1. Seçimlerin önemi ve gündem

Her büyük nehir, tek bir damlayla başlar. Her sağlam duvar, tek bir tuğlayla inşa edilir. Değerli okuyucularım, Hollanda’daki gücümüz de budur. Oylarımız tek tek bir damla gibi görünse de, sandığa gittiğimizde bu damlalar birleşir ve geleceğimizi şekillendiren o büyük seli oluşturur.

Tarih bize önemli bir ders verir: Eğer bu gücü kullanmazsak, kötülüğün zaferi için hiçbir şey yapmamış oluruz. Filozof Edmund Burke’ün dediği gibi: “Kötülüğün zaferi için tek gerekli olan, iyi insanların hiçbir şey yapmamasıdır.” Bizler, iyi insanlar olarak, kayıtsız kalamayız. Hz. Ali’ye atfedilen o etkileyici söz, vicdanımızda yankılanmalıdır: “Hakkın olduğu yerde susmak, batılın zaferidir.”

Bu sorumluluğun somut karşılığı sandıktadır. Şimdi, sahip olduğumuz bu gücün sayısal karşılığına ve seçimlerin neden bu kadar hayati olduğuna somut verilerle birlikte bakalım.

Bu seçimler neden kritik?

Hollanda’nın geleceği masada

Hollanda’da yaşayan 2,5 milyonu aşkın göçmen kökenli nüfusun içinde, Türk ve Müslüman seçmenlerin sayısı yarım milyona yaklaşıyor. Bu potansiyel, birleştiğinde en az 7 milletvekili çıkarma gücüne sahiptir. Unutmayın, sandıktan çıkan sonuçlar cebimizden eğitim hayatına, sağlığımızdan sosyal adaletimize kadar her şeyi doğrudan etkileyecek. Son yıllarda konut kiralarının %20 arttığı ve enerji fiyatlarındaki artışın hane başına 500 Euro’yu aştığı bir ülkede yaşıyoruz.

Küresel ve yerel gündem:

Seçime damga vuran konular

Hollanda’da ev kiraları ve enflasyon gibi iç meseleler canımızı yakarken, dünya gündemindeki gelişmeler de bizi derinden etkiliyor. Filistin’de yaşananlar Gazze soykırımı gibi vicdanımızı yarayan konular, hangi partinin bizim değerlerimize daha yakın olduğunu sorgulamamıza neden oluyor. Türk ve Müslüman toplumunun %70’inden fazlası, küresel olayları yakından takip ettiğini ve siyasi tercihini belirlerken bunları göz önünde bulundurduğunu belirtiyor. Bu yüzden sandığa giderken hem cebimizdeki parayı hem de kalbimizdeki adaleti düşünmek zorundayız.

2. Türk ve Müslüman seçmenlerin tarihsel eğilimleri ve DENK partisi analizi

Değerli okuyucularım,

Siyasetin karmaşık arenasındaki pusulamızı belirlemek için, kilit partilere odaklanacağız. Pusulamızı doğru ayarlamak için, Hollanda siyasetindeki partileri konumlarına göre incelememiz şarttır: Sağda (PVV, VVD, BBB, JA21), Solda (PvdA/GroenLinks, SP), Orta Sağda (CDA ve NSC), Orta Solda (DENK) ve Nötr alanda (D66).

Türk ve Müslüman seçmenlerin siyasi pusulası: Tarihsel eğilimler

Uzun yıllar boyunca Türk ve Müslüman seçmenlerin siyasi pusulası, geleneksel olarak Sosyal Demokrat Parti’yi (PvdA) işaret etti. Ancak, bu kitlenin farklı yönelimleri de olmuştur:

  • CDA çekimi: Geleneksel olarak aile ve değerlere önem veren bir kesim, bir dönem Hristiyan Demokrat Parti’yi (CDA) desteklemiştir.
  • SP sınıf sesi: İşçi sınıfından gelen birçok Türk ve Müslüman seçmen, ekonomik eşitsizlik ve sosyal adalet konularındaki net duruşu nedeniyle Sosyalist Parti’ye (SP) yönelmiştir.
  • VVD’nin ekonomik cazibesi: Daha iyi entegre olmuş, kendi işini kurmuş veya ekonomik büyüme ve düşük vergileri önceliklendiren muhafazakar bir kesim ise VVD’ye oy vermiştir.

PvdA’nın göçmen politikalarındaki sertleşme ve beklentileri karşılayamamasıyla bu köklü bağ koptu. Oyların önemli bir kısmı GroenLinks ve özellikle DENK partisine kaymıştır.

