Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) Hollanda Hizmet Binası’nın resmi açılışı, geniş katılımla gerçekleştirildi. Hizmet Binasının, Hollanda’daki teşkilatlanma faaliyetlerinin güçlenmesine önemli katkılar sunması hedefleniyor.

Açılış törenine; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Dış İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya, T.C. Lahey Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan, Amsterdam Başkonsolosu Mahmut Burak Ersoy, UID Genel Başkanı Kenan Hasan Aslan, Hollanda Türk Federasyon Genel Başkanı Murat Gedik, IGMG Kuzey Hollanda Başkanı Mustafa Hamurcu, IGMG Güney Hollanda Başkanı Mustafa Aktalan, Avrupa Maarif Vakfı Başkanı Sabri Yıldırım, Amsterdam Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Emin Batman, Avrupa Doğu Türkistan Maarif Vakfı Başkanı Abdulqasım Abdulaziz, UID Genel Merkez MKYK Üyesi Hakan Geçol, Tover Leiden Başkanı Durmuş Doğan, UID temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Ravza Eker tarafından sunulan program, Sefa Arda’nın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından saygı duruşunda bulunuldu ve Türkiye ile Hollanda milli marşları okundu. Duaların ardından açılış kurdelesi kesilerek hizmet binası resmen açıldı. Program, bina içerisinde yapılan konuşmalarla devam etti.

UID Hollanda Bölge Başkanı Ertuğrul Kurt, teşkilatın Hollanda genelindeki çalışmalarına değinerek; şubelerde, birimlerde görev alan yöneticilere ve arka planda emek veren isimsiz gönüllülere teşekkür etti. Bugün ortaya çıkan başarının ortak emek ve istişarenin bir sonucu olduğunu ifade eden Kurt konuşmasında şunları dile getirdi:

Ertuğrul Kurt: “Gençler, sizler sadece yarının yöneticileri değil, bugünün sorumluluk alan, üreten ve söz sahibi bireylerisiniz.”

Sayın Büyükelçim, AK Parti Genel Başkan Yardımcımız, Dış İlişkiler Başkanımız, İstanbul Milletvekilim, kıymetli Genel Başkanım, Sayın Başkonsolosumuz, Değerli sivil toplum kuruluşlarımızın kıymetli yöneticileri, Bölge başkan yardımcılarımız ve şube başkanlarımız, Kıymetli basın mensupları, Hanımefendiler, beyefendiler ve özellikle sevgili gençler; bölge binamızın açılışına hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.Bugün burada bulunmamızın en önemli sebeplerinden biri; birlikte üretmenin, birlikte başarmanın ve özellikle gençlerimizle birlikte geleceği inşa etmenin heyecanını hep birlikte yaşamaktır.

Kıymetli misafirler,

Aralık ayında Türkiye’de, Genel Merkezimizin hazırlamış olduğu kapasite Çalıştay’ında, UID Hollanda ailesi olarak bir ödüle layık görüldük. Bu ödül; sahada karşılığı olan, planlı, disiplinli ve sürdürülebilir çalışmalar yürüttüğümüzün somut bir göstergesidir.

Bu başarının arkasında büyük bir emek vardır. Özellikle ARGE ve Eğitim Başkanımızın ve Teşkilatlanma Başkanımızın vermiş olduğu teşkilat içi eğitimlerde her zaman şu hususun altını çizdiğini vurgulamak isterim: “Yapılan her etkinlik mutlaka etkinlik formu ile kayıt altına alınmalı, geri bildirimler önemsenmeli ve raporlamalar eksiksiz yapılmalıdır. Çünkü bu veriler geleceğe ışık tutar.”

Bu anlayışı sahaya yansıtan, süreci titizlikle takip eden bölge sekreterimize, fedakârca çalışan şube başkanlarımıza ve perde arkasında büyük emek veren, çoğu zaman görünmeyen kahramanlarımız olan tüm yönetici arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum.

