
Trump’ın yeni Gazze planını reddeden Netanyahu, en büyük müttefikine bir kez daha açıkça karşı çıkma cesareti gösteriyor. Üstelik bunu, Trump’ın Orta Doğu’da acilen bir başarı hikâyesine ihtiyaç duyduğu bir dönemde yapıyor.
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile Donald Trump, Temmuz ayı sonunda Netanyahu’nun Beyaz Saray ziyareti sırasında bir araya gelmişti.
İki hafta önceye kadar dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünüyordu. Netanyahu Beyaz Saray’a ana giriş yerine yan kapıdan alınmış ve Trump’ın programında kendisine yer bulmak için epey çaba harcadığı iddia edilmiş olsa da, görüşmenin ardından taraflar “olumlu ve verimli” bir görüşmeden söz etmişti.
Temmuz sonunda Washington’a yaptığı ziyaret, Netanyahu ile Trump’ın İran’la Nisan ayı sonunda sağlanan kırılgan ateşkesten sonraki ilk yüz yüze görüşmesiydi. Netanyahu bu ateşkesi daha önce birkaç kez zora sokmaya çalışmıştı. İsrail’in Haziran başında İran’a balistik füzeler fırlatması buna örnek gösteriliyor. Ancak Trump’ın Netanyahu’yu ikinci kez öfkeli bir telefon görüşmesiyle uyarmasının ardından İsrail geri adım atmıştı.
Bu nedenle Temmuz sonundaki ziyaretin amacı, iki lider arasındaki gerginliği azaltmak olarak görülüyordu. Ancak Netanyahu, hafta sonunda Trump’ın yenilenmiş Gazze planını reddederek yeniden en büyük müttefikine açıkça karşı çıktı. İsrail, Hamas tamamen silahsızlandırılmadığı sürece Gazze’den çekilmeyi kabul etmiyor.
Netanyahu, “Amerikalıların çeşitli fikirleri var. Bunların bazıları bizim için kabul edilebilir, bazıları ise kabul edilemez. Ve bunlara nasıl karşı koyacağımızı biliyoruz” dedi.
Trump’ın başarıya ihtiyacı var
Trump ise şu sıralar Orta Doğu’da elde edeceği bir başarıya ihtiyaç duyuyor. Temmuz ayında İran’la yapılan son görüşmelerin de sonuçsuz kalmasının ardından dikkatini yeniden Gazze’ye çevirdi. Yaklaşan ara seçimler öncesinde, burada elde edilecek bir diplomatik başarı Trump’ın siyasi hanesine yazılabilirdi.
Trump, Gazze’de kalıcı barış için hazırlanan 15 maddelik yeni planı “tarihi bir anlaşma” olarak nitelendirmişti. Bu plana göre Hamas, İsrail’in çekilmesine paralel olarak silahsızlanmayı kabul edecekti. Ancak Netanyahu pazar günü yaptığı açıklamada İsrail’in böyle bir geri çekilmeye gitmeyeceğini net biçimde ifade etti.
Washington’dan doğrudan bir tepki gelmedi. Ancak Trump’ın Truth Social hesabında, eski rakibi ve siyasi düşmanı Hillary Clinton’ın söz konusu planı Gazze için “en iyi seçenek” olarak değerlendiren açıklamasını paylaşması dikkat çekti.
Netanyahu’nun siyasi hesabı
İsrail’in plana mesafeli yaklaştığı zaten biliniyordu. Ancak Netanyahu’nun bu kez böylesine net konuşması, siyasi hesapların devrede olduğunu gösteriyor.
Siyasi hayatta kalma becerisiyle tanınan Netanyahu’nun kendi hesabını yaptığı düşünülüyor. Bu hesaba göre şu an Gazze konusunda sert bir tutum sergilemek, Trump’ı kızdırma pahasına da olsa kendisine daha fazla siyasi kazanç sağlayabilir.
Netanyahu bu nedenle mesajını tekrar tekrar vurguladı:
“Benim bunu söylemediğimi iddia edenler varsa, şimdi yeniden söylüyorum: İsrail bu 15 maddelik planı kabul etmiyor.”
Çünkü İsrail ekim ayı sonunda sandık başına gitmeye hazırlanıyor. Mevcut anketler Netanyahu açısından pek umut verici görünmüyor. Netanyahu, bu tabloyu tersine çevirmenin yolunun Hamas’a karşı sert bir duruş sergilemekten geçtiğine inanıyor.
Hamas tüm silahlarını teslim etmeden İsrail ordusunun Gazze’den çekilmesi, yıllardır kendisine yapıştırılan “Güvenlik Bay Netanyahu” imajına ciddi zarar verebilir.
Aşırı sağın desteği
Netanyahu’nun seçimlerden sonra da başbakan olarak kalabilmesi için aşırı sağ partilerin desteğine ihtiyacı var. Bu partilere göre Hamas’ın elinde en küçük bir silah bile kaldığı sürece Gazze’den çekilmek kabul edilemez.
Bu nedenle aşırı sağcı Dini Siyonizm Partisi lideri Bezalel Smotrich, Netanyahu’nun açıklamalarını memnuniyetle karşıladı:
“Savaşa Hamas’ı yok etmek amacıyla girdik. Ordu bir milimetre bile geri çekilmemeli.”
Ancak Netanyahu’nun hesabı yalnızca aşırı sağ seçmenlerle sınırlı değil. İsrail’in Washington’un ya da uluslararası girişimlerin baskısıyla hareket etmesi fikri, ülkenin siyasi yelpazesinin geniş kesimlerinde de hoş karşılanmıyor. 7 Ekim saldırılarından bu yana İsrail’in Gazze’deki operasyonlarını sürdürmesi gerektiği yönündeki görüş toplumda oldukça yaygın.
Bu nedenle Netanyahu, yalnızca aşırı sağdan değil, daha geniş bir seçmen kitlesinden de siyasi destek kazanmayı hedefliyor.
Washington’daki rahatsızlık büyüyor
Ancak aynı durum Washington için geçerli değil. Trump’ın Netanyahu’nun inatçı tutumundan duyduğu rahatsızlığın arttığı düşünülüyor. Aynı zamanda Trump’ın genel olarak Orta Doğu’daki başarısızlıklardan da hayal kırıklığı yaşadığı belirtiliyor.
İran’da sonuç alınamıyor, Lübnan’da ilerleme sağlanamıyor, Gazze’de anlaşma yapılamıyor. Kendini bir “barış başkanı” ve büyük bir anlaşma ustası olarak gören Trump için bu tablo oldukça rahatsız edici.
Üstelik ABD’de de seçimler yaklaşıyor. Bir zamanlar siyasi tabu sayılan İsrail’e yönelik eleştiriler artık giderek daha yaygın hale geliyor. Bu da ABD ile İsrail arasındaki yapısal görüş ayrılığının giderek derinleştiğine işaret ediyor.
…….
