Bir emirle başlar her şey: “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” Bu çağrı, asırları aşarak bugünün insanına da ulaşır. Ama kurban, yalnızca bir hayvan kesmek midir? Yoksa görünenden çok daha derin bir manayı mı taşır?

Hz. İbrahim’in bıçağa uzanan eli ile Hz. İsmail’in teslimiyet dolu bakışı arasında bir sır vardır. Hâbil ile Kâbil’in Allah’a sundukları hediyelerde, kabulün tek anahtarı gizlidir: takva.

Bu yazı, sizi o kadim hakikatin peşine düşürecek. Bir yandan Kur’an ayetlerinin ışığında kurban ibadetini yeniden düşünecek, bir yandan da Hasene Yardım Kuruluşu Hollanda Vakfı’nın bu emri nasıl bir vizyon ve misyona dönüştürdüğüne tanıklık edeceksiniz.

Bugünün Hollanda’sında açlıkla imtihan olan komşularımızı, gıda bankalarında helal paket bekleyen kardeşlerimizi hatırlayacaksınız. Bayram sabahı açık alanlarda omuz omuza saf tutan bir cemaatin sessiz sedasız ördüğü kardeşlik ağını göreceksiniz. Hasene gönüllülerinin, dünyanın dört bir yanında sevgi, barış ve kardeşlik için nasıl koştuklarına tanıklık edeceksiniz.

Ve bir de, Hollanda’ya yeni ayak basmış mülteci çocuklar olacak satırların arasında. Onlar için Hasene’nin hazırladığı o özel günde, bir çocuğun yeniden çocuk olmayı hatırladığı anlara dokunacaksınız.

Bütün bunlar olurken, aslında tek bir cümlenin her defasında kendini yeniden kanıtladığını duyacaksınız:

İyilik yolunu bulur, kurban vesile olur.

KURBAN NEDIR? BİR EMİR VE ONA VERİLEN SORUMLULUK CEVABI

Kurban, Allah’a yakınlaşmak demektir. Kevser Suresi’nde Cenab-ı Hak, Peygamberimize ve tüm ümmete şöyle buyurur:

“Fe Salli li Rabbike Venhar.”  “Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” (Kevser Suresi, 108/2)

İşte bu emir, kurban ibadetinin temelidir. Hasene Yardım Kuruluşu Hollanda Vakfı olarak biz, bu ilahi emri sadece bir metin olarak okumakla kalmıyor; onu bir sorumluluk olarak içselleştiriyoruz. Zira kurban, O’na olan kulluğumuzu, O’na olan teslimiyetimizi ve O’nun rızasını her şeyin üstünde tuttuğumuzu göstermenin en veciz ifadesidir.

Bu anlayışla kurduğumuz vizyonumuzun temelinde şu gerçek yatar: Kurban, bir ibadet olduğu kadar bir emanettir. Bağışçımızın Allah rızası için verdiği kurbanı, en doğru şekilde ihtiyaç sahibine ulaştırmak bizim boynumuzun borcudur. Misyonumuz ise bu emanete sahip çıkmak, kesimden dağıtıma kadar her aşamada şeffaflığı ve helalliği gözetmektir.

HİKMET VE USUL: HASENE’NİN TTİTİZLİĞİ 

Hac Suresi’nde Allah, bu ibadetin evrenselliğini şöyle bildirir: “Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine O’nun ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık.” (Hac Suresi, 22/34)

Kurbanın nasıl kesileceği de Kur’an’da açıkça belirtilmiştir: “Kurbanlık sığırları ve develeri de sizin için Allah’ın dininin işaretlerinden kıldık. Öyleyse onlar saf halde iken üzerlerine Allah’ın adını anın.” (Hac Suresi, 22/36)

Hasene Yardım Kuruluşu Hollanda Vakfı olarak biz, bu usulü hayata geçirirken bir adım daha ileri gidiyoruz. 400 kişilik kurban gözlemci ekibimiz, dünyanın dört bir yanına dağılarak her bir kesimin İslami usullere uygunluğunu denetliyor. Hayvanın saf haldeyken Allah’ın adıyla anılması, kesimin hijyenik koşullarda yapılması ve etin hızla dağıtıma hazır hale getirilmesi, bizim için titizlikle takip edilen bir süreçtir. Bu, bağışçımıza duyduğumuz saygının ve Allah’ın emrine gösterdiğimiz hassasiyetin bir gereğidir.