Değerli dostlar,

Raporlama ve arşivleme meselesi basit bir teknik konu değildir. Bu, kurumsal hafızanın ve devamlılığın temelidir. Çünkü bizler bu görevlerde kalıcı değiliz; makamlar geçicidir. Ancak ortaya koyduğumuz sistemler ve yetiştirdiğimiz kadrolar kalıcıdır.

Biz istiyoruz ki; bizden sonra görevi devralacak olan arkadaşlarımız ve özellikle gençlerimiz, her şeye sıfırdan başlamak zorunda kalmasın. Yapılan çalışmaların üzerine koyarak daha ileriye gidebilsinler. Çünkü bu anlayışta devamlılık esastır.

Sevgili gençler,

Bugün özellikle sizlere seslenmek istiyorum. UID’nin asıl gücü sizlersiniz. Sizler sadece yarının yöneticileri değil, bugünün sorumluluk alan, üreten ve söz sahibi bireylerisiniz. Fikirlerinizi cesurca ifade edin. Sorumluluk almaktan çekinmeyin. Bu yapının içinde aktif olun, üretin ve yön verin. Bizler tecrübemizle her zaman yanınızdayız ve bu bayrağı sizlere güçlü bir şekilde devretmek istiyoruz.

Sözlerime son verirken; bu anlamlı programın hayırlara vesile olmasını diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Birliğimizin, beraberliğimizin ve ortak hedeflerimizin daim olmasını temenni ediyorum. Başta Doğu Türkistan ve Gazze olmak üzere, dünyanın neresinde zulüm varsa bir an önce son bulmasını diliyorum. Hepinizi saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum. Sağ olun, var olun. Allah’a emanet olun.

Kenan Hasan Aslan: “STK’lar anavatanla bağların teminatıdır”

UID Genel Başkanı Kenan Hasan Aslan, UID’nin dünya genelindeki teşkilatlanma sürecine dikkat çekerek, bu yıl yaklaşık 20 yeni bölge ofisinin açıldığını belirtti. Konuşmasında, 60’ıncı bölge ofisinin Halep’te açılacağını da müjdeledi.

“Avrupa siyasetinde daha aktif olmalıyız”

Bugün gelinen noktada Türk toplumunun Avrupa’da kalıcı ve güçlü bir yapı hâline geldiğini söyleyen Aslan, “Artık sadece köprü olmak yetmez. Avrupa siyasetinde daha aktif olmalı, bulunduğumuz ülkelerin siyasi yapılarında yer almalıyız,” diyerek teşkilatlara bu konuda önemli görevler düştüğünü vurgulayan Aslan yaptığı konuşmada şunlara dikkat çekti:

“Bugün teşkilatımızın bölge ofisinin açılışını yaptık. Birkaç yıldır ofisimiz yoktu. Genel merkez olarak bölgelerimizde şubelerin ve ofislerinin açılması yönünde ciddi bir çalışma yapıyoruz. Çünkü her zaman şunu söylüyoruz: Mekânı olmayan bir kurumun ziyaretçisi de olmaz, dolayısıyla çalışması da olmaz” Bu bağlamda ben Uluslararası Demokratlar Birliği Hollanda başkanımızın şahsında tüm yönetici kardeşlerimize teşekkür ediyorum.

Biz Hollanda ofisinin haricinde bu sene yaklaşık 20’ye yakın ofis açtık. Fiziki mekânı olmayan bir yerde çalışma ve faaliyet olmaz. Bunun takibini yaptık önümüzdeki süreçte dünyanın her bir yerinde bu çalışmayı sürdüreceğiz ve tamamlayacağız. 59 tane bölgemiz var halihazırda. İnşallah 60’ıncı bölgemizi Halep’te açacağız. O müjdeyi de vermiş olayım.

Bölge ofisi olan bölgelerimizin faaliyetlerinin yoğunlaştığını ve insan kaynağının da arttığını görüyoruz.

