalsın, sorunlar çözüme kavuşsun.
Bakın şu belgede de yeni bir bina alımı için cemiyetlere maddi katkı yapmaları için birer hedef konmuş. O zamanki fiyatlara göre bir değerlendirme yapılmış. Şimdi milyonlar değerindeki binalar, on binlerle satışa sunuluyormuş. Bizi diğer teşkilatlardan ayıran en büyük özellik de kadınlar ve gençlik teşkilatı yapılanmalarımızdır. Bu, onlara verdiğimiz değerin en bariz göstergesidir. Bina alımıyla kalmıyoruz, onun içinin süsü olan cemaati de, insanı da bu hizmet kervanına dahil ediyoruz. Gorinchem, Den Bosch ve Eindhoven, Uden gibi yerlerde de teşkilatımız yeni binalarla bölge halkına hizmet etmek için âdeta yarış ediyor.
Teşkilatımızın bu güçlü hâlini ev sohbetlerine borçluyuz. Bundan dolayı 2026 yılı hedeflerimizde ev sohbetini düzenli, istikrarlı ve verimli bir hâle getirmenin uğraşı içerisinde olacağız. Bunu düzenli olarak yapan cemiyetlerimiz halkaya bir halka ekleyecek. Henüz başlamamış olanlar tez elden bu halkayı oluşturacaklar. Ev sohbetleri pek çok sorunun çözümüdür. Orada kalbe dokunuşun tesiri bir ömür boyu sürer. İnsana sahip çıkmakla, bir yüreğe dokunmakla insan kaynakları sorunu çözeceğiz ve aramıza aldığımız insanla da insanlığa hizmet için çalışacağız.
“Gazze’deki, Sudan’daki, Doğu Türkistan’daki vahşeti, zulmü görmek ve bir şey yapamamak bizleri ve vicdan sahibi insanları derinden üzüyor”
21 Aralık’ta mübarek üç aylara giriyoruz. Her türlü hazırlığı en iyi şekilde yapıtınızı biliyoruz. Ancak bölgenizdeki kurum ve kuruluşlarla olan ilişkinizi üst düzeyde tutun. Kurumsal iftar programlarınızda en az bir belediye ve polis yetkilisini, STK temsilcilerini ağırlamaya çalışın. Bu toplum için ne ifade ettiğimizi, yaptığımız katma değerin neler olduğunu onlar da bilsinler.
Güzel, verimli bir kongreyi de gerçekleştirdik. Başkanımız Kemal Ergün’ün 15 yıllık üstün gayretleri ile teşkilatımız çok ileri bir noktaya geldi. Bizim Kemal hocamıza olan güvenimiz tamdır. Bu durum böyle gittiği sürece desteğimiz de hep onunla ve ekibiyle olacaktır. Genel Başkanımızı hep inançlı, şuurlu, bilgili, donanımlı ve hayatını teşkilatına adamış biri olarak tanıdım. Hem genel merkezle hem de bölge ile alakalı sorularınız, sorunlarınız ve şüpheleriniz varsa bunu rahatlıkla hem bizimle hem de genel merkezle paylaşabilirsiniz. Birbirimize itimat edeceğiz, birbirimizi seveceğiz ve bu da bizim hem hanelerimizi hem cemiyetlerimizi bereketlendirecek hem de bu kutlu yolda verdiğimiz mücadeleyi Rabbim muvaffakiyetle neticelendirecek, omuzlarımızdaki yükü hafifletecektir. Bugünün hazırlanmasında emeği geçen bütün kardeşlerimi kutluyor ve kalbi şükranlarımı sunuyorum. Hem hatiplerimize hem de sizlere kucak dolusu sevgi ve selamlarımı sunuyor, çalışmalarınızda bereketler ve kolaylıklar diliyorum.”
Bilal Kaçmaz: “Dünyanın işyerleri, kazanç ve kâr yerleri fabrikalardır. Ahiretin işyerleri de camilerdir”
