
Bazı insanlar yardım aradıklarında yalnızca konuşmak için değil, hayatta kalabilmek için gelir.
Bunu çoğu zaman ilk cümlelerinden değil; bakışlarından, uzun sessizliklerinden ve hayata karşı giderek zayıflayan bağlarından anlarsınız.
Depresyon, dışarıdan düşünüldüğü gibi yalnızca “çok üzgün olmak” değildir. Kişinin yaşam enerjisinin tükenmeye başladığı, umut duygusunun geri çekildiği ve bazen en basit günlük işlevlerin bile ağırlaştığı derin bir psikolojik süreçtir. Özellikle yoğun intihar düşüncelerinin eşlik ettiği durumlarda kişi, sadece yaşamaktan yorulmuş değildir; çoğu zaman taşıdığı içsel acının artık son bulmasını istemektedir.
Bir psikolojik danışman olarak bu tür süreçlerde en önemli şeyin “hemen çözmek” olmadığını öğrendim. Bazen psikolojik destek; yargılamadan dinleyebilmek, kişinin duygularına alan açabilmek ve en karanlık anlarında bile yanında kalabilmektir. Çünkü ağır depresyon yaşayan birçok insan için en büyük korku, anlaşılmamak kadar yalnız bırakılmaktır.
Yakın zamanda eşlik ettiğim danışanlarımdan biriyle oldukça zorlu bir süreç geçirdik. Yaklaşık iki ay boyunca yoğun depresif belirtiler ve intihar düşüncelerinin gölgesinde ilerleyen hassas bir dönem yaşandı. Bu süreçte intihar düşüncelerini açık bir şekilde konuşulabilir hale getirdik ve bu düşüncelerin hangi yaşam olayları ve yoğun umutsuzluk duygusu sonucunda bir girişime kadar uzandığını birlikte ele aldık. Üst üste gelen kayıplar ve zorlayıcı yaşam olayları, kendisini hem bir baba hem de bir partner olarak başarısız hissetmesine yol açıyordu. İlişkilerinde yakınlık ve duygusal bağ zayıflamış, kendisiyle olan bağlantısını da giderek kaybettiğini ifade eder hale gelmişti. Ebeveynlerinin artık hayatta olmaması ise onun için önemli bir dayanağın yokluğu anlamına geliyor, yalnızlığı daha da derinleştiriyordu. Bu süreçte önceliğimiz güvenli bir alan oluşturabilmekti. Çünkü bazen psikolojik destek büyük değişimlerden çok, kişinin bir sonraki güne dayanabilmesine yardımcı olur.
Elbette psikolojik destek her zaman tek başına yeterli olmayabilir. Bazı durumlarda multidisipliner bir yaklaşım gerekir ve profesyonel destek ağının genişletilmesi önem taşır. Bu nedenle danışanımın tedavi sürecinin devamı için psikiyatri ve ruh sağlığı hizmetlerine (GGZ) yönlendirme yapıldı.
Hollanda’da kriz durumlarında uygulanan ve aile hekimliği bünyesinde çalışan psikolojik danışmanların (POH-GGZ) da rol aldığı destek sistemi, kişinin akut psikolojik kriz ile uzman ruh sağlığı hizmetine başlayacağı dönem arasındaki süreci daha güvenli şekilde geçirebilmesini amaçlar. Özellikle uzun bekleme sürelerinde bu geçiş desteği büyük önem taşır.
Ne yazık ki ruh sağlığı hizmetlerindeki bekleme süreleri zaman zaman oldukça uzun olabiliyor. Özellikle ağır psikolojik süreçlerden geçen bireyler için bu bekleme dönemi oldukça yıpratıcı hâle gelebiliyor. Böyle zamanlarda kişinin tamamen yalnız hissetmemesi ve destek mekanizmalarının devam etmesi büyük önem taşıyor.
Bu süreçte beni en çok etkileyen şeylerden biri ise danışanımın yeniden resim yapmaya başlamasıydı. Çünkü bazen iyileşme; büyük cümlelerle değil, insanın uzun zaman sonra yeniden bir renge dokunabilmesiyle başlar. Yeniden üretmek, yeniden hissetmek ve iç dünyasını bir resme aktarabilmek… Bunlar çoğu zaman iyileşmenin sessiz ama çok güçlü işaretleridir.
Sürecin sonunda bana bu tabloyu hediye etti. İlk baktığımda dikkatimi çeken şey, tablonun merkezindeki köprü oldu. Belki de farkında olmadan kendi yolculuğunu resmetmişti. Bir yanda karla kaplı dağlar ve aşılması gereken zorluklar, diğer yanda çiçek açmış ağaçlar, akan su ve yaşamın yeniden filizlenişi… Resimdeki canlı renkler, insan ruhunun en karanlık dönemlerden sonra bile yeniden renk bulabileceğini hatırlatıyordu.
Şimdi bu tablo danışma odamda yer alıyor. Benim için yalnızca estetik bir eser değil; insan ruhunun kırılganlığını, dayanıklılığını ve en zor zamanlarda bile yeniden hayata bağ kurabilme ihtimalini hatırlatan güçlü bir sembol.
Çünkü bazen iyileşme, karanlığın tamamen geçmesi değildir.
Bazen iyileşme; karanlığın içinde, küçük de olsa bir ışığın hâlâ var olduğunu fark edebilmektir.
Ve bazen o ışık, insanın yeniden bir köprü kurabilme cesaretinde saklıdır.
Esma Küçük
Uzman psikolojik danışman, Handboek POH-GGZ kitabının eş yazarı.
“Bağımlılıkla Mücadele: Sağlıklı Bir Gelecek İçin Birlikte Adım Atalım” projesi yürütücüsü. —◄
