
Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Karim Khan, hakkındaki cinsel taciz iddialarına ilişkin disiplin süreci kapsamında görevinden askıya alındı. UCM Taraf Devletler Meclisi Bürosu, dosyayı mahkemeye taraf 125 devletin önüne götürme kararı aldı. Khan’ın görevden alınıp alınmayacağına özel oturumda taraf devletler karar verecek.
Uluslararası Ceza Mahkemesinde (UCM) Başsavcı Karim Khan hakkındaki disiplin sürecinde yeni bir aşamaya geçildi. UCM Taraf Devletler Meclisi Bürosu, Khan’ın görevinden derhal geçerli olmak üzere askıya alındığını duyurdu. Büro, dosyanın UCM’ye taraf 125 devletin değerlendirmesine sunulacağını bildirdi.
Karar, Khan hakkında 2024’te gündeme gelen cinsel taciz ve görevi kötüye kullanma iddialarına ilişkin soruşturma sürecinin ardından alındı. Khan ise hakkındaki suçlamaları reddediyor. Avukatları askıya alma kararını “hukuka aykırı, usulen adaletsiz ve delillerle desteklenmeyen” bir adım olarak nitelendirdi.
UCM yönetimi, askıya alma kararının disiplin sürecinin nihai sonucu anlamına gelmediğini belirtti. Khan’ın görevden alınıp alınmayacağına, UCM’ye taraf devletlerin özel oturumda yapacağı oylama sonucunda karar verilecek. Bu oturumun tarihi henüz açıklanmadı.
Büro Kararı 28. Madde Kapsamında Aldı
UCM Taraf Devletler Meclisi Bürosu, mahkemenin yürütme niteliğindeki denetim organı olarak görev yapıyor. 21 üyeden oluşan Büro, Khan hakkında aldığı kararı UCM Usul ve Delil Kuralları’nın 28’inci maddesi kapsamında verdi. Middle East Eye’ın aktardığına göre Büro’da hazır bulunan ve oy kullanan üyelerin üçte ikilik çoğunluğu, Khan hakkında “ciddi usulsüzlük” tespit edilmesini tavsiye etti.
Bu karar Khan’ın doğrudan görevden alındığı anlamına gelmiyor. Sürecin bundan sonraki aşaması UCM Taraf Devletler Meclisi’nde yürütülecek. Önce taraf devletlerin, Büro’nun “ciddi usulsüzlük” yönündeki değerlendirmesini kabul edip etmeyeceği oylanacak. Bu yönde karar çıkması hâlinde ikinci bir oylamayla Khan’ın görevden alınıp alınmayacağı karara bağlanacak.
UCM kurallarına göre görevden alma için 125 taraf devletten oluşan Taraf Devletler Meclisi’nde mutlak çoğunluk gerekiyor. Bu da Khan’ın görevden alınması için en az 63 ülkenin desteğine ihtiyaç olduğu anlamına geliyor.
Karar Gizli Belgeler Üzerinden Alındı
UCM Taraf Devletler Meclisi Bürosu, kararın Birleşmiş Milletler İç Denetim Hizmetleri Ofisi’nin (OIOS) yürüttüğü soruşturma, bu soruşturmanın dayandığı deliller, ad hoc yargı uzmanları panelinin değerlendirmesi ve yazılı beyanlar dikkate alınarak verildiğini açıkladı. Ancak kararın içeriği ve ilgili belgeler kamuoyuna açıklanmadı.
Reuters’a konuşan diplomatik bir kaynak, 18 ay süren soruşturma sonucunda Büro’nun Khan hakkında “ciddi usulsüzlük” tespit ettiği ve görevden alınmasını tavsiye ettiği bilgisini paylaştı. The Guardian gazetesi de 21 üyeli Büro’nun nitelikli çoğunlukla dosyanın taraf devletlere sevk edilmesi yönünde karar aldığını yazdı.