Birkaç hafta önce Ankara’da büyük bir çalıştay yaptık . Dünya genelinde 800’ün üzerinde bir katılım oldu. Dünyanın her bir köşesinden teşkilat mensuplarımızla bir araya geliyoruz. Kucaklaşıyor, birbirimizin dertleriyle dertleniyor aynı zamanda birbirimizin tecrübelerinden de istifade ediyoruz.

“Hollanda’nın daha çok potansiyele sahip olduğunu biliyoruz”

Hollanda bölgemiz, en iyi bölgelerimiz arasında. Kriterlerimize göre en iyi, en çok çalışan bölgelerimiz arasında yer aldığı için kendilerine bir ödül takdim ettik.

Bölgelerimizin de şunu söylüyoruz: Faaliyet sayısı çok olması önemli değil, faaliyetin niteliği çok önemli. Yani 100 faaliyet yerine 50 faaliyet yapalım ama içeriği dolu dolu olsun.

Amsterdam bölge binamızda yarın ve Pazar günü gerçekleştireceğimiz iki günlük Uluslararası Toplum Akademisi diye bir çalışma başlattık. Programın ilkini Köln’de düzenlemiştik. Hem Türkiye’den hem de yerel hatiplerimizin katılımıyla bu etkinliği icra edeceğiz. Bu tür çalışmaları arttırmamız lazım. Hollanda bölgesinin başarılı olduğu bir alan da sadece mekânsal ve ana yönetimi ile sınırlı değil; aynı zamanda Kadın ve Gençlik Kolları da aktif bir şekilde çalışmalarını yürütüyorlar. Bütün bölgelerde bu yapıyı oluşturmaya ve geliştirmeye çalışacağız. Bunu sürekli hâle getirmek, insan kaynağını arttırmamız lazım.

Bir de bu sene özellikle takip edeceğimiz bir diğer husus da şubeleşme konusu. Hollanda’da 14 şubemiz var. Hollanda’nın daha çok potansiyele sahip olduğunu biliyoruz. Bundan dolayı da bu sayıyı artırmamız lazım. Bu yöndeki çalışmalarımız devam edecek. Topluma katılım ve katkımız devam edecek.”

Fatma Ceren Yazgan: “Kadınlarımız, Hollanda’daki Türk toplumunun kültürel kodlarını gelecek kuşaklara taşıyacak olanlardır”

Lahey Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan da konuşmasında, UID Amsterdam Bölge Binası’nın Türk toplumunun entegrasyonu açısından önemli bir köprü görevi üstleneceğini belirtti.

Yazgan, “Anavatanla bağların korunmasında sivil toplum kuruluşları büyük önem taşıyor. Kültürün yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılmasında STK’ların çalışmaları takdire şayandır,” ifadelerini kullanarak UID teşkilatına başarı dileklerini iletti ve şunları dile getirdi:

Hollanda’da şu 6 aydı, bu ülkeye gelişimden itibaren destek olan, ziyaret eden, bizi bu ülkeye, bu ülkeyi bize tanıtan vatandaşlarımıza, dostlarımıza merhaba diyerek sözlerime başlamak istiyorum

Görevim sırasında yaptığımız ilk açılış bu. Almanya merkez binasını fotoğraftan gördüm, daha iyileri olsun inşallah. Zira bunu hak ediyorsunuz. Buraya gelen insanlarımız bu anlamda büyük özverilerde bulunarak camiler, cemiyetler, dernekler kurmuşlar, binalar satın almışlar. Daha ne Hollanda ne Türkiye Cumhuriyeti devleti bu işlerin önemi anlamadan önce, sivil toplum kendi kendine bu ülkelerde oluşmuş.

