Uluslararası Af Örgütü Avrupa Kurumları Ofisi Direktörü Eve Geddie, İsrail’in Filistinli esirlere yönelik idam yasası ve Lübnan’a saldırılarıyla Avrupa Birliği’nin (AB) kırmızı çizgisini aştığını ve ortaklığı bitirme zamanının geldiğini söyledi.

Geddie, 21 Nisan’da İsrail’e yaptırımları yeniden gündeme alacak AB Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

AB’nin daha önce İsrail’in AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın insan haklarına ilişkin ikinci maddesini ihlal ettiği tespitinde bulunduğunu hatırlatan Geddie, “Bu tespitin üzerinden bir yıl geçti. O tarihten bu yana İsrail, AB’nin belirlediği her kırmızı çizgiyi aştı.” ifadelerini kullandı.

Geddie, İsrail’in “yalnızca Filistinlileri hedef alan” bir ölüm cezası yasası çıkardığına ve Lübnan’a yönelik saldırılarını artırdığına işaret ederek, “Tüm bunlar, Gazze’deki iki yıllık soykırımın ve İsrail’in işgali altındaki Filistinlilere karşı on yıllarca süren yasal işgal ve apartheidin üzerine geldi.” dedi.

Bazı Avrupa liderlerinin, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından aranan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya destek verdiğini anımsatan Geddie, “Bütün bunlar, uluslararası toplumun İsrail’e karşı gösterdiği cezasızlık ve büyük ölçüde sessiz kalma tutumuyla besleniyor. Oysa AB’nin insan haklarını savunması ve bu suçların mağdurlarının yanında olması gerekiyor.” diye konuştu.

Geddie, Avrupa kamuoyunun harekete geçilmesini talep ettiğine dikkati çekerek, “Umarız ki sonunda harekete geçilir. Avrupa halkı ‘yeter’ dedi. Adalet ve hesap verebilirlik talep ediyorlar ve İsrail’in cezasızlığının sona ermesini istiyorlar.” değerlendirmesini yaptı.

Almanya ve İtalya’ya yönelik girişim

“Avrupa Vatandaş Girişimi” kapsamında toplanan 1 milyonun üzerinde imzaya işaret eden Geddie, Uluslararası Af Örgütünün de yalnızca Almanya ve İtalya’yı hedefleyen girişim başlatacağını duyurdu.

Geddie, AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın nitelikli çoğunluk oylamasıyla alınabileceğini belirterek, “Bu, Avrupa nüfusunun yüzde 65’ini temsil eden üye ülkelerin, Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda anlaşmanın ticari maddelerinin askıya alınması lehine oy kullanmaları halinde, İtalya ve Almanya’nın bu çoğunluğun anahtarını elinde tuttuğu anlamına geliyor.” tespitinde bulundu.

Bu eylem kapsamında Avrupa liderlerine baskının artacağını belirterek, şunları kaydetti:

“Destekçilerimiz ve aktivistlerimiz artık bu Avrupalı liderleri hedef alacak ve onlara baskı uygulayacaklar. Ayrıca Avrupa genelinde de birçok Avrupalı artık ‘yeter’ dedi ve AB ile üye devletlerinin bu soykırımı, yasa dışı işgali ve İsrail’in uluslararası hukuku açıkça ihlal etmesini durdurmak için ellerindeki tüm araçları kullanmalarını istiyor. Harekete geçebiliriz. Güç bizim elimizde ve Avrupa ile küresel vatandaşların tam olarak bunu yaptığını görüyoruz.”

Geddie, İsrail’in Lübnan’a saldırılarının Fransa’nın tutumunda değişime yol açtığını ifade ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Şimdi gördüğümüz şey, İsrail’in son haftalarda Lübnan’a yönelik korkunç saldırılar da dahil olmak üzere birçok kırmızı çizgiyi aştığıdır. Beyrut’a bir saat içinde 100’den fazla roket atıldığını gördük ve bu, Fransa gibi ülkeler için açık bir kırmızı çizgiydi. Dolayısıyla, Fransız hükümeti, anladığımız kadarıyla, anlaşmanın bazı yönlerinin gözden geçirilmesine veya askıya alınmasına çok daha açık. Bu önemli bir değişim ve Almanya gibi ülkeler için de önemli.”

Almanya’daki sivil toplumun giderek daha fazla ses çıkardığını belirten Geddie, bu farkındalığın artmasının önemini vurguladı.

Geddie, “Umuyoruz ki soykırımdan bu yana geçen yıllarda gördüğümüz kadarıyla, giderek daha fazla Alman sivil toplumu İsrail-Filistin’deki durum hakkında sesini yükseltiyor. Oradaki durumun ciddiyeti konusunda artan bir farkındalık var. Bu nedenle, eylemlerimizle Alman halkını ve (Almanya Başbakanı) Friedrich Merz’i hedef alarak, politikasında değişiklik yapması için çağrıda bulunacağız.” dedi.

İtalya’nın İsrail ile güvenlik işbirliğini askıya almasının da önemli bir gelişme olduğuna işaret eden Geddie, “Avrupa’da pragmatik liderlerimiz var. Halklarını dinleyen, tehlike işaretlerini gören ve bence harekete geçme zamanının geldiğini ve İsrail’in eylemlerine yeşil ışık yakmayı bırakmanın zamanının geldiğini gören liderlerimiz var.” diye konuştu.

İdam cezasının AB için açık bir kırmızı çizgi olacağını vurgulayan Geddie, bunun Birliğin temel değerleriyle çeliştiğini söyledi.

Geddie, bu durumun Avrupa başkentlerine net mesaj verdiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Ölüm cezasının kaldırılması, AB dış politikasının temel bir parçasıdır. İsrail, idam yasasını getirerek, AB müttefiki, AB değerleriyle uyumlu veya insan haklarını destekleyen bir ülke olmaktan çok, daha otoriter, daha insan hakları karşıtı ve çok daha endişe verici bir yol izlediğini gösterdi. Bu da Brüksel’deki yetkililere çok net mesaj gönderdi.”

AB güvenilirliğini kaybedecek

Geddie, AB’nin bu kez de İsrail’e karşı harekete geçmemesi halinde ciddi sonuçlar doğacağını ifade ederek, bunun hem hukuki uyumluluğu hem de Birliğin uluslararası alandaki tutarlılığını zedeleyeceğini söyledi.

Ayrıca bu durumun AB’nin güvenilirliğini de etkileyeceğini vurgulayan Geddie, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bence, AB liderleri harekete geçmezse, AB dışişleri bakanları bu toplantıda harekete geçmezse üç şeyi riske atacağız. Birincisi, uyumluluk. AB uluslararası hukuka veya kendi anlaşmalarına uymayacaktır. AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın ikinci maddesi açık. Bu tercihli anlaşma ve ticaret erişimi, insan haklarına saygı gösterildiğinde verilir. İkincisi, tutarlılık. Bu durum, Ukrayna’ya verdiği destek dahil diğer insan hakları krizlerindeki AB eylemlerine daha da zarar verecek. (Üçüncü olarak) Güvenilirlik içsel olarak önemlidir. Birliğin dört bir yanındaki Avrupalı vatandaşların AB’yi nasıl gördüğü önemlidir.”