Aktalan’ın konuşmasından sonra IGMG Genel Başkan Danışmanı Bilal Kaçmaz “Sünnet Eksenli Bir Hayat” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.
“Yahudiler dinlerini Cumartesi gününe, Hristiyanlar Pazar gününe biz Müslümanlar da Cuma gününe hapsettik” diyerek konuşmasına başlayan Kaçmaz şunları dile getirdi:
“Adımız Ehl-i Sünnet vel Cemaat” idi, şimdilerde “Ehl-i Sünnet vel Cuma“ya çıktı. Dinimizi, ibadetimizi cumalardan ibaret saymaya başladık. Sünneti %e indirdik. Sünnet Hz. Muhammed’in ibadetten ticarete, sanattan siyasete, eğitimden sosyal hayata kadar olan tüm alanlardaki yaşam biçimidir. Sünneti, sakal, sarık, misvak, sahan dibi sıyırmak, ve oğlan çocuğunu sünnet ettirmekten ibaret sanıyoruz. Biz sünneti böyle anlarsak, böyle yaşarsak ve bu 5 şeye hapsedersek peygamberimizi anlamamış olur ve ona karşı büyük bir kusur işlemiş oluruz.
Bunlara riayet eden bir hacı, evladının düğününü çalgı çengi ile yapıyor. “Ben kaybolan yüksek ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim” buyuran bir peygamberin ümmetinin yitiği de bu anlayış olmalı. İbadet seninle beraber camide kalırsa bu ayin olur. Seninle sokağa çıkarsa ibadet olur. Kadınlarımız başlarında Allah’ın ayetini taşıyorlar. Bir zincirin halkaların zayıf halkası kadar güçlüdür. Bu yüzden çok dikkatli olmamız lazım. Mesele takdir edilmek değil, taklit edilmektir.
Camilerimiz imanımızın sigortasıdır. Rabbimiz o kutsal mekânlara “evim” diyor. Farz olan namaz kılmaktır ancak önce kılacağın yeri ve kıldıracak kimseyi bulman lazım. Bu mekânlarda da adanmış adamlar yetiştirmen gerek. O adamaları da Hz. Ömer gibi Allah yolunda infak etmen, İslam’ı tebliğ için yeryüzüne salıvermen lazım. Sahabe sahip çıkmak demektir. Onlar peygamberine sahip çıktıkları için sahabe adını aldılar. Bizler de dinimize, diyanetimize, peygamberimize sahip çıkarak bu isimle anılmalıyız. Sahabe üreten mekanizmaya “sohbet” denir, sohbet dinlemiş, görmüş adama “sahabe” denir. Dünyanın işyerleri, kazanç ve kâr yerleri fabrika ve firmalardır. Ahiretin işyerleri de camiler, mescitlerdir ve cemaat ruhuyla hareket etmektir. ”
Öğle namazı ve yemeğinin ardından başlayan ikinci bölümün ilk konuşmacısı Bilal Kaçmaz idi. Kaçmaz “Mescidlerin yaşatılması” konulu bir sunum yaptı.
Programda teşkilata uzun süre hizmet veren Mustafa Kayak’a altın rozet ve kart takdim edildi. Kayak, geçmişle günümüzün mukayesesini yaptığı konuşmasında, “Bu teşkilat her ne görev verirse kabulümüzdür.” dedi.
Bölge önceki yöneticilerinden Erkan Turan ve Veennedaal cemiyeti önceki başkanı Mustafa Ürün’e de verdikleri hizmetten dolayı plaket takdim edildi.
…
Katılımcıların odalara yerleşiminin ardından 25 sorudan oluşan Kahoot oyunu başladı. Uğur Demirci tarafından koordine edilen yarışmada, genel kültür ve teşkilatla alakalı sorular katılımcıları heyecanlandırdı. Yarışma sonunda ilk üçe girenler kitap hediyeleriyle ödüllendirildiler.
…
Abdülhalim Öner: “Cihadı terk ettiğiniz zaman Allah size öyle bir zillet musallat eder ki dininize dönünceye kadar onu üzerinizden atamazsınız.”