Biz aslında o ilk 64’te gelenlerin yaşadıkları zorlukları üzerine gelen kuşakların aktarımıyla, birikimiyle bugün gerçek anlamda uluslararası arenada varlığımızı göstermeye, sürdürmeye çalışıyoruz. Bunun dışında demokrasiden bahsediyoruz yani katılımcılıktan bahsediyoruz; kapsayıcılıktan bahsediyoruz. Değerlerin ortak paylaşımı, hukuk içinde, kanunlara saygılı bir biçimde hakların anlatıldığı, savunulduğu bir süreçten bahsediyoruz. Bunlar çok önemli misyonlar. Bunlar, Hollanda’daki Türk toplumu için de geçerli kavramlar. Dolayısıyla ben bunlara vesile olacak olan bu merkezlerin açılışında bulunmaktan, sizleri burada tekrar görmekten ve ayrıca da Ankara’dan böyle bir misafir heyetini ağırlamaktan dolayı çok memnun oldum.

Hollanda’daki Türk toplumunun kültürel kodlarını gelecek kuşaklara taşıyacak olan kadınlarımızın buradaki duruşundan, varlığınızdan da büyük mutluluk duydum. Bu güzel çalışmalara şahit olmaktan mutluluk duydum. Başarılarınızı devamını diliyorum ve teşekkürlerimi sunuyorum”

Zafer Sırakaya: “Bizler gönüllere hitap ederek, buradaki birlikteliğimizi daha pekiştirme gayreti içerisinde olmamız gerekiyor”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Dış İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya, yeni binanın yalnızca fiziki bir mekân olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: “Bu açılış, ortak değerler etrafında bir araya gelmenin, istişarenin ve dayanışmanın güçlü bir ifadesidir. Sivil toplum kuruluşları, demokrasilerde hem bir denetim mekanizması hem de toplumsal katılımın temel taşıdır.”

Sırakaya, Avrupa’ya göçün ilk yıllarından itibaren Türk toplumunun büyük fedakârlıklarla kendi sivil yapısını oluşturduğunu belirterek, bugün bu miras üzerinde yükselen STK’ların daha kapsayıcı ve kurumsal bir yapıya ulaştığını ifade etti ve konuşmasında şunlara değindi:

Çok saygıdeğer büyükler için kıymetli Başkonsolosum sivil toplum kuruluşlarımızın çok kıymetli temsilcileri…

“İki kıymetlim var bir anam bir yârim; biri beni var eyledi biri beni yâr eyledi” diye Neşet Ertaş’ın dizelerinde kendisini bulmuş olan hanımefendiler ya da Hasan El Benna’nın da “Ümmetin yarısını kadınlar oluşturur, diğer yarısını da kadınlar terbiye eder” diye ifade ettiği; merhametin, muhabbetin, şefkatin timsali saygı değer hanımefendiler. Bugünümüzün ve yarınımızın geleceğimizin teminatı olan gençler, sevgili çocuklar her birinizi muhabbet tadıyla, Resulün yadıyla, Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla selamlıyorum.

Uluslararası Demokratlar Birliği’nin Hollanda Bölge binasının açılışına hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Demokrasi, milletin düşüncesinin temsilciler kanalıyla yönetime aksettirilmesidir. Temsili, parlamenter demokrasiye baktığımız zaman özellikle üç erkin/gücün çok önemli olduğunu görürsünüz. Kuvvetler ayrılığı ilkesine göre yasamanın, yürütmenin ve yargının çok önemli olduğunu görürsünüz. Dördüncü erk de sivil toplum örgütleridir. Çünkü sivil toplum örgütleri toplum adına hükûmeti denetler, toplumun beklentilerini sadece seçim sürecinde değil seçim olmayan süreçlerde de muhakkak yönetici kadroya, yani yasamaya aksettirir ve yürütmeye iletir ve toplumun beklentilerine göre hareket edilmesini sağlar.

