
Hollanda’da Türk ve Müslüman Düşmanı Olmak Kariyer Basamağı mı?
Hollanda siyasetinde son yıllarda tuhaf ama giderek sıradanlaşan bir tabloyla karşı karşıyayız: Göçmen karşıtı, İslamofobik ve güvenlik merkezli söylemler, bazı siyasetçiler için âdeta kariyer asansörüne dönüşmüş durumda.
Bu tabloyu en çarpıcı biçimde ortaya koyan isimlerin başında ise Dilan Yeşilgöz-Zegerius geliyor.
1948 yılında kurulan, köklü bir siyasi geleneğe sahip VVD gibi bir partide, savunma politikalarıyla doğrudan ya da dolaylı hiçbir tecrübesi olmayan bir ismin Savunma Bakanlığına getirilmesi ister istemez şu soruyu gündeme taşıyor:
Hollanda’da Türk ve Müslüman karşıtı sert bir çizgi izlemek, artık siyasi yükselişin anahtarı mı?
DİLAN YEŞİLGÖZ NEDEN GÜNDEMDE?
Hükûmeti oluşturan partiler, bakanlık dağılımı konusunda anlaşmaya vardı. Buna göre Dilan Yeşilgöz, kurulacak azınlık hükümetinde Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı olarak görev alacak.
23 Şubat’ta göreve başlaması beklenen bu hükümet, Hollanda siyasetinde “yeni bir dönem” olarak lanse edilirken; Yeşilgöz’ün atanması hem ülke içinde hem de uluslararası kamuoyunda ciddi tartışmaları beraberinde getirdi.
ERKEN SEÇİM VE AZINLIK HÜKÛMETİ
29 Ekim 2025’te yapılan erken seçimlerde Demokrat 66 (D66) sandıktan birinci parti olarak çıktı. Ancak koalisyon görüşmelerinin tıkanması sonucu, partiler azınlık hükümeti formülünde uzlaştı.
Bu kırılgan siyasi tabloda, güvenlik ve savunma gibi son derece kritik bir bakanlığın, siyasi geçmişi kadar söylemleriyle de tartışmalı bir isme teslim edilmesi, tesadüf olarak görülemez.
PEKİ, DİLAN YEŞİLGÖZ KİMDİR?
Dilan Yeşilgöz-Zegerius, 17 Haziran 1977’de Ankara’da doğdu.
Annesi Türk, babası Kürt kökenli ve Tuncelili. Babası Yücel Yeşilgöz, 12 Eylül askeri darbesi sonrası siyasi baskılar nedeniyle Hollanda’ya sığınmak zorunda kalan sol görüşlü bir sendikacıydı.
Dilan Yeşilgöz, henüz 7 yaşındayken annesi ve kız kardeşiyle birlikte Türkiye’den ayrıldı. Tekneyle Yunanistan’ın Kos Adası’na geçti, ardından Hollanda’ya iltica etti.
Annesi Fatma Özgümüş, yıllar boyunca Hollanda Mülteci Örgütü’nün (VON) direktörlüğünü yaptı.
Eğitimini Hollanda’da tamamlayan Yeşilgöz, Vrije Universiteit Amsterdam’da sosyal ve kültürel bilimler eğitimi aldı, yüksek lisansını “Kültür, Organizasyon ve Yönetim” alanında yaptı.
Kısacası; mültecilik, dışlanmışlık ve göç, onun hayat hikâyesinin merkezindeydi.
SİYASİ ÇİZGİDE SERT DÖNÜŞ
Yeşilgöz’ün siyasi yolculuğu 1999’da Sosyalist Parti’de başladı.
Ardından PvdA gençlik yapılanması için yazılar yazdı, GroenLinks’te staj yaptı. O dönemki profili; sosyal adalet, göçmen hakları ve eşitlik ekseninde şekilleniyordu.
Ancak yıllar içinde bu çizgi köklü biçimde değişti.
2014’te VVD’den Amsterdam Belediye Meclisi’ne giren Yeşilgöz, özellikle:
• Güvenlik,
• Sokak düzeni,
• Sert entegrasyon politikaları üzerinden yükselen bir siyasi dil benimsedi.
Göçmen bir geçmişten gelmesine rağmen, göç ve iltica konusunda kısıtlayıcı ve cezalandırıcı politikaların en ateşli savunucularından biri hâline geldi.
ÇELİŞKİLİ BİR PROFİL
Belediye meclisinde kadınlara ve LGBT bireylere yönelik sokak taciziyle mücadelede özgürlükçü bir dil kullanan Yeşilgöz, aynı dönemde Müslüman topluluklar söz konusu olduğunda güvenlikçi ve genelleyici bir söylemi tercih etti.
Bu durum, kamuoyunda şu sorunun sıkça sorulmasına yol açtı:
Bir zamanlar bizzat yaşadığı mültecilik hikâyesi, bugün sert göç politikalarını meşrulaştırmak için mi kullanılıyor?
Destekleyenleri için Yeşilgöz’ün hikâyesi bir “başarı öyküsü”.
Eleştirenler içinse bu dönüşüm, açık bir siyasi hafıza kaybı.
GENEL DEĞERLENDİRME
Dilan Yeşilgöz-Zegerius’un yükselişi, Avrupa siyasetinde giderek yaygınlaşan bir eğilimi yansıtıyor:
Göçmen kökenli bazı siyasetçilerin, sistem içinde yükselebilmek için kendi geldikleri toplumsal kesimlere mesafe koyması, hatta zaman zaman onları hedef alan politikalara öncülük etmesi.
23 Şubat’ta göreve başlaması beklenen Yeşilgöz, Hollanda’nın ilk göçmen kökenli Savunma Bakanı olacak.
Bu bir eşik mi, yoksa bir sembol mü?
Asıl soru şu:
Bu atama, Hollanda’nın çoğulcu demokrasisinin güçlendiğini mi gösteriyor; yoksa Türk ve Müslüman karşıtlığının artık kurumsal bir kariyer yoluna dönüştüğünü mi?
Bu sorunun cevabını, önümüzdeki dönemde izlenecek politikalar verecek.
Ömer Atıf
10 Şubat 2026