Yarışma sonrasında seminer bölümünün ikinci konuşmacısı Abdülhalim Öner “Sünnetlerin Modernleştirilmesi” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.
“Kur’an bize yeter” diyerek meydana çıkan şarlatanları isim isim sayarak ve onların hezeyanlarına Kur’an ayetleriyle cevap vererek çürüten Öner, bu sünnet düşmanlarının tek hedefinin Kur’an-ı da Müslümanların hayatından çıkarmak olduğunu belirtti.
“Fitne adam öldürmeden de kötüdür” ayetini hatırlatan Öner, bu sünnetsizlerin yaptıklarının da tam da bu olduğunun altını çizdi.
Peygamber efendimizin “Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz” Hadis-i Şerifini hatırlatarak başladığı konuşmasında; kişisel, ailevi, toplumsal, kamu ve emanet ve hesap verme sorumlulukları üzerinde durdu. İslam’ın ihlas, samimiyet, güzel ahlak ve adalet düsturlarını ilke edinenler sayesinde dünyaya yayıldığına dikkat çeken Öner, kişinin davası için kendisini ve ailesini ihmal etmemesinin gerektiğini vurguladı.
“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvâya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” ayetini hatırlatan Öner, canımızı yaksa da, içimizi acıtsa da adaletten sapmamamızın hayati bir öneme sahip olduğunu ifade etti.
Cihadı terk eden milletlerin bela ve musibetlerle imtihan edileceğini belirten Öner, Müslümanların, İslam’ın emrettiği sorumluluk bilinciyle hareket etmelerinin bir zorunluluk olduğunun altını çizdi. Kişisel sorumluluğa örnek olarak “Her nefis, kendi kazandıklarından sorumludur” ayetini gösteren Öner, toplumsal sorumluluğa da “İyiliği emredin, kötülükten sakındırın” ayetini örnek verdi.
“Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin” ayetiyle kamu sorumluluğu üzerinde duran Öner, ahlaki sorumluluğa da “Müslüman, elinden, dilinden insanların emin olduğu kimsedir” hadisini örnek olarak gösterdi.
“Komşusu açken tok yatan bizden değildir” hadisi şerifi ile sosyal dayanışmanın, ekonomik adalet ve eşitliğin, ortak iyiliği güçlendirmenin kapılarının açıldığına dikkat çeken Öner, Ömer B. Abdülaziz ve Hz. Osman’ın bu konudaki uygulama ve yaşamlarından örnekler verdi.
Modern dünyanın sorunlarını da bilgi sorumluluğu, dijital sorumluluk ve ekolojik sorumluluk adı altında işleyen Öner, “Onlara “Yeryüzünde düzeni bozmayın” denildiğinde, “Hayır, biz yalnızca ıslah edenleriz” derler.” ayetini hatırlatarak günümüz dünyasının bozguncularının ahvalini ortaya koydu.
Abdülhalim Öner’in konuşmasının ardından akşam namazı ve yemeğine geçildi. Kısa bir dinlenmeden sonra “Kırmızı Fes Oyunu” adıyla düzenlenen sosyal aktiviteye geçildi. Keyifli anların yaşandığı bu bölümde bir de birinci seçildi. Birinci değerli bir hediye ile ödüllendirildi.
Yatsı nazmının ardından çiğköfteli, sıra geceli sohbet bölümü gerçekleştirildi. Katılımcıların birbirlerini daha yakından tanıdığı bu bölümde türküler söylendi, ilahiler okundu…