Bu anlamda Uluslararası Demokratlar Birliği’nin, hem yaşadığı ülkede bugün Hollanda’da Hollanda hükûmetine özellikle Türk ve Müslüman toplumunun aynı zamanda diğer toplumun beklentilerini iletmesi bir diğer tarafta da muhakkak Türkiye’de de siyasilere buradaki Türk toplumunun düşüncelerini beklentilerini iletmesinin son derece kıymetli ve değerli olduğunu düşünüyorum. Bu vesileyle bir kez daha hizmet üretmenin en temel ögelerinden bir tanesi olan mekânsal bir oluşumu temin ettikleri için kıymetli genel başkanının şahsında, bölge başkanımızı ve belki de isimsiz kahramanların tamamını tebrik ettiğimi ifade etmek istiyorum, hayırlı, uğurlu olsun.

Konuşmacılarımız biraz daha bugünü ifade ettiler ama bugünün öncelikle bir dünü var. Bu güne kolay gelinmedi. Konuşmalarda ilk yurt dışına çıkış tarihi 1964 yılı olarak söylendi ama yurt dışına ilk 30 Ekim 1961 yılında çıkılmıştı. Ve Sirkeci’den kalkmıştı o teren. Şair o yolculuğu şiirinde şöyle anlatır:

“Sirkeci’den tren gider,

Varım yoğum törem gider,

Tuna bizden utanır, biz Tuna’dan,

Yüzüne kapatır ellerini.

Aldırma be Tuna’m,

Yiğit çıplak doğar anadan.

 

Sirkeci’den tren gider,

Vagon gider, derdim gider,

Gurbet elde bir başıma,

Varım, yoğum alır gider.

 

Sirkeci’den tren gider,

Ona giden verem gider,

Bir kampana çalar analar, ağlar.

Oğul oğul, çocuklar öksüz, gelinler dul.

Akşam olur, hüzün çöker,

Omuzlarım bir bir düşer,

Sirkeci’den tren gider,

Gözyaşımı döker gider.

 

Sirkeci’den tren gider,

Erzurumlu Duran,

Ankaralı Burhan gider,

Burada ezan var, orda çan,

Her sabah çınlar tepemizde,

Uyan uyan!

 

Sirkeci’den tren gider,

Bir yaldızlı Kur’an gider,

Su serperler ya gidenlerin ardında,

Dün askere Hint’e, Yemen’e,

Bugün ekmeğe, yaban ellerine,

Dönmezler ya andan.

 

Sirkeci’den tren gider,

Evim, barkım viran gider,

Biz hep atla geçtik Tuna’dan,

Böyle geçmedik avrat, uşak,

Biz hiç böyle geçmedik,

Tuna bizden utanır, biz Tuna’dan,

Aldırma be Tuna’m,

Yiğit çıplak doğar anadan,

 

Sirkeci’den tren gider,

Vagon gider, derdim gider.

Gurbet elde bir başıma,

Varım yoğum alır gider.

 

Sirkeci’den tren gider,

Erzurumlu Duran,

Ankaralı Burhan gider,

Burada ezan var, orda çan,

Her sabah çınlar tepemizde,

Uyan uyan!

Sirkeci’den tren gider,

Bir yaldızlı Kur’an gider.”

diye tarif ettiği süreçlerde birinci neslimizin gelmiş olduğu bu ülkede, bu ülkeyi inşa ederken bir neslinde ihya ettiğine hep beraber şahit olduk. Bu bağlamda ben burada bir kez daha İslam Toplumu Millî Görüşün kıymetli temsilcilerini Türk Federasyon ve Diyanet’in kıymetini temsilcilerini ve diğer bütün sivil toplum örgütlerinin kıymetli temsilcilerini bir kez daha tebrik ediyorum. Özellikle birinci nesilden ahireti irtihal edenlere Rabbimden rahmet temenni diyorum, hayatta olanları da saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Allah hepsinden razı olsun.

