Burak Bey sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Ben Burak Doğan, 31 yaşındayım ve Rotterdam şehrinde yaşıyorum. Adalet ve Güvenlik Bakanlığı’nda finans danışmanı olarak çalışmaktayım. İki çocuk babasıyım. Ayrıca birkaç yıl öncesine kadar profesyonel altyapıda ve sonrasında 2. lig seviyesinde futbol oynama fırsatı buldum. Bunun yanı sıra çeşitli sivil toplum kuruluşlarında görev alarak iyiliği teşvik eden ve kötülüğü engellemeyi amaçlayan, toplumsal fayda üretmeye yönelik çalışmalara katkı sundum.

Neden siyaset ve neden Denk Partisi?
Siyaset, hayatımıza doğrudan etki eden kararların alındığı ve toplumun geleceğini şekillendiren alandır. Gençlik yıllarımızda hayır işleri ve topluma faydalı projelerde yer aldık. Bugün görüyoruz ki siyaset bir tercih değil, bir ihtiyaçtır. Artan ırkçılığa karşı üretken ve adil bir toplum inşa edebilmek için daha fazla sorumluluk almamız gerekiyor.
Denk Partisi, kimliğini koruyarak siyaset sahnesini gençlere ve milletimize açan bir anlayışı temsil etmektedir. Bu nedenle Denk Partisi çatısı altında topluma sürekli ve güçlü bir şekilde hizmet etmeyi önemsiyorum.

Ülkenin/bölgenin en önemli üç sorunu nedir?
Bence ülkemizin en önemli üç sorunu şunlardır:
* Irkçılık ve toplumsal ayrışma
* Hayat pahalılığı ve ekonomik zorluklar
* Yeterli ve uygun fiyatlı konut eksikliği

Seçilmeniz hâlinde yapacağınız üç önemli çalışma ne olacak?
* Yaşam ve eğitim alanında maddi zorluk yaşayan vatandaşlara yardımların daha hızlı ve doğru şekilde ulaştırılmasını sağlamak.
* Eşitlik ve ayrımcılık sorunlarına yönelik somut ve etkili çözümler üretmek; bu alanda net politikalar geliştirerek gerekli bütçeyi ayırmak.
* Ödenebilir ve erişilebilir konut projelerinin hayata geçirilmesini sağlamak ve insanların temiz, kaliteli sokaklarda yaşamalarını desteklemek.

Oy verme hakkı olup da sandığa gitmeyen seçmene mesajınız nedir?
Sandığa gitmek, geleceğimizi doğrudan şekillendirme fırsatıdır. “Bir oyla ne değişir?” dememeliyiz. Bugün bazı bölgelerde sandığa katılım oranlarının yüzde 20’lerde kaldığını görüyoruz. Bu durum bizler için büyük bir dezavantajdır. İstediklerimizi hayata geçirebilmemiz için daha fazla sandığa gitmeli ve karar mekanizmalarında daha güçlü temsil edilmeliyiz. Masada daha fazla sandalyemiz olmalı ki projelerimizi ve hedeflerimizi gerçekleştirebilelim. Bunu ancak hep birlikte başarabiliriz.

Son olarak ne söylemek istersiniz?
Masada olmazsak menüde oluruz. Bu nedenle sandığa gitmek sadece siyasetçilerin değil, hepimizin sorumluluğudur; bir vatandaşlık görevidir.
Biz yalnızca bugüne değil, yarınlarımıza oy veriyoruz. Hep birlikte daha adil, daha güçlü ve daha güvenli bir gelecek inşa etmeliyiz —◄◄