DENK partisi: Geniş kitle partisi olma yolunda

DENK Partisi, 2014 yılında PvdA’dan ayrılan Tunahan Kuzu ve Selçuk Öztürk tarafından kurulmuştur. Partinin doğuşu, ana akım partilerin göçmen kökenlilere karşı sergilediği tutumdan ve toplumsal hayal kırıklığından kaynaklanmıştır.

Partinin temel savunusu: DENK’in ana odağı, Hollanda siyasetinde kimsenin yeterince cesaret edemediği konular olan kurumsal ırkçılık, ayrımcılık ve İslamofobiyle mücadele üzerine kuruludur.

Geniş kitlelere hitap çabası: DENK, kuruluşunda “Müslüman veya yabancılar partisi” olarak etiketlenmiş olsa da, son yıllarda bu etiketten sıyrılmak için çaba göstermektedir. Irkçılık ve eşitsizliğin mağduru olan farklı kökenlerden gelen kesimleri ve sosyal adalet arayan Hollandalıları da kapsayacak şekilde programını genişletmiştir.

Güncel durum: Şu an 3 milletvekili bulunan DENK, kamuoyu araştırmalarında oylarını koruma veya artırma potansiyeline sahiptir. Araştırmalar, partinin mevcut sayısını aşarak 4 veya 5 vekile ulaşma beklentisi olduğunu göstermektedir.

3. Ana akım partilerin güncel analizi ve stratejik görüş

Değerli okuyucularım, Maurice de Hond’un (Peil.nl) 25 Eylül 2025 tarihli son kamuoyu yoklamalarına göre, Hollanda siyasetinde liderlik için baş başa bir yarış söz konusu.PVV Partisi: Yükseliş, yönetim karnesi ve stratejik analiz

PVV, karmaşık siyaset dilinden uzak durup, ana akım partilerden hayal kırıklığına uğrayan geniş bir kitleye tek cümlelik sloganlar (oneliner) kullanarak, onların duymak istediklerini söylüyor.

PVV’nin hükûmet karnesi:

PVV, 2 Temmuz 2024 tarihinde göreve başlayan Schoof kabinesinde yer almış, ancak 3 Haziran 2025 tarihinde bakanlarını geri çekerek koalisyonun düşmesine ve kabinenin geçici (demissionair) hale gelmesine neden olmuştur. Bu durum, partinin kısa süreli hükümet deneyimini sonlandırmış ve mevcut erken seçimi tetiklemiştir.

Hollanda siyasetinde siyaset yapmış biri olarak ben, şunu paylaşmak isterim sizinle…

Stratejim şu: Öncelikle PVV en büyük parti olmamalı. PvdA-GroenLinks en büyük parti olmalı ve bunun için parti son günlerde iyi çalışmalı.

Ancak 29 Ekim’de PVV en büyük olursa, bu defa demokratik kurallar içinde Wilders başbakan olmalı. Evet, şaşırdınız. Ama bu, stratejik bir adım olarak görülmeli.

Wilders’ın başbakan olması durumunda benim güvendiğim iki önemli kalkan var:

1. Koalisyon içi beceriksizliğin ortaya çıkması: Tek başına iktidar demiyorum; koalisyon içerisinde diyorum. Wilders, popülist vaatlerinin tam tersine, koalisyonun dayattığı uzlaşmalar içinde rahat edemeyecek, gerçek manada yönetemeyecek ve bu beceriksizliğinin foyası ortaya çıkacaktır.

2. Hollanda anayasası ve hukuk devleti: Benim hâlâ özgüvenle dolaşmamın sebebi Hollanda Anayasalarıdır. Bu yasalar, temelde insan haklarının yanındadır. Örneğin, Raad van State (Devlet Konseyi) yakın zamanda, mültecilere konut önceliği verilmesini kaldırmayı öngören tasarıyı reddetmiş ve bu sayede mültecilerin konut önceliğini korumuştur. Bu kalkanın önemli bir unsuru da Senato (Eerste Kamer)’dur.

GroenLinks-PvdA: yeni bir umut?

Tek bir çatı altında birleşen iki büyük sol parti, GroenLinks-PvdA, kamuoyu yoklamalarında 27 vekil ile yükselişini sürdürüyor. Liderleri Frans Timmermans ve vekil Kati Piri, vicdani konularda partiyi ileriye taşımıştır. Parti kongresinde, İsrail’e silah satışının yasaklanması dâhil olmak üzere daha sert Filistin yanlısı bir duruşun benimsenmesi için, parti içindeki ağırlıklı Siyonist siyaset taraflarının duruşlarına rağmen dik durdular ve başarılı oldular. Bu partinin gücü, dış politikadaki net duruşu kadar, sosyal adalete, konut krizine kalıcı çözümlere, gelir eşitsizliğini gidermeye ve iddialı iklim politikalarına odaklanan kapsamlı sosyal demokrat programından gelmektedir.