Dolayısıyla 1961 yılında başladığımız Avrupa’ya göç edilen bir süreçten bahsediyoruz. Bu insanlar geldiler Türkiye’nin inşasında görev aldılar, kazandıkları her bir kuruşu memleketlerine Bununla da yetinmediler, büyükelçimizin ve diğer konuşmacıların ifade ettiği gibi cami lokaller hemşehri dernekleri oluşturmaya başladılar. Memleket özlemlerini birbirleriyle dayanışarak ifade ettiler. Fedakârlık gösterdiler; belki de başkaları için yaşanmış bir ömür olduğunu gördüler.

Mehmet amca Almanya’nın Essen şehrine gelmişti. Essen maden bölgesidir. 10 yıl gibi çalıştıktan sonra Mehmet amca bir gün çarşıya çıkmaya karar veriyor. Mehmet amca çarşıya çıkıyor biraz gezdikten sonra kayboluyor. 10 yıldan beri yaşamış olduğu şehirde kaybolan bir Mehmet amca. Kimseyi bulamayınca polise gidiyor ve kaybolduğunu bildiriyor. Polis tercüman vasıtasıyla Mehmet amcaya soruyor: “10 yıldan beri yaşadığı şehirde nasıl kaybolmuş bu beyefendi” Mehmet amca cevap veriyor: “Evlat, 10 yıldan beri şehrin altını çok iyi tanıdım da üstünü tanımaya fırsatım olmadı”

Dolayısıyla böyle bir fedakârlık olgusu içerisinde bizleri yetiştiren bir birincisi nesil. Bir, Avrupa’ya göç edenlerimiz var. İki, bu kardeşiniz gibi Avrupa’da doğanlarımız ve Avrupa’da yaşayanlarımız var. Ama artık üçüncü nesil yurt dışı Türk toplumu hâline dönüşmüş durumda. Biz artık burada geçici olmaktan kalıcı olmaya dönüşmüş bulunmaktayız. Meselelerimize buradan baktığımız zaman daha yoğun bir şekilde zaman harcamamız gereken bir sürece evrilmiş durumdayız.

Onun için sivil toplum örgütlerimiz bir taraftan, bir nesli ihya ederken öbür taraftan geleceğimiz adına muhakkak buradaki haklarımızı ve hukukumuzu, siyaset ve hukuk zemininde müdafaa etmemiz gereken bir sürece evrilmiş durumdayız.

Bir taraftan insan yetiştirerek diğer taraftan mekânları oluşturarak; bu yetiştirmiş olduğumuz insanlarla birlikte toplumun beklentisini siyaset zeminine taşıyabilmek için çaba sarf edeceğiz.

Onun için Uluslararası Demokratlar Birliği’nin bu çalışmaları yaptıkları ve vatandaşlarımızın beklentilerini siyaset zeminine taşıyabildikleri için tebrik ediyorum.

“Bu açılış dayanışmanın güçlü bir ifadesidir”

Değerli kardeşlerim tabii tüm bu çalışmalar yapılırken öyle tahmin ediyorum ki Uluslararası Demokratlar Birliği’nin çalışmalarını oturtturdukları temel kolonlar var. Bu kolonlarından bir tanesinin ve temelinin vefa olduğunu görüyorum.

Özellikle Uluslararası Demokratlar Birliği’nin geçmiş dönemde görev alan kıymetli kardeşlerimizi aramızda görmüş olmak; onlarla hemhal olmak onlarla iletişim hâlinde olmak ve onların tecrübelerinden istifade ederek bu tecrübelerin önümüz için bir deniz feneri görevini üstlenmiş olmasını son derece kıymetli ve değerli buluyorum.

Şairin dediği gibi “Bazen sırtımdaki yük yük ağır gelir ama yorulmam, bazen gözlerim dolar ama ağlaman, bazen mücadele beni yorar ama yıkılmam, bazen her şeyi silerim ama sevdiklerimi asla unutmam”

Hz. Mevlânâ “Dostlarını daima vefa ile hatırla” diyor. “Arayan sen ol, bulan sen, tanıyan sen ol, kucaklayan yine sen ol. Unutma ki kula vefası olmayanın Allah’a vefası olmaz” Onun için bana Uluslararası Demokratlar Birliği’ni hangi kelimeyle tarif ederseniz derseniz “vefa” ile tarif ederim.

