
1964 yılının Ağustos ayında başlayan umuda yolculuk, 61 yıl sonra da hızını kesmeden sürüyor. Misafir işçilikten göçmenliğe uzanan bu serüvenin son halkası da nitelikli göçmenler(expatlar…) Birinci neslin izleri neredeyse kaybolmak üzere. Onlar alın teri, emeği ve çileleriyle bizlere öncülük ettiler. Bilmedikleri bir dünya içerisinde bir dünya kurdular. Ne yapsak hakları ödenemez. Bu sayıda onları dinleyelim, sorunlarını gündeme taşıyalım ve ilgililere iletelim istedik. Onları hayatlarından memnun olarak görmek bizleri de mutlu etti ancak, hazır bizi bulmuşken biriken sorunları da anlatmadan geçemediler… İşte eli öpülesi insanlarımız ve sorunları…
Ziya Şeker. (Karaman): “Kişisel katkı payı ve çevre vergisi emeklilerden muaf olmalı”
“1950. Karaman doğumluyum. 1975 yılında Hollanda’ya geldim. Volkswagen firmasında 35 yıl çalıştım. Oradan emekli oldum. Maaş durumum iyi, çok şükür. Elbette 50 yıllık bir geçmişimiz ve bağımız var. İlk günlerde ve ilk yıllarda her şey çok farklı ve güzeldi. Her şey gibi burada, insanları da değişti. Aile ve çocuklar olarak sorun ve sıkıntımız yok, şükürler olsun.
Benim sorunum, sağlık sigortasına her ay yüzlerce Euro ödememize rağmen bunun yanında bir de eigenrisico (kişisel Katkı payı) ödüyoruz. Su parası ödememize rağmen bir de SVHW’den gelen çevre vergisi ödüyoruz. Bunların kaldırılmasını istiyorum. Bu bizim için ağır bir yük oluyor.
Madem çevre vergisi alıyorsun, o zaman mahalleler niye çöp yığını hâlinde. Yollar pislikten geçilmiyor. Çöp konteynerleri vaktinde boşalmıyor mu bilmem, kimse çöpünü konteynere atmıyor, yanına bırakıyor, o da dağılıyor ve etrafa pislik saçıyor.
Bir de ev doktorları eski ihtimamı, alakayı göstermiyorlar. Ağrı kesicilerle başından salıyor, ardından çok büyük hastalıklar çıkıyor. Erken teşhis hayat kurtarır derler ama eskisi gibi ilgilenmiyorlar, iyice dinlemiyorlar.
Çocuklar da sürekli ziyaret ederler. Bir şartım var: Anne baba ziyaretinde telefonlar kapanacak. Aksi hâlde biz bizi nasıl dinelecek, anlayacak, hasret gidereceğiz.
Her taraf ücretli park olduğu için eş-dost ziyarete gelemiyor. “Şeker abi, üç saatlik park açarsan ziyarete geleceğiz” diye pazarlık edenler bile oluyor. Adam üç saatlik ziyaret için 10 euro ödeyecek. Yazık değil mi. Bunun da acilen çözülmesi lazım. En azından Rotterdam’ın güneyinde tek kod olsun, herkes bu bölgede aylık ödediği bedel karşılığında park edebilsin. İlgilerden acil çözüm bekliyoruz.”
…
Nuri Yazgan. (Yozgat): “Muazzam bir devlet. Anan baban bile bu kadar bakmaz.”
“1946 Yozgat Saraykent doğumluyum. 1975 yılında Hollanda’ya geldim. Geldiğimin ertesi günü işe başladım ve 15 sene çalıştım. Hastalık nedeniyle emekli oldum. Maaşımızı ödüyorlar. Muazzam bir devlet. Anan baban bile bu kadar bakmaz. İyi ki camilerimiz var. Dostlarla buluşma, sohbet etme yerimiz. Etrafımızdaki akranlarımızın hepsinin farklı hayat hikâyesi var. Kimi huzur kimi bakım evinde. Çocuklar kendi işinde gücünde, vakit ayıramıyorlar.