Buna karşılık resmî açıklamada, Khan hakkında hangi somut sonuca varıldığına ilişkin ayrıntı verilmedi. UCM Taraf Devletler Meclisi Bürosu, “karar ve ilgili belgelerin gizli kalacağını” duyurdu. Büro ayrıca tüm tarafların mahremiyetine, haklarına ve devam eden sürecin bütünlüğüne saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.
BM Soruşturması ile Uzman Paneli Farklı Sonuçlara İşaret Etti
Khan dosyasını karmaşık hâle getiren başlıklardan biri, soruşturma sürecinde hazırlanan değerlendirmelerin aynı yönde yorumlanmaması oldu. Reuters ve Associated Press’in aktardığı bilgilere göre Birleşmiş Milletler soruşturmacıları, Khan hakkındaki cinsel taciz iddiaları bakımından “olgusal temel” bulunduğu sonucuna vardı. Aynı haberlere göre tanık ifadelerinin de şikâyetçi çalışanın anlatımlarını desteklediği belirtildi.
Süreç, UCM’nin kendi iç soruşturma mekanizması üzerinden değil, dışarıdan yürütülen BM soruşturmasıyla ilerledi. Middle East Eye’ın aktardığına göre şikâyetçi, UCM’nin kendi soruşturma organıyla iş birliği yapmayı reddetti. Bunun üzerine UCM Taraf Devletler Meclisi, soruşturmanın Birleşmiş Milletler İç Denetim Hizmetleri Ofisi tarafından yürütülmesini sağladı.
Ancak dosya yalnızca BM soruşturma raporuyla sınırlı kalmadı. UCM Taraf Devletler Meclisi Bürosu tarafından görevlendirilen üç yargıçtan oluşan uzman paneli, BM soruşturma raporunu ayrıca değerlendirdi. Mart 2026’da bu panel, rapordaki bulguların ilgili hukuki çerçeve altında “görevi kötüye kullanma” ya da “disiplin ihlali” tespitine yetmediği sonucuna oy birliğiyle vardı.
Middle East Eye’ın eriştiği rapora göre uzman paneli raporuna göre yargıçlar, BM soruşturmasında ortaya konan olguların “ilgili çerçeve altında görevi kötüye kullanma veya yükümlülük ihlalini ortaya koymadığı” sonucuna ulaştı. Khan’ın avukatları da Büro’nun kendi atadığı bağımsız yargıçların oybirliğiyle vardığı sonucu dikkate almadığını savundu.
Başka bir ifadeyle süreçte iki farklı değerlendirme öne çıktı. BM soruşturmacıları iddialar bakımından olgusal dayanak bulunduğunu belirtirken, üç yargıçtan oluşan uzman paneli mevcut bulguların disiplin ihlali ya da görevi kötüye kullanmayı ortaya koymadığı kanaatine vardı. Buna rağmen UCM Taraf Devletler Meclisi Bürosu, dosyayı taraf devletlerin önüne götürme ve Khan’ı askıya alma kararı aldı.
“Siyasi Organ, Yargıçların Değerlendirmesinin Yerine Kendi Kanaatini Koydu”
Khan’ın hukuk ekibi, Büro kararına sert tepki gösterdi. Avukatlar, kararın “hukuka aykırı, usulen adaletsiz ve delillerle desteklenmeyen” bir adım olduğunu savundu. Açıklamada, Büro’nun kendi atadığı bağımsız yargı panelinin oybirliğiyle vardığı sonucu göz ardı ettiği belirtildi.
Khan’ın avukatları, “yürütme niteliğinde ve siyasi bir organın, atadığı bağımsız yargıçların değerlendirmesinin yerine kendi kanaatini koyduğunu” ifade etti. Hukuk ekibi, Khan’ın haklarını korumak ve usul güvencelerinin işletilmesini sağlamak için gerekli hukuki adımları atacağını duyurdu.
Middle East Eye’a süreci değerlendiren bazı hukukçular ise Büro’nun yargı panelinin görüşünü dikkate almamasının soruşturmanın siyasallaştığı yönündeki kaygıları artırabileceğini belirtti.