Bütün sivil toplum kuruluşları kurulduğu günden bugüne kadarki bütün çalışmalarında bu tecrübeye muhakkak kıymet ve değer vermeleri lazım. Esasında konuşmamın ruhuna bakarsanız sadece Uluslararası Demokratlar Birliği’ni değil, bugüne kadarki kurulmuş olan tüm sivil toplum kuruluşlarının bu vefa olgusu içerisinde hareket etmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Bu kardeşiniz İslam Toplumu Millî Görüş’te yetişen bir kardeşiniz. Dolayısıyla İslam Toplumu Millî Görüş olmasaydı, diğer STK’lar olmamış olsaydı, bugün Uluslararası Demokratlar Birliği’nin de olabilme imkânı olmazdı. Önce insan yetiştirip; bu insan yetiştiren kurumları muhafaza ve müdafaa etmek ve hep birlikte bir vücudun azaları gibi hareket etmiş olmanın kıymetli ve değerli olduğunu düşünüyorum.

Bugün bu sivil toplum kuruluşunun açılışında Sayın Büyükelçimizin, Sayın Başkonsolosumuzun ve sivil toplum kuruluşlarının her bir temsilcisinin aramızda bulunuyor olması millet ve devlet kaynaşmasının bir göstergesidir. Milletin birbiriyle olan muhabbetinin en güzel ifadesi olduğunu düşünüyorum. Bu iç çeperimizi Türkiye’deki olduğu gibi yurt dışında da kuvvetlendirmenin geleceğimiz ve mefkuremiz adına çok değerli olduğunu düşünüyorum Allah birliğimizi, beraberliğimizi asla bozmasın inşallah.

Kıymetli kardeşlerim, ben biliyorum ki her birinizin işleri var. Bugün Cuma, belki her biriniz işinizden sonra çocuklarınızla ailelerinizle birlikte zaman geçirebilecek durumdasınız. Ama her biriniz bu zamanı ailelerinizle birlikte harcamak yerine belki de bu fakir kardeşinizi dinlemek üzere buraya gelmişsiniz, yani bir idealinizin olduğunu görüyorum. Onun için Uluslararası Demokratlar Birliği’nde görevli olmak kadar gönüllü olmanın esas olduğunu görüyorum. Bizler gönüllere hitap ederek, insanlarımızın gönlünü kazanarak buradaki birlikteliğimizi daha pekiştirme gayretin içerisinde olmamız gerekiyor.

Bir diğer noktaya baktığımız zaman değerli arkadaşlar, her birimizin muhakkak bir ideali bir mefkuresi bir gayesi ve bir hedefi olması lazım. Üstad Necip Fazıl Kısakürek “Fikir işsizlerinin üreteceği tek şey dedikodudur” diyor. Dolayısıyla biz, fikri olan, gayesi olan ülküsü olan insanlarız. “Ülkü” ne demektir, dediğiniz zaman esasında bana ülküyü en güzel şekilde Abdürrahim Karakoç abi “Bir Güzel Ülkü” adlı eserinde tarif ediyor ve şöyle diyor:

Yüreklerde kök bağlayıp yaşayan

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

‘Ezel’den ‘Ebed’e müjde taşıyan

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

Şiddeti, kavgası, kanı olmayan

İçinde öfkesi, kini olmayan

Sonsuza uzanan, sonu olmayan

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

Riya duygusuyla dolup taşmamış

İlimden, irfandan uzaklaşmamış

Benlik çamuruna ayak basmamış

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

Sinan’da estetik, Itrî’de ahenk

Sebillerde hayat, kubbelerde renk

Mevlânâ’da ilim, Barbaros’ta cenk

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

 

Ülkü demek makam, mevki, taç değil,

Ülkü demek totem, sembol, haç değil

Kul icadı kof ilkeler hiç değil,

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.”

