
Rotterdam’da otopark ücretleri artıyor, çöp vergisi yükseliyor, yaşlılar için ücretsiz toplu taşıma imkânı daralıyor. Bu kararlara karşı birçok protesto gösterisi gördüm. İnsanlar sokaklara çıktı, haklarını savundu. Ama bir şeyi de açıkça söylemek istiyorum. Maalesef Rotterdam’daki Türk ve Müslüman toplumu bu gösterilerde yeterince göremedim.
Lobi Yok, Medya Yok, Sonra Şikâyet Çok
Neden? Bu sorunlar bizi ilgilendirmiyor mu? Elbette ilgilendiriyor. O zaman neden başkaları haklarını savunmak için sokaklara çıkarken biz çoğu zaman kenarda kalıyoruz?
Sadece ekonomik konularda değil, dinî özgürlükler söz konusu olduğunda da aynı soruyu sormalıyız. İftar programları, ezan ve helal kesim gibi konularda tartışmalar yaşanırken sesimizi duyurmak ve karar süreçlerinde yer almak zorundayız.
Başta Rotterdam’daki sivil toplum kuruluşları, cami dernekleri, iş dünyasına ve toplumun önde gelen isimleri olmak üzere herkese çağrım var. Daha fazla bir araya gelmeli, birlikte hareket etmeli ve lobi ve medya faaliyetlerine önem vermeliyiz.
Sadece kendi sorunlarımız için değil, birbirimizin sorunları için de yan yana durmalıyız. Milletvekilleriyle, belediye yönetimiyle ve belediye meclisi üyeleriyle görüşmeli, ortak taleplerimizi açıkça dile getirmeliyiz. Basın kuruluşlarıyla ve gazetecilerle aktif olarak iletişim kurmalı, röportajlar vermeli ve yaşanan sorunları kamuoyunun gündemine taşımalıyız. Gösteriler düzenlemeli, ortak açıklamalar yapmalı ve diğer partiler üzerinde kamuoyu baskısı oluşturmalıyız.
Başkaları bunu yapıyor. Taleplerini iletiyor, destek topluyor ve çıkarlarını savunuyor. Biz neden daha fazlasını yapmayalım? Bir belediye meclis üyesi olarak şunu biliyorum: Haklı olmak yetmez. Sesimizi duyurmak, birlikte hareket etmek ve gerektiğinde ortak mücadele vermek gerekir.
Ayrıca yerel siyaseti yakından takip etmeliyiz. Rotterdam’da hangi kararların alındığını, bu kararların hayatımızı nasıl etkilediğini ve hangi siyasi partilerin hangi tutumu aldığını bilmeliyiz.
Çünkü bizi ilgilendiren kararlar alınırken sessiz kalırsak sesimizin duyulmasını da bekleyemeyiz.
Kararlar alındıktan sonra öfkelenmek yerine, kararlar alınmadan önce masada olmalıyız.
Mesele yalnızca bir iftar, bir otopark ücreti ya da ücretsiz toplu taşıma değil. Mesele, bu şehirde yaşayan insanların taleplerinin ne kadar duyulduğu ve kararların alınmasında ne kadar etkili olabildiğidir.
Artık sadece şikâyet etmeyelim. Bir araya gelelim, harekete geçelim ve sesimizi duyuralım. Rotterdam’da bizim de söyleyecek sözümüz, savunacak haklarımız ve masada olmamız gereken bir yerimiz var.…
SERKAN SOYTEKİN —◄◄
