
Sandık sadece oy toplamaz, toplumun ne söylediğini de söyler. Ne söyledi peki?
18 Mart 2026’da Hollanda’da yerel seçimler yapıldı. Hollanda sandığa gitti ama bu kez mesele sadece yerel değildi. âdeta dünya sandığın içindeydi.
Gazze konuşuluyor, İran – ABD – İsrail hattında gerilim artıyor, göç tartışmaları büyüyor, İslamofobi ve ırkçılık daha görünür hâle geliyor. Seçmen bu atmosferde oy verdi.
Sandık bütün bu başlıkları içinde topladı.
Seçmen ülke siyasetinden mesafe koyup yerelde daha güvendiği isme yöneldi.
Hollanda’da yerel demokrasinin temeli
Bugünkü sistemin kökü derin.
1851’de çıkarılan Gemeentewet (Belediye Yasası) ile yerel yönetimler şekilleniyor ve belediye meclisleri doğrudan halk tarafından seçilmeye başlanıyor. Belediye başkanını halk seçmiyor; kral atıyor. Halk ise meclisi seçiyor.
Yerel siyaset halk ile en yakın temas noktası.
Vatandaş devleti en çok burada hissediyor.
Hissetmezse devlete küser. Yerel siyasete destek verir.
18 Mart seçimlerinde “en”ler
Bu seçimde yaklaşık 55 bin aday yarıştı, 300’den fazla parti katıldı ve bunların 200’den fazlası yerel partiydi.
Siyaset tabandan şekilleniyor.
Bu tablo, yerelin artık merkezden daha etkili olduğunu gösteriyor.
CDA tabandaki gücünü gösteriyor.
En çok belediyede seçime giren parti olarak yaklaşık 300’e yakın belediyede liste çıkarıyor ve binlerce adayla sahada yer alıyor. Bu da ülke genelinde ne kadar yaygın bir parti olduğunu ortaya koyuyor.
Temsil artıyor ama katılım maalesef düşük.
Halkı sandığa götürmek için Rotterdam Belediye Başkanı Carola Schouten, katılım artarsa Euromast’tan abseilen yapacağını bile söyledi.
Yaklaşık 400’e yakın Türk kökenli aday yarıştı, yabancı kökenli aday sayısı da yükseldi.
Seçime katılım maalesef az.
Genel katılım yaklaşık %55 civarında. Göçmen kökenli seçmende bu oran %35–45 arası.
Katılım farkı kapanmıyor.
Temsil ile katılım arasındaki mesafe hâlâ açık ara çok.
Kazananlar
Seçimin yükseleni Forum voor Democratie.
100’den fazla belediyede oylarını en fazla artıran parti oldu. Sonrasında VVD ve GroenLinks–PvdA öne çıkıyor.
Ama asıl kazanan yerel partiler.
Son verilere göre oyların yaklaşık %34–35’i yerel partilere gidiyor.
Her üç seçmenden biri yerel partiye oy veriyor.
Bu artık bir istisna değil, çeyrek asırdır bu yönde ilerleyen bir eğilim.
Yerel partiler artık sadece alternatif değil.
Birçok belediyede doğrudan belirleyici hâle geliyorlar.
Yerelde ne konuşuluyor?
Yerel seçim ama gündem sadece yerel değil.
Konut krizi, kira, hayat pahalılığı ve güvenlik öne çıkıyor.
Dünya etkisini gösteriyor.
Gazze, İran – ABD – İsrail gerilimi, göç ve İslamofobi seçmenin zihninde.
Seçmen yerelde oy veriyor ama küresel düşünüyor.
Yerel partilerin yüksek oy almasının nedenlerinden biri de mülteci merkezlerine karşı durmaları (tegen komst van AZC).
İşte dünya gelişmelerinin yerel siyasetle sandıkta iç içe olması.
Göçmenler ve Türkler
Temsil artıyor ama eksik kalıyor.
Listelerde daha fazla göçmen kökenli aday var ama sandığa katılım aynı hızda artmıyor.
Siyaset sandıkta tamamlanır.
Aday olmak önemli ama oy kullanmak belirleyici.
Adaylar bazen kendi tabanları tarafından yalnız bırakılıyor.
Yerel partiler neden yükseliyor?
Güven yerelden başlıyor.
İnsan, bildiği ve gördüğü isme daha kolay güveniyor.
Yerel siyaset çözüm sunuyor.
Konut, otopark, mahalle güvenliği gibi somut konular öne çıkıyor.
Bu aynı zamanda bir tepki.
Seçmen aslında Lahey’e mesaj veriyor ama bunu yerel sandıkta gösteriyor.
Genel siyaset zayıfladıkça yerel güçleniyor.
Seçmen büyük siyasete güvenmeyince yerel olana yöneliyor. Bildiği ve dokunabildiği adaya oy veriyor.
Bu seçim ne söylüyor?
Seçmen tek yönlü değil.
Yerel siyasete güven var ama gruplar parçalı bir tabloyu tercih ediyor.
Yerel güçleniyor, ulusal siyaset zorlanıyor.
Bu seçim, siyasetin ağırlık merkezinin kaydığını gösteriyor.
En dikkat çekenlerden biri
Güven sorusu artık açık.
Yerel siyasetçiler ulusal siyasetçilere göre daha mı güvenilir?
Sandık, yerel siyasete daha fazla güvenildiğinin işaretini veriyor.
Azınlık hükûmetine mesaj
Güç tek elde toplanmıyor.
Zaten azınlık hükümeti olan Hollanda’da bu seçim tabloyu daha da netleştiriyor.
Uzlaşma artık zorunlu.
Koalisyon kurmak zor, karar almak zor, uzlaşmak daha da zor hâle geliyor.
Hasılı kelam
Seçmen artık partiye değil, güvene oy veriyor.
55 bin adayın yarıştığı bir seçimde belirleyici olan güven (ya da güvensizlik) oldu.
Yerel siyaset büyüyor.
Ulusal siyaset zorlanıyor.
Her üç seçmenden birinin yerel partilere yönelmesi bunu açıkça gösteriyor.
Dünya sorunları artık yerel sandığın içinde.
Bu bir istisna mı, yoksa yeni gerçek bu mu?
Hep beraber bu yeni hikâyeyi okuyup göreceğiz.
Tenkit ve Yorumlar İçin:
o.o.elmaci@gmail.com
- Osman Elmacı —◄◄