Birinci günü bu şekilde tamamlayan katılımcılar istirahat için odalarına çekildiler.
…
Tam katılımlı kılınan sabah namazı ile kampın ikinci günü başlatıldı. Yıldız Eğitim Merkezi Müdürü Mustafa Yüce tarafından kıldırılan namaz sonrası Bilal Kaçmaz kısa bir sohbet verdi ve zikir halkası oluşturdu. Namaz sonrası paylaştırılan cüzlerle orada Gazze ve diğer mazlum coğrafyaların kurtuluşu için bir hatim indirildi.
Kahvaltı sonrası Abdülhalim Öner tarafından “Sünnet Işığında sorumluluk Bilinci” başlıklı bir sunum gerçekleştirildi.
Sunumun ardından oda teslimi için verilen arada katılımcılar, çay-kahve eşliğinde sohbet etme ve programı değerlendirme fırsatı buldular.
Moladan sonra salonda buluşan idareciler, Bölge Tanıtım Sorumlusu Sezer Değmez tarafından interaktif bölüm gerçekleştirildi. Sezerhan, katılımcılara mikrofon uzatarak kamp ile alakalı görüş ve düşüncelerini sordu. Söz alan yöneticiler kampın genel olarak verimli geçtiğini belirterek, daha iyi olması için teklif, tavsiye ve görüşlerini ilettiler.
…
Abdülhalim İnam: “Bir milleti ayakta tutan iki sütun vardır: Biri dil, diğeri dindir”
Kampın değerlendirme konuşmasını IGMG Genel Merkez Eğitim Başkanı Abdülhalim İnam yaptı.
Genel Merkez yönetiminin selamlarını katılımcılara ileten İnam konuşmasında şunlara değindi: “Teşkilatı ve İslam’ı en güzel şekilde temsil ediyorsunuz. Dünya mazlumlarına sahip çıkan tek teşkilatız. “Zulüm ile abad olanın akıbeti berbad olur” düsturundan hareketle hiçbir zulüm karşılıksız kalmaz. Zulme rıza zulümdür. 45 tane gemiden oluşan Küresel Sumud Filosu 57 İslam ülkesinden büyük olduğunu bizlere gösterdi. Sadece dünyanın o tarafı değil Batının da Müslümanlar aleyhine aldığı karaları hep birlikte seyrediyoruz. Belçika helal kesimi yasaklar, Avusturya başörtüsünü yasaklar, Hollanda dini sembolleri yasaklar. Bundan dolayı siz başkanlar, yöneticiler olarak sadece bir derneğin başkanı değilsiniz, o bölgenin, şehrin muhtarı, belediye başkanı, valisi ve en yüksek düzeydeki amirisiniz. Etrafınızda olan bitenden haberdar olacaksınız, dertlilerin derdini dinleyecek, sorunların çözümü için adıma atacaksınız. Bizden sonra çalışmaların devam etmesi için iz bırakacağız.
Erbakan Hocamızın şu sözü bizlere bir yol haritası çiziyor. Ne diyordu hocamız: “Bana Dünyayı sen mi kurtaracaksın? Otur Kur’ân’ını oku. Sana karışan mı var?” diyorlar. “İyi de Kurân’ı Kerim’i okuyunca o da bana: “Kalk zalimlerle mücadele et, cihad et, bilim üret, dünyayı imar et.” diyor!” Bizler de cihadı terk etmeyeceğiz, bilim üreteceğiz ve dünyayı yeniden imar ve inşa edeceğiz.
1960’lı yıllarda Konya’nın bozkırından elinde tahta bavulla yola çıkıp, Haydarpaşa Garı’na gelen Hasan’a oradaki biri “nereye gittiğini?” sorsaydı, o da şu cevabı verirdi: “Almanya’ya gidiyorum. Burada iş güç yok. Orada birkaç yıl çalışıp, biraz para biriktirip döneceğim. Biriktirdiğim parayla bir çift öküz veya traktör, birkaç dönümlük tarla alıp ekip biçeceğim, ailemi geçindireceğim”
