Yeni yazı dizimizde, siyaseti, partileri, seçilenleri, seçenleri inceleyeceğiz, sorgulayacağız ve eleştireceğiz ve tavsiyelerde bulunacağız)

Siyaset ciddi ve ciddiyet isteyen bir alandır.

Geçtiğimiz sayıda Hollanda’da seçimler ve seçimler hakkında izlenen yoldan, toplumu ilgilendiren etkenlerden ve bu konuyu irdeleyerek canlı tutacağımızdan bahsetmiştik.

Bir seçimi daha geride bıraktık. Genel olarak seçimler normal geçmiş olmasına rağmen, bir şehirde seçim esnasında yapılan ve yapılmaması gereken hareketlerden dolayı seçim iptal edildi. Bu durum bizlere bir şeyler söylemiş olmalı.

Bu durum bizleri yakından ilgilendiriyor ve içinde bulunduğumuz toplumun seçme ve siyasete bakış açısının tersine, seçim maratonuna girerek toplumu gerdiğimiz bir gerçekle karşı karşıya kalıyoruz. Hepimiz biliriz ki içinde yaşadığımız toplumda aile fertlerinin hangi partiye ve ne amaçla oy verdiği pek tartışılmaz; kimse kimsenin düşüncesiyle ya da hangi partiye oy kullanacağıyla ilgilenmez. Bizlerde ise durum böyle değil. Seçim sandıkları bölgelerinde istenmeyen görüntüler ve yabancı topluluğu anlamsız şikâyetlerle karşı karşıya bırakan olaylar yaşanıyor. Sonucunu düşünmeden bir ya da birkaç kişinin oy alarak seçilmeye çalışması doğru değildir. Bu tür hareketlerin olmaması gerekir ve genel anlamda içinde bulunduğumuz toplumun davranışlarından bir şeyler öğrenmenin zamanı geldiği inancındayım.

Seçimler geride bırakıldı ve seçim sonuçlarının artıları, eksileri ve geleceğe yönelik toplum yararına olabilecek çalışmaların şimdiden planlı bir şekilde ele alınmasının ehemmiyeti büyüktür. Bu, oturmuş bir toplum olmanın olmazsa olmazıdır. Türkler ya da yabancılar olarak siyasette bulunmanın bir amacı ve hedefi olmalı; o hedefe koşarken mantıken uygulanması gereken yol ve yöntem de bellidir. Mevcut partiler içerisinde siyasete girerek mi toplumumuza faydalı olunabilir, yoksa “yabancıların partisi” diye kenara itilen ve son seçimlerde bir önceki seçimde aldığı oyları muhafaza edemeyen bir partiyle mi topluma faydalı olunabileceği açık ve anlaşılır bir şekilde tartışılmalıdır. Bu tartışmada günah keçisi yaratmak yerine akıl ve mantığı kullanarak toplumun geleceğine yönelik geniş düşünmek gerektiğine inanıyorum.

Bu konuyu tartışmak isteyenler olabilir. Hatta bu yazının taraflı olduğunu, Türk toplumuna fayda sağlamayacağını ya da kazanımların aleyhine bir yazı olduğunu düşünenler de olabilir ve olacaktır da. Şunu unutmayalım ki amacımız hedefe ulaşmak; bağcıyı dövmek değil.

Siyasette zaman mefhumu

Siyaset denen şey çok hızlı geçen bir zaman dilimidir. Geriye bakıldığında daha dün gibi görünen olaylar aslında çok önemli bir sürecin parçasıdır ve gelecek için yapılması gereken tüm faaliyetlerden sorumlu olunan dört yıldan bahsediyoruz. Bu geçirilen dört yılda geleceğe yönelik yapılan 10 ya da 15 yıllık şehir planlamalarına sunacağımız katkı öyle basit bir katkı değildir. Gerçek anlamda mesuliyeti anlatılamayacak derecede ağırdır.

Bu konuya böyle bakıldığında seçilen kişi aslında çok ağır bir sorumluluğun altındadır ve önüne gelecek tüm dokümanların içeriği hakkında bilgili olmalı; o dokümanların kimler tarafından ve hangi verilerle hazırlandığı konusunda yetkili yüksek memurlarla görüşerek içeriğin gerekliliği, olası sonuçları, altyapı ve bütçe konularında bilgi sahibi olmalıdır. Aksi takdirde toplantıdan toplantıya katılıp, ay sonunda alacağı maaşı beklemek ve el kaldırıp indirmekten başka bir şey yapılmadan dört yılın geçtiği görülmektedir.

Toplum, senin topluma dönmeni ve yapılan çalışmalardan kendilerini ilgilendiren konularda (yollar, bahçeler, sağlık, eğitim, güvenlik, yabancılar vb.) belirli zamanlarda bilgi vermeni bekler. Böylece toplumun da bu konulardaki düşüncelerinin yönetimlere siyasetçiler aracılığıyla ulaştırılması sağlanır.

Yabancılar denildiğinde ilticacılardan değil, bizzat senden bahsediyoruz. Her şehir, yabancı kökenli kişiler (Türk, Faslı vb.) için her yıl devletten belirli miktarlarda ödenek alır ve bu paranın yabancıların topluma katılımı, uyum, okul gibi konularda kullanılması gerekir. Bahsedilen miktarlar küçümsenecek rakamlar değildir. Bu nedenle takip edilmeli ve yerinde harcanıp harcanmadığı kontrol edilmelidir.

Bu konuyu bir dahaki sayıda ele alacağız. Kısaca, bir önceki yazıyla ilgili gelen görüşlerden bahsetmek istiyorum.

Seçenler ne der?

Doğuş Gazetesi’nin böyle bir yazıya yer vermesini genel olarak olumlu karşılayan, hatta geç kalındığını söyleyenler olduğu gibi; yazının olumsuz değil de mevcut bir partinin aleyhine olabileceği yönünde endişe taşıyan kişilerin olması da önemlidir. Olumlu bulanların da, olumsuz bulanların da görüşlerini değerlendirerek; kişisel değil, toplumu ilgilendiren ve toplumun geleceğine faydalı olacağı düşünülen konularda çalışmalarımıza devam edeceğimiz bir gerçektir.

Bu yazı serisiyle amaç, var olanı engellemek değil; mevcut siyasi partiler içerisinde yer almış insanlarımızın siyasette daha bilinçli hareket etmelerine katkı sağlamak ve gerektiğinde onları uyarmaktır. Çünkü biz siyasetin toplum için çok ama çok önemli bir mekanizma olduğuna, siyasetin yan gelip yatma yeri olmadığına inanıyoruz. Topluma faydalı olacak her çalışmaya öncülük etmeyi hedefliyoruz.

(Devam edeceğiz)

Mahmut Yazıcı                        —◄◄