İşgalin Sırıtan Yüzü: L’Espresso Kapağı İsrail’i Neden Bu Kadar Kızdırdı?

İşgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlileri tehdit eden İsrailli yerleşimcinin yer aldığı L’Espresso kapağı (Ekran görüntüsü: Instagram/Pietro Masturzo)

İtalyan haftalık haber dergisi  L’Espresso’nun  10 Nisan tarihli kapağı, yayınlandığı andan itibaren büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. Derginin “L’Abuso” başlığıyla yayınlanan kapağında, silahlı bir İsrailli yerleşimcinin dişlerini göstererek cep telefonunu korku dolu bir ifadeyle bakan Filistinli bir kadına doğrulttuğu görülüyor. Görseldeki asıl sarsıcı nokta, Batı Şeria’da her geçen gün artan baskınların mağdurlarından biri olan genç kızın endişeli bakışları karşısında, onu kayda alan yerleşimcinin yüzündeki aşağılayıcı gülümseme. Kapak fotoğrafının altında ise şu ifadelere yer veriliyor:

“Batı Şeria’nın yerleşimcilerle iş birliği yapan askerler aracılığıyla ilhakı. Harabeye dönmüş Gazze. Lübnan’a ilerleyiş. Suriye’de ihlal edilen sınırlar. İran ile savaş. Etnik temizlik ve katliamlar. Siyonist sağ, ‘Büyük İsrail’i işte bu şekilde gerçeğe dönüştürüyor.”

Kapak görseline eşlik eden ve Alae Al Said tarafından kaleme alınan makale, Batı Şeria’da yaşayan birçok Filistinlinin ilk ağızdan tanıklıklarına odaklanarak, yerleşimciler ve askerlerle yaşanan neredeyse günlük çatışmaları detaylandırıyor. Habere konu olan bir anlatıda, altı çocuk babası bir Filistinli, köyünün onlarca yerleşimci tarafından nasıl basıldığını anlatıyor. Bu baskın sırasında yerleşimcilerin su ve elektrik altyapısına zarar verdiğini, köy sakinlerini tehdit ederek onlara saldırdığını, evlerini yıktığını ve yaklaşık 120 koyunu çaldığını aktarıyor.

Raporda, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun geçen ay Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetiyle ilgili dile getirdiği “endişe” mesajına da yer veriliyor. Ancak dergi bu açıklamayı, İsrail’e yönelik uluslararası tepkileri dindirmeye çalışan “gülünç bir hamle” olarak tanımlıyarak şu çarpıcı tespite yer veriyor: “ABD; Filistinlilere yönelik sömürge ve soykırım sürecinin ana destekçisi olmaya devam ediyor. Bu süreç bugün daha yavaş, daha sessiz ama bir o kadar da amansız bir şekilde ilerliyor.”

Fotoğrafın “Antisemitik” ve Sahte Olduğu İddia Edildi

Derginin “L’Abuso” başlıklı kapağına, yayınlandığı andan itibaren İsrail cephesinden tepki yağdı. ABD merkezli İsrail yanlısı yorumcu Haham Elchanan Poupko, sosyal medya platformu X üzerinden dergiyi “Der Stürmer (Nazi propaganda gazetesi) düzeyinde antisemitik görseller” yayımlamakla suçlayarak bu görseli nereden bulduğuna açıklık getirmeye çağırdı.

İtalya’nın İsrail Büyükelçisi Jonathan Peled ise 12 Nisan’da X üzerinden yaptığı bir paylaşımla derginin kapağını kınayan aşağıdaki açıklamayı yaptı:

“L’Espresso’nun son kapağının manipülatif kullanımını şiddetle kınıyoruz. Bu görüntü, İsrail’in bir arada yaşamak zorunda olduğu karmaşık gerçekliği çarpıtıyor, stereotipleri ve nefreti körüklüyor. Sorumlu bir gazetecilik dengeli ve doğru olmalıdır.”

Sosyal medya platformu X’te bir kullanıcı, “Bize gazetecilik etiği dersi verirlerken 262 meslektaşımızı öldürdüler.” sözleriyle Peled’i ikiyüzlülükle suçlarken, birçok kullanıcı ise İsrailli yetkililerin “sahte görsel” iddialarına cevaben kapak fotoğrafındaki yerleşimcinin de görüldüğü olay anı videolarını paylaştı.

Kimi kullanıcılar İsrailli yetkililerden kapağa gelen tepkilere, “Kendi soykırımcı hükûmetinizin, fotoğrafınızın yayınlanmasını nefret suçu olarak kınayacak kadar çirkin olduğunuzu hayal edin.” şeklinde alaycı yorumlar yaparken, bazı kullanıcılar ise, “Yüzlerce Filistinli gazeteciyi öldürmeyi başardılar ve uluslararası basının Gazze’ye girmesini engellediler, tam da gerçeği bize anlatmalarını önlemek için. Batı Şeria’da bunu başaramıyorlar ve bu onları öfkelendiriyor.” diyerek dergiye destek verdi.

