IGMG Güney Hollanda Bölge İrşad Başkanlığı tarafından “Hz. Peygamber (sav) Örnekliğinde Aile Hayatı” konulu konferans düzenlendi. Federasyona bağlı cami, cemiyet yöneticilerinin, üyelerinin ve bölge insanının katıldığı konferansa Prof. Dr. Adem Apak, Güney Hollanda Bölge Başkanı Mustafa Aktalan, Bölge İrşad Başkanı Mustafa Kılıç konuşmacı olarak katıldılar.

Bölge Hac-Umre komisyon üyesi Mevlüt Rıza Bildirici tarafından sunulan konferans, Arnhem Ayasofya Camii İmam Hatibi Tayfun Bambal’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Mustafa Kılıç: “İnsanın sevinçlerini paylaştığı, gözyaşlarını saklamadan akıttığı yerdir yuva”

Programın ilk konuşmacısı Bölge İrşad Başkanı Mustafa Kılıç idi. “İnsan yorulduğunda döndüğü kapıdır aile. Sevinçlerini paylaştığı gözyaşlarını saklamadan akıttığı yerdir yuva. Ne yazık ki yaşadığımız çağda insanlar kalabalıklar içerisinde yalnızlaşırken aynı sofrada oturup birbirlerinden uzaklaşıyorlar.” tesbitinde bulunan Kılıç, konuşmasında şunları dile getirdi: “Değerli Başkanım Mustafa Aktalan, kıymetli hocam Adem Apak, saygıdeğer misafirler, muhterem hanımefendiler ve beyefendiler. İrşad konferansımıza icabet ettiğiniz için hepinize öncelikle teşekkür eder, sevgi, saygı, muhabbet ile hepinizi selamlarım. Kıymetli misafirler bugün burada sadece bir konuyu konuşmak için değil, aslında hepimizin kalbine dokunan, hayatımızın merkezinde yer alan aileyi yeniden hatırlamak için bir araya geldik. Çünkü aile, Rabbimizin, “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” Rum suresi 21. ayetinde buyurduğu gibi, sevginin, rahmetin sükunetin kaynağı olan bir yuvadır, huzurudur, güven limanıdır aslında aile. İnsan yorulduğunda döndüğü kapıdır aile. İnsanın sevinçlerini paylaştığı gözyaşlarını saklamadan akıttığı yerdir yuva. Ne yazık ki yaşadığımız çağda insanlar kalabalıklar içerisinde yalnızlaşırken aynı sofrada oturup birbirlerinden uzaklaşıyorlar.

Evler büyüyor belki ama gönüller bazen daralıyor işte. Tam da böyle bir zamanda bizlere aile olmanın gerçek anlamını yeniden öğreten. En güzel örnek Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemdir. Peygamber efendimizin hayatına baktığımızda sevgiyi bir merhamet diliyle yaşatan, ailesine değer veren çocuklara şefkatle yaklaşan eşlerine karşı naif düşünceli bir insan görüyoruz. O ailesinin yanında sadece bir peygamber değil, anlayan bir eş, şefkatli bir mana güven veren bir aile büyüğüydü.

Çocuklarımızı çocuklara omuzunda taşıyan bir peygamberdir. O torunları sırtına çıktığında secdesini uzatacak kadar merhametliydi. Eşleriyle konuşurken, gönül alan kırmayan, incitmeyen bir nezaket sahibidir. Evinde sevgiyi büyüten, merhameti çoğaltan bir insandı. Bugün hepinizin buna ihtiyacı yok mu?

Birbirimizi gerçekten dinlemeye, kırmadan konuşmaya, sevdiklerimize vakit ayırmaya, ben sana anlıyorum diyebilmeye evet, çünkü bazen bir güzel söz, bir yuvayı ayakta tutar. Bazen içten bir tebessüm yılların kırgınlığını iyileştirir ve bazen sevdiğimize ayırdığımız küçücük bir zaman bir ömrün en kıymetli hatırasına dönüşür.

Kıymetli misafirler, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bizlere aile içinde sevginin “zayıflık” değil “güç” olduğunu öğretti. Merhametin eksiklik değil, insanın yücelten bir değer olduğunu gösterdi. Onun rehberliğinde aile sadece aynı çatıyı paylaşmak değil, aynı duaya amin diyebilmektir. Bugün çocuklarımızın en çok ihtiyaç duyduğu şey, belki markalı pahalı elbiseler, arabalar, eşyalar değil, sevildiğini hissetmektir. Anne babaların birbirine saygı duyduğu bir evde büyümektir. Çünkü huzurlu bir aile çocuğun kalbinde ömür boyu sürecek bir güven bırakır ve bereket de daim eylesin. Evlerimizden merhamet, kalplerinizden muhabbeti eksik etmesin.

Değerli hocamızın sunumunu ellerimize, hanelerimize ve kalplerimize kulak toprağı düşen yağmur damlasının rahmete dönüştüğü gibi bizlerde de dönüşümlere vesile olmasını cenabı Allah’tan diliyorum. Katılımınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyoruz. Saygılarımı ve muhabbetlerimi sunuyorum. Allah’a emanet olun.”

