
Kendisine biçilen hayatın içinde kaybolmak üzere olan bir kadın, kendi benliğini yeniden inşa edebilir mi?
Bir aile fotoğraf albümü kaç sırrı saklayabilir? Cinayetle susturulan bir kadının ardından kaç hayat yarım kalır?
TIJDA Sanat ve Kültür Vakfı’nın yeni yapımı ESTELYA, üç kadın cinayetinin gölgesinde, aileden kuşaklara aktarılan suskunlukları ve bir kadının kendi hayatı üzerindeki söz hakkı için verdiği mücadeleyi konu alıyor.
Estelya, kızı Teselya’nın geleceğini etkileyecek bir kararı babası Bertal’la paylaşmak üzere onunla buluşur. Yıllardır açılmamış aile fotoğraf albümünün açılmasıyla bu buluşma, geçmişte susturulmuş üç kadının hikâyesi üzerinden bir yüzleşmeye dönüşür.
Bu yüzleşmede Estelya, geçmişten devraldığı suskunluklarla ve bunların kendi hayatında bıraktığı izlerle hesaplaşır. Kendi sesini bulma mücadelesi, aileden kuşaklara aktarılan değerleri ve kabulleri sorgulamasına uzanır.
Damla Yürü’nün ilk tiyatro oyunu yazarlığı deneyimi olan ESTELYA, Hollandaca kaleme alındı. İmam Hasan Çakmak’ın Türkçe çevirisi ve uyarlamasıyla sahneye taşınan oyunun yapımcılığını TIJDA Sanat ve Kültür Vakfı üstleniyor.
PRÖMİYER
Tarih: 5 Aralık 2026
Saat: 20.00
Mekân: Theater De Regentes
Adres: Weimarstraat 63, 2562 GR Den Haag, Hollanda
KÜNYE
Yazan: Damla Yürü (Orijinal dili: Hollandaca)
Çeviren, Uyarlayan ve Yöneten: İmam Hasan Çakmak
Oynayanlar: Damla Yürü, İmam Hasan Çakmak
Müzik: Zeynel Demir
Yapım: TIJDA Sanat ve Kültür Vakfı

Oyunun içeriği hakkında yazar Damla Yürü ve yönetmen İmam Hasan Çakmak ile, keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. İlgiyle okuyacağınızı, istifade edeceğinizi umuyoruz.
ESTELYA
Suskunluk girdabında çırpınanların hikâyesi.
Damla Yürü, Mart 2023’te kurulan TIJDA Sanat ve Kültür Vakfı’nın kurucu isimlerinden. Vakıfta oyunculuk, prodüksiyon ve organizasyon koordinasyonunun yanı sıra ilk kez senaryo yazarlığını da üstlendi.
İlk tiyatro oyunu senaryosu ESTELYA’yı Hollandaca kaleme alan ve sahnede başkarakter Estelya’ya hayat veren Damla Yürü ile oyunda baba Bertal karakterini canlandıran TIJDA Sanat ve Kültür Vakfı sanat yönetmeni İmam Hasan Çakmak’la oyunun ortaya çıkışını, yazım sürecini ve sahneye aktarılışını konuştuk.
SESTELYA’yı yazma ihtiyacı nereden doğdu?
Damla Yürü: ESTELYA’yı yazma ihtiyacım, toplumsal bir meseleyle yüzleşmekten doğdu. Hollanda’da her sekiz günde bir kadın öldürülüyor. Buna rağmen kadın cinayetleri çoğu zaman göçmen ve Müslüman toplulukların sorunuymuş gibi gösteriliyor. Böylece cinayetlerin daha geniş toplumsal bağlamı ve ardındaki ortak sorumluluklar gözden kaçıyor. ESTELYA ile görünmez kılınan ve susturulan kadınların hikâyelerine yeni bir ses ve nefes vermek istedim.
Oyunu Hollandaca yazdınız. Ancak 5 Aralık’taki prömiyerde sahne dili Türkçe olacak. Neden böyle bir tercih yaptınız?
Damla Yürü: Hollanda’da doğup büyüdüm. Dedem, Türkiye’den Hollanda’ya getirilen ilk kuşak misafir işçiler arasındaydı. Ailemin hikâyesi de göçle başladı. Eğitimimi Hollandaca ve İngilizce aldığım için kendimi yazarken en rahat Hollandacada ifade ediyorum. Türkçem, bir tiyatro oyununun senaryosunu yazabilecek düzeyde değil.
Ancak hikâyelerimizi yalnızca Hollandaca anlatmak istemiyoruz. TIJDA olarak toplumsal gelişmelerden ve güncel meselelerden yola çıkarak kendi oyunlarımızı yazıyor, farklı kuşaklara ve topluluklara ulaşmayı önemsiyoruz. Bu nedenle oyunlarımızı hem Hollandaca hem Türkçe sahneliyoruz. ESTELYA’nın Türkçe sahnelenmesi de bu yaklaşımın bir parçası.
TIJDA olarak kendi çalışma metodunuzu mu geliştirdiniz?
İmam Hasan Çakmak: Evet. TIJDA olarak kendi üretimlerimiz doğrultusunda geliştirdiğimiz bir çalışma metodumuz var.
Öncelikle ele aldığımız temayla bağlantılı, yaşanmış ancak sessizliğe bırakılmış hikâyeleri seçiyoruz. Bu hikâyelerin görünen yüzünün ötesine geçerek nedenlerini, çatışmalarını ve duygularını araştırıyor; bireyin yaşadıklarını aile, çevre ve toplumla ilişkisi içinde ele alıyoruz.
