
Corendon Amsterdam Schiphol Airport Hotel’de düzenlenen “Senin Sesin. Senin Geleceğin.” başlıklı gençlik buluşması, tatil ve güneşli havanın cazibesine rağmen büyük ilgi gördü. 18-35 yaş arası 137 Hollandalı Türk genç, kimlik, siyaset, yapay zeka (AI) ve işgücü piyasası gibi güncel konuları tartışmak üzere bir araya geldi.
Türk Bilgi ve Dokümantasyon Merkezi (TCID) tarafından düzenlenen etkinlik, diyalog, bağ kurma ve söz sahibi olma temaları üzerine inşa edildi.
“Artık bizsiz bize dair konuşmayın”
Günün açılış konuşmasını TCID’nin Başkanı Mustafa Özcan yaptı. Kişisel hikayesini anlatarak başladı: “40 yıl önce bir hayalle Hollanda’ya geldim. Hayalim gerçekleşti ama gönlüm toplulukta kaldı.
” Beş yıl önce Deniz Köker ile birlikte TCID’yi neden kurduklarını şöyle anlattı: “Uzmanlar o zaman şunu söylüyordu: ‘Talep, arzı karşılayamıyor.
Bizim sloganımız bu yüzden: Artık bizsiz bize dair konuşmayın. Bugün sizin sesinizle ilgili. Sizin geleceğinizle.”
Özcan, Amsterdam Başkonsolosu Burak Ersoy Bey’in ve STK’lar ile yerel siyasi partilerin temsilcilerinin katılımının, bu neslin sesinin gerçekten önemli olduğunu gösterdiğini vurguladı. Gençlere seslenerek şunları söyledi: “Bu anı yakalayın. Sadece dinlemeyin, konuşun, sorular sorun. İçinizden geçenleri paylaşın.”
Bilim, siyaset ve pratisyen bakış açısıyla konuşmacılar
Program, Türk toplumunun medar-ı iftiharlari Prof. Dr. Bedir Tekinerdoğan, Prof. Dr. Mehmet Akşit ve psikolog Sibel Köklü gibi konuşmacılarlazenginleşti.
Prof. Dr. Bedir Tekinerdoğan(Wageningen Üniversitesi, Bilişim Profesörü), “Yapay Zeka Çağında Başarı” başlıklı sunumunda yapay zekanın toplum ve işgücü piyasası üzerindeki etkilerini anlaşılır bir dille anlattı.
Tekinerdoğan, başarının yalnızca sahip olmakla değil, daha fazla insan olmakla ilgili olduğunu vurguladı. Japonca bir kavram olan Ikigai’yi (‘var olma sebebi’) tanıtarak, gençleri tutku, yetenek, ihtiyaç ve değer yaratma kesişiminde anlam aramaya davet etti.
İnsan zekası ile yapay zeka arasındaki temel farkları açıklayan Tekinerdoğan, sembolik AI, makine öğrenimi, derin öğrenme ve otonom AI ajanları arasındaki evrimi örneklerle gösterdi.
Özellikle “zeka tek başına yeterli değildir; bilgelik olmadan toplum yönünü kaybedebilir” diyerek, modern dünyanın veri ve hıza odaklanırken bilgeliği ihmal ettiğini belirtti.
Sunumunu şu sorularla tamamladı: “AI asla neyin yerini almamalıdır? Hangi mirası bırakmak istiyoruz? Başarı nedir?” Gençleri meraklı kalmaya, eleştirel düşünmeye, işbirliği yapmaya ve teknolojiyi insan onuruyla birleştirmeye çağırdı.
Prof. Dr. Mehmet Akşit(Risk Yönetimi Başkanlık Konseyi) ise “Zoeken naar een zinvol leven” (Anlamlı Bir Hayat Arayışı) başlıklı sunumunda gençleri mutluluk, rutin hayat, öz-farkındalık ve değer yaratma üzerine derin bir yolculuğa çıkardı.
Akşit, herkesin mutluluğu aradığını ancak çoğu zaman kısa süreli fizyolojik hazların (sürekli eğlence, tüketim, maddi şeyler) peşinde koşmanın gerçek anlamda mutlu bir hayata götürmediğini belirtti.
