Kuzey Hollanda Bölgesi’nde satın alınan Almere Erkam Camii, düzenlenen törenle ibadete açıldı. Açılış programına IGMG Genel Başkanı Kemal Ergün, T.C. Amsterdam Başkonsolosu Mahmut Burak Ersoy, IGMG Kuzey Hollanda Bölge Başkanı Mustafa Hamurcu, Güney Hollanda Bölge Başkanı Mustafa Aktalan, Joram van Klaveren, sivil toplum temsilcileri, BYK üyeleri ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı.

Weesp Alaaddin Cami İmam Hatibi, İlahiyatçı-Manevî Rehber Abdullah Günel tarafından sunulan açılış töreni, Almere Eğitim Başkanı Hafız Abdullah Kaya’nın Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı.

Ardından caminin inşa süreci ve bölge Müslüman toplumu için taşıdığı anlam üzerine konuşmalar gerçekleştirildi.
Almere Erkam Camii, sadece ibadet için değil; eğitim çalışmaları, kültürel etkinlikler ve sosyal faaliyetler için de önemli bir merkez olacak. Bu yönüyle cami, özellikle gençlerin dini ve kültürel kimliklerini geliştirmelerine katkı sunmayı hedefliyor.

Program sunucusu Abdullah Günel, günü özetleyen bir kounuşma yaptı. Günel konuşmasında şunlara dikkat çekti:

Weesp Alaaddin Camii İmam Hatibi Abdulah Günel: “Almere şehrinin ufkunda bugün yeni bir nur parlayacak”

Kıymetli misafirler, sevgili hazirun,
Bugün bu mübarek mekânda sizleri, selamların en güzeli, kalpleri birleştiren, gönüllere huzur veren Allah’ın selamı ile selamlıyorum: Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.
Almere şehrinin ufkunda bugün yeni bir nur parlayacak inşallah: IGMG Almere Erkam Camii.
Her geçen gün kıyamet vaktine yaklaştığımız, zulmün, gözyaşının ve savaşların gölgesinde yaşadığımız şu zamanda; işte burada açılan bu mabed kapıları, cennete açılan bir rahmet kapısı olacaktır. İnşallah bu camimiz, ümmetin rızâ-i İlâhî’ye giden köprüsü olacaktır.
Ve bizler, buranın inşası ve ihyasında zerre kadar emeği geçmiş olan herkes için, amel defterlerinin ilelebet açık kalacağına bugün burada hep birlikte şahitlik ediyoruz. Rabbim de bu şahitliğimizi dergah-ı izzetin de en güzel şekilde makbul eylesin.
Zira camiler, yeryüzünde göğe açılan kapılardır; burada atılan her adım, edilen her dua, secde edilen başlar, okunan ve okutulan kuranlar sadece taş duvarlara değil, ebediyetin güzel ve salih amel sayfalarına işlenecektir.
Bu mabedin duvarları yükselirken, aslında ümmetin umudu, kalplerin dirilişi ve nesillerimizin istikameti yükselmektedir.
Cami demek kardeşliğin evi, hikmetin mektebi, secdenin, huzurun ve barışın vatanıdır.
İmam Gazâlî der ki: “Mescitler, müminin kalbinin huzur bulduğu yerlerdir. Orası Allah’ın huzuruna adım adım yaklaşmanın mekânıdır.”
İmam Mâverdî ise şöyle buyurur: “Bir şehirde mescitler canlıysa, orada iman da canlıdır; bir şehirde mescitler susmuşsa, orada kalpler de susmuştur.” Binaenaleyh, işte bu camimiz de inşallah Almere’deki Müslümanların kalbini canlı tutacak, huzuru diri kılacak bir mekân olacaktır.
Çocuklarımız burada Kur’an ile büyüyecek, gençlerimiz burada kardeşlik ruhunu soluyacak, büyüklerimiz burada huzur bulacaktır.
Bugün bizlere düşen ise, bu mabedi sadece inşaası ile değil, imanımızla, sevgimizle, kardeşliğimizle, davet, fedakar ve dava ruhumuzla doldurmaktır.
Kıymetli misafirlerimiz, bu mübarek Cuma ve camimizin açılış gününde bizleri yalnız bırakmayıp bizlerle birlikte oldukları için değerli konuklarıma can-ı gönülden şükranlarımı sunuyorum.”

