
Jan de Groen / Marjolein van de Water – De Volkskrant
Hollanda’da pazar günü Amsterdam sokakları bir kez daha kırmızıya bürünecek. Dördüncü kez düzenlenecek Kırmızı Çizgi (Rode Lijn) protestosunda bu kez İsrail ile ekonomik ilişkiler ve Hollanda hükümetinin uygulayabileceği yaptırımlar ön plana çıkacak. Göstericiler, “Hollanda İsrail’in savaş kasasını dolduruyor” diyerek hükümete tepki gösterecek.
Hollanda, Filistinlilere yönelik şiddetin finanse edilmesine ve kolaylaştırılmasına son vermeli. Pazar günü Amsterdam’da gerçekleştirilecek dördüncü Kırmızı Çizgi gösterisinin temel mesajı bu olacak. Ülke genelindeki otobüs duraklarına asılan duyuru afişlerinde, “Kırmızı çizgi aşıldı, soykırıma para yok” sloganı yer alıyor.
Kırmızı Çizgi protestosu; Pax, Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Oxfam Novib, Plant een Olijfboom ve Rotterdam Filistin Komitesi gibi kuruluşların da aralarında bulunduğu geniş bir koalisyon tarafından organize ediliyor. Konser salonlarından tiyatrolara, FNV Sendikası’ndan COC Nederland’a kadar yaklaşık 150 kuruluş da eyleme destek veriyor. Önceki Kırmızı Çizgi gösterisine yaklaşık 250 bin kişi katılmıştı.
Göstericiler, Filistinlilere yönelik saldırıların sona erdirilmesi için daha fazla adım atması gerektiğini düşündükleri Hollanda hükümetini hedef alıyor. Resmî olarak ateşkes yürürlükte olmasına rağmen hem Gazze’de hem de Batı Şeria’da her gün Filistinliler hayatını kaybediyor. İsrail, Gazze’ye yeterli miktarda insani yardım malzemesinin girişine hâlâ izin vermiyor. Çok sayıda tutuklunun işkenceye maruz kaldığı, çocukların ise açlık nedeniyle hayatını kaybettiği belirtiliyor.
Pazar günkü protestonun odağında Hollanda ile İsrail arasındaki ekonomik ilişkiler bulunuyor. Göstericiler, “İsrail’in işgaline, etnik temizliğine ve soykırımına katkı sağlayan tüm ticaret ve yatırımların yasaklanmasını” istiyor. Ayrıca İsrail ile silah ticaretinin ve askerî iş birliğinin sona erdirilmesini talep ediyor.
Göstericiler taleplerini, Uluslararası Adalet Divanı’nın 2024 yılında yayımladığı danışma görüşüne de dayandırıyor. Söz konusu görüşte, üçüncü ülkelerin ekonomik ilişkiler yoluyla yasa dışı yerleşimlerin ve işgalin sürdürülmesine katkıda bulunmaması gerektiği belirtiliyor.
Hollanda hükümeti öncelikle Avrupa Birliği düzeyinde önlemler alınmasını savunuyor. Ancak AB ülkeleri arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle bu girişimlerden sonuç alınamıyor.
İlk adım yetersiz bulunuyor
Pazar günü Kırmızı Çizgi protestosuna katılacak olan Hollanda Parlamentosu’ndaki sol partiler, AB düzeyinde sonuç alınamaması hâlinde Hollanda’nın tek başına daha kapsamlı yaptırımlar uygulamasını istiyor.
SP milletvekili Sarah Dobbe, perşembe günü Dışişleri Bakanı Tom Berendsen ile yapılan parlamento komisyonu toplantısında, “AB içinde sonuç alamıyorsanız başka seçenekleri değerlendirmek zorundasınız” dedi.
Bakan Berendsen ise Hollanda’nın yeterince adım atmadığı yönündeki eleştirileri kabul etmedi. Bakan, eylül ayından bu yana yürürlükte olan ve yasa dışı yerleşimlerden gelen ürünlerin ithalatını yasaklayan düzenlemeyi örnek gösterdi.
Çokuluslu Şirketler Araştırma Vakfı (Somo) temsilcisi Lydia de Leeuw ise söz konusu yasağın önemli bir ilk adım olduğunu ancak etkisinin sınırlı kaldığını belirtti.
De Leeuw, “Bu yasak önemli bir ilk adım ancak okyanusta bir damla niteliğinde” dedi. Yasağın uygulanmasının neredeyse imkânsız olduğunu belirten De Leeuw, yasa dışı yerleşimlerden gelen ürünlerin çoğu zaman İsrail menşeli olarak etiketlendiğini söyledi. Ayrıca hizmetler, yatırımlar ve ihracatın da mevcut yasağın kapsamı dışında kaldığını vurguladı.