PAYLAŞIM: HASENE’NIN GIDA BANKALARIYLA KURDUĞU KÖPRÜ

Allah, paylaşımın esasını Hac Suresi’nin 28. ayetinde şöyle öğretir: “Onlardan siz de yiyin, sıkıntı içindeki fakire de yedirin.” (Hac Suresi, 22/28)

Bu ayet, Hasene Yardım Kuruluşu Hollanda Vakfı’nın kurban stratejisinin temelini oluşturur. Biz kurban etini sadece bir paylaşım aracı değil; aynı zamanda bir dayanışma köprüsü olarak görüyoruz.

Bu anlayışla, Hollanda genelindeki Gıda Bankaları ile güçlü bir işbirliği ağı kurduk. Zira biliyoruz ki, bugün Hollanda’da birçok aile, artan enerji fiyatları, yükselen kira bedelleri ve enflasyon nedeniyle temel gıda ihtiyacını dahi karşılamakta zorlanmaktadır. Bir refah toplumu imajının ardında, yardıma muhtaç bireylerin ve ailelerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Gıda Bankalarına yapılan başvurular bu durumun en çarpıcı göstergesidir.

Ve bu ihtiyaç sahipleri arasında, bayram sabahı sofrasında helal et görmeyi uman Müslüman kardeşlerimiz de vardır. Onlar, Gıda Bankalarından (Voedselbank) helal et talep etmişlerdir. Bu talep, yalnızca bir beslenme ihtiyacı değil, aynı zamanda bir inanç, bir aidiyet ve bir onur meselesidir.

Hasene olarak, işte tam bu noktada devreye giriyoruz. Kestiğimiz kurbanların bir bölümünü Gıda Bankaları aracılığıyla bu kardeşlerimize ulaştırıyoruz. Onların “helal et” talebine cevap vermek, bizim için bir sorumluluktan öte bir gönül borcudur.

 

TAKVA: HASENE’NIN VIZYONUNUN ÖZÜ

Ancak Kur’an bizi asıl gerçekle buluşturur. Hac Suresi’nin 37. ayeti, ibadetin özünü bir cümlede özetler: “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; O’na ulaşan sadece sizin takvanızdır.” (Hac Suresi, 22/37)

Takva nedir? Kalpte Allah korkusuyla yoğrulmuş bir duyarlılık, bir sorumluluk bilincidir. Takva, kurban keserken “Acaba bu et ihtiyaç sahibine ulaşacak mı?” diye düşünmektir. Takva, bağışçının emanetini korumak için 400 kişilik bir gözlemci ekibiyle dünyanın dört bir yanına gitmektir. Takva, bir ailenin bayram sabahı helal bir lokmaya kavuşması için gece gündüz çalışmaktır.

İşte Hasene Yardım Kuruluşu Hollanda Vakfı olarak bizim vizyonumuz, bu takva bilinciyle şekillenmiştir. Misyonumuz ise bu bilinci somut adımlara dönüştürmektir. Bu yüzden her kurban kesiminde, her et dağıtımında, her gözlemciyi yolladığımızda, aslında bir ayeti hayata geçirmenin huzurunu yaşıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, Allah’a ulaşan ne etlerdir ne kanlar; O’na ulaşan, bizim bu işi yaparken taşıdığımız şuurdur.

 

TARIHI VESIKA: HZ. İBRAHIM VE HZ. İSMAIL’IN TESLIMIYETININ HASENE’DEKI YANSIMASI

Kurban Bayramı’nın kaynağı, Saffat Suresi’nde anlatılan o eşsiz kıssadır. Hz. İbrahim, rüyasında oğlunu kurban ettiğini görür. Oğlu Hz. İsmail’e durumu bildirdiğinde, Hz. İsmail şöyle cevap verir: “Babacığım, sana emrolunanı yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.” (Saffat Suresi, 37/102)

Baba oğlunu yatırır, bıçağı çeker. Ancak Allah onun sadakatini görünce bir koç gönderir ve şöyle buyurur: “Ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.” (Saffat Suresi, 37/107)

Bu kıssa, teslimiyetin en yüce örneğidir. Hasene olarak biz de bağışçılarımızın kurbanlarını, işte bu teslimiyetle yerine getiriyoruz. Bağışçımız, malını Allah rızası için verirken bir anlamda Hz. İbrahim gibidir. Onun bu güvenine karşılık, Hasene gönüllüleri ise o emaneti en uzak coğrafyalardaki ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için yollara düşer. Her bir kurban, aslında Hz. İbrahim’in sadakatinin ve Hz. İsmail’in teslimiyetinin günümüze yansıyan bir aynasıdır. Ve biz o aynayı tutan elleriz.