Taylan Gürbüz: “Camimiz, hem bulunduğumuz topluma hem de gelecek nesillere ışık saçan bir ilim ve irfan yuvası olacaktır”

Abdullah Günel’in konuşmasının ardından Almere Erkam Camii Başkanı Taylan Gürbüz konuşmasını yapmak için kürsüye davet edildi. Gürbüz, uzun, zorlu bir süreçten sonra mutlu bir sona ulaştıkları için Allah’a hamd ederek konuşmasına başladı ve şunları dile getirdi:…

“Çok kıymetli misafirlerimiz,
Hepinizi en kalbi duygularımla, hürmet ve muhabbetlerimle selamlıyorum.
Bugün burada, Rabbimizin lütfu ve sizlerin destekleriyle alınan IGMG Kuzey Hollanda Bölgesi Almere Erkam Camii’nin açılış töreninde bir arada bulunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu mübarek mekânın kapılarının ibadete açılışına şahitlik etmek, hepimiz için tarifsiz bir sevinçtir.
Öncelikle bizleri yalnız bırakmayan, teşrifleriyle bizleri onurlandıran İslam Toplumu Millî Görüş Genel Başkanımız Sayın Kemal Ergün Bey’e şahsım ve teşkilatım adına gönülden teşekkürlerimi arz ediyorum.
Teşkilatımızın kuruluş ve alım sürecinde maddi manevi desteğini esirgemeyen ve bizleri hiçbir zaman yalnız bırakmayan saygıdeğer Bölge Başkanımız Sayın Mustafa Hamurcu Bey’e en kalbi şükranlarımızı sunuyorum.
Yine bizlere verdikleri destek ve yakın ilgilerinden dolayı Türkiye Cumhuriyeti Amsterdam Başkonsolosumuz Sayın Mahmut Burak Ersoy Beyefendi’ye teşekkür ediyorum.
Bu şubemizin alım sürecinde ve sonrasında bugüne gelmesinde katkı sağlayan, başta kurucu yöneticilerimiz olmak üzere; bugüne kadar büyük emekleri geçen şube yönetimimize, Kadınlar Teşkilatımıza ve gençlik teşkilatlarımızın yöneticilerine ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Çok büyük fedakârlık yaptılar ve hâlen bu fedakâr çalışmalara devam etmektedirler. Kendilerine canı gönülden teşekkür ediyorum.
Bu caminin açılmasına vesile olan, maddî ve manevî desteklerini esirgemeyen tüm kardeşlerimize ve hayırseverlerimize şükranlarımı sunuyor, hayırlarının en güzel şekilde kabul olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Ve elbette, bu davete icabet ederek açılışımızı daha da anlamlı kılan siz kıymetli cemaatimize teşekkür ediyorum. Sizlerin varlığı, birlik ve beraberliğimizin en güzel göstergesidir. Rabbim bu şubemizi ibadetlerimizle, dualarımızla, gençlerimizin Kur’an ve ilim öğrenmesiyle bereketlendirsin. Caminin hem bulunduğumuz topluma hem de gelecek nesillere ışık saçan bir ilim ve irfan yuvası olmasını diliyorum.
Hepinizi tekrar sevgi ve saygıyla selamlıyor, açılışımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”

Taylan Gürbüz’ün konuşmasının ardından IGMG Kuzey Hollanda Bölge Başkanı Mustafa Hamurcu bir konuşma yaparak cami alım sürecini değerlendirdi. Hamurcu yaptığı konuşmada şunları ifade etti:

Mustafa Hamurcu: “Bizim teşkilatlarda yetişen nesil, toplumun ve ülkenin yükünü omuzlayan nesil olmuştur”

“Göreve geldiğimizde hedeflerimizin başında gelen Almere şehrinde bir şubemizin olmasıydı. Almere’de 285 bin nüfus, bunun 5 bine yakını Türk kökenli ama Müslüman olarak sayı çok daha fazla. Biz teşkilat olarak nerede mu’min kardeşlerimiz varsa, onların da Allah’ın davasını yaşayıp ve yaşatmak için nasiplerini almalı düşüncesiyle ve inancıyla teşkilat calışması yapmaktayız.

