Hollanda siyasetinin iki önemli ismi, eski Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı ve Amsterdam Belediye Başkanı Job Cohen ile eski Dışişleri Bakanı ve Lahey Belediye Başkanı Jozias van Aartsen, ilk kez Filistin’e destek amacıyla düzenlenen “Kırmızı Çizgi” (Rode Lijn) gösterisine katılacaklarını açıkladı.

İki eski siyasetçi, İsrail’in Gazze’deki saldırılarını soykırım olarak nitelendirerek Hollanda hükümetinin artık somut adımlar atması gerektiğini belirtti. Cohen ve Van Aartsen, Başbakan Rob Jetten’e gönderdikleri açık mektupta İsrail’e karşı kapsamlı yaptırımlar uygulanmasını talep etti.

Volkskrant gazetesinde yayımlanan ve Toine Heijmans ile Rik Kuiper tarafından gerçekleştirilen söyleşide iki siyasetçi, Gazze’de yaşananlar, Hollanda hükümetinin tutumu ve kendi partilerinin İsrail politikasına ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

“İsrail’in yaptıkları soykırım olarak adlandırılmalı”

Söyleşinin başında kendilerine Gazze’de yaşananları soykırım olarak değerlendirip değerlendirmedikleri soruldu.

Job Cohen, “Evet” yanıtını verirken Jozias van Aartsen de aynı görüşte olduğunu ifade etti. Cohen, “Bunu söylemek benim için çok üzücü ancak yaşananları başka türlü adlandırmak mümkün değil” dedi.

İki siyasetçinin bu açıklaması, siyasi geçmişleri ve mensubu oldukları partilerin İsrail konusundaki farklı yaklaşımları dikkate alındığında dikkat çekici bulundu.

Hâlen VVD üyesi olan eski Dışişleri Bakanı Van Aartsen, partisinin İsrail’e yönelik eleştirilerinin yetersiz olduğunu düşünüyor. Yahudi kökenli Job Cohen ise geçen yıl İsrail’e yönelik önerilen yaptırımlara karşı çıkan açıklamalarıyla gündeme gelmişti.

“Jetten cesaret göstermiyor”

Cohen ve Van Aartsen, pazar günü Amsterdam’da düzenlenecek “Kırmızı Çizgi” gösterisine ilk kez katılacak. İki eski siyasetçi, gösteri öncesinde Başbakan Rob Jetten’e gönderilen ve 281 eski bakan, diplomat, kamu görevlisi ile görevdeki yetkilinin imzaladığı açık mektuba da öncülük etti.

İlk “Kırmızı Çizgi” gösterisine 18 Mayıs 2025’te Rob Jetten de katılmış ve İsrail’in Filistinlileri aç bırakmasına ve öldürmesine son verilmesi için elinden gelen her şeyin yapılması gerektiğini açıklamıştı.

Ancak bugün başbakanlık görevini yürüten Jetten’in aynı kararlılığı göstermediğini düşünen Van Aartsen, “Bence bu konuda cesur davranmıyor” dedi.

Cohen de bu değerlendirmeye katılarak, “Evet, cesaret göstermiyor. Oysa ABD Başkanı Trump’ın Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yönelik saldırısında oldukça iyi ve kararlı bir tutum sergilemişti” ifadelerini kullandı.

Jetten’in Gazze konusunda yeterli liderlik gösterip göstermediği sorusuna Cohen, “Yeterli değil” yanıtını verdi. Van Aartsen ise yayımladıkları mektubun Başbakan’ı daha açık bir tutum almaya teşvik etmesini umduğunu söyledi.

Cohen’in İsrail konusundaki tutumu değişti

Söyleşide Job Cohen’in İsrail’e yönelik yaklaşımındaki değişim de gündeme geldi.

Cohen, geçen yıl GroenLinks ve PvdA partilerinin birleşmesinden önce, iki partinin ortak parlamento grubunun İsrail politikasını yeniden değerlendirmesi çağrısında bulunmuştu.

Özellikle milletvekili Kati Piri’nin İsrail’e yönelik tamamen kapsamlı bir silah ambargosu önerisine karşı çıkmıştı. Cohen ve bazı eski PvdA yöneticileri, savunma amaçlı silahların parçalarını da kapsayabilecek böyle bir ambargonun on binlerce masum sivilin hayatını kaybetmesine yol açabileceğini savunmuştu.

Bugün aynı öneriye yeniden karşı çıkıp çıkmayacağı sorulduğunda Cohen, “Büyük bir üzüntüyle de olsa artık karşı çıkmazdım” dedi.

Bu değişikliğin nedenini soran gazetecilere Cohen, “Zaman içinde düşüncelerim değişti. Ayrıca Netanyahu hükümeti sürekli daha ileri gidiyor” yanıtını verdi.

Van Aartsen de Netanyahu hükümetinin tutumunun giderek sertleştiğini belirterek, “Böyle bir durumda bir şeyler yapmak ve sesimizi bir şekilde duyurmak istiyoruz” dedi.

Cohen, 7 Ekim 2023’te Hamas tarafından gerçekleştirilen saldırıyı da İsrail hükümetinin verdiği karşılık gibi korkunç bulduğunu söyledi.

Yahudi kökenli olduğunu hatırlatan Cohen, İsrail’in Yahudiler için güvenli bir yer olmasının kendisi açısından her zaman önemli olduğunu belirtti. Ancak İsrail hükümetinin Gazze’deki politikalarını sürdürmesi ve yaşananların soykırım noktasına doğru ilerlemesi karşısında bunu kabullenmekte zorlandığını dile getirdi.

