
Almanya İslam Konseyi SES Akademisi Avrupa’da Müslüman gençlerin toplumsal katılımının tartışıldığı “Kimlik, Sorumluluk ve Katılım: Avrupa’da Müslüman Gençler” başlıklı programı büyük bir katılımla gerçekleşti. Program İslam Konseyi ve İslam Toplumu Milli Görüş (IGMG) Gençlik ve Kadınlar Gençlik Teşkilatları ile birlikte organize edildi.
Avrupa’daki Müslüman gençlerin karşı karşıya olduğu sosyal, kültürel ve siyasi meselelerin tartışıldığı programda gençlerin kimlik arayışı ve toplumsal rolü çok yönlü olarak değerlendirildi.
Programa konuk konuşmacı olarak İskoçya Eski Başkanı Humza Yousaf ile Friedrich-Alexander-Universität Erlangen-Nürnberg Öğretim Üyesi Prof. Mathias Rohe de katıldı. Almanya SosyaL Demokrat Parti Eski Eş Başkanlarından Hubertus Heil da programa bir video mesaj göndererek başarılar diledi.
Programın açılış konuşmasını Almanya İslam Konseyi Başkanı Burhan Kesici yaptı. Kesici Müslümanların bir kenar grup olmaktan öte Avrupa’nın vazgeçilmez ortak bir parçası olduğuna vurgu yaptığı konuşmasında devletlerin dini olarak nötral oluşunun bir fırsat ve gerekli olduğuna dikkat çekti. Kesici, irtibat ve bilgilendirmenin yardımcı olmaktan öte karar verici olduğunu, zira kapıların böyle açıldığını, güvenin böyle inşa edildiğini ve toplumsal köprülerin böyle kurulduğunu söylediği konuşmasında Müslümanların sosyal ve siyasal olarak aktif olmaları gerektiğine vurgu yaptı.

Ön konuşmalardan sonra Humza Yousaf ile Prof. Dr. Mathias Rohe’nin yer aldığı “Dini Kimlik ve Siyasi Katılım” paneli yapıldı. Panelde Müslüman gençlerin Avrupa’daki demokratik süreçlere katılımı ele alındı. Katılımcılar, gençlerin hem dini kimliklerini koruyarak hem de aktif vatandaşlık bilinciyle hareket etmelerinin önemine vurgu yaptı.
“Müslümanlar Yalnızca Kendi Topluluklarına Değil, Tüm İnsanlığa Hizmet Etme Sorumluluğu İle Hareket Etmelidir”
Humza Yousaf konuşmasında öncelikle kendi hayat tecrübesinden ve siyasette yükselirken karşılaştığı engellerden örnekler verdi. Yousaf, kimlik, aidiyet ve toplumsal katılım arasındaki güçlü ilişki bulunduğuna dikkat çekerek bu katılımın bir hizmet olduğunu Müslümanların diğer insanların “yerine geçme” düşüncesi ile değil, bütün bir topluma katkı sunma amacı taşıması gerektiğini söylediği konuşmasında, bu katkının gerçekleşmesi için bireylerin kendilerini bulundukları ülkeye ait hissetmeleri gerektiğini söyledi.
Gençlere, geri çekilmek yerine aktif katılım çağrısı da yapan ve siyasete katılımın zor ama gerekli olduğunu, sabır ve emek gerektirdiğini vurgulayan Yousef kendi kariyerinden örnekler vererek başarının uzun bir süreç olduğunu anlattı.
Yousaf özellikle bu süreçte aynı zamanda Müslümanların kimliklerini gizlemek yerine sahiplenmeleri gerektiğini, bunun topluma katkıyı güçlendireceğini ifade etti.
İslam’ın adalet, eşitlik ve topluma hizmet gibi değerler sunduğunu belirten Yousef bu değerlerin kamusal hayatta rehber olması gerektiğini ifade ettikten sonra sözlerini “Müslümanlar yalnızca kendi topluluklarına değil, tüm insanlığa hizmet etme sorumluluğu ile hareket etmelidir” şeklinde tamamladı.

“Müslümanlar Avrupa’nın Aslî Unsurlarıdır”
İskoçya Eski Başbakanı Humza Yousef’e teşekkür eden İslam Toplumu Milli Görüş (IGMG) Genel Başkanı Kemal Ergün, “Biz bu toprakların, yaşamış olduğumuz ülkelerin aslî unsurlarıyız. Sıkıntılarımız olacak, bazen yanlış anlaşılacağız, bazen de biz kendimiz yanlış anlatabileceğiz. Ancak bizler bu toprakların Müslümanlarıyız, bizler buralardaki amellerimizle cennete gideceğiz.” dedi.
Müslümanlar olarak Avrupa toplumlarında, illa ki sadece siyasi alanda değil, ama her alanda pek çok katkı sunacaklarına inandığını söyleyen Ergün, Müslümanların artık bu toplumlarda azınlık ve göçmen olarak değil, bu toplumun yerlileri olarak katkıda bulunacaklarını söyledi.