O da “Ula Hasan, sen oralara gideceksin, yüzlerce cemaati olan camiler dikeceksin, İslam okulları açacaksın, eğitim kurumları kuracaksın, o ülkeye katkın kadar bu ülkeye ve akrabalarına da çok büyük katkıların olacak.” deseydi, Hasan ne derdi acaba… “Yahu arkadaş ben ne diyorum sen ne diyorsun. Ben bir çift öküz, birkaç dönümlük tarla diyorum sen bana bir dünya kuracağımdan bahsediyorsun, kafayı mı yedin, git başımdan” derdi, büyük bir ihtimalle.
Ama bak, yola çıkanın bile ihtimal vermediği bütün bu sayılanlar gerçek oldu. Rabbimize hamd olsun. O yüzden bu teşkilat Nuh’un gemisi gibidir. Binenin kurtulduğu, inenin denize düşüp boğulduğu, balıklara yem olduğu kurtuluş gemisidir… Herkese el uzatacağız, bu kutlu yolculuğa davet edeceğiz ama önce kendi çevremizden başlayacağız.
Mısır’ın büyük liderlerinden Muhammed Kerim’in şu kıssası bizlere ışık tutuyor. Ne yaşanmıştı onun zamanında…
Mısır’da, büyük lider Muhammed Kerim, Napolyon’un önderlik ettiği Fransız seferine direndi. Ancak tutuklandıktan sonra idama mahkûm edildi. Ancak Napolyon onu yanına çağırdı ve şöyle dedi: “Ülkesini senin gibi bir cesaretle savunan bir adamı idam ettiğim için pişmanım. Tarihin beni vatanlarını savunan kahramanları öldürmüş biri olarak hatırlamasını istemiyorum. Bu yüzden, kaybettiğimiz askerlerimin tazminatı olarak, on bin altın karşılığında seni affedeceğim.” Muhammed Kerim gülümsedi ve şöyle dedi: “Yeterince param yok, ama tüccarlara yüz bin altından fazla borcum var.”
Napolyon ona bir mühlet tanıdı ve o da zincirlerle ve işgalci askerlerle çevrili olarak pazara çıktı. Kurbanlarını feda ettiği kişilere umut bağlamıştı… Ancak tek bir tüccar bile karşılık vermedi. Bunun yerine, onu İskenderiye’nin yıkımının ve ekonomik durumlarının kötüleşmesinin sebebi olmakla suçladılar. Muhammed Kerim, kalbi kırık bir şekilde Napolyon’un yanına döndü. Napolyon ona şöyle dedi: “Seni bizi öldürdüğün için değil, ticaretleri yüzünden vatanlarının özgürlüğünden alıkoyan korkak bir halk uğruna hayatını feda ettiğin için idam edeceğim.”
Bir milleti ayakta tutan iki sütun vardır: Biri dil, diğeri dindir. Eğer dilimize gerekli önem ve değeri vermez isek, yakın gelecekte Norveçli bir Millî Görüşçü Türk ile Hollandalı Millî Görüşçü bir Türk anlaşamayabilir. Teşkilat yöneticileri olarak bu konuda da gerekli çalışmaları yapmanızı istiyoruz.”
İnam’ın ardından sabah namazı sonrası mazlumların kurtuluşu niyetiyle başlatılan hatimin duası yapıldı. Amsterdam Uluslararası Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektöürü Bahaeddin Budak tarafından yapılan dua ile kamp programı sona erdi.
Zeynel Abidin
…

…
Kamp, Schiedam İslam Merkezi Cami İmam Hatibi Yasir Altıok’un Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Program Islam Color Başkanı Uğur Demrici tarafından sunuldu…
Teşkilatlanma Başkanı Ömer Kıraç’ın yaptığı yoklama ile program başladı…

…

…

…

…

…

…

…

…

…

…

…

…
…

…
…

…

…
…

…

…

…

…

…

…

…
…

…

