Her Daim Ümitvarız Biz

Bu yazıyı kaleme aldığımda, 29 Ekim 2025 seçimlerine tam bir ay kalmıştı. Bu vesileyle bir kez daha tüm seçmenlere samimi bir çağrıda bulunmak isterim: Lütfen seçimlere yüksek katılım göstererek, Hollanda’da hukukun üstün olduğu, güvenin tesis edildiği ve demokrasinin hâkim olduğu bir siyasi atmosferin tüm dünyaya örnek teşkil etmesi gerekliliğini sağlayalım.

Her Daim Ümitvarız Biz

Caspar Veldkamp: Bir Dışişleri Bakanının Profili

22 Ağustos 2025 Cuma günü, Dışişleri Bakanı Caspar Veldkamp istifa ettiğini açıkladı. Kendisine ve siyasi duruşuna dair daha yakından bir bakış faydalı olacaktır.

Caspar Cornelis Johannes Veldkamp, 23 Nisan 1964’te Noord-Brabant bölgesinin Etten-Leur kentinde doğdu. Hollandalı siyasetçi, eski büyükelçi ve kamu yönetimi uzmanıdır. 2 Temmuz 2024 ile 22 Ağustos 2025 tarihleri arasında, Nieuw Sociaal Contract (NSC) partisini temsilen Schoof Kabinesi’nde Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı. Bu görev öncesinde, 6 Aralık 2023’ten itibaren Temsilciler Meclisi’nde milletvekiliydi.

Diplomatik kariyerinde, Hollanda’nın İsrail (2011–2015) ve Yunanistan (2015–2019) Büyükelçiliklerini yürüttü. Ardından 2020–2023 yılları arasında Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD)’nin Londra ofisinde üst düzey yöneticilik yaptı.

Dışişleri Bakanlığı görevindeyken, Schoof Kabinesi’nin ana hatlar mutabakatının koalisyon anlaşmasına dönüşmesi sürecinde, özellikle İsrail–Gazze savaşı bağlamında uluslararası hukuk ve insani yardım ilkelerine dikkat çeken bir paragrafın metne eklenmesini sağladı (13 Eylül 2024).

Mayıs 2025’te Avrupa kamuoyunun dikkatini çeken “Caspar Önerisi” ile İsrail’in Gazze’deki eylemlerinin, Avrupa Birliği ile İsrail arasındaki Ortaklık Anlaşması (EMA) çerçevesinde yeniden değerlendirilmesini teklif etti. Bu öneri, beklenmedik şekilde geniş destek gördü ve Avrupa Komisyonu konuyla ilgili bir soruşturma başlatmak zorunda kaldı.

Ancak 22 Ağustos 2025’te, İsrail’e yönelik diplomatik önlemler konusundaki önerileri, kabinedeki VVD ve BBB partileri tarafından engellenince görevinden istifa etti. Aynı gün içinde kabinedeki tüm diğer NSC’li bakanlar da istifasını sundu. (Kaynak: Wikipedia)

Her Daim Ümitvarız Biz

29 Ekim 2025 Çarşamba günü gerçekleştirilecek olan erken genel seçimler, Hollanda’nın son yıllarda karşı karşıya kaldığı en kritik siyasi eşiklerden birini temsil ediyor. 2023 seçimleri sonucunda kurulan Schoof Hükûmeti’nin dağılması, ülkede siyasal istikrarın kırılganlığını ve yönetişim krizlerini bir kez daha gün yüzüne çıkardı.

Koalisyon ortakları arasındaki göç ve iltica politikalarına dair temel anlaşmazlıklar sadece hükûmetin sonunu getirmedi; aynı zamanda halkın siyasete olan güvenini de ciddi şekilde sarstı. Yaklaşan seçimler, bu bağlamda ya siyasal bir yeniden yapılanma fırsatına ya da daha derin bir kutuplaşmanın başlangıcına işaret edebilir.

2023 seçimlerinin ardından kurulan dört partili koalisyon (PVV, VVD, NSC, BBB), yalnızca yaklaşık 18 ay ayakta kalabildi. Krizin kıvılcımı, PVV’nin göç politikalarına dair sunduğu 10 maddelik radikal teklif oldu. NSC, bu taleplerin koalisyon protokolü yeniden açılmadan kabul edilmesini reddedince, PVV koalisyondan çekilerek hükümetin düşmesine yol açtı.

İlginçtir ki aynı mesele, 2023 yılında Rutte IV Hükûmeti’nin 7 Temmuz’da düşmesine de neden olmuştu. Bu durum, göç ve iltica meselesinin Hollanda siyasetinde ne denli yapısal bir kriz haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor. Seçmenlerin siyasete olan inancı ise, sürekli değişen koalisyonlar, kısa ömürlü hükûmetler ve karar alma süreçlerindeki tıkanmalar nedeniyle giderek aşınıyor.