Bizim bu müesseselerdeki hizmetlerimiz gençliğe, kadınlara, genç kızlarımıza ve gelecek nesillerin şuurlu, bilinçli, ve donanımlı gençler yetiştirmek ve topluma faydalı olan insanların yetişmesi. Bizim teşkilatlarda yetişen gençlerimiz hamdolsun topluma yük olan nesil olmamıştır. Toplumun ve ülkenin yükünü omuzlayan nesil olmuştur. Biz bulunduğumuz ortamda her zaman komşularımızla ve toplumla iletişim ve katkıda bulunan bir cemaatiz.

Bu binadan önce birkaç bina icin çalışmalarımız oldu ve maalesef belediye ile iletişimde sıkıntı yaşandı ve onların destekleri istediğimiz düzeyde olmadı. Burası nasip oldu ve biz inaniyoruz ki burası bir başlangıç. Rabbim nasip ederse birkac sene içerisinde daha geniş mekân arayışına gireceğiz.

Burada başta şube başkanımız ve heyeti olmaküzere bütün emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Ama özellikle Almere Kadınlar Teşkilatına ayrı teşekkür etmek istiyorum. Bu calışmanın arka planda turbo motoru onlar. Biz buraya bina alımı konusunda toplantıya geldiğimizde resmen heycandan gözleri parlıyordu hepsinin. Onlar bize, “başkanım siz binayı alın biz gereken her şeyi yaparız” dediler. İşte şimdi onların dediği gibi oldu her şey. Allah kendilerinden razı olsun.”

Mustafa Hamurcu’nun konuşmasının ardından kürsüye Amsterdam Baaşkonsolosu Mahmut Burak Ersoy davet edildi. Camilerin, Müslüman toplumun hem manevî merkezi hem de sosyal hayatının kalbi olduğuna vurgu yapan Ersoy konuşmasında şunları dile getirdi:


Mahmut Burak Ersoy: “Bir caminin açılışı, bir medeniyetin, bir inancın ve bir kardeşlik ruhunun yaşatılması demektir”

“Bugün, Hollanda’da, Hollanda’nın en yeni şehri olan Almere’de Türk ve Müslüman toplumu için kıymetli bir güne şahitlik ediyoruz. Zira bir caminin açılışı, yalnızca bir binanın hizmete girmesi değil; aynı zamanda bir medeniyetin, bir inancın ve bir kardeşlik ruhunun yaşatılması demektir. Camiler Müslüman toplumun hem manevi merkezi hem de sosyal hayatının kalbidir.

Türk toplumunun Avrupa’da kurduğu Camiler bu anlayışı en iyi şekilde yaşatmaktadır. Gurbet ellerde yaşarken, kimliğimizi ve değerlerimizi korumanın önemini çok daha derinden hissediyoruz. Çocuklarımızın ve gençlerimizin kendi kültürlerini, dinlerini ve değerlerini öğrenebilmeleri için camilerimiz büyük bir görev üstlenmektedir.

Bu cami, inşallah yavrularımız için bir mektep olacak; onları hem dini hem de ahlaki yönden güçlendirecektir. Aynı zamanda camiler, içinde bulunduğumuz topluma da açık mekânlardır. Farklı dinlerden, farklı kültürlerden dostlarımızı misafir edebileceğimiz, onlarla dostluk köprüleri kurabileceğimiz merkezlerdir. Bu yönüyle camiler, barışın ve hoşgörünün sembolü olarak da büyük bir anlam taşır.