Dolayısıyla biz bütün yapacağımız çalışmalarda meselenin bir kul icadı olmadığını düşünerek hareket etmek durumundayız. Ben buraya gelmiş olan her bir kardeşimizin esasında bu mefkure, bu ideal, bu azimle ve bu kararlılıkla burada olduğunun bilinci içerisindeyim.

Rabbim hepimizin yapmış olduğu çalışmaları kuvvet kılsın. Rabbim her birinizin yapmış olduğunuz çalışmaları dua kılsın. Her birimizin yapmış olduğu çalışmaları şifa kılsın.

Gelmeden önce kendisiyle görüştüğüm ve yurt dışına çıkacağımı ifade ettiğim zaman “yurt dışındaki vatandaşlarımıza iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?” dediğimde “her birisine sevgimi, saygılarımı, muhabbetlerimi iletin” diyen Sayın Cumhurbaşkanımızın da her birinize selamını getirdim.

Burada asla yalnız olmadığınızın bilinci ve inancı içerisinde olun. Bu yapacağınız çalışmalarda devletinizin yanınızda olduğunun bilinci içerisinde olun. Bugün dünyanın daha belirsiz bir sürece evrildiği bir dönemde temsil etmiş olduğunuz medeniyetin nasıl kucaklayıcı olduğunu, yalnız kendinizden sorumlu olmadığınız; sadece burada yaşayan Türk toplumundan sorumlu olmadığınızı, bütün kainatın sorumluluğunun sizin omuzlarınızın üzerinde olduğunu unutmayın, bu bilinçle hareket edin. Yükünüz ağır, belki öyle düşünüyorsunuz amma üstad diyor ya: “Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük? Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük! Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya! Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?”

O bin bir başlı kartalı taşıma görevini kanaryaya yüklenmiş durumda. Yani sizin omuzlarınıza yüklenmiştir. O kanarya bu sorumluluğun üstesinden gelecek durumda. Onun için “İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal. Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal, Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan; Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan. Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân; Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!” Onun için fedakârlıklarımız olacak. Bazen kendimizden, bazen eşimizden, bazen çocuklarımızdan fedakârlık yapacağız. Cumhurbaşkanımızın evlatlarından biri bir gün babasına “Baba, bir gününü de bize ayırır mısın” diye mesaj yollamış. Evet, çocuklarımızdan bazen böyle mesajlar alacağız. Evladımız Umut Kerem eşimin doğum günü sonrası bir resim çizmiş. Evdeki kedi bile resimde var ama ben yokum. Sordum, “evlat, ben resimde niye yokum” Cevap manidar, “baba sen zaten evde de yoksun…” Ama ben biliyor ve inanıyorum ki ben ümmetin çocuklarının peşinden koşarsam, bu ümmet de benim çocuğumun peşinden koşacaktır.

Onun için hep beraber azmedeceğiz ve hep beraber inşallah bu yükü omuzlayacağız. Allah’ın izniyle hem ülkemiz hem de içinde yaşadığımız ülke adına katma değer oluşturmaya devam edeceğiz.  Ben sözlerimi Şeyh Şabani’nin sözüyle tamamlamış olayım: “Her birinizin gelişi güle, her birinizin gidişi güle güle, her işiniz güle güle olsun.” Hepiniz Allah’a emanet olun.

Dünya genelindeki örgütlü yapısı ve çalışmalarıyla dikkat çeken Uluslararası Demokratlar Birliği (UID), Hollanda’daki teşkilatlanma faaliyetlerini güçlendirmeye devam ediyor. UID Hollanda Bölge Binası, geniş katılımlı bir törenle açıldı.

Konuşmaların ardından UID Hollanda Bölge Binası’nın açılışı resmen tamamlanırken, programda yeni üyelere rozet takdim edildi.