Adem Apak: “Evlilik, hesap kitap yapan adamın yapacağı iş değil”

Allah’ın en sevmediği helalin boşanma olduğunu, evlilikte kolaylaştırmanın esas olduğunu, boşanmada da helalleşmenin esas olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Adem Apak, ancak günümüz hayatında bunun tam tersi uygulamalar yaşandığını, evlilik kurumunu kuranın Allah olduğunu ve sadece de O’na hesap verileceğini, Aile kavramının sadece kadınla erkeğin birbirlerine karşı sorumlulukla olmadığını aynı zamanda her iki tarafın aileleri ve akrabalarının sorumluluğunu duymakla olduğunu, güçlü bir aile hayatı ve yapısının Kur’an-ı Kerimde anlatıldığını ve Hz. Peygamberin de örnek hayatında görüldüğünü kaydetti.

Prof. Dr. Adem Apak konuşmalarında İslam dininin tüm varlıklara karşı bir davranış standardı getirdiğini, İslam dinin de öldürmenin ve savaşın bile bir ahlâkı olduğunu, toplum ve aile hayatının da bir ahlâkı olduğunu, buna en güzel örneğin Hz Peygamber’in hayatı olduğunu belirtti.

Apak konuşmasında şunlara da dikkat çekti: “Efendim “ben evlenirim boşanırım, o benim kararım” diyenlere diyoruz ki “öyle bir şey yok, senin değil, o sana emanettir. Her istediğini yapamazsın, o sana emanet. Çünkü onu nasıl değerlendirdin, ne ettin, Allah onun hesabını mutlaka soracaktır.”

Veda Hutbesi’nin temel konuları vardır.  Bu hutbe, Allah resulünün niçin insanlığa peygamber olarak gönderildiği ve bu peygamberliği sürecinde neleri değiştirdiği ve dönüştürdüğü ve ondan sonra insanların nasıl davranmaları gerektiğine dair temel prensipleri ortaya koyan bir anlamda nübüvenin sonuç bildirgesidir.  Tevhidle başlar ve resulünü Allah’ın varlık ve birliğini bütün insanlığa ulaştırmak amacıyla gönderdi. Arab’ın acemden, acemin Arap’tan üstünlüğü yoktur. Aynı zamanda ırkçılık; kendisinin üstün yaratıldığı düşüncesi o kadar hastalıklı bir düşünce ki şu anda dünyada yaşananların temeli bu iğrenç anlayışa dayanır.

“Ben özelim, ben özel yaratıldım, benim rahat etmem için bütün insanlık yok edilse bile değer” anlayışı ile Allah resulü mücadele etti. Veda hutbesinde konumuzla alakalı esas tavsiyeler ve vasiyetlerden biri de “eşleriniz, kadınlarınız Allah’ın size emanettir.” sözüdür. Allah’ın size emanetidir demek. Eğer bu emaneti zayi eder, gereği gibi yerine getirmezseniz bunun hesabını Allah size sorar demektir.

Aile kelimesi Arapçada temel olarak iki farklı şekilde ifade edilir ve bunlardan biri Üsra’dır: (Usra): Çekirdek aile (anne, baba, çocuklar) için daha sık kullanılır.

Üsra ne demek? Üsra bizim çekirdek aile olarak bildiğimiz bir erkek ve bir kadının yuva kurmak amacıyla nikâhla birleşmiş olmalarıdır. Üsra aile kelimesi daha geniş bir birini ifade eder. Yani dededir, torunlardır. Bizim geniş aile dediğimiz de maili olarak geçer. Arapçada üsrev kelimesi ile esir kelimesi aynı kökten gelir. Köle yani. Peki ne bağlantısı var? Esir kelimesinden geliyor. Şu bağlantısı var:  Şartları uygun olmak kaydıyla imkânı olan hür bir erkek ile hür bir kadın, Allah’ın emri ve peygamberin kavli ile birbirine esir oluyorlar demektir. Cahiliye döneminde bir kadın, kızını başka bir kabileye gelin olarak gönderirken ona nasihat ediyor: “Kızım, eğer sen kocana cariye olursan kocam da sana köle olur.” Peki, niçin bu gönüllü kölelik? Bütün hürriyetlerinden vazgeçiyorsun? Niçin? Çünkü fıtratımızda var. Yani evlilik, hesap kitap yapan adamın yapacağı iş değil. Buradan ne kazanırım, ne elde ederim filan değil. Bir insansan, normal bir insansan fıtratına göre evlenmen gerekir. Bu da senin karar vermenle alakalı bir şey değil.”

