Almanya–Türkiye göç hareketine ilişkin veriler, Türkiye’den Almanya’ya gidişlerin kesin dönüşlerden belirgin şekilde fazla olduğunu ortaya koyuyor. Camia Haber’e konuşan Uzman Caner Alver’e göre bu durum, göçün tek yönlü değil, gidip gelmelerin de olduğu daha dinamik bir yapıya dönüştüğünü gösteriyor.

Almanya ile Türkiye arasındaki göç, 1960’larda başlayan iş gücü anlaşmalarıyla birlikte uzun yıllar tek yönlü bir hareket olarak görüldü. Türkiye’den Almanya’ya giden işçilerle şekillenen bu süreç, zaman içinde aile birleşimi, eğitim ve farklı göç türleriyle genişledi. Ancak bugün gelinen noktada göç hareketi çok daha karmaşık ve karşılıklı bir yapıya bürünmüş durumda. Artık yalnızca Türkiye’den Almanya’ya değil, Almanya’dan Türkiye’ye dönüşler de bu sürecin önemli bir parçası haline gelmiş durumda.

Bu çerçevede Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde bulunan Türkiye ve Uyum Araştırmaları Merkezi Vakfı’nda (ZfTI) araştırmacı olarak görev yapan Caner Aver ile Almanya–Türkiye göçünün güncel durumunu, kesin dönüş eğilimlerini, geri göç nedenlerini ve sürecin bireyler üzerindeki etkilerini konuştuk. Aver, hem sahadaki gözlemlerini hem de son yıllara ilişkin araştırma bulgularını Camia Haber’e değerlendirdi.

Almanya–Türkiye göçünü bugün tek cümleyle nasıl özetlersiniz?

Almanya–Türkiye göçü bugün artık tek yönlü bir işçi göçü olarak tanımlanamaz. Bu süreç, sadece ekonomik nedenlerle açıklanamayacak kadar genişledi. Kimlik, aidiyet, kültürel dönüşüm ve nesiller arası tartışmaların da içinde olduğu,, insanların gidip geldiği, zaman zaman geri döndüğü ve yeniden göç ettiği çok katmanlı bir yapıya dönüştü. Artık “göç” dediğimiz şey, tek bir karar değil, hayatın farklı dönemlerine yayılan bir süreç haline geldi.

Türkiye’den Almanya’ya kesin dönüş yapan Türklerin sayısı hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Son 20 yıla baktığımızda oldukça dinamik ve sürekli değişen bir tablo görüyoruz. 1962’de iş gücü anlaşmasının başlamasından 2005’e kadar göç daha çok Türkiye’den Almanya’ya doğru tek yönlüydü. Bu dönemde temel motivasyon iş bulmak, aile birleşimi, eğitim ve sığınma gibi nedenlerdi.

2005 sonrasında ise Türkiye’de önemli bir dönüşüm yaşandı. Avrupa Birliği süreci, ekonomik büyüme ve demokratikleşme adımlarıyla birlikte Türkiye’de yeni istihdam alanları oluştu. Özellikle büyük şirketlerin Türkiye’de faaliyet göstermesiyle birlikte sadece Türkiye’den Almanya’ya değil, Almanya’dan Türkiye’ye de bir hareketlilik başladı. O dönemde Türkiye adeta bir çekim merkezi haline geldi.

2015 sonrasında ise göç akışları yeniden değişken bir yapıya büründü. Bazen Almanya’ya gidişler öne çıktı, bazen Türkiye’ye dönüşler arttı. Yani artık tek bir yönün hâkim olduğu bir yapıdan söz etmek mümkün değil.

Rakamlarla bakarsak, 2024 yılında Türkiye’den Almanya’ya yaklaşık 88 bin 700 kişi gitti. Aynı yıl Almanya’dan Türkiye’ye 47 bin 251 kişi göç etti. 2025 yılında ise Türkiye’den Almanya’ya göç 74 bin 380’e geriledi, Almanya’dan Türkiye’ye gidenlerin sayısı ise yine yaklaşık 47 bin civarında kaldı. Bu da Almanya’nın hâlâ net göç alan bir ülke olduğunu gösteriyor.

Almanya’dan Türkiye’ye kesin dönüşlerde son yıllarda bir artış var mı?

Bu soruya net bir “artış var” cevabı vermek zor. Çünkü elimizde kesin dönüşleri ayrı ve net şekilde gösteren resmi bir veri yok. Göç istatistikleri daha çok giriş-çıkış üzerinden tutuluyor, “kesin dönüş” niyeti ya da kalıcılığı ölçen ayrı bir kategori bulunmuyor.

