Değerli okuyucular, özellikle gençler!

Sıla-i rahîm, yakınlar, akrabalar arasındaki güzel ilişki demektir. Akrabaları ziyaret etme, hâl ve hatırlarını sorma, yardımda bulunma, gönüllerini alma anlamları vardır.

‘Sıla-i rahîm’in temeli, karşılıklı sevgi, saygı ve yardımlaşma anlayışıdır.

Yakın akrabaların birbirlerine bağlılığı şüphesiz ki aile ve toplum açısından son derece önemlidir. Sağlıklı toplumların sağlıklı ailelerden meydana geldiği düşünülürse, yakınlara ilgi göstermenin, aileyi güçlendirmesi açısından değeri daha iyi anlaşılır.

‘Sıla’, kelime anlamı olarak bir şeye varmak, ulaşmak, kavuşmak demektir.

‘Rahîm’, ‘rahmet’ten gelir ve acımak, şefkat etmek, merhamet etmek, korumak anlamlarına gelir. Rahîm, rahmet edilmesi gereken kimseye, bağışta ve lütufta bulunan, ona karşı kalbi yumuşak olan ‘rahmet’ sahibi demektir.

Allah’ın isimlerinden birisinin de ‘er-Rahîm’ olduğunu hatırlayalım.

Yine annelerin ‘döl yatağına’da ‘ana rahmi’ denilmektedir. Bu isim, çocuğun şekillenmesinde, büyümesinde, korunmasında ve bir bebek olarak doğmasında, döl yatağının merhametini ve koruyuculuğunu ortaya koyar.

‘Sıla-i rahîm’, bir anlamda merhamet bağıdır. Yakınlara karşı gösterilmesi gereken şefkat ve ilgidir.

Bir diğer deyişle ‘sıla-i rahîm’, aynı rahimden gelenler veya aynı rahme yakın olanlar arasındaki kuvvetli bağdır.

Rahîmin kelime anlamından hareketle denilebilir ki, akrabalar arasındaki ilgi yalnızca merhametten ve acıma duygusundan kaynaklanan veya bu duyguyla gösterilen bir ilgi değildir. Bu aynı zamanda rahmetin -merhametin bir sonucu olarak gerekli yardımı yapmak, gereken faydayı akrabaya ulaştırmaktır.

Hatırlamak gerekir ki, Rabbimiz özel olarak mü’minlere ‘merhamet’ edecektir. Müslümanlar da sanki sıla-i rahîm ahlâkıyla, özel bir ilgiyi, özel bir merhameti yakın akrabalarına gösterirler.

İslâm, insanlar arasında güzel ilişkilerin olmasını istediği gibi, akrabalar arasında çok daha yakın ilginin ve sevginin olmasını da emrediyor.

Kur’an akrabalık bağını kesenleri kınıyor ve bunun yanlış olduğunu vurguluyor. (Ra’d 13/21).

Bakara Sûresi 27. âyette Allah’ın kendisiyle birleştirilmesini emrettiği şey’den maksadın akrabalık bağı olduğu da söylenmiştir. Bu bağı kesenler ancak bozgunculardır.

Rabbimiz buyuruyor ki:  “Allah’tan hakkıyla ittika edin (korkup-çekinin) ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının…” (Nisâ 4/1)

Bir çok hadiste de akrabalık bağının güçlendirilmesi, sıla-i rahim yapılması emredilmektedir. Bu açıdan âlimler, sıla-ı rahim yapmanın ‘vacip’ olduğunu söylemişlerdir.

Yakın akrabanın sınırını çizmekte ‘rahim’ kelimesi bize bir ipucu vermektedir. Akrabalar, aynı rahme yakın olan kimselerdir. Bunlardan mahremlerden başlamak şartıyla sağ olanlara ilgi göstermek dinimizin emridir.

Sıla-i rahîm; ziyareti, selâm vermeyi, hâl hatır sormayı, güler yüzlü olmayı, büyüklere saygılı davranmayı, haklarında iyi düşünmeyi ve hayır dileğinde bulunmayı kapsar. Bunlar, sıla-i rahmin üçüncü derecesidir.

Akrabalara bedenî olarak yardımda bulunmak, ziyaretlerine gitmek sıla-ı rahmin ikinci derecesidir.

Birincisi ve en önemlisi ise en yakın, yani bakmakla yükümlü olduğumuz kişilere ve bakmakla mükellef olmadığımız ama mahram olan (kardeş, amca, dayı, yeğen gibi) kişilere ilgi yanında ihtiyaçları varsa maddi olarak yardımda bulunmak, her açıdan destek olmak, ihtiyaçlarını güç ölçüsünde gidermektir.

Akrabalar birbirlerine yakın yaşıyorlarsa sıla-i rahîm kolay olur. Uzakta bulunuyorlarsa, seyrek de olsa birbirlerini ziyaret etmeli, farklı araçlarla hâl ve hatır sormalı, gerekiyorsa yardım etmeli, hediyeler göndermeli veya vermeli.

Bayramlar şüphesiz sıla-ı rahîm yapmak için önemli fırsatlardır. Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Rahîm (akrabalık) Arş’a asılıdır. Der ki, ‘kim beni ‘sıla’ ederse Allah da ona sıla etsin. Kim benden koparsa Allah da ondan kopsun.” (Müslim, Birr/17 no: 2555)

“Kim rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahîm yapsın” (Buharî, Tirmizî, nak. K. Sitte, 10/5)

“Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse akrabasını görüp gözetsin.” (Müslim, Birr/20 no: 2557)

Şüphesiz ki akrabalara ilgi göstermek, onlara merhamet etmek, yardımda bulunmak İslâm toplumu açısından son derece önemlidir.

Egoist bir hayat anlayışının hakim olduğu, insanî ilişkilerin ve akrabalık bağlarının çok zayıfladığı günümüz modernizminde mü’minler, sıla-i rahîm ahlâkını zenginleştirmekle sayısız fayda elde edeceklerdir.

Sıla-i rahmin kapsadığı, gerektirdiği akrabalara ilgi, sevgi, yardım, -aşırıya kaçmadıkça- asla kavmiyetçilik, yani asabiyye değildir. Dinin emrettiği bir ibadettir.

Son olarak bir hadis: “Akrabalık bağını (sıla-i rahmi) kesen kimse Cennete giremez.”

(Müslim, Birr/18-19 no: 2556

Hüseyin Kerim Ece

—◄◄