“Bakım evlerindeki yaşlılarımızı ziyaret ediyor musunuz ve kaldıkları yerlerde onlara yönelik hoş olmayan davranışlar yapıldığını duydunuz veya şahit oldunuz mu?” sorusuna, katılımcılardan sadece birinin ara sıra ziyaret ettiğini öğreniyoruz.”
…
Mehmet Sarıkaya: (Aksaray): “Vergileri aksatmadan alıyorlar ama hizmeti aksatıyorlar.”
“1951 Aksaray doğumluyum. 1975 yılında Hollanda’ya geldim. 42 senedir limanda çalıştım. Oradan emekli oldum. İşimizi sevdik, hakkıyla emek ve hizmet verdik. Karşılığını da aldık, şükürler olsun. Bizim oturduğumu mahalleler (Afrikaanderwijk-Bloemhof) çok bakımsız. İlgi yok, her taraf pislik ve çöp içerisinde. Bu durum, yabancıların yoğun olduğu için değil, belediyenin çok iyi hizmet veremediğindendir. Vergileri aksatmadan alıyorlar ama hizmeti aksatıyorlar.
Park yerlerinin ücretli olması da pek çok insanın ailesi, akrabası ve camiyle olan bağını kopardı. Benim arabam yok ama bu konuda hayli sıkıntılı olanlar var. Eskiden camilerin lokalleri akşamları gece yarılarına kadar dolup taşardı. Sohbetler, ikramlar hatta tartışmalarımız olurdu. Ama dağılırken de kucaklaşarak ayrılırdık. Bir de ben 42 sene çalıştığım için emekli sonrası dolgun bir maaş alıyorum. Hollanda’ya gelip, 3-5 yıl çalışmışlığı olanlar maddî anlamda hayli sıkıntı yaşıyorlar. Bu da normal. Devlet bu gibilere de ek ödenek veriyor ama mal varlığı olduğu için çoğu bu ödeneğe müracaat edemiyorlar”
Naci Bey burada lafa giriyor ve “Çalışan çalışmayan arasına girip ayrımcılık yapma” diye Mehmet Bey’i ikaz ediyor.
…
Naci Keskin. (Trabzon): “Yani bu mahalle pislik içindeyse, suçlu oranı artıyorsa sorumlusu biraz da biziz.”
“1980 yılında Hollanda’ya geldim. 15 yıl çalıştıktan sonra hastalıktan emekli oldum. Maddî anlamda bir sıkıntımız yok. Mahallenin temiz olmayışından bahsettiler. Bu bölgenin yüzde 70’ini yabancılar oluşturuyor. Buradaki bütün sorunların da sebebi bizleriz. Yani bu mahalle pislik içindeyse, suçlu oranı artıyorsa sorumlusu biziz. Bizler doğduğumuz yerin kültürünü de buraya taşıdık. Oysa temizlik inancımızın bir gereği. Yasak olana, haram olana el uzatamayız ama maalesef toplumumuz arasında bu tür bir yozlaşma da yaşanıyor.
Çocuklarla olan münasebetimiz iyi amma ben pek memnun değilim. Bir Hollandalı aile gibi olduk. Onların kültürünü almış gibiler. Telefonla randevu yapılıyor, gelmek istediklerinde anneye yemek siparişi veriyorlar. Biz iki kültürü de yaşayan nesil olduğumuz için sürekli bir kıyaslama yapıyoruz. Bu da doğru bir sonuca götürmüyor bizi. Ben 22 yaşına kadar Türkiye’de yaşayan biriyim. O yaşa kadar ben oranın zorluklarını görerek buraya geldim. Türkiye’deki sağlık, bakım, sosyal hizmetlerini burayla kıyaslayınca buradan aldığımız hizmetler karşısında memnun olduğumuzu ifade ediyoruz. Ya da yaptığımız bir ay izin sonrası aynı hatayı yapıyoruz.”