“Trajik üçgen” olarak adlandırdığı kavramla –derin duygusal acı, suçluluk ve boşa harcanmış bir hayat– birçok gencin sessizce mücadele ettiğini vurguladı.
Özellikle bilinçsiz rutin bir hayatıntehlikelerinedikkat çeken Akşit, sürekli aynı döngüler içinde (iş, alışveriş, ödemeler, tatil) sorgulamadan yaşamanın, maddiyata aşırı vurgu yapmanın ve öz gelişimi ihmal etmenin bireyi içsel bir boşluğa sürüklediğini anlattı. Peki bu durumdan nasıl çıkılır?
Akşit’in cevabı şuydu: “Bezinning en zelfreflectie – tefekkür ve öz-farkındalık. Hayata dair sorular sormaya başlayın. Hangi tür insan olmak istediğinize karar verin.” Nihai çözüm olarak ise değer yaratmayı gösterdi: İlgi geliştirmek, bilgiye dönüştürmek, bu bilgiden tatmin ve sevgi üretmek.
Akşit, tüm bu çabaların sonunda bireyin kendini aşan bir değişim, eser, sevgi ve anlamlı bir yaşam iradesi geliştirdiğini söyledi. Sunumunda Viktor Frankl’ın logoterapisinden, terör yönetimi teorisinden, umut teorisinden ve anlatı psikolojisinden yararlandı.
Sibel Köklü(Transitium Groep direktörü ve yönetim kurulu üyesi) Hollanda’daki siyasi süreçleri ve karar alma mekanizmalarını anlatarak katılımcıları “Karar alınan masada yoksan, karar alınan menüde olursun” diyerek siyasi olarak aktif olmaya teşvik etti.
Başkan yardımcısıDeniz Köker, Hollanda Türklerinin artık menüde değil, karar mekanizmalarında bulunmaları için kendi siyasi görüşlerine uyan partilerde aktif olmalarını temenni ettiğini bildirdi.
Burada önemli olanın, Hollanda Türkleri olarak ortak çıkarları olduğunu unutmamaları ve her ne kadar farklı siyasi görüşlere sahip olsalar da hangi parti veya siyasi oluşumda bulunurlarsa bulunsunlar, ortak çıkarlarımızı gözeterek çalışmaları gerektiğini vurguladı. Bir sonraki TCID etkinliğinin Kasım 2026’da Hollanda Türklerinin geleceği hakkında olacağını duyurdu.
Koordinatörler Semihanur ve Emre’nin katkısı
Etkinliğin büyük bir bölümü gençlik koordinatörleri Semihanur ve Emre tarafından dinamik bir şekilde yönetildi. Onlar sayesinde buluşma tek yönlü bir dinleme etkinliği olmaktan çıktı. İnteraktif çalışma biçimleri, tezler ve aktif konuşma turlarıyla 137 katılımcıyı düşünmeye, fikir üretmeye ve soru sormaya teşvik ettiler.
Enerjik ve samimi yaklaşımları katılımcılardan tam not aldı. Salondaki bir profesyonel, “Onlar bu neslin sadece dinlemeye değil, aynı zamanda inşa etmeye geldiğinin canlı örneği” yorumunda bulundu.
Buluşma ve sonrası
Resmi programın ardından (13.30 – 16.30) katılımcılar, konuşmacılar ve kurum temsilcileri bir kokteyl eşliğinde sohbet etmeve networkfırsatı buldu. TCID, bu etkinliği geleneksel hale getirerek Hollandalı Türk gençlerin görüldüğü ve duyulduğu bir platform yaratmayı hedefliyor. Mustafa Özcan’ın sözleriyle bitirelim: “Siz yarının inşacılarısınız.
Birlikte, artık kimsenin ‘Beni dinleyen olmadı’ demek zorunda kalmayacağı gençlerle bir gelecek inşa ediyoruz.”
Gelecek etkinlikler için bizi takip edin:www.tc-id.nl
…
…

