Son günlerde Hollanda basınında çıkan haber ve yorumlara göre Avrupa, ABD ve Çin’den bağımsız olmak istiyor.

Yani Avrupa hem askeri hem de ekonomik bakımdan daha bağımsız ve daha güçlü olmak istiyor. Bu satırları Max Erich 30 Ocak 2026 tarihinde Elsevier dergisinde yazdı.

Yazar, yazısında şu önemli soruyu sorarak söze başlıyor: Acaba orta ölçekli Avrupa ülkeleri büyük güçlere karşı birlikte durabilir mi?

Onun için AB, ayakta kalabilmek ve bağımsız yaşamını sürdürebilmek için yeni alternatif arayışları içine girdi.

Bağımsız ve güçlü bir AB için ortak bir Avrupa sermaye piyasası ile bir Avrupa ordusunun kurulmasını şart görüyor yazar.

Kaldı ki 14 Temmuz 2026 tarihli Anadolu Ajansının haberine göre  “AB nüfusu 2029’dan itibaren azalmaya başlayacak.” Yani AB’nin ayakta kalabilmesi için insan gücüne ihtiyacı var.

Ben de bu konuda 22 Ocak 2026 tarihinde yazdığım “Göçmenlere ihtiyaç vardır” başlıklı yazımda dünyanın nüfusunun yaşlandığını Avrupa’nın yurtdışından gelecek işgücünü büyük ihtiyacı olduğunu belirtmiştim.

Bunları ben demiyorum. Hollanda Hükümetinin Bilimsel Danışma Konseyi olan WRR diyor. WRR, sadece Çin’in 2050 yılında 300 milyon yeni işgücüne, göçmene ihtiyacı olacaktır, diyor.

Öyleyse bağımsız ve güçlü bir AB’nin kurulması için NATO üyesi Türkiye ile birlikte olması hem Avrupa’nın hem de Türkiye’nin çıkarınadır.

AVRUPA VE TÜRKİYE

Türkiyesiz bir Avrupa’yı düşünmek bile istemiyorum. Çünkü her bakımdan Avrupa’nın modern bir Türkiye’ye ihtiyacı var. Benim bu konuda yıllar önce (2 Nisan 1997) Hollanda gazetesi Algemeen Dagblad’da bir makalem yayımlandı. Bu makalemde Avrupa’nın Türkiye’ye her bakımdan ihtiyacı olduğunu yazdım.

Yazımda verdiğim bazı örnekleri buraya almak isterim. “Hollanda ile İspanya arasındaki 80 yıllık savaşlarda Hollandalı deniz korsanları şöyle diyorlardı: “Katolik İspanyol olmaktansa, Müslüman Türk olmayı tercih ederiz.”

Ünlü Fransız yazarı Voltaire, on yedinci yüzyılda bakınız ne diyor: “Hıristiyanların Türklerden öğreneceği çok şeyler vardır. Çünkü Türkiye’de çeşitli dinler mensup 20 ayrı halk barış içinde bir arada yaşamaktadır.”

Öyleyse bugün geldiğimiz aşamada da Türkiyesiz bir AB düşünmek olanaksızdır. Çünkü NATO içinde Türkiye, ABD’den sonra en büyük orduya ve en güçlü savunma sanayine sahip bir ülkedir.

Sonuç AB bağımsız güçlü olmak istiyorsa bunu Türkiye’yi AB’ye alarak ancak başarabilir.

Kaldı ki ben Güney Hollanda Eyalet milletvekili iken 9 Aralık 2004 tarihinde Euro Milliyet gazetesinde yayımlanan bir demecimde aynen şunları söylemiştim.

“Türkiye’nin AB’ye değil, AB’nin Türkiye’ye ihtiyacı var. WRR, 2004 tarihinde Türk İslam’ı konusunda bir araştırma yaptı. Bu araştırma sonuçlarına göre İslam dinin Türkiye’nin AB’ye girmesine bir engel teşkil etmediğini söylüyor. Çünkü Türk Cumhuriyeti Devleti, laiklikten yanadır.

Türkiye 1949 yılından başlayarak AB kurumlarına üye olmuştur.  1959’da Avrupa Konseyine, 1952 yılında NATO’ya, 1995 yılında Gümrük Birliğine üye olmuştur. Şimdi sırada AB üyeliği vardır.

Öyleyse Avrupa’nın bağımsız ve güçlü bir AB olması için zaman kaybetmeden Türkiye’yi bir an önce AB’ye alması gerekiyor.

 

Bekir Cebeci

Rotterdam, 20 Temmuz 2026

e-mail: info@bekircebeci.com