Khan Mayıs 2025’ten Beri Fiilen Görev Başında Değildi
Karim Khan, soruşturma sürecinin sonucunu beklemek üzere Mayıs 2025’ten bu yana gönüllü izindeydi. Bu nedenle UCM Savcılık Ofisi’ni fiilen yönetmiyordu. Buna rağmen son karar, Khan’ın UCM’deki konumu açısından yeni ve daha ağır bir aşama anlamına geliyor.
Khan, UCM tarihinde denetim organı tarafından resmen askıya alınan ilk başsavcı oldu. Nihai görevden alma kararı ise yalnızca UCM Taraf Devletler Meclisi tarafından verilebiliyor.
Middle East Eye’a verdiği röportajda Khan, Taraf Devletler Meclisi’nin kendisini görevden alma yoluna gitmesi hâlinde Uluslararası Çalışma Örgütü İdari Mahkemesi’ne başvurabileceğini söylemişti. UCM personeli, istihdam kararlarına karşı bu mahkemeye itiraz edebiliyor. Habere göre eski Uluslararası Adalet Divanı Yargıcı Abdul Koroma da UCM üyesi devletlerle paylaşılan hukuki görüşünde, Khan’ın görevden alınması veya yaptırıma uğraması hâlinde UCM’nin iade-i görev ve tazminat kararıyla karşılaşabileceğini belirtti.
Netanyahu ve Gallant İçin Yakalama Emri Talep Etmişti
Karim Khan’ın dosyası, UCM’nin İsrail-Filistin soruşturması nedeniyle ayrıca yakından izleniyor. Khan, 2024’te İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve dönemin Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar gerekçesiyle yakalama emri talep etmişti. UCM hâkimleri daha sonra Netanyahu ve Gallant hakkında yakalama emri çıkarılmasına karar vermişti.
Khan aynı süreçte Hamas liderleri hakkında da 7 Ekim 2023 saldırıları nedeniyle yakalama emri talebinde bulunmuştu. Daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında çıkarılan yakalama emri sürecinde de UCM’nin en görünür isimlerinden biri olmuştu.
Khan, 2021’de UCM Taraf Devletler Meclisi tarafından başsavcı seçildi. Mahkemenin 2002’de kurulmasından bu yana bu görevi üstlenen üçüncü isim oldu. Görev süresinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Myanmar’daki cunta liderleri ve Afganistan’daki Taliban yetkilileri gibi farklı dosyalarda üst düzey isimler hakkında soruşturma ve yakalama emri süreçleri yürüttü.
İsrail-Filistin Dosyası ve Baskı İddiaları
Netanyahu ve Gallant hakkındaki karar, İsrail ve ABD’den sert tepki görmüştü. İsrail, UCM’nin kendisi üzerinde yargı yetkisi bulunmadığını savunurken, ABD mahkemeye ve bazı UCM yetkililerine yönelik yaptırım kararı almıştı. Khan da bu yaptırımların hedef aldığı isimler arasında yer aldı.
Khan hakkındaki disiplin süreci, UCM’nin İsrail-Filistin soruşturması etrafındaki baskı tartışmalarıyla birlikte izleniyor. Middle East Eye (MEE) ve Le Monde, UCM’nin İsrail-Filistin dosyasında tehditler, diplomatik baskılar, kurum içi gerilimler ve sızıntılarla karşı karşıya kaldığını haberleştirmişti. Güncel olarak ise; bazı taraf devlet temsilcilerinin, üç yargıçtan oluşan uzman panelinin Khan hakkında ihlal tespit etmeyen değerlendirmesinin etkisini sınırlamaya çalıştığını ileri sürdü.