Genel tabloya baktığımızda ise daha çok karşılıklı ve dalgalı bir hareketlilik görüyoruz. Yani sadece Almanya’dan Türkiye’ye doğru sürekli artan bir dönüş eğiliminden söz etmek doğru olmaz. Aynı zamanda Almanya’nın yeniden güçlü bir çekim merkezi olmaya devam ettiğini de görüyoruz.

Türkiye ve Uyum Araştırmaları Merkezi Vakfı Araştırma Görevlisi Caner Alver

Almanya’da yaşayan Türkiye kökenliler neden Türkiye’ye kesin dönüş yapıyor?

Bunun tek bir nedeni yok, genelde birden fazla faktör bir araya geliyor. En önemli başlıklardan biri uyum ve aidiyet meselesi. Bazı insanlar uzun yıllar Almanya’da yaşasa da kendini tam olarak oraya ait hissetmeyebiliyor. Kimlik ve kültürel yaşam biçimi bu kararda önemli rol oynuyor.

Bunun yanında kültürünü ve dini yaşamını Türkiye’de daha rahat sürdürmek isteyenler var. Çocuklarını Türkiye’de büyütme isteği de sık görülen bir neden. Ailevi sebepler, özellikle yaşlı anne-babaya yakın olma ihtiyacı da çok belirleyici oluyor.

Ekonomik ve mesleki nedenler de var. Türkiye’de uygun bir iş teklifi alan, kendi alanında daha iyi bir fırsat yakaladığını düşünen ya da yatırım yapmak isteyen kişiler de dönüş kararı alabiliyor. Yani bu karar çoğu zaman tek bir sebepten değil, hayatın farklı alanlarındaki değişimlerden doğuyor.

Türkiye’ye kesin dönüş yapanların ne kadarı tekrar Almanya’ya dönüyor?

Bu konuda net bir oran vermek mümkün değil çünkü resmi istatistikler böyle bir takibi sistematik olarak yapmıyor. Kesin dönüş yapanların kaçının yeniden Almanya’ya geldiğine dair sağlıklı bir veri seti bulunmuyor.

Ancak saha gözlemleri ve araştırmalar bize şunu gösteriyor: Özellikle ilk yıllarda uyum süreci zor olan kişilerde geri dönüş eğilimi olabiliyor. Yani bazı insanlar Türkiye’ye döndükten sonra beklentileriyle gerçekler örtüşmeyince yeniden Almanya’ya yöneliyor. Bu durum göç sürecinin artık doğal bir parçası haline gelmiş durumda.

Türkiye’ye kesin dönüş yapanların yeniden Almanya’ya gelme nedenleri nelerdir?

Burada en öne çıkan neden ekonomik koşullar. Türkiye’de enflasyonun yüksek olması ve alım gücünün düşmesi önemli bir etken olarak görülüyor. Bunun yanında çalışma hayatına ilişkin koşullar da belirleyici. Özellikle sağlık çalışanlarında iş yükünün fazla olması, mesai saatleri, özlük hakları ve çalışma şartları sıkça dile getirilen konular arasında.

Bunlara ek olarak gelecek kaygısı ve güvenlik algısı da etkili olabiliyor. İnsanlar kendi gelecekleri kadar çocuklarının geleceğini de düşünerek yeniden Almanya’ya göç kararı alabiliyorlar. Yani geri dönüşler sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve psikolojik nedenlerle de şekilleniyor.

Türkiye’ye kesin dönüş sürecinde en sık yapılan hatalar veya karşılaşılan zorluklar neler?

En büyük sorunlardan biri, sürecin yeterince uzun vadeli planlanmaması. İnsanlar çoğu zaman karar verirken her ihtimali düşünmeden hareket edebiliyor. Özellikle Almanya’daki oturum hakkının korunmaması önemli bir risk oluşturuyor. Çünkü ileride geri dönme ihtiyacı doğduğunda bu ciddi bir engel haline gelebiliyor.

Bunun dışında uyum sürecinin hafife alınması da sık görülen bir durum. İnsanlar Türkiye’ye döndüklerinde her şeyin kolay olacağını düşünebiliyor ama sosyal, ekonomik ve bürokratik süreçler yeniden bir adaptasyon gerektiriyor.

Kültürel farklılıkların iki ülke arasında kıyaslanarak değerlendirilmesi de çoğu zaman yanlış bir yaklaşım oluyor. Ayrıca çocukların eğitim süreci, iş hayatı ve maddi planlamalar yeterince düşünülmeden yapılan dönüşler, sonradan zorluklara yol açabiliyor. Aver’e göre bu süreçte en önemli şey, göçün her yerde bir uyum süreci gerektirdiğini bilerek karar vermek.(bb)