Öte yandan, Filistin’in İtalya Büyükelçiliği de yaşananlara sessiz kalmadı. Büyükelçi Mona Abuamara, fotoğraftaki Filistinli Mayaad ile bizzat görüştüklerini açıkladı. Abuamara’nın aktardığına göre Mayaad, bu karenin maruz kaldıkları sistematik tacizlerden sadece biri sırasında çekildiğini doğruladı ve benzer saldırıların çoğunun maalesef belgelenemeden her gün tekrarlandığını aktardı.

Masturzo’nun On Yıllık Arşivi

İtalyan gazeteci Pietro Masturzo ise, Batı Şeria’da çektiği fotoğrafın “sahte” veya manipüle edilmiş bir görsel olduğu iddiaları hakkında Instagram hesabından şu açıklamayı yaptı:

“Birçok kişi bu fotoğrafın yapay zeka (AI) ile mi oluşturulduğunu soruyor, hatta AI ürünü olduğunu kesin bir dille iddia eden paylaşımlar tarafıma ulaşıyor. Hayır, söz konusu fotoğraf yapay zeka ürünü değildir! Bu fotoğrafı geçen sene 12 Ekim’de, zeytin hasadının ilk gününde Hebron’un batısındaki İdhna köyünde çektim. O gün bir bayram havasında geçmeliydi. Arazi sahipleri ve yardıma gelen Filistinli ailelerin yanı sıra yerel makamlar, uluslararası aktivistler ve aralarında New York Times’ın da bulunduğu yerli ve yabancı gazeteciler de oradaydı. Hasadın tam başında, bir grup silahlı İsrailli yerleşimci (bazıları fotoğraftaki gibi ordu üniforması giymişti) ve yüzleri maskeli gerçek askerler gelerek Filistinlilerin zeytinlerini toplamasını engelledi. Fotoğraftaki yerleşimcinin yüz ifadesi ve yaptığı hareket, çobanların sürüyü toplamak için çıkardığı sesi taklit ederek Filistinlilere “hayvan” muamelesi yapmasının sonucudur. Meslektaşlarımın çektiği video, bağlamı daha net açıklayacaktır.”

İçerisinde İsrailli fotoğrafçıların da yer aldığı ve 2005 yılından bu yana İsrail’in sömürgeci şiddetini belgeleyen Activestills adlı fotoğraf kolektifi de kapakta yer alan yerleşimcinin farklı açılardan çekilmiş fotoğraflarının bulunduğu bir dizi görseli Instagram hesabından paylaşarak görselin gerçekliğine dair Masturzo’ya destek verdi.

İtalyan fotoğrafçı Pietro Masturzo, 2010 yılından bu yana Gazze ve Batı Şeria’da yürüttüğü titiz çalışmalarla bölgedeki sosyo-politik dönüşümün kronolojik bir kaydını tutmaya devam ediyor. On yılı aşkın bu süreçte, hem Filistinli sivil halkın maruz kaldığı kısıtlamaları hem de İsrailli yerleşimci toplulukların iç yapılarını, siyasi inançlarını ve günlük yaşamlarını yerinde gözlemleyen Masturzo, İsrail’in Batı Şeria’daki genişleme sürecine dair kesintisiz ve çok katmanlı bir görsel arşiv inşa etti.

Yerel Gazetecilere Destek

Masturzo’nun çalışmalarını bir adım öteye taşıyan ve parçası olduğu Prospekt Palestine Project, uluslararası basının bölgeye erişiminin kısıtlandığı bugünlerde kritik bir rol üstleniyor. Activestills kolektifi bünyesinde yürütülen bu proje, dezenformasyon ve karşılıklı iddiaların gölgesinde kalan saha gerçeklerini nesnel bir yaklaşımla belgelemeyi temel misyonu olarak görüyor. Bağımsız bir arşiv oluşturma gayesiyle hareket eden kolektif, özellikle hedef haline gelen yerel fotoğrafçılara alan açarak onlara destek oluyor. Bu girişim, sadece bir belgeleme çabası değil; uluslararası kamuoyunun gözü önünde yaşanan değişimi kayıt altına alan bir hakikat savunuculuğu olarak değerlendiriliyor.

Öte yandan İsrail, gazetecilere yönelik sistemli bir itibarsızlaştırma politikası yürüttüğü gerekçesiyle sert eleştirilerin hedefinde. Eleştirmenler, Gazze örneğinde olduğu gibi uluslararası basının bölgeye girişinin yasaklanmasını, bilinçli bir “şüphe boşluğu” yaratma stratejisi olarak görüyor. Bu strateji sayesinde yerel gazeteciler “militan” yaftasıyla kolayca itibarsızlaştırılırken; Batı Şeria veya Lübnan gibi bölgelerde görev yapan dünyaca ünlü gazeteciler de benzer olayları belgelediklerinde “manipülasyon” yapmakla suçlanıyor. Uzmanlara göre, bir gazeteciyi kanıtsız şekilde yalan söylemekle itham etmek sadece kişisel bir saldırı değil; asıl amaç, gazeteciliğin içini boşaltarak gerçeğin doğrulanabilirliğini ortadan kaldırmak ve hakikati topyekûn reddetmek.