“Müslümanlar da Siyasal ve Toplumsal Süreçlere Katkı Yapabilmeli”
Friedrich-Alexander-Universität Erlangen-Nürnberg Öğretim Üyesi Prof. Mathias Rohe de Avrupa din devlet ilişkilerini değerlendirdi. Müslümanların bu çerçevede konumunu açıklayan bir değerlendirme yapan Dr. Rohe, Avrupa’da devlet ile dinin ayrıldığını ancak dinin siyasetten dışlanmadığına, aksine siyasete zaman zaman dinin damga vurduğuna dikkat çekti.
Tarihsel olarak din ile devletin birleşmesinin hem devlete hem dine zarar verdiğini bu nedenle seküler sistemlerin geliştiğini ifade eden Rohe, buna rağmen dinî görüşlerin kamuoyunda ve siyasi tartışmalarda önemli bir yeri olduğunu, ancak hiçbir dinin tek başına belirleyici olamayacağı dile getirdi.
Fransa’daki katı laiklik ile Almanya’daki daha esnek seküler yaklaşım arasındaki farklara da dikkat çeken Rohe, hukuki sistemlerin genel olarak din özgürlüğüne açık olduğunu, ancak Müslümanların karşılaştığı sorunların daha çok pratikteki siyasal ayrımcılık ve önyargılardan kaynaklandığını gündeme getirdi.
Rohe, Müslümanlara siyasi ve toplumsal süreçlere aktif katılım çağrısı yaparak, hak ihlalleri durumunda hukuki mekanizmaları kullanmalarını, ayrıca, Müslümanlar arasında İslam adına siyasetten uzak durmayı savunan görüşlerin yanlış yorumlara dayandığını ve İslam’ın değişen şartlara uyum sağlayabilen bir yapıya sahip olduğunu vurguladı.

Müslüman Gençler Kendilerini Bulundukları Ülkelere Aid Görüyor
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Mahmut Hakkı Akın da Avrupa İslam Toplumu Milli Görüş Gençlik Teşkilatı gençleri üzerine yaptığı araştırmanın sonuçlarını özetledi.
Dr. Akın, IGMG Gençlik Araştırmasının, Avrupa’daki Müslüman gençlerin bulundukları ülkelere güçlü aidiyet duygusuna sahip olduğunu ancak ciddi ayrımcılık ve güvensizlik algısıyla karşı karşıya kaldığını ortaya koyduğunu söyledi.
IGMG Gençliğinin geleneksel ve dönüşümü beraberce yaşatabilme becerisini gösterdiği sonucuna vardığı araştırma 9 Avrupa ülkesinde 2091 katılımcıyla yapıldı.
Araştırmaya göre gençler, yaşadıkları ülkelere katkı sunmak istiyor fakat siyasette yeterince temsil edilmediklerini düşünüyor. Eğitim düzeyi yüksek ve aktif bir gençlik profili dikkat çekerken, kadınların katılımı daha güçlü olarak öne çıkıyor.
Araştırma ayrıca, insan kaynakları bakımından IGMG Gençlik teşkilatının aile ve arkadaş çevresinin belirleyici rolünü de vurgularken, Müslüman gençlerin toplumsal ve siyasi katılımının desteklenmesi gerektiği ifade edildi.

Gençlerin Hayat Tecrübeleri Masaya Yatırıldı
Öğleden sonraki oturumlarda ise Avrupa’daki Müslüman gençlerin günlük yaşam deneyimleri, karşılaştıkları zorluklar ve gelecek perspektifleri tartışıldı. Akademisyenler ve gençlik temsilcileri, özellikle ayrımcılık, kimlik bunalımı ve aidiyet sorunlarına dikkat çekti. Bu oturuma IGMG Gençlik Teşkilatı Başkanı Furkan Kahraman ile birlikte Belçika Liege Üniversitesinden Dr. Fatima Zibouh ile birlikte Ankara Üniversitesinden Prof. Murat Erdoğan ve İstanbul Medeniyet Üniversitesinden Prof. Mahmut Hakkı Akın katıldı.
Toplumsal ve Siyasal Katılımın Yolları
Programın ilerleyen saatlerinde düzenlenen Toplumsal ve Siyasal Katılımın Yolları panelinde de Müslüman gençlerin sosyal ve politik katılım biçimleri detaylı şekilde incelendi. Bu bölümde Müslüman gençlerin medya, siyaset ve sivil toplum alanlarında daha görünür olması gerektiğine dikkat çekildi.
Panelde konuşmacı olarak Fransa Ulusal Öğrenci Birliği Eski Başkan Yardımcısı Maryam Pougetoux, İslamofobi ve Müslüman Karşıtı Irkçılık Belgeleme Merkezi’inden Dunia Khalili, Gazeteci-Yazar Emran Feroz ile Gazeteci, Yazar ve Film Yapımcısı Melina Borčak yer aldı.

Kamusal Alanda Kimlik
Günün son oturumlarında ise Müslüman kimliğinin kamusal alandaki yeri tartışıldı. Uzmanlar, Avrupa toplumlarında çoğulculuğun güçlenmesi için Müslüman gençlerin aktif rol üstlenmesinin önemine işaret etti.
Bu panelde Transformakers Gesellschaft für Strategische Beratung mbH şiketinden Dr. Özgür Özvatan ile IGMG Kadınlar Gençlik Teşkilatından Rumeysa Yazıcı konuşmacı olarak yer aldı.
“Eğri-Doğru”
Programın son oturumunda, Almanaya;da Hristiyan Demokrat Birliği CDU içinde siyaset yapan Oğuzhan Yazıcı ile Avusturya’dan SÖZ partisi temsilcisi Hakan Gördü katıldı. Her iki siyasetçi de siyaset dünyasında yaşadıkları tecrübeleri anlattı.

