
AP’deki Sol Grup’tan Belçikalı milletvekilleri Rudi Kennes ve Marc Botenga, AA muhabirine konuya ilişkin açıklama yaptı.
Kennes, von der Leyen’in açıklamalarının dünyadaki mevcut gelişmelerin bir yansıması olduğunu belirterek “Esasen bu, ABD ve diğer suç ortağı ülkelerin kült Büyük İsrail projesini desteklemelerinin bir parçası olarak değerlendirilmeli.” diye konuştu.
Büyük İsrail projesine destek verenlerin ana gündemlerinin hala bu projeye karşı tepki verebilen ülkeleri zayıflatmak olduğunu ifade eden Kennes, “(Avrupalı liderler) Güç kaybediyorlar ve bunun farkındalar. Tek umutları okyanusun öteki tarafında büyük abilerinin güçte kalmasını sağlamak ancak kaybediyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.
AB, von der Leyen’in “Avrupa’nın Türkiye’nin etkisine bırakılamayacağı” ifadelerine ilişkin soruyu yanıtladı
Kennes, dünyanın artık çok kutuplu bir hal almaya başladığını ve Avrupa’nın “dünyanın polisi rolünü” üstlenemediğini, bu nedenle de Rusya, İran ve Çin gibi ülkeleri “düşman ilan ettiğini” belirtti.
“Açıklama tuhaf ve doğru değil”
AP milletvekili Botenga da “Bu hem doğru olmayan hem de çok tuhaf bir açıklama.” diye konuştu.
Türkiye’nin sadece NATO üyeliği bulunmadığını, aynı zamanda AB ile çok yönlü ilişkilere sahip olduğunu dile getiren Botenga, “Türkiye hâlâ resmî olarak AB’ye aday ülkedir.” dedi.
Botenga, esasen temel sorunun daha büyük olduğuna işaret ederek “Ursula von der Leyen’in açıklamaları dünyayı ‘biz’ ve ‘ötekiler’ diye ayırmaya hizmet ediyor. Sanki bir tür ‘saflık testi’ varmış gibi ve sanki kıtanın geri kalanını kontrol altına almak istiyormuş gibi bir yaklaşım sergiliyor.” ifadelerini kullandı.
Von der Leyen’in AB’nin birlik olmayı tamamlaması gerektiğine ilişkin ifadelerine dair ise Botenga, “Ancak kıta zaten birlik halinde. AB, tüm Avrupa kıtasını kapsamıyor.” dedi.
Botenga, dünyayı “Sizinle hemfikiriz o zaman dostuz, değiliz o zaman düşmanız.” gibi ayırmanın son derece tehlikeli olduğu konusunda uyardı.
Botenga, Avrupa’nın İsrail’e yönelik tutumunu “utanç verici” olarak niteledi
Brüksel’de dünyanın farklı yerlerinden milletvekilleri, siyasi parti ve kamu kuruluşu temsilcileri, Birleşmiş Milletler (BM) raportörleri ve etkili birçok ismi bir araya getiren Küresel Sumud Parlamenterler Kongresi kapsamında, “Suç Ortaklığına Son Vermek: Silah Transferleri, Anlaşmaları ve Ticareti Üzerine Politika Araçları” konulu panel düzenlendi.
Panelden önce katılımcılara hitap eden AP’deki Sol Grup’tan Belçikalı milletvekili Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekillerinden Marc Botenga, dün Avrupa Birliği’nin (AB) önemli kararlar aldığını belirterek, “Rusya’ya karşı 20’inci yaptırım paketi hazırlanıyor. İran’a yönelik yaptırımlar artacak. Hiçbir şekilde yaptırım uygulanmayan ise İsrail.” dedi
AB’nin Lübnan’da köylerin yıkılmasını, Filistin’de soykırım yapılmasını, İran’da kültürel mirasın yok edilmesini “çok da önemsemediği” bir durumla karşı karşıya olunduğuna dikkati çeken Botenga, “İşte bu Avrupa’nın mevcut ahlaki duruşu ve pusulası. Uluslararası hukuk ve insan haklarına saygı duyulması gerektiğini söyleyen Avrupa’nın.” diye konuştu.
