
Avrupa Parlamentosu, oldukça sert bir geri dönüş yasasını onayladı. Bu yasa, Avrupa dışında kurulacak sınır dışı etme merkezlerini mümkün kılıyor. Bu merkezlerde göçmenler, kendi ülkelerine geri gönderilmeyi bekleyecek. Hollanda ise bu uygulamadan büyük beklentiler içinde.
Bu durum, Hollanda Sosyalist Parti (SP) milletvekili Sarah Dobbe’ye yeni stor perdelerin tartışılmasını hatırlatıyor. Çünkü Lahey’deki siyasetçiler, AB dışındaki ülkelerle yapılması planlanan ve iltica başvuruları reddedilen sığınmacıların barındırılmasını öngören anlaşmaları “yenilikçi göç çözümleri” olarak adlandırıyor. Bu kişilerin, menşe ülkelerine dönene kadar “geri dönüş merkezlerinde” beklemeleri öngörülüyor. Son haftalarda bu konu sık sık gündeme geldi.
Hollanda bu projeden oldukça umutlu. Hollanda; Danimarka, Almanya, Avusturya ve Yunanistan ile birlikte, Avrupa dışındaki hangi ülkelerin bu merkezler için uygun olabileceğini araştıran öncü bir grup oluşturuyor. İltica Bakanı Bart van den Brink isim vermese de, AFP’ye göre görüşmeler arasında Uganda, Uzbekistan, Rwanda, Tunisia ve Libya bulunuyor.
Yeni yasa ne getiriyor?
Çarşamba günü Avrupa Parlamentosu yeni ve oldukça sert bir geri dönüş yasasını kabul etti. Amaç, oturma izni almaya hak kazanamayan göçmenlerin daha hızlı sınır dışı edilmesi veya gözaltına alınması. Ayrıca bu yasa, Avrupa dışında geri gönderme merkezlerinin kurulmasını da kolaylaştırıyor.
“Eğer hiçbir şeye izin verilmiyorsa, yeni yollar buluruz”
Hollanda Temsilciler Meclisi’nde çoğunluk bu çözümü destekliyor. Ancak sağ partiler bile sistemin işe yarayacağından emin değil.
VVD milletvekili Ulysse Ellian kısa süre önce yaptığı bir iltica tartışmasında bu merkezlere “bir şans verilmesi gerektiğini” söyledi. Ancak şu uyarıyı da ekledi: “Her şey mahkemelerin ne yapacağına bağlı. Eğer hiçbir şeye izin verilmezse, yeni çözümler üretiriz.”
Yeni yasa bazı yeni olanaklar sunsa da Hollanda’nın uluslararası hukuk ve insan hakları sözleşmelerine uyması gerekiyor. Daha önce United Kingdom ile Rwanda arasında yapılan benzer bir anlaşma, insan haklarının yeterince güvence altına alınmadığı gerekçesiyle European Court of Human Rights tarafından eleştirilmişti.
Uganda örneği
Geçen ay Council of Europe üyesi 46 ülke, geri dönüş merkezlerinin insan hakları güvence altına alındığı sürece kabul edilebilir olduğunu belirten bir deklarasyon imzaladı. Bu belge, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargıçlarına yol gösterici nitelik taşıyor.
Ancak mahkemelerin AB dışındaki ülkelerle yapılacak anlaşmaları nasıl değerlendireceği hâlâ belirsiz. Hollandalı bürokratlar da bu konuda endişeli.
Bu durum, hükümetin Uganda ile yaptığı anlaşmaya ilişkin açıklanan resmi belgelerde ortaya çıktı. Eski Dışişleri Bakanı David van Weel geçen yıl Ugandalı mevkidaşıyla geri dönüş merkezleri kurulmasına yönelik bir niyet anlaşması imzalamıştı. Ancak Uganda’nın 2023 yılında kabul ettiği sert eşcinsellik karşıtı yasalar nedeniyle bu anlaşma yoğun eleştirilere maruz kaldı.
Yetkililer, açık bir hukuki dayanak bulunmadığı için Hollanda’nın davalarla karşılaşabileceği konusunda uyarıda bulunmuştu. Belgelerde şu ifadeler yer alıyordu: “Mahkemelerin Hollanda’nın yaklaşımını takip edeceği kesin değildir.”
Adalet Bakanlığı yetkilileri de: “Geri dönüş merkezlerinin hukuki uygulanabilirliğinin bu sürecin merkezinde olması hayati önem taşımaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
İnsan hakları tartışması sürüyor
Buna rağmen hükümet planlarını sürdürdü. Belgelerde Hollanda’nın “düzensiz göçü engellemek ve geri dönüşü teşvik etmek amacıyla yenilikçi ortaklıklarda öncü ülke olmak istediği” belirtiliyor.
Daha sonra Jetten Cabinet, insan hakları ihlalleri nedeniyle Uganda ile yapılan anlaşmayı askıya aldı. Ancak hukuki kaygılar hâlâ geçerliliğini koruyor.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi, herkesin insan onuruna uygun muamele görme hakkını güvence altına alıyor. Eğer mahkemeler bu hakkın ihlal edildiğine karar verirse ne olacağı sorulduğunda, Bakan Van den Brink şu yanıtı verdi: “Bunu çözmek için yeni bir plan sunarız.”
Kalkınma yardımı bütçesi kullanılabilir mi?
AB dışındaki ülkelerle yapılacak anlaşmalar Hollanda göç politikasının önemli bir parçası olmaya devam ediyor. Bu durum, Kalkınma İşbirliği Bakanı Sjoerd Sjoerdsma tarafından ayrılan ek bütçe tartışmalarında da görülüyor.
VVD lideri ve Başbakan Yardımcısı Dilan Yeşilgöz, bu bütçenin bir kısmının geri dönüş merkezlerine de aktarılabileceğini söyledi. Bu açıklama milletvekilleri arasında kafa karışıklığına yol açtı.
Sjoerdsma ise yakın zamanda parlamentoya gönderdiği mektupta, bu merkezlerin 2026 yılında henüz mevcut olmayacağını belirtti. Yani şimdilik tartışma varsayımsal düzeyde. Ayrıca kalkınma yardımları için ayrılan fonların kullanılabilmesi çeşitli uluslararası kriterlere bağlı.
2027 yılında ise gerekli şartların karşılanması hâlinde geri dönüş merkezleri için bütçe ayrılması mümkün olabilir.
SP milletvekili Sarah Dobbe ise hâlâ ikna olmuş değil: “’Yenilikçi göç çözümleri’ ifadesi sanki bir pazarlama ajansının bulduğu bir slogan gibi geliyor. Ancak kalkınma yardımları tartışmasında bu merkezlerin statüsünün ne olduğu hâlâ net değil. Bu konuda farklı hikâyelerin anlatılmasını kabul edilemez buluyorum. Ayrıca bu merkezlerin kalkınma yardımı bütçesinden finanse edilmesi ihtimalini de kabul edilemez görüyorum.”