Düşünce ile gönül arasındaki ilişki, sanatsal yaklaşımımızın temelini oluşturuyor. Gönül; düşüncenin, duyguların, anıların, vicdanın ve farkındalığın buluştuğu içsel alanı ifade ediyor.
Araştırmanın ardından hikâyenin özünü ve dramaturjik yapısını belirleyerek uygun teatral biçimi oluşturuyoruz. Yaşanmış hikâyeleri birebir canlandırmak yerine kendi sanatsal dilimizle yorumluyor; metin, oyunculuk, müzik, şiir, hareket, görüntü ve sessizliği hikâyenin ihtiyaçlarına göre bir araya getiriyoruz.
Sahne düzenini ve teknik gereksinimleri mekânın koşullarına uyarlıyoruz. Böylece oyunlarımızı tiyatrolardan kültür merkezlerine, kütüphanelerden eğitim ve bakım kurumlarına, semt evlerinden derneklere, cemevlerine, camilere ve kiliselere kadar farklı alanlarda sahneleyebiliyoruz. Oyun sonrası söyleşilerde ise seyircilerle deneyim ve görüş paylaşımına dayalı bir diyalog kuruyoruz.
Estelya kimdir?
Damla Yürü: ESTELYA, Hollanda’da her sekiz günde bir yaşanan kadın cinayetlerinin geride bıraktığı suskunluktan doğdu. Bu cinayetlerin kurbanlarının yanı sıra aileleri ve gelecek kuşaklar üzerindeki etkilerini anlatmak istedim.
Estelya, herhangi bir kültürün, inancın ya da topluluğun temsilcisi değil; kendi düşünceleri, duyguları ve seçimleri olan bir kadın. Kızı Teselya’nın geleceğini önemserken kendi hayatını belirleme hakkını da korumaya çalışıyor.
Kızının geleceğini etkileyecek önemli bir kararı babası Bertal’la paylaşmak üzere buluşuyor. Ancak yıllardır açılmamış aile fotoğraf albümü, bu buluşmayı beklenmedik bir yüzleşmeye dönüştürüyor. Albümdeki fotoğraflar, cinayetle susturulmuş üç kadının hikâyesini gün yüzüne çıkarıyor. Estelya, gitmek yerine kalmayı ve babasıyla bu hikâyelerin ardındaki suskunlukla yüzleşmeyi seçiyor.
Üç kadının cinayetlerinin çocukluğunda, gençliğinde ve anneliğinde bıraktığı izleri babasıyla paylaşırken onun vurdumduymazlığıyla ve suskunluğunun ardındaki değer yargılarıyla hesaplaşıyor. Aileden ve toplumdan devraldığı değerlerin ve beklentilerin benliğini nasıl susturduğunu, korkularının aklında, gönlünde ve bedeninde bıraktığı izleri dile getiriyor.
Estelya’nın mücadelesi, suskunluğa rağmen kendi sesini bulmak, hayatının yönünü belirlemek ve kızına miras kalacak suskunluğun önüne geçmek üzerine kurulu. Çünkü insan bazen geçmişine hoşça kal, geleceğine merhaba diyemez; ikisinin arasında, kendine yabancılaştığı bir yerde kalır. Oysa her hoşça kal biraz merhaba, her merhaba biraz vedadır. Belki de asıl mesele, başkalarının hikâyesinde kaybolmadan kendi hayatına yeniden merhaba diyebilmektir. Oyun, seyirciye şu soruyu yöneltiyor: “Kendisine biçilen hayatın içinde kaybolmak üzere olan bir kadın, kendi benliğini yeniden inşa edebilir mi?”
Damla Hanım’ın ilk senaryo çalışmasında nasıl bir katkı sundunuz?
İmam Hasan Çakmak: Yazım sürecinde Damla’ya süpervizör ve dramaturg olarak rehberlik ettim. Yazma fikrinin netleşmesi ve hikâyelerin seçilmesinden başlayarak yazarlık ve yaratıcılık çalışmalarını destekledim.
Ardından metnin kurgusunu, karakterlerin işlevlerini ve dönüşüm süreçlerini ele aldık. Karakterlerin sözlerini, mekânı ve eylemlerini birlikte değerlendirerek sahne yapısını ve dramatik gelişimi oluşturduk.
Bu süreç, metnin Türkçe uyarlamasına ve sahneye aktarılmasına nasıl yansıdı?
İmam Hasan Çakmak: Birlikte yürüttüğümüz dramaturjik çalışma, Türkçe uyarlamanın temelini oluşturdu. Metni Türkçeye aktarırken diyalogları karakterlerin konuşma biçimlerine ve dilin doğal akışına göre yeniden düzenledim. Sözler, duygular ve eylemler arasındaki uyumu gözeterek dramaturjik yapıyı oyunculuk, mekân ve hareket aracılığıyla sahneye taşıdım. Böylece Damla’nın hikâyesinin özünü koruyan, Türkçede sahici bir sahne dili oluşturmayı amaçladım.
ESTELYA’nın seyircide nasıl bir karşılık bulmasını arzu ediyorsunuz?
Damla Yürü: Seyircinin sahnede anlatılanları kendi aklı ve gönlü üzerinden değerlendirmesini, Estelya’nın yüzleşmesini kendi yaşamıyla ilişkilendirmesini istedim.
Dilerim oyun, seyircinin kendi yolculuğunda keşfettiği ve yeniden hatırladığı anılar üzerinden çevresindekilerle konuşmasına vesile olur. Çünkü bazen dile getirilmeyen bir hikâyenin konuşulmaya başlanması, suskunluğun kırılması için atılan ilk adımdır.
