Hollanda Merkez Bölge Mahkemesi’nin ihtiyati tedbir hakimi, Trias Legal, Fides Letselschade, Fides Legal ve yöneticilerinin ASR aleyhindeki iddialarını reddetti. Sigortacıya üç firmayla olan ortaklığı sona erdirme izni verildi ve ayrıca çeşitli iç ve dış uyarı kayıtlarındaki kayıtları veya Sigorta Suçlarıyla Mücadele Merkezi ve NIVRE’ye yapılan raporları geri çekmesi de istenmedi. Bununla birlikte, mahkeme bu davada kasıtlı aldatmanın tespit edilmediğini açıklığa kavuşturdu; hakime göre, bu daha ziyade kabul edilemez ihmalin birikimiyle ilgilidir.

Çatışmanın Arka Planı
29 Ocak 2026’da ASR, Trias Legal, Fides Letselschade ve Fides Legal ile işbirliği yapmak istemediğini açıkladı. Sigortacıya göre, bu firmaların kişisel yaralanma mağdurlarına uzmanlık ve dürüstlükle yardımcı olacağına artık güvenemiyordu. Firmalar ve yöneticileri daha sonra konuyu ihtiyati tedbir hakimine taşıdı. Diğer hususların yanı sıra, ASR’nin iş birliğine yeniden başlamasını, Etkinlik Yönetimi, İç Sevk Kaydı, Olay Kaydı ve Dış Sevk Kaydı’ndaki kayıtların silinmesini, CBV ve NIVRE’ye yapılan raporların geri çekilmesini ve ASR’nin web sitesinde bir düzeltme yayınlanmasını istediler.

Karara göre, anlaşmazlık bir süredir devam ediyordu. ASR, 2022’den beri düzinelerce dosyada yapısal eksiklikler tespit ettiğini belirtti. Sigortacı, diğer hususların yanı sıra, ardışık kazaların bildirilmemesini, temel tıbbi bilgilerin saklanmasını veya eksikliğini, çift talep edilen hasar kalemlerini, yaralı taraflara verilen yanlış veya eksik bilgileri ve yeterli ayrıntı verilmeden mahkeme dışı masrafların faturalandırılmasını işaret etti. ASR ayrıca, mahkeme dışı masraflar ödenmediği takdirde ofislerin dosyaları “rehin” tuttuğunu da iddia etti. Yazışmalar, Kasım 2025’teki bir toplantı ve ofislerden gelen bir iyileştirme planının ardından, ASR Ocak 2026’nın sonlarında güvenin yeniden sağlanamadığı sonucuna vardı. Buna dayanarak, iş birliğinin sona ermesi ve kayıt işlemleri gerçekleşti. Mahkeme genel olarak bu olaylar zincirini takip etti.

Üç şirket tek bir kuruluş olarak değerlendirildi
Karardaki önemli bir nokta, ihtiyati tedbir hakiminin üç şirketi ayrı ayrı değerlendirmemesidir. Trias ve diğerleri, her birinin kendi yönetimi, personeli, müşterileri ve banka hesapları olan yasal olarak bağımsız işletmeler olduklarını savundu. ASR ise, aslında yapısal bir karşılıklı bağımlılık olduğunu savundu.

Hakim bu konuda ASR’yi takip etti. İhtiyati tedbir hakimine göre, dosyalar ve belgeler, işletmelerin organizasyonel olarak güçlü bir şekilde iç içe geçmiş olduğunu gösteriyordu. Buna katkıda bulunan faktörler arasında, aynı yöneticilerin birden fazla şirketle ilgilenmesi, aynı dosyalarla ilgili yazışmaların farklı kuruluşlardan yapılması ve BGK şartnamelerinin farklı şirketlerden çalışanların tek bir dosya içinde çalıştığını göstermesi yer alıyordu. Bu nedenle, Trias Legal, Fides Letselschade ve Fides Legal, kararda tek bir kuruluş olarak değerlendirildi.

Hukuk Temsilcisi Vermeyi Reddetmenin Geçerli Sebepleri
Mahkeme, bir sigortacının, bunu haklı gerekçelerle reddedebileceği görüşüne katılıyor. Geçici tedbir hakimine göre, bu durum özellikle, tazminat sürecinin düzgün ilerlemeyeceği veya söz konusu hukuk temsilcisinin eylemleri nedeniyle gereksiz gecikmelere uğrayacağı yönünde haklı bir endişe varsa geçerlidir. Bu bağlamda, hakim üç klasik gerekçeyi sıralıyor: yetersiz güvenilirlik, yetersiz bilgi ve deneyim ve makul olmayan derecede yüksek mahkeme dışı masrafların talep edilmesi.

Bu davada, geçici tedbir hakimi, ASR’nin ilk iki gerekçenin geçerli olduğunu yeterince kanıtladığını tespit etti. Bu amaçla, mahkeme birkaç özel dava dosyasını ele alıyor. Bu dosyalardan birinde, her iki dava da eş zamanlı olarak devam ederken, ikinci bir kaza ilk sigortacıya bildirilmemişti. Hakime göre, aynı dosyada müvekkilin nihai ödemeye rızasıyla ilgili yanlış iletişim de vardı. Başka bir dosyada ise, ilgili tıbbi geçmiş önceden açıklanmamışken, daha sonra alınan bilgilere göre çok daha kapsamlı bir fizyoterapi tedavisi önerilmişti. Bir başka vakada ise, eğitim gecikmesi nedeniyle 18.500 euro talep edilmişti; oysa belgeler, kursun belirtilen tarihte sona ermesinin planlandığını ve müvekkilin kursu başarıyla tamamladığını gösteriyordu. Hakim ayrıca, sağlık sigortası kayıtlarında kazadan önce bir kısmının zaten kullanılmış olduğu görülmesine rağmen, tam muafiyet tutarının talep edildiği bir vakadan da bahsetti.