İçinde bulunduğumuz ayrışma ve çatışmanın öne çıktığı bu zor dönemde Camilerimize ve cemaatine birleştirici ve bütünleştirici olma, geniş toplum yararına hizmet etme ve sosyal hayata katkı sunma bağlamında daha da büyük sorumluluklar düşmektedir.

Burada kardeşlik tohumları yeşersin, gönüller huzur bulsun. İnşallah bu camimiz, hem bulunduğumuz şehirde bir manevi merkez olacak hem de tüm insanlığa barış mesajı verecektir. Özellikle Gazze’deki kardeşlerimizin kurtuluşu için hayır dua ve niyazlarımızın mekanlarından biri olsun.

Bu vesileyle emeği geçen herkese şükranlarımızı sunuyor, davetiniz ve emekleriniz nedeniyle İGMG Kuzey Hollanda Başkanı Mustafa HAMURCU’nun şahsında Hollanda’daki Millî Görüş teşkilatı mensuplarına teşekkür ediyorum. Allah bu camimizi hayırlı eylesin, dualarımızı kabul buyursun.”

Ersoy’un konuşmasının ardından IGMG Genel Başkanı Kemal Ergün günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yaptı. Camilerin yeryüzünde iyinin, güzelin, doğrunun, hak ve adaletin etkin veya yaygın hâle gelmesi için mücadele edilen şuurlu insanların yetiştiği mekânlar olduğuna dikkat çeken Ergün konuşmasında şunları dile getirdi:

Kemal Ergün: “Duamız odur ki, bölgemizin Almere şubesi olgun mü’minlerin yetişmiş olduğu mekân olsun”

“Değerli misafirler,
Bir cuma gününde Kuzey Hollanda bölgemizin Almere şehrinde bir aradayız. Camimizin açılış merasiminde bizi bir araya getiren Rabbimizi hamd ediyoruz. Bu camimizin hayırlara vesile olmasını cenab-ı hak’tan niyaz ediyorum. Başkanımız Taylan kardeşimizin şahsında tüm idarecilerini burada görev yapan hocaefendi hoca hanım eğitimcileri ve destek olan iş adamlarını, üyelerimizi ve gönülülerimizi de tebrik ediyorum. Camilerimiz yeryüzünde iyinin, güzelin, doğrunun, hak ve adaletin etkin veya yaygın hâle gelmesi için mücadele edilen şuurlu insanların yetiştiği mekânlardır. Bu toplumun asli parçalarıdır. Biz Müslümanlar olarak yaşamış olduğumuz bu ülkede, bu şehirde kendimizi göçmen yabancı olarak görmüyoruz. Bu toplumun asli bir unsuru, asli bir parçası ve eşit yurttaşı olarak görüyoruz, dolayısıyla başkanımız ifade etti, “ne şahsımız ne gençlerimiz ne neslimiz ne de geleceğimiz bu topluma yük olan değil, yük alan bireyler yetişsin” diye camilerimizi inşa ediyoruz.
Değerli kardeşlerim yeryüzünün birçok yerinde işgaller var sömürüler var insan hakları ihlalleri var. Ukrayna’sından Doğu Türkistan’ına, Myanmar’dan Gazze’sine kadar olan coğrafyalarda bebekler ölüyor, sivil insanlar ölüyor. Savaş suçu bile sayılamayacak cinayetler var. Ben özellikle başta Gazze olmak üzere yeryüzünün birçok yerinde sıkıntı çeken kardeşlerimizin, mazlumların inşallah bu açmış olduğumuz yerler kurtuluşuna vesile olur diye şu güzel cuma gününde temennide bulunmak istiyorum.
Aziz kardeşlerim, biz bu camilerin niçin açıyoruz? Almere’de açmış olduğumuz bu cami bir başlangıç bugün göreceksiniz. 2 sene sonra Taylan kardeşimiz merkeze gidecek ve “burası bize yetmiyor diyecek daha büyük yer daha büyük külliye alalım, yapalım” diyecek son 10 yılda kabataslak hesap ettiğimizde Hollanda’da 30’a yakın mülk almışız. Okul, cami, külliye, bina, imamevinden oluşan 30 mekân almışız. Dolayısıyla her açmış olduğumuz, her anahtarını teslim aldığımız yer cemaatimize küçük gelmekte, daha büyük mekanlar, daha güzel yerler için kollar sıvanmaktadır.
90’lı yıllarda rahmetli Osman Yumakoğulları abimiz genel başkanımızdı. O zaman biz yaşı genç bir imamdık. Bizim camilerimiz o zamanlar kiralıktı. Osman abi “Oğlum” diye hitap ederdi. “Oğlum yer alın, bina alın” deyince, cemaat de “Bu kadar büyük yer aldığımızda oraları nasıl dolduracağız başkanım. Bizim bu çocuklarımız, gençlerimiz aldığımız yerlere sahip çıkmaz” derdi. Ta o zaman 90’lı yılların başında gördük ki Osman abinin ufkuna kadar genişmiş, Allah ona rahmet etsin. Ta o zaman “yer alın, Allah evini yalnız bırakmaz” derdi.