 

İLK KURBAN: HÂBIL İLE KÂBİL’DEN HASENE’YE UZANAN DERS

Kurbanın sadece bir ritüel olmadığını, aslında bir kalp meselesi olduğunu öğreten ilk örnek, Maide Suresi’ndeki Hâbil ile Kâbil kıssasıdır. İki kardeş, Allah’a kurban sunarlar. Birininki kabul edilir, diğerininki edilmez. Niçin? Ayet cevabı verir: “Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder.” (Maide Suresi, 5/27). Ne hayvanın büyüklüğü, ne etin miktarı, ne de kesimin gösterişi… Kabulün anahtarı, yalnızca takvadır.

Hasene Yardım Kuruluşu Hollanda Vakfı olarak, bu bilinçle hareket ediyoruz. Kurban kampanyalarımızda hiçbir zaman “ne kadar çok kurban kestik” ile övünmüyoruz. Asıl övündüğümüz şey, o kurbanların ne kadarının takva bilinciyle, ne kadarının ihlasla, ne kadarının şeffaflıkla yerine getirildiğidir. Vizyonumuz, kurban sayısını artırmak değil; kabul olma ihtimalini yükseltecek bir anlayışı yerleştirmektir. Misyonumuz ise bu anlayışla her bir bağışçıya ve her bir ihtiyaç sahibine dokunmaktır.

GÜNÜMÜZÜN SINAVI: HOLLANDA’DA YOKSULLUK VE HASENE’NIN CEVABI

Bugün Hollanda toplumunda, görünmeyen bir yoksulluk gerçeği vardır. Artan enerji fiyatları, yükselen kira bedelleri, enflasyonun erittiği alım gücü… Bu sebeplerle birçok aile, temel gıda ihtiyacını dahi karşılamakta zorlanmaktadır. Özellikle Gıda Bankalarına yapılan başvurular bu durumun en çarpıcı göstergesidir.

Hasene olarak, bu tabloyu görmezden gelemeyiz. Çünkü bizim misyonumuz, sadece uzak coğrafyalardaki ihtiyaç sahiplerine ulaşmak değil; aynı zamanda yaşadığımız toplumda, yanı başımızdaki komşumuza da el uzatmaktır. Bu yüzden kurban etimizin bir bölümünü Gıda Bankaları aracılığıyla dağıtıyor, helal et talebinde bulunan Müslüman kardeşlerimizin sofrasına bayram sevinci taşıyoruz.

Gıda Bankalarına gelen helal et talepleri bugün o kadar yoğundur ki, bu talebi karşılamak artık bir lüks değil, bir zorunluluk haline gelmiştir. Hasene olarak elimizden gelenin en iyisini yapıyor, her yıl bu talebi karşılamak için bütçemizden bir pay ayırıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, bir ailenin bayram sabahı helal bir lokma ile sofraya oturması, o ailenin onurunu ve aidiyet duygusunu yeniden inşa eder.

 BAYRAM NAMAZI: AÇIK ALANDA OMUZ OMUZA ÜMMET OLMAK

Dünyanın dört bir yanındaki gözlemcilerimizin tanıklığıyla; Bayram sabahı güneş doğarken şehirlerin meydanları, parkları ve tüm açık alanları Müslümanlarla dolar. Saflar dizilir, omuz omuza, diz dize. Namaz başlar. Tekbirler yükselir. “Allahu Ekber, Allahu Ekber…”

Bu birlik, bu omuz omuza duruş, Kur’an’ın bize öğrettiği kardeşliğin ta kendisidir. Hucurat Suresi’nde Allah şöyle buyurur: “Mü’minler ancak kardeştirler.” (Hucurat Suresi, 49/10)

Hasene olarak, bu safların bir parçası olmakla yetinmiyoruz; bu safları daha da güçlendirmek için çalışıyoruz. Gönüllülerimiz, bayram namazını kıldıktan sonra doğrudan kurban kesim noktalarına koşuyor, bağışçıların emanetlerini yerine getiriyor. Onlar için bayram, bir tatil değil; bir sorumluluk günüdür.