Brown Üniversitesi tarafından geçtiğimiz sene nisan ayında yayımlanan Costs of War raporuna göre Gazze Şeridi aynı zamanda gazeteciler için tarihin en ölümcül çatışma alanı olarak da kayıtlara geçti. Öyle ki, 7 Ekim 2023’ten bu yana bölgede öldürülen gazeteci sayısı; Dünya Savaşları, Vietnam ve Afganistan gibi büyük çatışmaların toplamını bile geride bıraktı.

İsrail’in İmaj Kaygısı

Söz konusu görselin İsrail kanadında bu denli sert tepkiyle karşılanmasının temelinde, ülkenin yıllardır uluslararası kamuoyunda inşa etmeye çalıştığı “modern ve estetik” ordu imajıyla taban tabana zıt bir temsil sunmasının yattığı düşünülüyor. İsrail’in geleneksel kamu diplomasisi (Hasbara) stratejileri, sıklıkla kadın askerlerin yer aldığı görseller üzerinden bir “özgürleşme” ve “modernite” anlatısı kurmasıyla biliniyor. Genç ve estetik askerler temasıyla desteklenen bu söylem, orduyu görsel bir kalıba sokarak askerî faaliyetlerin yarattığı sert algıyı yumuşatmayı ve Batılı izleyici kitlesiyle kültürel bir yakınlık kurmayı hedefliyor.

Bu bağlamda, Masturzo’nun kapağa taşınan askerî üniformalı yerleşimciye ait sarsıcı görseli, bu parlatılmış imajı doğrudan sekteye uğratıyor. İsrail cephesinden gelen itirazların, görselin sadece “antisemitik klişeler” barındırdığı iddiasına değil; aynı zamanda İsrail ordusunun (IDF) küresel ölçekte pazarlanan “estetik ve etik üstünlük” odaklı temsil biçimini bozmasına dayandığı görülüyor. Görsel, imajın bizzat stratejik bir propaganda aracı olarak kullanıldığı bu yapıda, yerleşimci faaliyetlerini tüm çıplaklığıyla yansıtan bu tür bir temsil, diplomatik ve görsel bir kriz alanı olarak nitelendiriliyor.

Yasadışı Yerleşimler ve Yerleşimci Terörü

İsrail işgali Filistin sorununun en temel anlaşmazlık noktalarından biri olmayı sürdürüyor. 1967’deki Altı Gün Savaşı’ndan bu yana İsrail, işgal altındaki Batı Şeria’da Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası komuoyunun tüm uyarılarına rağmen yerleşim yerlerini genişleterek Filistinli halkın tarım arazilerine ve evlerine el koymaya ve  temel geçim kaynaklarına erişimlerini kısıtlamaya devam ediyor. Bazı bölgelerde İsrail ordusu destekli radikal grupların terörü nedeniyle bölge halkı topraklarını terk etmek zorunda bırakılıyor.

Uluslararası toplumun büyük bir kesimi bu yerleşimleri uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendiriyor. BM Güvenlik Konseyi’nin 2334 sayılı kararı İsrail’e yerleşim faaliyetlerini durdurma çağrısında bulunmuş, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) ise 2024 yılında İsrail’in yerleşim politikasının hukuk dışı olduğunu teyit etmişti. Buna karşın İsrail, Batı Şeria’yı “işgal altındaki topraklar” yerine “tartışmalı bölge” olarak nitelendirmekte ısrar ediyor.

Bu bağlamda Batı Şeria, sık sık İsrail güçlerinin koruması altındaki silahlı Yahudi yerleşimcilerin baskınlarına ve saldırılarına tanık oluyor. Yerli halk, İsrail ordusunun, “askerî üniformalı yerleşimcilerin önderlik ettiği bir milis gücüne” dönüştüğünü ifade ediyor. Bilindiği gibi İsrail, son iki yılda binlerce yerleşimciye askerî silah ve üniforma dağıtarak onlara denetimsiz bir güç alanı açtı. Ateş açma, fiziksel saldırı ve mülke zarar verme gibi suçlar, artık kendilerine verilen bu askerî donanımın arkasına saklanan yerleşimciler tarafından sistematik bir şekilde işleniyor. Failler kimi zaman görev başındaki askerler, kimi zaman ise kendi inisiyatifiyle hareket eden üniformalı “siviller” oluyor.

Batı Şeria’daki yerleşim yerlerinde kurulan bu sivil-askerî güvenlik sistemi, ciddi bir denetim boşluğu yaratıyor. Hazırlanan raporlar, İsrail vatandaşlarının askerî üniformayı ve silahları birer “yetki kötüye kullanma” aracına dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Normal şartlarda hukuku temsil etmesi gereken üniforma,  bu yapıda kendi bildiğini okuyan sivillerin elinde bir şiddet aracına dönüşüyor. Sonuçta bu kontrolsüz güç, doğrudan Filistinli sivilleri hedef alan bir baskı mekanizması hâline geliyor. (P)