
Süleyman Koyuncu’nun yazılı sorularının ardından Amsterdam Belediyesi, güneş paneli desteklerinin insan hakları ihlallerine katkıda bulunmasını önlemek için kuralları sıkılaştırma kararı aldı. DENK’li Amsterdam Belediye Meclis Üyesi Koyuncu, gelişmeyi “insan hakları adına tarihi bir adım” olarak değerlendirerek bu kararın dünyanın diğer şehirlerine de örnek olmasını istediklerini söyledi.
DENK’e göre bu adımın verdiği mesaj, güneş panellerine ilişkin düzenlemenin ötesine uzanıyor. Kamu kaynakları harcanırken bir ürünün çevreye katkısının yanında, hangi koşullarda üretildiğinin de dikkate alınması gerektiği vurgulanıyor.
“Soykırımın, baskının ve zorla çalıştırmanın üzerine yeşil bir gelecek kurulamaz” diyen Koyuncu, mesajını şöyle ifade etti: “Şehrimizi daha çevreci hâle getirirken insanların acılarına ortak olamayız. Amsterdamlıların vergileri sömürüyü beslememeli. Temiz enerjinin bedeli başkalarının hayatları ve özgürlükleri olmamalı.”
Amsterdam Belediyesi daha önce güneş panellerine verilen desteklerde daha sıkı şartlar uygulanacağını açıklamıştı. Ancak zorla çalıştırma riski yüksek olan panellerin gerçekten destek dışında kalıp kalmadığı belirsizdi.
Koyuncu, bu konuyu yazılı sorularla belediye yönetiminin gündemine taşıdı ve kuralların değiştirilmesini istedi. Belediye yönetimi, 2026 yılı sonunda yapılması planlanan değişiklikle yalnızca zorla çalıştırma riski düşük olarak değerlendirilen güneş panellerine destek verileceğini açıkladı.
Koyuncu, sorularında Doğu Türkistan’daki Uygurlara yönelik baskıya ve güneş panellerinin üretiminde zorla çalıştırmaya ilişkin kaygılara özellikle dikkat çekti. DENK’in savunduğu ilkenin dünyanın her yerinde, herkes için geçerli olduğunun altını çizdi ve şunları ifade etti: “Amsterdam, Uygurlara yönelik baskıya veya dünyanın herhangi bir yerindeki insan hakları ihlallerine tek kuruş bile katkıda bulunmamalı. Güneş paneli üretmek için insanları sömürenler, Amsterdam’ın sağladığı destekler üzerinden kazanç elde etmemeli. Her panelin arkasında insanlar var. Onların özgürlüğü ve onuru, bizim daha çevreci bir şehir olmamızın bedeli olamaz.”
Koyuncu, insanların sömürülmesi üzerinden kazanç sağlanmasına karşı toplumun bütün kesimlerinin sorumluluk taşıdığını belirtti. Vatandaşların alışverişlerinde, devletlerin ve belediyelerin ise alım ve destek kararlarında ürünlerin nasıl üretildiğine dikkat etmesi gerektiğini vurguladı.
Koyuncu “İnsanların zorla çalıştırılması, baskı altında tutulması ve haklarının ellerinden alınması üzerinden para kazanılmasına göz yummamalıyız. Hem vatandaşlar hem de devletler olarak paramızın neyi desteklediğine dikkat etmeliyiz. Yaptığımız tercihlerle insan haklarını koruyabilir, sömürüye karşı ortak bir duruş gösterebiliriz.” dedi.
“İnşallah dünyanın diğer şehirlerine de örnek olur”
DENK, Amsterdam’ın attığı adımın diğer büyük kentlerde de karşılık bulmasını umuyor. Koyuncu’ya göre şehirlerin kamu kaynaklarını insan haklarını gözeterek kullanması, dünya çapında daha güçlü bir değişimin önünü açabilir.
“İnşallah bu karar dünyanın diğer şehirlerine de örnek olur. Amsterdam’da çizdiğimiz bu çizginin başka kentlerde de benimsenmesini istiyoruz. Çağrımız bütün belediyelere ve yönetimlere: Yeşil bir gelecek kurarken insan haklarını da koruyun. Kamu kaynakları baskıyı ve sömürüyü beslemesin.”
Koyuncu, bu yaklaşımın Amsterdam’ın kimliğiyle de örtüştüğünü söyledi:
Koyuncu, “Belediye yönetiminin çağrımıza kulak vermesinden memnunum. Bu, Amsterdam’a ve şehrimizin DNA’sına yakışıyor: özgürlüğü, eşitliği ve her insanın haklarını savunmaktır.” dedi.