Bu saflarda duran her bir fert, aslında görünmez bir ipe tutunmaktadır. O ip, ümmetin birliğidir. O ip, kardeşliktir. Hasene olarak bizim vizyonumuz da işte bu ipi daha da sağlamlaştırmaktır. Çünkü biliyoruz ki, omuz omuza duran bir ümmet, yeryüzünde iyiliğin hâkim olması için en büyük adımı atmış demektir.

 YERYÜZÜNÜN İMARI İÇİN BIR UYANIŞ: HASENE GÖNÜLLÜLERİ DÜNYANIN DÖRDT BİR YANINDA

Hasene gönüllüleri, mukaddes bir davanın elçileri olarak ümmetin birlik ve beraberliğine vesile olmak için yeryüzünün dört bir yanındadır. Onlar, sadece bir yardım kuruluşunun çalışanları değildir; onlar, Müslümanların uyanışına hizmet eden, yeryüzünün imarı için gayret gösteren, ihlasla yoğrulmuş yüreklerdir.

Bugün dünyanın ücra köşelerinde, misyoner çalışmaların gölgesinde kimsesiz kalmış topluluklar vardır. İşte Hasene gönüllüleri, o coğrafyalarda bir alternatif olarak boy göstermektedir. Onların elinde silah yoktur, ama merhamet vardır. Onların cebinde büyük bütçeler yoktur, ama samimiyet vardır. Onların dilinde nefret yoktur, ama sevgi, barış ve kardeşlik vardır.

Hasene Yardım Kuruluşu Hollanda Vakfı olarak biz, dünyanın neresinde olursa olsun, hangi dilden, hangi renkten, hangi inançtan olursa olsun, ihtiyaç sahibine ulaşmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu, bizim misyonumuzun ayrılmaz bir parçasıdır. Ve biz bu misyonu yerine getirirken, aslında Kur’an’ın bize emrettiği şeyi yapıyoruz: Adaleti gözetmek, merhameti yaymak, iyiliği egemen kılmak.

Hasene gönüllüleri, dünyanın herhangi bir ülkesinde, ister Hollanda’da, ister Türkiye’de, ister Suriye’de, ister Afrika’nın ücra bir köyünde, bağışçıların kurbanlarını kesmek için sabahın erken saatlerinde yola çıkar. Kimi Afrika’nın sıcağında, kimi Balkanlar’ın soğuğunda, kimi Ortadoğu’nun tozlu yollarında… Ama hepsinin kalbinde aynı duygu vardır: Dayanışma, paylaşma, kardeşlik. Onlar bilir ki, bir kurban kesmek demek, bir yüreği ısıtmak demektir.

YENİ GELENLERE KUCAK: MÜLTECİ ÇOCUKLARIYLA BAYRAM SEVINCİ

Hasene Yardım Kuruluşu Hollanda Vakfı ve bağışçılarımızın hassasiyeti, sadece kurban eti dağıtmakla sınırlı değildir. Biz, bayramın sadece bir et paylaşımı olmadığını, aynı zamanda bir gönül paylaşımı olduğunu biliriz.

Bu bilinçle, Hollanda’ya yeni gelmiş ve mülteci merkezlerinde beklemede olan çocuklar için özel bir program hazırlıyoruz. Bu çocuklar, belki de aylardır bir savaşın, bir göçün, bir acının gölgesinde büyümek zorunda kalmıştır. Onlar, belki de çoktan unutmuştur nasıl gülüneceğini, nasıl koşup oynanacağını, nasıl çocuk olunacağını.

İşte Hasene gönüllüleri, bu çocuklara bir gün boyunca eşlik edecek, onlarla oyunlar oynayacak, onlarla gülecek, onlarla koşacak, onlara bayram havası yaşatacaktır. O gün, o çocuklar çocuk olmayı hatırlayacak, belki de aylar sonra ilk kez içten bir kahkaha atacaklardır.

