Avrupa’da yaşayan milyonlarca gurbetçi yaz tatili ya da aile ziyareti için Türkiye’ye geldiğinde sadece hasret gidermiyor aynı zamanda sağlık sistemimizle de tanışıyor. Ancak ne yazık ki bu tanışma çoğu zaman tatsız bir sürprizle sonuçlanıyor.

Özel hastanelerde uygulanan çifte tarife

Bir Türk vatandaşı özel bir hastaneye gittiğinde diyelim ki muayene için 2.200 – 2.900 TL ödüyor. Aynı doktora aynı şikâyetle giden bir gurbetçi eğer yaşadığı ülkenin vatandaşlığını da almışsa bu rakam bir anda 4.500 – 5.000 TL’ye çıkıyor. Yani “sen Avrupa pasaportu taşıyorsun” gerekçesiyle aynı hizmet için neredeyse iki kat para ödeniyor.

Burada sorulması gereken basit bir soru var: Sağlık hizmeti bir ticaret kalemi midir yoksa bir insan hakkı mı?
Evet özel hastaneler ticari kurumlardır. Fakat aynı odaya giren aynı doktora görünen aynı tetkiki yaptıran iki insandan birine farklı diğerine farklı ücret çıkarmak vicdanen, hukuken ve ahlaken tartışmaya açık değil mi?

Gurbetçilerimiz yıllarca “döviz getiren kahraman” olarak görüldü. Yaz tatilinde Türkiye’ye geldiklerinde ekonomiye ciddi katkı sağlıyorlar. Çarşı-pazarda, otelde, restoranda bıraktıkları parayla birçok sektörü ayakta tutuyorlar. Ama iş sağlığa geldiğinde, sanki “senin cebinde Euro var” mantığıyla ikinci bir tarife uygulanıyor.

Oysa bu insanlar çoğu zaman Türkiye’deki yakınlarını ziyarete gelirken hastalanıyor, aniden doktora ihtiyaç duyuyor. Dövizi Türkiye’ye getiren gurbetçiye, böylesi bir dönemde ekstra yük bindirmek ne kadar doğru?

Unutmayalım ki sağlıkta ayrımcılık toplumun vicdanında derin yaralar açar. Gurbetçinin dövizini almak kolaydır zor olan ona adaleti ve eşitliği hissettirmektir.

Belki de sorunun cevabı çok basit..
Hastanelerde tek tarife, tek muamele.
Vatandaşlığı ne olursa olsun insan insandır.

Yasin Şahin
Manset Haber