İngiltere kısa süre önce hizmetleri ve yatırımları da kapsayan bir yasak açıklamıştı. Henüz yürürlüğe girmeyen düzenleme, yerleşimlerdeki konut ve altyapı projelerini finanse eden veya gerçekleştiren şirketleri de kapsıyor.
İsrail asıllı ekonomist Shir Hever’e göre bu tür önlemler İsrail ekonomisi üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilir.
Hever, “İsrail’deki bütün bankalar, yerleşimlerde faaliyet gösteren şirketlere kredi sağlıyor veya yerleşimcilere konut kredisi veriyor. İsrail yasalarına göre bankaların, İsrail sınırları içindeki faaliyetlerle işgal altındaki bölgelerdeki faaliyetler arasında ayrım yapmasına izin verilmiyor” dedi.
Hever, yeterli sayıda ülkenin benzer yasakları uygulamaya koyması durumunda İsrail’in finansal sisteminin çökebileceğini savunuyor.
Hever, bu hafta Savaş, Holokost ve Soykırım Araştırmaları Enstitüsü ile Amsterdam Üniversitesi tarafından düzenlenen “Gazze’de Soykırımın Politik Ekonomisi” başlıklı etkinlikte konuşmacılar arasında yer aldı.
İsrail silahlarının ithalatına yönelik bir yasağın da ülkeyi ciddi biçimde etkileyeceğini belirten Hever, “İsrail hükümetinin silah üreticisi Elbit’e milyarlarca avro borcu var. Elbit, ancak üçüncü ülkelere yaptığı satışlar sayesinde üretimini sürdürebiliyor” ifadelerini kullandı.
Hollanda, İsrail’in en büyük yatırım ortaklarından biri
Somo tarafından yapılan araştırma, Avrupa’nın genel olarak, Hollanda’nın ise özel olarak İsrail ekonomisinde önemli bir rol oynadığını ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre Hollanda, ABD’den sonra İsrail’e en fazla yatırım yapan ikinci ülke konumunda. 2024 yılında Hollanda’nın İsrail’deki yatırımlarının toplamı 27,3 milyar avroya ulaştı.
Diğer taraftan Hollanda, İsrail kaynaklı yatırımların yöneldiği en önemli ülke konumunda. 2024 yılında bu yatırımların tutarı yaklaşık 45 milyar avro olarak kaydedildi. Bu paranın büyük bölümü Hollanda üzerinden başka ülkelere aktarılıyor. Bu işlemlerin bir kısmı ise yalnızca resmî adres olarak kullanılan posta kutusu şirketleri aracılığıyla gerçekleştiriliyor.
İsrailli silah üreticileri Elbit ve Rafael de Avrupa’nın diğer ülkelerindeki yatırımları için Hollanda’yı bir merkez olarak kullanıyor. Hollanda’nın vergi avantajları nedeniyle bu şirketlerin kazançları düşük vergi yüküyle yeniden İsrail’e aktarılıyor.
Somo temsilcisi Lydia de Leeuw, “Böylece Hollanda, İsrail’in savaş kasasını dolduruyor” değerlendirmesinde bulundu.
Birleşmiş Milletler’in yasa dışı yerleşimlerdeki faaliyetleri nedeniyle kara listesine aldığı bazı şirketler de Hollanda’da faaliyetlerini sürdürüyor.
Bunlardan biri, merkezi Amsterdam’ın şehir merkezinde bulunan Booking.com. Şirket, Filistinlilerden alınarak yerleşimcilere verilen topraklar üzerindeki konutları internet üzerinden kiralamaya sunması nedeniyle Birleşmiş Milletler’in söz konusu listesinde yer alıyor.
İsrail bağlantılı otobüs şirketi de tartışmaların odağında
Pazar günü Zeeland ve Kuzey Hollanda’daki bazı yerleşim yerlerinden toplu taşımayla Amsterdam’a gelecek göstericilerin yolculuklarının bir bölümü, bölgesel ulaşım şirketi EBS’ye ait otobüslerle gerçekleşecek.
EBS, İsrailli Egged şirketinin bir iştiraki. Egged, işgal altındaki yasa dışı yerleşimlerde ulaşım hizmeti veriyor. Haberde, Filistinlilerin bu otobüslere alınmadığı belirtiliyor.
Somo temsilcisi Lydia de Leeuw, bu durumu “apartheid düzeninin bir örneği” olarak nitelendirdi.
Kendisi de işe gidip gelirken EBS otobüslerini kullanmak zorunda olduğunu belirten De Leeuw, “Bu otobüslerin hâlâ Hollanda sokaklarında dolaşıyor olması gerçekten akıl almaz” dedi.