Bu program, bir yardım faaliyetinden çok daha fazlasıdır. Bu, bir kucaklayıştır. Bu, bir sevgi gösterisidir. Hasene olarak biz, bu çocuklara “Siz yalnız değilsiniz, siz artık buradayız, sizinle birlikteyiz” demenin en güzel yolunu seçiyoruz. Bu vesileyle, bağışçılarımızın kurbanları sadece bir lokma olarak değil, aynı zamanda bir bayram neşesi olarak bu çocukların hayatına dokunacaktır.

 SONUÇ: HASENE OLARAK BİZ BİR EMİRLE YOLA ÇIKTIK, SEVGİYLE DEVAM EDİYORUZ

Bugün dünyanın dört bir yanında, Hasene Yardım Kuruluşu Hollanda Vakfı’nın gönüllüleri, bağışçıların emanetlerini yerine getirmek için yollardadır. Onlar, Hz. İbrahim’in sadakatini, Hz. İsmail’in teslimiyetini, Hâbil’in samimiyetini bugüne taşımaktadır. Onlar için her bir kurban, bir ayetin hayata yansımasıdır. Her bir paylaşım, bir hadisin pratiğe dökülmesidir.

Hasene gönüllüleri, mukaddes bir davanın elçileri olarak, ümmetin birlik ve beraberliğine vesile olmak, yeryüzünün imarı için gayret göstermek, Müslümanların uyanışına hizmet etmek, dünyanın ücra köşelerinde misyoner çalışmalara karşı bir alternatif olmak, ve en önemlisi sevgi, barış ve kardeşlik için var gücüyle çalışmaktadır.

Biz, Kevser Suresi’ndeki emirle yola çıktık. Hac Suresi’ndeki paylaşım bilinciyle büyüdük. Maide Suresi’ndeki takva dersiyle şekillendik. Saffat Suresi’ndeki teslimiyetle güçlendik. Ve şimdi, tüm bu ayetlerin ışığında, günümüzün sorunlarına cevap olmaya çalışıyoruz. Hollanda’da gıda bankalarında helal et bekleyen kardeşimize, Afrika’nın ücra bir köşesinde açlıkla mücadele eden komşumuza, savaştan kaçıp buraya sığınan ve bayramı unutan çocuklara ulaşıyoruz.

Çünkü biliyoruz ki kurban, sadece kesmek değildir. Kurban, bir kalpte iz bırakmaktır. Kurban, bir sofraya umut olmaktır. Kurban, bir çocuğun gözlerinde bayram sevinci görmektir. Kurban, mülteci bir çocuğun “ben de varım” dediği bir gün yaşatmaktır. Kurban, “iyilik yolunu bulur” sözünün her gün yeniden kanıtlanmasıdır.

Hasene Yardım Kuruluşu Hollanda Vakfı olarak, sizin kurbanınızı onların sofrasında bir umut ışığı yapmaktan, mülteci çocukların yüzünde bir tebessüm olmaktan, dünyanın ücra köşelerinde bir kardeşlik köprüsü kurmaktan gurur duyuyoruz. Emanetinize sahip çıkıyor, ibadetinize ortak oluyoruz.

Hasene Yardım Kuruluşu Hollanda Vakfı ailesi olarak, bu mübarek günlerde sizleri düşünüyor, sizlere dua ediyoruz. Sizin sayenizde bir yetimin yüzü güldü, bir komşunun sofrasına bereket kondu, bir mülteci çocuk yeniden çocukluğunu hatırladı. Sizin emanetinize sahip çıktığımız her an, aslında sizinle birlikte bir ibadeti tamamlıyor olmanın huzurunu yaşıyoruz. Rabbim sizlerden razı olsun, yaptığınız her hayrı kabul eylesin, verdiğiniz her lokmayı cennetinde bir hurma bahçesine dönüştürsün. Kurban Bayramınızı en içten dileklerimizle tebrik ediyor; bu mübarek günlerin dünyamıza sevgi, barış, kardeşlik ve huzur getirmesini Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz. Bayramınız mübarek olsun.

“İyilik yolunu bulur, kurban vesile olur.”

Hasene Yardım Kuruluşu Hollanda Vakfı – 2026 Kurban Kampanyası