Botenga, “Avrupa’nın tutumu ahlaki açıdan utanç verici. Ayrıca hukuki başarısızlık da. Evet, AB İsrail ile olan Ortaklık Anlaşması’nı askıya almalı. Ama diyorlar ki tüm üye devletler buna onay vermeli ama vermiyorlar. Neden, bunun basit bir nedeni var, çünkü Avrupa veya Batı tarafında olması gereken herkesin her türlü suçu işleme yetkisine sahip olması gerektiğine inanıyorlar.” değerlendirmelerinde bulundu.
Ukrayna’yı ziyaret eden liderlerden hiçbirinin Gazze’de bombalanan bir okulu ziyaret etme talebinde bulunmadığını söyleyen Botenga, “Uluslararası hukuka göre suç teşkil eden eylemlerin bir yönüne aktif olarak ortak olmak ahlaki ve hukuki bir başarısızlıktır.” yorumunu yaptı.
Botenga, Filistin için yapılan destek yürüyüşleri, etkinlikleri ve söylemlerinin oluşturduğu baskının AB yetkililerini korkuttuğunu ifade ederek, “İşte bu korku bize umut veriyor. Dokunulmaz olduklarını düşünüyorlar ancak bizim ısrarımız onların geri adım atmasını sağlayacak. Suç ortaklıklarını adım adım çökerteceğiz.” görüşünü paylaştı.
Avrupa Solu Partisi Başkanı Walter Baier de AB’nin tutumunun utanç verici olduğunu söyleyerek, “Rusya’ya yaptırım uygulamak sadece 48 saatlerini almıştı ancak İsrail’e karşı etkili önlemler almak için aylar ve yıllardır hazır değiller. İsrail, kötülüğün modernleştiği türden suçlar işliyor.” dedi.
Kolombiya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mauricio Jaramillo Jassir ise Filistin’in mücadelesini desteklediklerini belirterek, “Filistinlerin hayatı, onuru ve egemenliği için çok yaşa Filistin” mesajıyla bir video paylaştı.
“Filistin’e karşı gösterilen sessizlik de İsrail ile ‘suç ortaklığı’ anlamına gelir”
Panelde söz alan AP üyelerinden Manon Aubry, her platformda Filistin’e olan desteklerini yinelediklerini belirtti.
Paris merkezli Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH) Başkan Yardımcısı, Belçikalı avukat Alexis Deswaef de Filistin’e karşı gösterilen sessizliğin de İsrail ile “suç ortaklığı” anlamına geldiğini ifade ederek, “İnsan hakları için mücadele etmeliyiz. Filistin halkı kendi hakları için mücadele ediyor. Biz de onların mücadelesine katkı sağlamalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.
Özellikle İsrailli silah şirketlerinin Avrupa’daki faaliyetlerini engellemek için adımların atılması gerektiğini aktaran Deswaef, “Birlikte onlardan daha güçlüyüz.” diye konuştu.
Belçikalı avukat Jan Fermon ise milyonlarca insanın Filistin için dayanışma göstermesinin bir şeyleri çoktan harekete geçirdiğine işaret ederek, “Bizler uluslararası hukuk için karar uygulama mekanizması olmalıyız.” dedi.
Uluslararası bir insani hareketin oluşturulması gerektiğini aktaran Fermon, İsrail’in Filistin’de yaptığı soykırımın belgelenmesinin son derece önemli olduğunu kaydetti.
Hamburg’da Die Zeit gazetesinin 80. yıl etkinliğinde konuşan von der Leyen, AB’nin genişlemesini desteklediğini vurgulayarak “Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz.” açıklamasında bulunmuştu.
AB Komisyonu Sözcülüğü, daha sonra yaptığı açıklamada “Türkiye’nin anılması, özellikle Batı Balkanlar’daki jeopolitik ağırlığı, büyüklüğü ve hedeflerinin bir yansımasıdır. Herhangi bir ülkeyle kıyaslama amacı taşımamaktadır.” ifadelerini kullanmıştı.
