
Gönüllü çalışmalar açısından yeni bir sezon daha başladı, yani 2026-2027 sezonu. İsteyen kendi gönüllülük branşına göre bir şeyler yapmaya çalışıyor. Camii ve derneklerde ders vermek, kültürel faaliyetler düzenlemek ve katılmak gibi. Kendi dünya görüşünüze göre şekilleniyor tüm bu faaliyetler. Kimi türkü çalar söyler, halay çeker, kimi de dini içerikli aktiviteler düzenler.
Benim gönlüm ise epey bir süredir, gerçekten çok derinlikli konuların konuşulduğu programların organize edilip, düşünce dünyamızı hareketlendiren ortamların başlamasını arzu ediyor. Yeri gelir fiziki, yeri gelir online seminerler düzenlenebilir. Örneğin aşağıdaki paragrafı ele alalım:
Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletinde düzenlenen bölgesel seçimlerde aşırı sağcı parti AfD, oyların % 43,8’ini alarak birinci parti konumuna gelmiş. Aşırı sağcı partilerin Avrupa’daki yukarı doğru ivmesi zaten bilinen bir gerçek.
Ama Almanya’da ciddi bir sıçrama yapması Eylül ayında hemen gündem olmuştu. Oysa aşırı sağın, Avrupa’daki bir çok ülkede oylarının arttırmasında, Müslüman yabancıların varlığı üzerinden yapılan propagandalara, Hollanda’da da dahil bir çok seçimlerde yakından gördük. Yani özellikle Müslümanlar düzenli olarak seçim malzemesi olarak kullanılıyor, çünkü getirisi çok fazla.
Bu ayki makalemizde bu konuyu da işleyecektim. Batı’daki Müslüman endeksli ırkçılık üzerine Hollanda üniversitelerinde ders veren çok değerli hocalarımız var mesela. Onları çağırıp bize durum değerlendirmesi yapıp, önümüzdeki yıllara dönük düşüncelerini paylaşmasını isteyebiliriz örneğin bu seminerlerde.
Bir diğer önemli konu; günümüzde hemen her yerde uzmanlaşmış azınlıkları bulmak mümkün ve bu aslında bir bilgi gücü. Yine bir seminer konusu olarak, ‘elimizde dağınık duran bu gücü nasıl işlevsel hâle getirebiliriz?’ başlığında işleyebiliriz.
Batı toplumlarını anlama noktasında dünyada en avantajlı konumda olan bizim gibi o toplumlarda yaşayan, çalışan insanlardır doğal olarak. ‘19. ve 20. yy’da Osmanlı’dan, Rusya’dan çıkıp Avrupa’yı gezdi ve oradaki gelişmişliği görünce’ diye başlayan cümleler vardır. Oysa 1960’dan itibaren Müslümanlar Batı’dalar ve bunun nasıl bir katma değer oluşturabileceği de bir seminer konusu olabilir. Hatta şöyle bir parantez açayım: 1980-1990’li yıllarda Batı eleştirisi yapılırken, nasıl kültürel yozlaşmaya gidildiğini okur ve sanki çöktü çökecek gibi düşünürdük. Oysa sene 2026 ve Batı kültürü hâlâ dimdik ayakta. Kendi içinde çektiği sancılar var doğru ama bugün yarın yıkılacak bir kültür değil. Buna karşın Doğu kültürü ise Batı’ya karşı hala mevzi kaybediyor mu peki? İşte seminerlerde bu tür konuları rahatlıkla tartışılabilir.
Bir diğer konu Yapay Zeka. Açıkçası bilgiye ulaşmak açısından gerçekten çok memnunum. Fakat bugün YZ’nin muhtemel etkileri de tartışılıyor. Örneğin önümüzdeki yıllarda Hindistan’da hatırı sayılır oranda yazılımcı işsiz kalacak haberleri çıktı. Teknolojik açıdan bunun etkileri tartışılabilir. Fakat kültürel olarak etkileri de açıkçası daha enteresan geliyor. Geçenlerde bir Devlet Bakanı’nın konuşmaları incelenmiş ve büyük bir oranda YZ olduğu ortaya çıkmış. Açıkçası böyle protokol konuşmaların nasıl yazıldığı hiç de ilginç değil. Fakat öğrencilerin bunu istismarı tüm dünyanın sorunu.
Geçenlerde bir kitap lazım oldu. Eskiden çok büyük bir sıkıntıydı Avrupa’dan Türkçe kitaplara ulaşmak. Oysa şimdi kitabın dijital halini bulunca sanki altın bulmuş gibi oldum. Çalışırken bile bazen öyle uzun metinler geliyor ki, YZ’den rica edip özetini istiyorum. Rahat mı? Çok rahat! Suç mu? Valla, okullarda aldığımız eğitimleri düşünün. Hepsi çok önemli miydi? Bana göre değil. Ben temel teorik eğitimlerden sonra staj ve iş hayatının çok daha etkili ve önemli olduğunu düşünüyorum.
Dünya Müslümanları olarak da daha fazla insana İslam’ı ulaştırmak için YZ’dan nasıl istifade ederiz, yine bir seminer konusu olabilir. Hatta Müslümanların tartışma ve algılama biçimleri hakkında da YZ’ye bir kaç örnek yükleyerek, buradan sonuçlar çıkarmasını isteyip, seminerlerde üzerinde tartışabiliriz mesela.
Henüz denemedim ama eğer çok enteresan bir fikriniz varsa ve uygulamasını yapmak isterseniz, onu da YZ’ye yaptırabiliyorsunuz. Dijital dünya çok hızlı bir şekilde akıyor. Önümüzde hızlıca giden treni açıkçası İslam Dünyası’nın kaçırması çok büyük bir kayıp olur. Treni kaçırmamak için de kafa yormamız, tartışmamız ve ileriye dönük projelendirmemiz lazım. Allah’ tan bunu YZ olmadan kendimiz yapmamız gerekiyor. E onu da biz yapalım artık müsaade ederseniz.
Ergün Madak —◄◄
