
Discriminatie.nl ve Hollandalı Müslüman kuruluşlar, PVV lideri Geert Wilders’ın iki kadın yüzünü içeren tartışmalı bir görseli paylaşması nedeniyle hakkında yeniden dava açılmasını istiyor. Bu amaçla Hollanda hukukunda “madde 12 prosedürü” olarak bilinen bir süreci başlatacaklar. Ayrıca Savcılık Kurumu’nun (Openbaar Ministerie – OM) kararını düzeltmesini de talep ediyorlar.
“Biz, Müslümanların suçlu gibi gösterilmesine son verilmesini istiyoruz,” diyor cami federasyonlarının çatı örgütü K9’un temsilcisi Melek Erdoğan. “Eğer hiçbir şey yapmazsak, sınırlar giderek daha da ileri taşınacak. Bu tür görseller bizi incitiyor ve korkutuyor.”
Olayın merkezinde, Geert Wilders’ın 4 Ağustos 2025 tarihinde X platformunda paylaştığı, iki kadın yüzünün birleştirildiği bir görsel bulunuyor. Görselin sol tarafında dost canlısı bir ifadeye sahip genç ve sarışın bir kadın, sağ tarafında ise başörtülü, kırışık yüzlü ve kötü niyetli bir ifadeye sahip bir kadın yer alıyor. Altında ise iki partinin isimleri bulunuyor: PVV ve PvdA. Wilders görselin altına, yaklaşan genel seçimlere atıfta bulunarak “29/10 tarihinde seçim sizin” şeklinde bir not düşmüştü.
Görselin paylaşılmasının ardından büyük tepki oluştu. Eleştirmenler, kullanılan görsel dilin İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi rejiminin propaganda görsellerini hatırlattığını savundu. Discriminatie.nl, cami federasyonu K9, Muslim Rights Watch Nederland Vakfı ve Genç Müslümanlar Kolektifi gibi kuruluşlar Wilders hakkında suç duyurusunda bulundu. Polis, ayrımcılık ihbar merkezleri ve Müslüman kuruluşlara görselle ilgili yaklaşık 16 bin şikâyet ulaştı.
Yetersiz delil
Mayıs ayının ortasında Savcılık, Wilders hakkında dava açılmamasına karar verdi. Savcılığa göre paylaşımın belirli bir insan grubuna hakaret ettiği veya nefret, ayrımcılık ya da şiddete teşvik ettiği yönünde yeterli kanıt bulunmuyordu.
Savcılık, görselin farklı şekillerde yorumlanabileceğini belirtti. Buna göre görsel sadece belirli bir nüfus grubuna yönelik olumsuz bir değer yargısı olarak değil, aynı zamanda Wilders’ın partisi seçimleri kazanırsa hangi kesimlerin çıkarlarını temsil edeceğini göstermek amacıyla ya da PVV ile PvdA’nın Müslümanlar ve/veya İslami göçmenler konusundaki görüş ayrılıklarını vurgulamak amacıyla da paylaşılmış olabilir.
“Açıkça yanlış”
Ancak Discriminatie.nl ve diğer kuruluşlar bu kararı kabul etmiyor. Avukatları Adem Çatbaş’ın açıklamasına göre, birkaç hafta içinde bir madde 12 prosedürü başlatılacak ve mahkemeden savcılığı dava açmaya zorlaması istenecek.
Çatbaş ayrıca perşembe sabahı müvekkilleri adına başsavcıya bir mektup gönderdi. Mektupta, savcılığın soruşturmayı kapatma kararında hukuka aykırı davrandığı öne sürülüyor. Kuruluşlar, bu karar nedeniyle uğradıkları ve gelecekte uğrayabilecekleri zararlar için savcılığı hukuken sorumlu tutuyor.
Çatbaş’a göre, Wilders’ın paylaştığı görsel farklı şekillerde yorumlanabilse bile, her durumda “Müslüman kadınlara ve Müslümanlara yönelik reddedilme ve düşmanlık duygularını açıkça güçlendirmektedir.” Savcılığın bunu göz ardı etmesi, “açıkça yanlış veya en azından özensiz bir değerlendirme” anlamına geliyor.
Nazi propagandası çağrışımı
Avukat ayrıca savcılığın, görselin Nazi propaganda dilini çağrıştırdığı yönündeki eleştirileri yeterince dikkate almadığını savunuyor. Ona göre toplumsal tartışma ve medya ilgisinin temel nedeni tam da bu çağrışımdı. Savcılık ise kararında bu hususun neden değerlendirme dışında bırakıldığını açıklamadı.
Düzeltme talebi
Kuruluşları ayrıca rahatsız eden bir başka konu da savcılığın, görseldeki başörtülü kadını göçmenlerle ilişkilendirmesi oldu.
Çatbaş bu konuda şöyle diyor: “Göçmen olmak otomatik olarak Müslüman olmak anlamına gelmez. Ve Müslüman olmak da otomatik olarak göçmen olmak anlamına gelmez.”
Bu nedenle kuruluşlar savcılıktan bu konuda resmî bir düzeltme yayımlamasını talep ediyor.
Avukata göre bu tür özensizlikler ciddi sonuçlar doğurabilir; çünkü burada “büyük bir dini grubun onuru ve itibarı” söz konusu ve dava “yılın en büyük ayrımcılık vakası” niteliğini taşıyor. Çatbaş ayrıca soruşturmanın kapatılması kararının aşırı sağ çevrelerde aktif şekilde paylaşıldığını ve Müslümanlar ile İslam hakkındaki olumsuz görüşleri doğrulayan bir örnek olarak kullanıldığını belirtiyor.
