Hollanda’da 17 Mayıs’ta düzenlenecek olan Türk Dil Bayramı öncesinde verilen  resepsiyon, yoğun bir katılım ve dikkat çeken konuşmalarla gerçekleşti. Cadde Marina’da kahvaltı programı eşliğinde düzenlenen resepsiyonun sunuculuğunu Deniz Sezer yaptı.

2025’in başlarında kurulan Kuşaktan Kuşağa Vakfı, diaspora çocuklarının Türkçe dilini giderek daha zayıf konuştukları gerçeğine dikkat çekmek ve bu durumu değiştirmek için azimli bir mücadele başlattı.

Vakıf Başkanı Fehmi Uzun’un istekli ve kararlı çalışmaları sayesinde hızla oluşturulan vakıf, bu önemli meselenin çözümü için akademik desteği, kültürel etkinlikleri ve sosyal medya kampanyalarını bir araya getirmiş durumda. Vakıf, 17 Mayıs’ta Rijswijk Theater’de düzenleyeceği “2. Türk Dil Bayramı Kutlamaları” etkinliğinde, dilimizin önemine vurgu yaparak gençlerimizi harekete geçirmeyi hedefliyor.

Hollanda’da yaşayan Türk aileleri, çocuklarının ana dillerini öğrenmeleri konusunda çeşitli zorluklar yaşıyor. Öyle ki, bazı gençler hemcinslerinden bir Türk vatandaşı ile karşılaştıklarında bile Türkçe konuşmakta ciddi güçlükler çekiyor. Bu endişe verici duruma yanıt olarak, Fehmi Uzun liderliğindeki Kuşaktan Kuşağa Vakfı, kültürümüzü ve dilimizi geleceğe aktarma misyonunu üstlendi. Uzun’un bu konudaki istekliliği ve çalışkanlığı, kısa sürede etkinliklerin organize edilmesini ve geniş bir katılım ağının oluşturulmasını mümkün kılmış.

Programın açılış konuşmasını Kuşaktan Kuşağa Vakfı Başkanı Fehmi Uzun gerçekleştirdi. Türkçenin Avrupa’daki geleceğine dikkat çeken Uzun, yeni neslin dil ve kültürel kimlik konusunda ciddi bir değişim sürecinden geçtiğini söyledi.

Uzun, özellikle “Ben Evde Türkçe Konuşuyorum” kampanyasının büyük yankı uyandırdığını belirterek, Türkçenin korunmasının yalnızca bir dil meselesi değil, aynı zamanda kimlik ve aidiyet meselesi olduğunu ifade etti.

Konuşmasında dikkat çeken mesajlar veren Uzun, Türkçenin fark edilmeden günlük hayat içerisinde erimeye başladığını, genç kuşakların ihtiyaçlarının doğru okunmaması halinde toplum içerisinde ciddi kopukluklar yaşanabileceğini söyledi.

“Gençleri içimize almamız gerekiyor. Onların fikirlerinden faydalanmadan geleceğe bir şey taşıyamayız” diyen Uzun, Türk Dil Bayramı’nın sadece bir etkinlik değil, uzun vadeli bir bilinç hareketi olduğunu vurguladı.

Mayıs ayında kültürel program düzenlemenin zorluklarına rağmen Türk Dil Bayramı’nın her geçen yıl daha fazla ilgi gördüğünü belirten Uzun, bundan sonraki süreçte çalışmaların bir komisyon tarafından yürütüleceğini açıkladı.

Daha sonra söz alan komisyon koordinatörü Arif Yakışır, uzun yıllardır Hollanda’da yaşadığını belirterek, Türkçenin gelecek kuşaklara aktarılması için yapılan çalışmaların önemine dikkat çekti.

Programda kısa konuşmalar yapan Dil Bilimcisi Erol Sanburkan, HOKAF Yönetim Kurulu Üyesi Rıza Görer, ve gazeteci Yavuz Nufel de Türkçenin korunmasının kültürel kimlik açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.

Programın son konuşmasını ise Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Genel Başkanı Ekrem Erdem yaptı.

Ekrem Erdem konuşmasında, Kuşaktan Kuşağa Vakfı’nın yürüttüğü çalışmaları takdir ederek, böyle bir amaçla vakıf kurmanın ve insanları aynı çatı altında buluşturmanın kolay olmadığını söyledi.

Türkçenin bütün sivil toplum kuruluşları için ortak değer olduğunu vurgulayan Erdem, “Eğer ana diliniz Türkçe olmazsa, yapmak istediklerinizi tam anlamıyla anlatamazsınız. İnsanın değeri dili kadardır” ifadelerini kullandı.

Ana dilin çocukların eğitim başarısındaki önemine de dikkat çeken Erdem, çocukların önce kendi ana dillerini güçlü öğrenmeleri gerektiğini belirtti.

Avrupa’daki Türk toplumunun iki dilliliği avantaja çevirebileceğini ifade eden Erdem, Türkçe ve Hollandacayı birlikte iyi kullanan gençlerin hem Hollanda’da hem Türkiye ile bağlantılı alanlarda daha güçlü fırsatlar yakalayabileceğini söyledi.

Kuşaktan Kuşağa Vakfı’nın yarın düzenleyeceği Türk Dil Bayramı programı öncesinde gerçekleştirilen resepsiyon, verilen birlik ve farkındalık mesajlarıyla sona erdi.

Mahmut Eröztürk/Güncelhaber