Genelde aynı anda 2 kitap okurdum ama şimdi 3 kitabı bir anda okuyorum. Hepsinin ortak özelliği de İslam’ın ilk dönemiyle alakalı. Sahih-i Buhari’yi zaten okuyordum, o bir yandan devam ediyor. Mayıs ayında Ankara’ya gitmeden önce rahmetli Muhammed Hamidullah’ın İslam Peygamberi kitabının 1. cildini okumuştum. Ankara’ya gidince de almak istediğim kitapların ikisini de alabildim.

Siyer Kronolojisi – Mehmet Apaydın, 2. Baskı. Kuramer Yayınları:

Yayınevi 2012 yılında, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi bünyesinde Kur’an Araştırmaları Merkezi olarak kurulmuş ve başkanlığını ise Prof. Dr. Ali Bardakoğlu yapmaktadır. Yazar ise şu anda Ege Üniversitesi Birgivi İlahiyat Fakültesinde öğretim üyesi olarak çalışmakta.

Kitabı Türkiye Diyanet Vakfı’nın Sıhhiye’deki kitabevinden aldım. Çok hacimli ve ciddi bir çalışma. Özetle kitap, Siyer’de verilen bazı tarihlerin, günümüz teknolojisi ile örneğin bir olay anlatılıyor ve o gün ay-güneş tutulması olmuşsa rasathane/astronomi teknolojisinden faydalanarak tam tesbit yapılmaya çalışılıyor. Diğer bir önemli nokta ise, Arablar o dönemde, Nesi dedikleri uygulama ile, ayların yerlerini değiştirerek, örneğin Hac döneminin her zaman ilkbahar aylarına gelmesini sağlıyorlar.

Dolayısıyla Haram Aylar’a da müdahale ederek, o aylarda işlenmemesi gereken cürümlerin işlendiği bir durum oluşarak, büyük bir günah işlediklerine Kur’an’da Allah işaret ediyor.

Tevbe Süresi 37:

Haram ayları ertelemek, ancak inkârda daha da ileri gitmektir ki bununla inkâr edenler saptırılır. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helâl kılmak için haram ayı bir yıl helâl, bir yıl haram sayıyorlar. Onların bu çirkin işleri, kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah, inkârcı toplumu doğru yola iletmez.

Mesela bu çalışma sayesinde neler öğreniyoruz: Hendek Savaşı 26 Aralık 626’da başlayıp, 24 Ocak 627’de bitmiş. Yani savaştan öğrendiğimiz detaylarda da soğuk ve günlerce süren rüzgâr da bunu zaten destekliyor. Hz. Peygamberimiz, oğlu İbrahim 27 Ocak 632, Pazartesi günü vefat ettikten 133 gün sonra 8 Haziran 632’de vefat etmiş. Bir başka önemli bilgi de, Hicret’in 8. yılında Fetih’ten sonra Attab b. Esid ve 9. yılında Hz. Ebubekir’in emirliğindeki Haclar, takvimlerde Nesi oynamaları yüzünden Hac dönemine denk gelmemiş, ancak 10. yılda Rasulullah’ın Veda Haccı ile günümüzde kadar gelen orijinal Hac dönemleri başlamıştır.

Bakalım, okumaya devam ediyoruz.

Ahbaru Mekke-Mekke Tarihi- Ebu’l Velid El Ezraki. Ankara Okulu Yayınları, 2. Baskı:

Yayınevi Ankara’da olduğu için doğrudan yayınevine gidip aldım. Bu sene Türkiye yağmurlu geçtiği için, hemen her gün yağmur yağdı. Cuma Namazını Hacı Bayram’da kıldıktan sonra, İtfaiye Meydanı’ndaki Melike Hatun Camiinin yanındaki Vakıf Eserleri Müzesi’nde Kabe Örtüsü Sergisi’ni gezdikten sonra rüzgârla birlikte Sıhhiye, oradan da Maltepe’deki yayınevine ulaştık. İçeri girince çay ikram edilmesi, böyle bir anda ne kadar da büyük bir nimet oluyor.

Yayınevinin kitaplarını incelemeye başladım. Açıkçası uzun bir zaman ayırmak gerekiyor. Yine gelirim inşallah umuduyla kitabı aldım.

Ezraki hicri 244 yılında vefat etmiş. Mekke doğumlu ve Gassan’ın Cefne kabilesinden geliyor. Kitabın oluşumu ise çok enteresan. Kitabı 1875 yılında Alman müsteşrik Ferdinand Wustenfeld Leipzig’de basıyor. 2 yazma nüshası Medine’deki Mahmudiye Kütüphanesinde bulunuyor. Yayınevi bu 3 nüshayı inceleyerek, tashih de ederek basılır hale getiriyor (1 Şevval 1352-Mekke).

Kitap, Kabe’nin ve Hz Adem’in yaratılışından başlayıp, Hz Adem ve Hz İbrahim’e geliyor. Akabinde de Mekke ve Kabe ile ilgili spesifik bilgiler veriliyor. Buradaki edindiğim bilgiler neler? Bir rivayete göre 75, diğerine göre 99 peygamberin kabri mataf alanında. Bunlardan bazıları örneğin kavmi Allah’ın gazabına uğrayan kavimlerin peygamberleri, Salih, Hud, Nuh ve Şuayb gibi peygamberler.

Bir kaç konu başlığı: Zemzem kuyusunun derinliği, Haram’ın sınırları, Kabirler, Kayıp ilanı, Tamir edenler, Direkleri, Sütunları, Kapıları, Safa Merve, Rasulullah’ın kaldığı yer, Hill, Ehlullah, Mekke özlemi, Had cezası, Mekke’deki Dağ Vadi ve Mevkileri.

Bu tür kitapları okumanın en güzel avantajı; sanki oralarda dolaşıyor, havasını teneffüs ediyor gibi oluyorsunuz. Rasulullah’ın ve sahabelerin ayak izinde adım adım dolaşıyorsunuz. Ve insan şöyle bir düşünceye kapılıyor: İnsanlık yaratıldığı andan itibaren, Mekke’nin kalbi atmaya başladı ve burada bir sürü hayatlar yaşandı. Bu hayat yaşanırken herkes bazı fiiller işledi ve herkes hardal tanesi kadar ne kadar iyilik ve kötülük etse bunun karşılığını görecek.

Lokman 16:

Lokman: “Ey oğulcuğum! İşlediğin şey, bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu getirip meydana kor. Doğrusu Allah Latif’tir, haberdardır”. Enbiya 47

Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak Biz (herkese) yeteriz.

O yüzden gerçekten ‘Onlar bir ümmetti, geldi geçti.’ (Bakara 134) Tarihten ancak dersler çıkarıp kendi hayatımıza tercüme edebilirsek kazançlı çıkarız, aksi hâlde sadece bir roman okuyup geçmek gibi zaman öldürmekten başka hiç bir amaca hizmet etmez.

Ergün Madak                                      —◄◄