Cohen, “Holokost, geçen yüzyılda yaşadığımız en korkunç olaydı. İnsanlar yalnızca kim oldukları nedeniyle toplumun dışında bırakılmış, yok sayılmıştı. Bugün Araplara yönelik de benzer bir dışlama yaşanıyor. İsrail seçimlerinden sonra Arapların da içinde yer aldığı bir hükümet kurulması harika olmaz mıydı? Ancak bu gerçekleşmiyor. Neden? Çünkü onlar Arap” ifadelerini kullandı.

Hollanda’dan bağımsız yaptırım çağrısı

Cohen ve Van Aartsen’in Başbakan Jetten’e gönderdiği mektupta İsrail’e yönelik bir dizi somut talep sıralanıyor.

Bunlar arasında:

  • İsrail ile tüm silah ticaretinin ve askerî iş birliğinin durdurulması,
  • İşgal altındaki bölgelerden mal ithalatının yanı sıra bu bölgelere yönelik hizmet sunulmasının da yasaklanması,
  • Gazze’ye insani yardım çalışanları ve gazetecilerin girişine izin verilmesi için girişimlerde bulunulması,
  • Hollanda vizesi bulunan Gazze sakinlerinin bölgeden çıkabilmelerinin sağlanması yer alıyor.

Mektupta, işgal altındaki Batı Şeria’da konaklama imkânları sunan Booking gibi şirketlerin hizmetleri de gündeme getiriliyor.

Van Aartsen, Hollanda’nın bu adımları Avrupa Birliği ülkeleri arasında ortak karar alınmasını beklemeden tek başına atabileceğini savundu.

“Bütün AB ülkelerinin uzlaşmasını beklememeliyiz. Hollanda bu önlemleri kendi başına alabilir. Ayrıca bunların sonuçları da olmalı” diyen Van Aartsen, gerektiğinde İsrailli kamu görevlilerine ve diplomatlara yönelik yaptırımların da değerlendirilebileceğini belirtti.

Mektubu imzalayan tanınmış isimler arasında Ahmed Aboutaleb, Hedy d’Ancona, Wouter Bos, Lilianne Ploumen, Jan Pronk, Ben Bot, Wim Deetman, Joris Voorhoeve ve Laurens Jan Brinkhorst da bulunuyor.

Van Aartsen VVD’nin tutumunu eleştirdi

Söyleşinin önemli bölümlerinden biri de Van Aartsen’in kendi partisi VVD’ye yönelik eleştirileri oldu.

VVD’nin hükümette İsrail’e karşı en az eleştirel yaklaşım sergileyen ortaklardan biri olduğu hatırlatılınca Van Aartsen, partisinin tutumuna katılmadığını açıkça dile getirdi.

“Bu durum son derece kötü. Bu konuda VVD ile tamamen farklı düşünüyorum. Liberal olduğunu söyleyen bir partinin insanlık ve uluslararası hukuk gibi temel değerleri savunması gerekir. Ancak onlar olup biteni izlemekle yetiniyor. Bunun elbette kendi gerekçeleri vardır ama ben bu durumdan son derece rahatsızım” dedi.

Parti içinde bu konuyu çok fazla gündeme getirmediğini belirten Van Aartsen, VVD üyeliğinden ayrılmayı düşünüp düşünmediği sorusuna ise liberalizme inandığını ve partiden ayrılmanın kendisi için çok büyük bir adım olacağını söyledi.

“Bir süredir üyeliğimi sürdürüp sürdürmemem gerektiğini düşünüyorum. Ancak o zaman ne yapacağım? Bir partiye bağlı olmadan Hollanda toplumunda kendimi tamamen kaybolmuş hissederim” ifadelerini kullandı.

“Gösteri Hamas’la ilgili değil”

Söyleşide pazar günü düzenlenecek gösterilerde Hamas’a destek veren pankartların açılma ihtimali de gündeme geldi.

Job Cohen, gösterinin Hamas’la ilgili olmadığını vurgulayarak, “Bu gösteri İsrail hükümetinin politikaları ve Hollanda hükümetinin bu politikalara karşı tutumuyla ilgilidir. Hamas da doğru bir yaklaşım sergilemiyor” dedi.

Her iki siyasetçi de daha önce belediye başkanlığı görevinde bulunmuş isimler olarak Amsterdam Belediye Başkanı Femke Halsema’nın gösteriler sırasındaki tutumunu değerlendirdi.

2001-2010 yılları arasında Amsterdam Belediye Başkanlığı yapan Cohen, Halsema’nın pankartlara müdahale etmeme kararını başarılı biçimde savunduğunu belirtti.

Van Aartsen ise bir belediye başkanının gösterinin içeriği hakkında hüküm vermemesi gerektiğini ifade etti.

Cohen, ifade özgürlüğünün bir insan hakkı olduğunu hatırlatarak, bu tür durumlarda müdahale etmenin son derece karmaşık olduğunu söyledi. Bununla birlikte gösteride Hamas’a destek veren pankartların yer almamasını umduğunu dile getirdi.

“Barış hemen şimdi”

Gazetecilerin, kendilerinin bir pankart hazırlamaları hâlinde üzerine ne yazacaklarını sorması üzerine Van Aartsen, odadaki bir posteri işaret ederek, “Barış hemen şimdi” (Peace Now) yanıtını verdi.

Cohen ise “Birbirimizle konuşmalıyız” dedi.

Söyleşinin sonunda, geçmişte çok tartışılan “Çay içelim ve toplumu bir arada tutalım” sözleri hatırlatılan Cohen, bu yaklaşımını hâlâ savunduğunu belirterek, “Çay içmek ve toplumu bir arada tutmak. Ben hâlâ bunu bütün kalbimle destekliyorum” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Facebookjandegroen