İslam Toplumu Millî Görüş Teşkilatları olarak Latin Amerika’dan Balkanlar Kıbrıs’tan Arjantin’ine, Portekiz’den  Macaristan’ına İtalya’sından İskandinav ülkelerine kadar geniş bir yelpazede hizmet veriyoruz. Önümüzdeki hafta Lüksemburg ardından da Portekiz şubelerimizin açılışını yapacağız. Hangi camimizi almışsak emin olun 3 sene sonra orası yetmiyor, daha büyük bir külleye daha büyük bir eğitim merkezine, daha büyük bir okula ihtiyaç hasıl oluyor.

Aziz kardeşlerim peki bu binaları niçin alıyoruz? Elbette daha fazla mekânımız olsun diye değil. Teşkilatımızı alıp veya inşa ederken temel gayemiz şudur: Bizim liderimiz, önderimiz şüphesiz Hz. Muhammed Mustafa aleyhissalatu vesselam efendimizdir. O çok az konuşur, konuşması çok mana ifade ederdi. Efendimiz bizim bu camilerde, bu mekânlarda, bu kurumlarda olgun, hakiki ve kamil bir mümin olmamızı istemektedir.  Evet “La ilahe illallahMmuhammedur Resulullah” diyen herkes Müslümandır ama “arzu edilen mü’min midir?” Bugün yeryüzünde 2 milyar’a yakın Müslüman var, ancak arzu edilen mümin miyiz?

Müslüman ülkeler başta olmak üzere biz Müslümanlar bulunduğumuz şehrin mimarisine, estetiğine, zanaatına, sanatına, kültürüne, sosyal hayatına ne kadar katkı sağlıyoruz? Bulunduğumuz şehirlerde enerji krizi varsa, atık çöpler arzu edilen bir şekilde değilse, havayı kirletiyorsak, hayvana, insana çevreye, suya saygıda bulunmuyor, hoyratça kullanıyorsak gerçek mü’min olduğumuzdan habsetmemiz güç. Gelecek nesillerin emanet olarak bize bırakmış olduğu yeraltı zenginliklerini, Allah’ın bize emanet olarak verdiği bu nimetleri Allah’ın istediği şekilde kullanmıyorsak, gelecek nesillerin haklarına giriyor, gasp ediyorsak büyük vebal ve sorumluluk altındayız demektir. Ve bizim bulunduğumuz yerlerde savaşlar, işgaller, sömürü, haksızlık ve adaletsizlik varsa, elbette arzu edilen Müslüman değiliz. Biz eğer arzu edilen müslümanlar olursak Hz.  Adem ve Havva’nın çocuklarıyla huzur, barış içinde; ikna met0du ile oturabilir ve islam’ın o engin merhametinini, emin olun kendimizden daha çok başkaları bize anlatır, referans gösterir. İşte liderimiz Hz. Muhammed Mustafa aleyhissalatu vesselam Efendimiz, bu açmış olduğumuz mekânların olgun Müslümanlar yetiştirmesi için olması gerektiğini bize söylüyor