Middle East Eye ayrıca Khan hakkındaki iddiaların, ABD ve müttefiklerinin UCM Savcılık Ofisinin İsrailli yetkililer hakkındaki savaş suçu soruşturmasını sekteye uğratmaya dönük girişimleriyle paralel ilerlediğini vurgulamıştı. MEE’ye göre ABD yaptırımları daha sonra Filistin ve Afganistan soruşturmalarında yer alan iki başsavcı yardımcısını, sekiz UCM yargıcını, BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese‘yi ve mahkemeye delil sunan bazı Filistinli sivil toplum kuruluşlarını da hedef alacak şekilde genişletildi.
Bu haberler, Khan hakkındaki iddialara ilişkin nihai bir hüküm oluşturmuyor. Ancak disiplin dosyasının, mahkemenin İsrail ve Filistin soruşturması nedeniyle yoğun siyasi baskı altında olduğu bir dönemde ilerlediğine işaret ediyor.
UCM Dosyaları Otomatik Olarak Durmuyor
Khan’ın askıya alınması, UCM’nin İsrail-Filistin soruşturmasının geleceği bakımından da dikkatle takip ediliyor. Geçtiğimiz mayıs ayında İsrail basınında, UCM savcılık makamının beş üst düzey İsrailli yetkili hakkında yeni ve “gizli” yakalama emri başvuruları yaptığı iddiaları yer aldı. UCM, yeni yakalama emirleri çıkarıldığı yönündeki haberleri reddetmiş; ancak savcılık makamının yeni başvuru yapıp yapmadığı konusunda ayrıntılı açıklama yapmamıştı.
Mevcut durumda Khan zaten yaklaşık bir yıldır fiilen görev başında değildi. Bu nedenle askıya alma kararının UCM Savcılık Ofisi’nin günlük işleyişinde doğrudan büyük bir değişiklik yaratması beklenmeyebilir. Ancak karar, savcılık makamının en üst düzey ismi hakkında yürüyen disiplin sürecinin artık taraf devletlerin kararına bırakılması bakımından kurumsal önem taşıyor.
UCM’de yakalama emri süreçleri savcılık makamının başvurusuyla başlıyor. Ancak yakalama emri çıkarılıp çıkarılmayacağına savcılık makamı değil, Ön Yargılama Dairesi hâkimleri karar veriyor. Bu nedenle Khan’ın askıya alınması, mahkeme önündeki dosyaların otomatik olarak durduğu ya da mevcut yakalama emirlerinin geçersizleştiği anlamına gelmiyor.
Son Sözü Taraf Devletler Söyleyecek
Karim Khan hakkında gelinen aşama, teknik olarak nihai görevden alma değil, görevden askıya alma ve disiplin dosyasının taraf devletlere sevk edilmesi anlamına geliyor. UCM’ye taraf 125 devlet, özel oturumda Khan’ın görevde kalıp kalmayacağına karar verecek.
Süreç iki aşamalı ilerleyecek. Önce taraf devletler, Büro’nun “ciddi usulsüzlük” değerlendirmesini kabul edip etmeyeceğini oylayacak. Bu yönde karar çıkarsa ikinci oylamada Khan’ın görevden alınıp alınmayacağı karara bağlanacak. Görevden alma için 125 taraf devlet içinde en az 63 oyun desteği gerekiyor.
Khan suçlamaları reddetmeyi sürdürüyor. Savunması, üç yargıçtan oluşan uzman panelinin mevcut bulguların disiplin ihlali ya da görevi kötüye kullanmayı ortaya koymadığı yönündeki değerlendirmesine işaret ediyor. Buna karşılık UCM Taraf Devletler Meclisi Bürosu, BM soruşturma raporu, uzman paneli değerlendirmesi ve yazılı beyanları dikkate alarak dosyayı taraf devletlerin önüne taşıdı. Bu nedenle dosyada henüz kapanmış bir süreçten değil, UCM’nin en üst düzey savcılık makamını ilgilendiren ve nihai kararı taraf devletlere bırakılan olağanüstü bir disiplin sürecinden söz ediliyor. (Perspektif.eu)