VVD ve Dilan Yeşilgöz: Güven köprüsü kuramayan bir ilişki

Liderleri Dilan Yeşilgöz’ün İsrail yanlısı söylemleri, VVD’nin bu kesimdeki güvenini zedelemiştir. Bu durum, Yeşilgöz’ün, Hollandalı şarkıcı Douwe Bob ile yaşadığı kamuoyu önündeki gerginlik gibi kişisel imajına zarar veren olaylarla birleşince, seçmen nezdinde “güvenilirlik” sorunu yaratarak partiye zarar vermiştir.

Liderinin kararsız imajı nedeniyle parti, kamuoyu yoklamalarında 15 ila 16 vekil arasında bir beklentiyle büyük bir kan kaybı yaşıyor. Bu durum, benim şahsi analizime göre, kendisinin seçim sonuçlarının ardından parti onu görevden almadan istifa edeceği yönünde güçlü sinyaller vermektedir.

D66: Liberal ortağın konumu

Kamuoyu yoklamalarına göre, D66 partisi şu an 11 vekil ile istikrarlı bir konumda seyrediyor. D66, eğitim reformu, Avrupa entegrasyonu ve sosyal liberalizmin en güçlü savunucusudur.

BBB Partisi: Kırsalın yükselen sesi

BBB (Çiftçi-Vatandaş Hareketi), Hollanda siyasetindeki en yeni ve hızlı yükselen güçlerden biridir. Temel olarak kırsal bölgelerin, çiftçilerin ve geleneksel taşra yaşam tarzının savunucusudur. BBB, şu an kamuoyu yoklamalarında 4 vekil ile daha sınırlı bir konumdadır.

Kırsal kesimin sesini Lahey’e taşıyan bir araç olmaya devam etmektedir.

JA21 Partisi: beklenmedik yükseliş

JA21 (Juiste Antwoord 2021) partisi, göçmenlik, Avrupa Birliği ve enerji politikalarına karşı şüpheci yaklaşımıyla bilinen sağ kanat liberal bir partidir. Parti, hâlihazırda parlamentoda 1 milletvekili ile temsil edilmekte olup, kamuoyu yoklamalarında potansiyelini 13 vekile kadar çıkarma beklentisi taşımaktadır. Bu durum, partinin bu seçimlerin en kazançlı aktörlerinden biri olabileceğini göstermektedir.

5. Sandıktan ne bekliyoruz ve stratejik oy kullanmanın önemi

Biz bu seçimden üç somut adım bekliyoruz:

  • Ekonomik adalet: Konut krizine çözüm bulacak ve alım gücümüzü artıracak politikalar bekliyoruz.
  • Sosyal adalet ve eşitlik: Artan ayrımcılık ve İslamofobiye karşı net bir duruş sergileyen, hukuki ve sosyal koruma mekanizmalarını güçlendiren bir hükümet beklentimiz var.
  • Vicdani dış politika: Özellikle Filistin gibi vicdanımızı yaralayan küresel konularda, evrensel insani değerleri savunan bir duruş sergilenmesini istiyoruz.

Hollanda’daki oy verme potansiyelimiz olan yarım milyona yakın Türk ve Müslüman seçmenler olarak, eğer oylarımızın tamamı tek bir partiye yönelirse, bu sayının en az 7 milletvekilini parlamentoya göndermeye yeteceğini unutmayın.

Bu nedenle, oylarımızı birkaç küçük partiye dağıtarak gücümüzü parçalamak yerine, bizi en iyi temsil edecek partilerde ve adaylarda birleşmeliyiz. Oyumuzu sadece kendi çıkarlarımıza değil, aynı zamanda vicdanımıza ve kimliğimize en yakın duruşu sergileyen partilere yönlendirmek, oyumuzun gücünü katlayacaktır.

5. Gelecek nesillere siyasi bilinç mirası bırakmak

Tek bir seçime odaklanmak yerine, kalıcı bir siyasi miras inşa etmeliyiz. Bu miras, sivil toplum kuruluşlarını güçlendirmekten, toplumsal ihtiyaçları analiz eden düşünce kuruluşları oluşturmaktan ve farklı görüşlere sahip olsak da siyasi çıkarlar söz konusu olduğunda bir araya gelebilme becerimizi geliştirmekten geçer.

SONUÇ OLARAK:

Gücümüz de, sorumluluğumuz da sayımızda değil, sandıkta göstereceğimiz bilinçli irademizdedir.

O. Osman Elmacı    —◄◄