…
Ekrem Şen. (Burdur): “Elbette sorunlarımız var, onu konuşmak, ilgili yerlere çözüme kavuşturmaları için iletmemiz lazım”
“1940 Burdur doğumluyum. 1970 yılında Hollanda’ya geldim. “Buraya neyle geldin?” diye sordu arkadaş, ben de “buzlar çözülmeden dışarı çıkamadım, ancak buzlar çözülünce gelebildim” dedim. Kemal Sunal’ın buzlar çözülmeden adlı bir filmi vardı ya, onun gibi. Ben Hollanda’nın bizler için oluşturduğu düzenden memnunum. Elbette işini kötüye kullanan suiistimal eden olacaktır ama genele bunu izafe etmek ve geneli bir kişinin yaptığı ile yargılamak doğru olmaz. Buradan memnun olmadığını söyleyen varsa çekip gitsin. Elbette sorunlarımız var, onu konuşmak, ilgili yerlere çözüme kavuşturmaları için iletmemiz lazım amma verilen hizmeti de görmek lazım. Nankörlük yerine teşekkür etmek lazım.”
..
Ali Toker. (Karaman): “Çöp konteyneri yanında biriken yığınlar insanı rahatsız ediyor.”
“1974 yılından beri Hollanda’dayım. 48 yıl çalıştıktan sonra emekli oldum ve maddi anlamada bir sıkıntım yok, şükürler olsun.
Benim mahallemde gördüğüm sorunlardan biri de, sokakta yapılan ev tamiratlarının atıkları için park yerlerine konulan çöp konteynerleri. Seyyar tuvaletler bile araba park alanlarına konuluyor. Araç sahipleri işten geliyor, park bulamıyorlar, gidip kaldırıma park etmek zorunda kalıyorlar. Ertesi hafta belediye evlere ceza yolluyor. Yahu sen benim park alanımı işgal ettiriyorsun, sonra da gelip bana ceza yazıyorsun, bu doğru ve adil bir davranış değil. Çöp konteyneri yanında biriken yığınlar insanı rahatsız ediyor. Farklı yöntemlerle bu sorun çözülmeli.”
..
Hüseyin Tezgel. (Aksaray): “Yaşlı, emekli olan insanlarımızın aldığı maaşlar çok düşük.”
1986 yılında Hollanda’ya geldim. Sorunlar tek taraflı değil. İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır diye bir atasözümüz var. Bu anlatılan sorunların bizden kaynaklı yanları da var, belediye ve devletin de sorunları Semtimizin en önemli sorunlarından biri etrafın görüntü kirliliği. Konteyner boş olsa bile vatandaş elindeki çöp torbasını getirip konteynerin yanına bırakıp gidiyor. Ardından o poşetler açılıyor, yırtılıyor ve etrafa pislik dağılıyor. Temizlik, çöp firmasının da suçu yok. Belediye yetkilileri bunu ancak ceza ve kamera sistemi ile çözebilir ve çözmeli de. Yaşlı, emekli olan insanlarımızın aldığı maaşlar çok düşük. Bu maaşların üzerini ek ödeneklerle tamamlamak gerekiyor ki ancak geçinebilsin. Buraya müracaat edince de izinleri kısıtlı oluyor, mal varlığı araştırması çıkıyor, bu durumdaki insanlarımız için bu kontroller çok sıkıntı veriyor.
Yaşlılarımıza Türkiye’nin havası iyi geliyor. Uzun gitmek istiyor ancak ödeneklerinin kesileceği için uzun tatil yapamıyorlar. Bu bence en büyük sorun. Bu ülkeye büyük emekleri geçmiş insanların son dönemlerinde böyle bir zorunluluk onları büyük sıkıntılara sokuyor. Bu sorunun çözülmesi lazım. Yaşlılarımızın çoğu bakıma muhtaç durumdalar. Çocuklarının çalışması nedeniyle bakım evlerine gitmek durumunda kalanlar var. Çoğu da orada karşılaşacağı kötü muamele yüzünden evinde kalmayı tercih ediyor. Bu durum da onlar için çok zahmetli, meşakkatli oluyor.” —◄◄…