Her Daim Ümitvarız Biz

Seçim Gündemini Belirleyen Ana Temalar ise:

– Konut Krizi (Woningcrisis): Özellikle gençler ve düşük gelirli gruplar için erişilebilir konutların yetersizliği, seçmenin birinci gündem maddesi. Siyasi partiler artık yalnızca vaatleriyle değil, bu alandaki somut çözüm önerileriyle değerlendiriliyor.

– Göç ve İltica Politikaları: Hükûmetin düşmesine neden olan bu konu, kampanyaların en sert tartışma alanı haline geldi. Hollanda’nın yıllık mülteci kapasitesi, entegrasyon politikaları ve aile birleşimi gibi konular partilerin vaatlerinde merkezî bir yer tutuyor.

– Sağlık ve Alım Gücü: Artan sağlık maliyetleri, personel açığı ve uzun bekleme listeleri nedeniyle sağlık sistemine olan güven sarsılmış durumda. Buna ek olarak, hayat pahalılığı ve sosyal eşitsizlikler de oy tercihlerini önemli ölçüde etkiliyor.

– Güvenlik ve Savunma: Artan uluslararası tehditler, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın uzantıları ve NATO yükümlülükleri kapsamında savunma politikaları yeniden gündemde.

Her Daim Ümitvarız Biz

Son anketlere göre Hollanda siyasi haritası giderek daha parçalı bir yapıya evriliyor. PVV hâlen en büyük parti konumunda olsa da 2023’e kıyasla güç kaybetmiş durumda. YeşilSol–İşçi Partisi (GroenLinks–PvdA) ciddi bir yükseliş ivmesi yakaladı ve bazı anketlerde PVV ile başa baş gidiyor.

CDA, uzun süredir yaşadığı düşüşten toparlanma emareleri gösteriyor. Öte yandan, yıllarca siyasi merkezde yer alan VVD, hem oy oranında hem de seçmen güveninde ciddi kayıplar yaşıyor. NSC ise siyasi arenadan silinme tehlikesiyle karşı karşıya.

Sağ kanatta JA21 yükselişteyken, çevreci ve sol partiler stabil veya hafif artış eğiliminde. Denk Partisi, iç krizini çözdükten sonra, sürpriz bir çıkış yapma potansiyeline sahip.

Bu tablo, klasik sol–sağ bloklar arasında net bir çoğunluğun oluşmasını zorlaştırıyor. Yeni bir hükûmetin kurulabilmesi için en az üç, hatta dört partili koalisyonlara ihtiyaç duyulacağı aşikâr. Bu nedenle, her partinin çıkaracağı milletvekili sayısı, hükûmet kurma sürecinde büyük önem taşıyacak.

Demokrasinin Eşiğinde: Güven Yeniden İnşa Edilebilir mi?

Bu seçimler, yalnızca partiler arasındaki güç dengelerini değil; aynı zamanda seçmen ile siyaset kurumu arasındaki güven ilişkisini de yeniden tanımlayacaktır. Art arda gelen hükûmet krizleri, yerine getirilmeyen vaatler ve sık sık değişen koalisyonlar, toplumda siyasal yorgunluğa yol açtı. Seçmen artık sadece “Ne vaat ettiniz?” sorusunu değil, aynı zamanda “Ne yaptınız ve ne kadar tutarlısınız?” sorusunu da yüksek sesle sormaya başladı.

Bu çerçevede, 29 Ekim 2025 seçimleri, Hollanda demokrasisi açısından kritik bir dönüm noktası olabilir. Daha kapsayıcı bir siyaset anlayışı, sağlam temellere oturan koalisyon modelleri ve toplumsal güvenin yeniden tesisi için önemli bir fırsat sunmaktadır. Aksi halde, siyasal kutuplaşma ve toplumsal güvensizlik çok daha derin bir hal alabilir.

Her Daim Ümitvarız Biz

Hollanda’da 2006 yılında yapılan Temsilciler Meclisi seçimlerinin hemen ardından, Devlet Kurumu’ndan aldığım özel bir davet üzerine Lahey’de bir görüşme gerçekleştirdim. Görüşmede, o dönemki seçim sonuçlarına dair değerlendirmelerim ile birlikte, Hollanda’nın siyasi geleceğine ilişkin öngörülerim soruldu.

Yaklaşık yirmi yıl önce dile getirdiğim değerlendirmeler, bugün yaşanan gelişmeler ışığında sanki bugüne yapılmış bir analiz niteliğinde. Özetle şunu söylemiştim: O dönemlerde başlatılan çatışmaların ve siyasi müdahalelerin bedelini, er ya da geç Avrupa’ya ödettireceklerdir. Bugünkü Avrupa’nın içinde bulunduğu siyasi çıkmaz, o tarihlerde yapılan tercihlere bir tepki olarak ortaya çıkmış gibi görünüyor.

Kalın saǧlıcakla,

Kaya Turan Koçak