Efendimiz Allah’ın arzu ettiği, O’nun razı olduğu mü’mini şu şekilde tarif ediyor: “Mü’min o kimsedir ki insanlarla dost olan ve dostluk kurulan kimsedir” Bir mü’min etrafıyla dostluk kuramıyorsa; dini, dili, ırkı rengi ne olursa olsun bir mü’min, Hz. Adem’in çocuklarıyla iletişime geçemiyorsa öfkesine yenik düşüyorsa, iletişim münasebetleri zayıfsa, kırıyorsa, döküyorsa Allah’ın razı olduğu mü’min olması çok zor. Resulü aleyhissalatu vesselam efendimiz de bu tür insanların arzu edilen mümin olmadığını ifade ediyor. Dolayısıyla mümini tarif ederken “dost olan ve dostluk kurulandır” buyuruyor. Dost olamayan ve dostluk kurulamayan mü’min de hayır yoktur. “Namaz var, abdest var, Kur’an var ama dost değil, huysuz; onda hayır yoktur” diyor Efendimiz aleyhissalatü vesselam,. Bak hadisin devamı çok enteresan. Efendimiz o kadar geniş bir perspektif koyuyor ki önümüze.  “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır”

Bizim inancımızda insan ayırma olmaz elbette. Mü’minlerle kardeşiz ama Hz.  Adem ve Havva’nın çocuklarıyla yaratılışta kardeşiz. Bir Müslümanın veya bir insanın ihtiyacı varsa, dinine, ırkına bakmadan onun elinden tutmak bizim temel esasımızdır. Dinli dinsiz, imanlı imansız, Kürt Arap, Çerkez Hollandalı,  Sürinamlı hiç fark etmez. Bakılması gereken, ihtiyacı olan birine Müslümanın el uzatması, elinden tutması, imkânı varsa yardım edebilmesi Allah’ın bize bir emridir. İşte bu camilerden öğrendiğimiz temel noktalar bunlardır. Sokağı, havayı, çevreyi kirletmek, enerjiyi suyu israf etmek ve düzensiz yaşamayı yasaklar. Aynı zamanda camiler bizlere, yeryüzünde zalim olmamayı, haksızlık yapmamayı, kul ve kamu hakkına girmemeyi, Allah’ın hududunu çiğnemememyi öğretir. Bundan dolayı da görevimiz mü’minlerin sayısını arttırmaktır. İşte bu bağlamda ümit ve dua ediyoruz ki, bölgemizin Almere şubesi işte bu olgun mü’minlerin yetişmiş olduğu mekân olsun. Yavrularımıza bu şekliyle bir perspektif şuuru aşılasın. Başkanımız ve ekibi üyelerini evlerinde ziyaret ederek onların beklentilerini, ihtiyaçlarını öğrenecek. Ona göre bir yol haritası çizecek. Bu düşüncelerle hepinizi Allah’a emanet ediyorum, bu hayırlı çalışmalardan dolayı da  Allah yapmış olduğunuz çalışmaları kabul etsin diyor ve ekibi tebrik ediyorum. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum”

Protokol konuşmalarının ardından Erkam Caminin resmi açılışı yapıldı. Açılış kurdelesi, T.C. Amsterdam Başkonsolosu Mahmut Burak Ersoy, IGMG Genel Başkanı Kemal Ergün, IGMG Kuzey Hollanda Bölge Başkanı Mustafa Hamurcu, IGMG Güney Hollanda Bölge Başkanı Mustafa Aktalan, Almere Erkam Camii Başkanı Taylan Gürbüz ve Hollanda’da bir dönem aşırı sağcı Özgürlük Partisi’nde (PVV) milletvekilliği yapan ve partinin ikinci adamı olarak bilinen Joram van Klaveren tarafından kesildi.

Açılış töreni, dualar ve topluca kılınan cuma namazın ardından verilen ikramlarla sona erdi…

Doğuş/Zeynel Abidin