
Bağımlılık, yalnızca bireyi değil aileyi ve toplumu da etkileyen çok yönlü bir mesele. Hollanda’da yaşayan Türk aileler için başlatılan bu proje, dil, kültür ve toplumsal bağlamı dikkate alarak bağımlılıkla mücadelede farkındalık oluşturmayı ve birlikte çözüm üretmeyi amaçlıyor.
“Bağımlılıkla Mücadele: Sağlıklı Bir Gelecek İçin Birlikte Adım Atalım” projesi, 2022 yılında Ankara’da gerçekleştirilen Diaspora Aile buluşmasına katılımımızın ardından şekillenmiştir. Bu buluşmada farklı ülkelerden uzmanlarla bir araya gelerek yurt dışında yaşayan Türk ailelerin karşılaştığı sosyal ve psikolojik zorlukları ele aldık. Özellikle gençler arasında artan riskler ve ailelerin bu konudaki endişeleri ön plana çıktı. Yapılan istişareler, Hollanda’da kültürel hassasiyeti gözeten ve aile odaklı bir farkındalık çalışmasının gerekliliğini ortaya koydu. Proje, bu ihtiyacın doğal bir sonucu olarak hayata geçirildi.
Projenin Amacı
Bu proje, Hollanda’da yaşayan Türk gençlerini ve ebeveynleri bağımlılık konusunda bilinçlendirmeyi hedeflemektedir. Program yalnızca madde bağımlılığı ile sınırlı değildir; ekran bağımlılığı, kumar ve diğer riskli davranışlar da kapsam dâhilindedir.
Bağımlılık bir karakter zayıflığı değildir; destek ve doğru yönlendirme gerektiren bir durumdur. Üstelik yalnızca bağımlı olan bireyi değil, ailesini ve içinde yaşadığı toplumu da etkiler. Bu nedenle konuya sadece bireysel değil, aile ve toplum perspektifinden yaklaşmak büyük önem taşımaktadır.
Çalışmalarımızın temelinde dil, kültür ve toplumsal bağlamı dikkate alan bir yaklaşım yer almaktadır. “El âlem ne der?” ya da “Ailemiz zarar görür mü?” gibi kaygılar, birçok ailenin sessiz kalmasına yol açabilmektedir. Oysa güvenli bir ortamda konuşmak ve doğru bilgiye ulaşmak, çözümün ilk adımıdır.
Hollanda’da Seminer Dizisi
Hollanda’da Aralık 2025’te başlayan seminer dizisi, YTB desteğiyle Aile ve Sosyal Hizmetler Destek Programı kapsamında Hollanda Diyanet Vakfı, Hollanda Türk Federasyonu ve SAEN Gençlik tarafından düzenlenmektedir.
Seminerlerde bağımlılıkla mücadele yöntemleri, erken belirtilerin fark edilmesi, risk altındaki gençlerle sağlıklı iletişim yolları ve ailelerin kriz anlarında alabileceği önlemler kapsamlı biçimde ele alınmakta; katılımcılara günlük hayatta uygulanabilir somut öneriler sunulmaktadır.
Etkinlikleri, Madde Bağımlılığı Deneyim Uzmanı Ahmet Türkmen ile birlikte yürütmekteyiz. Programlarda yalnızca teorik bilgi paylaşılmamakta; Ahmet Türkmen’in yaşam deneyimlerinden süzülen samimi ve gerçek anlatımlar da yer almaktadır. Ayrıca sunumlar sırasında benim günlük saha ve danışmanlık pratiğimden alınmış somut örnekler paylaşmaktayım. Böylece konular katılımcılar için daha anlaşılır ve gerçekçi bir çerçevede ele alınmaktadır.
Program kapsamında zaman zaman, bağımlı bir çocuğa sahip bir annenin de misafir konuşmacı olarak katılımı sağlanmakta; bu sayede ailelerin yaşadığı süreçler ve duygusal boyut doğrudan bir ebeveynin deneyimleri üzerinden aktarılmaktadır.
Bu güçlü birliktelik sayesinde katılımcılar hem bilimsel temellere dayanan bilgileri hem de hayatın içinden gelen tecrübeleri bir arada dinleme imkânı bulmakta; konuya daha derin ve gerçekçi bir perspektiften yaklaşabilmektedir.
“Bağımlılıkla mücadelede en güçlü adım, gerçeği inkâr etmek değil; onu cesaretle konuşabilmektir.”
Tilburg’da Bir Anne Örneği
Tilburg’daki bir seminerde bir annenin yaşadığı içsel çatışma dikkat çekiciydi. Çocuğunu koruma isteğiyle hareket eden anne, zarar görmemesi için onu evde kontrol altında tutmanın doğru olup olmadığını sorguluyordu. Bu örnek, bağımlılığın aile içinde nasıl bir kaygı ve çaresizlik duygusu oluşturabildiğini açıkça göstermektedir.
Bu tür paylaşımlar, ailelerin yalnız olmadığını fark etmelerini sağlıyor. Aynı zamanda çözümün korkuyla değil; bilinç, sağlıklı iletişim ve dayanışma ile mümkün olduğunu ortaya koyuyor.
Kültürel Hassasiyet ve Toplumsal Sorumluluk
Bazı aileler için bağımlılık yalnızca bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda utançla ilişkilendirilen bir durum olarak algılanabilmektedir. Bu algı, yardım arama sürecini geciktirebilir. Oysa utanç yerine farkındalığı, sessizlik yerine konuşmayı tercih etmek iyileşmenin önünü açar.
Toplum içinde yürütülen bu çalışmalar neticesinde Ahmet Türkmen ve ben, Brüksel’de Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından düzenlenen “Türk Diasporası Başarı Hikâyeleri” programına davet edildik.
Bu davet yalnızca bireysel bir takdir değil; toplumun sorunlarına sahip çıkmanın ve çözüm üretmenin de bir başarı göstergesidir. Diaspora bağlamında başarıya giden yol her zaman kolay değildir. Zaman zaman önyargılarla ve ayrımcılıkla karşılaşmak mümkündür. Bu nedenle diasporada elde edilen başarı, daha fazla emek, sabır ve kararlılık gerektiren; bu yönüyle de ayrı bir anlam taşıyan bir başarıdır.
Birlikte Adım Atmak
Başarı yalnızca akademik ya da mesleki kazanımlarla ölçülmez. Aileleri güçlendirmek, gençlere umut olmak ve toplum içinde köprüler kurmak da kalıcı ve anlamlı bir başarıdır.
Sağlıklı bir gelecek için birlikte adım atmak; korkuların yerine bilinci, sessizliğin yerine diyaloğu ve umutsuzluğun yerine dayanışmayı koyabilmektir. Bu proje, tam da bu anlayışın bir ifadesidir.
Esma Küçük
Psikolojik Danışman, Yazar ve Proje Yürütücüsü