Mustafa Aktalan: “Bu konferanstan çıkan sonuç omzuma iki görev yükledi”

Bölge başkanı Mustafa Aktalan da programda kısa bir değerlendirme konuşması yaparak şunlara değindi:

“Bursa İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Apak hocam, siz kıymetli hazirun. Bu buluşmamızın hayırlara vesile olsun diye temenni ediyorum.  Allah’a hamdolsun, bölgemizin İrşad başkanlığı tarafından hazırlanmış olan bu konferansı, nezih, kaliteli, verimli ve maksadına ulaşmış bir konferans olarak biz değerlendiriyoruz. Rabbim inşallah istifade edenlerden eylesin.

Ben bugün bu sohbetten sonra kendime iki ders çıkarttım: 22 yaşında yeğenim var. Onu evlendirmeyi ben bir kendime görev olarak almıştım. Bugün sizin bu seminerinizden sonra bu misyonumun daha da genişlemesi gerektiğine kanaat getirdim. Çünkü  bizim sadece bir değil, teşkilatımızın evlilik çağında pekçok evlatları var. Bunların da geleceğini sağlam aile temelleri üzerine kurmaları için bu alanda da bir takım çalışmalar yapmak gerektiğine inanıyorum. Teşkilatımız aileyi çok önemli bir  konu olarak tabii birçok önemli çalışmalarımız. Önemli konularımız var ama aile hassasiyeti gerçekten çok önemli.

Bu bağlamda gençlik teşkilatlarımızın yapmış olduğu KEYZEVAÇ kursu var. Yani evlilik öncesi kurslarımız var. Buraya da  teşkilatlarımızdan, şubelerimizden gelen kardeşlerimiz var. Onlara da iyi hatırlatma olsun. Bu vesileyle yani bu tür  kursları programları, çalışmaları muhakkak teşkilatı içerisinde de değerlendirmek gerekir ve bu gibi konferansları seminerleri de muhakkak şubelerimizde işlemek lazım.

Hayra vesile olmak, sağlam temellere ilk atılacak adımlarda da sizlerin de bir katkısı olmaktan da korkmayın. Çünkü az önce ayeti kerimede okuduk. Allah bize nimetlerini yağdırıyor. Bizlere yardım ediyor. Dolayısıyla bu konuda da muhakkak bizler de sizler de öncü olmamız gerekiyor.

Tabii  teşkilatımızın yoğun çalışmaları var. Ben iki tane çalışmayı burada tekrar hatırlatmak istiyorum. İnşallah haftaya çarşamba günü ve pazar günü hacı adaylarımız yola çıkacaklar. Rabbim inşallah onların haclarını mebrur eylesin. Şimdiden onlara sağ selamet gitmeyi ve dönmeyi nasip etsin.

İkinci önemli çalışmamız kurban çalışması. Size zaten bu konuyu biliyorsunuz. Kurbanla alakalı çalışmalarımız Allah’a hamdolsun devam ediyor. Teşkilatımızın daha birçok alanda  faaliyetleri, çalışmaları var. Elhamdülillah bugün de çok kaliteli, verimli bir  konferansı birlikte icra etmiş olduk.

İkinci aldığım derste şu oldu hocam: Sabahki konuşmamıza binaen söylüyorum… Peygamber efendimizi sadece taklit etmek yeterli değil. Yani neyi, niçin ve nasıl yaptı? Asıl mesele de bence bu olsa gerek. Efendimizin örnek hayatını öğrenmek istiyorsak sadece neyi değil, nasıl yaptığını ve niçin yaptığını; taklitten ziyade tahkik veya düşünce ile bu niyetle beraber efendimizin hayatını öğrenmek ve hayatımıza uygulamayı tekrar burada birbirimize hatırlatmış olduk. İki saatlik saatlik program, eğer bizim hayatımızda bir veya iki şeyde değişiklik yapabiliyorsa, iyi anlamda hayatımıza uygulayabiliyorsa bu önemli bir gelişmedir.

Bugünkü programımız gerçekten başarılı bir konferans olmuştur. Ben tekrar emeği geçen, özellikle İrşad başkanlığımıza, sunucu kardeşime, salon hazırlanmasında, teknikte bölümde bulunan bütün kardeşlerimle ve siz katılımcılara tekrar hassaten teşekkür ediyorum. Rabbim razı olsun inşallah. Hepinizi bu vesileyle Allah’a emanet ediyorum.”

Konferans sonunda Prof. Dr. Adem Apak’a IGMG Güney Hollanda Bölge Başkanı Mustafa Aktalan ve İrşad Başkanı Mustafa Kılıç tarafından hediye takdim edilerek teşekkür edildi.

Program, yeni hafız olan Hüseyin Bündar tarafından okunan Kur’an-ı Kerim ile sona erdi.

(Prof. Dr. Adem Apak’ın konuşmasının tam metni gazetemizde yayımlanacaktır.)

 

P

Program, Mevlüt Rıza Bildirici tarafından sunuldu…

Programın açış Kur’an-ı Kerim tilaveti Arnhem Ayasofya Camii İmam Hatibi Tayfun Bambal tarafından yapıldı…

….

Program kapanış Kur’an-ı Kerim’ini yeni hafız olan Hüseyin Bündar okudu…