Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’nın ardından yaşanan en büyük katliam olarak kabul edilen Srebrenitsa Soykırımı’nın üzerinden geçen yıllara rağmen, hayatta kalanların anlattıkları yaşanan insanlık dramını gözler önüne sermeye devam ediyor. Soykırım sırasında 16 yaşında olan Srebrenitsalı Emir Bektic, Srebrenitsa’nın düşmesinin ardından babası Redzeb Bektic ile birlikte güvenli bölgeye ulaşmak için çıktıkları ölüm yolculuğunda yaşadıklarını Camia Haber’e anlattı.

“Babamın Dizinde Uyudum, Gözlerimi Açtığımda Yapayalnızdım”

Bektic, günlerce süren yürüyüş boyunca açlık, susuzluk ve yoğun saldırılar altında ilerlediklerini belirterek, babasını son kez gördüğü anı şu sözlerle anlattı: “Günlerdir yürüyorduk. Artık ayakta duracak gücümüz kalmamıştı. Babamın dizine yaslanıp uyuyakaldım. Yaşanan saldırı sırasında bana zarar gelmesin diye beni bir ağacın arkasına bırakmış. Gözlerimi açtığımda babam yoktu. Ormanın ortasında tamamen yalnız kalmıştım. Onu son görüşüm, dizinde uyuduğum o andı. Bir daha kendisini hiç göremedim.”

“Böyle Bir Şeyi Kimsenin Anlaması Mümkün Değil”

Yaşananların tarif edilmesinin mümkün olmadığını belirten Bektic, “Böyle bir olaya şahit olmak, böyle saldırılarla karşılaşmak inanın kimsenin anlayabileceği bir durum değil.” ifadelerini kullandı. Ölüm yolunda yalnızca silahlı saldırılarla değil, ağır yaşam koşullarıyla da mücadele ettiklerini ifade etti.

“Her An Ölümle Burun Burunaydık”

Ormanlık alanda sürekli pusu ve bombardıman altında kaldıklarını anlatan Bektic, bazı anlarda insanların yaşadığı psikolojik çöküşe de tanıklık ettiğini belirtti. Bektic, “Havan topları sürekli üzerimize düşüyordu. Bazı zamanlarda havada garip bir koku hissediliyordu. Her an ölümle burun burunaydık.” diye konuştu.

“Durursak Öleceğimizi Biliyorduk”

Bektic, ölüm yürüyüşü boyunca açlık ve susuzluğun da en büyük sınavlardan biri olduğunu ifade ederek, birçok kişinin günlerce yiyecek bulamadığını dile getirdi. Emir Bektic, “Ağaç kabukları yiyerek, çamurlu sular içerek hayatta kalmaya çalışıyorduk. Pek çok kişinin ayakkabısı parçalanmıştı. Ayaklarımız kan içindeydi ancak durursak öleceğimizi biliyorduk.” diye ekledi.

“İki Kez Esir Düştüm, Sağ Çıkmam Mucizeydi”

Babasını kaybettikten sonra tek başına hayatta kalmaya çalıştığını söyleyen Bektic, iki kez Sırp güçlerine esir düştüğünü şu sözlerle anlattı: “Yaşım küçük olduğu için hayatta kaldım. Ancak fiziksel ve psikolojik işkenceler gördüm. İki kez esir düştüm ve sağ çıkabilmek benim için mucizeydi.”

Son olarak Srebrenitsa tanığı Bektic, yaşananların unutulmaması gerektiğini vurgulayarak, benzer acıların bir daha yaşanmaması için geçmişle yüzleşmenin önemine dikkat çekti.(bb)

Camiahaber