Değerli okuyucular ve özellikle gençler!

Günler, haftalar, aylar ve yıllar geçip gidiyor. Bir bakıyoruz bir ay geçti, bir sene geçti… Geçen ay, geçen sene diyoruz…

Güneş her gün doğup batıyor ve biz buna ‘bir gün’ diyoruz. Ama bu süreç hiç bitmiyor. Devam edip duruyor. Ta yaratıldığı günden beri…

Sonra hesabımıza göre bir yıl bitiyor, yeni bir yıla daha giriyoruz. Bunu da rakamla anlatıyoruz. Sonra “yeni yılınız kutlu olsun” diyoruz.

Yeni yıla seviniyoruz da, giden yıl, geçen seneler hakkında yeterince düşünüyor muyuz? Aklımıza olumlu şeyler mi, olumsuz şeyler mi, kâr mı zarar mı geliyor?

– Hikâye bu ya…

Zamanın birinde bir kasabada yan yana dükkân çalıştıran iki esnaf varmış. Bir her gün işi iyi olmasına rağmen dükkânı kapatırken; “eyvah bugün de zarar ettik” dermiş. Bu günlerce sürmüş. Sonunda komşusu  demiş ki: “Yahu komşu, işin iyi, müşterin çok, kazancın yerine. Niye hergün “bugün de zarar ettik” diyorsun. Ötekisi; “ben maddî zararı kârı demiyorum, ömürden bir gün daha kaybediyoruz, ya onu diyorum.”

Ömür, zaman, vakit… Bunlar üzerinde biraz düşünmek iyidir.

Senelerle ve zamanla ilgili hatırlanması gereken gerçekler:

  1. Zaman sözlükte; kısa veya uzun vakit, az ya da çok süren bölünebilir müddet anlamındadır. Bir önceki olaydan bir sonraki olaya giden süre… Aralıksız olarak düşünülen sürekli değişim… (Bölek, A. Sosyal Bilimler Ansiklopedisi, 4/263)

Kur’an’da zaman kelimesi yok ama zamanın bir bölümünü, bir aralığını, kısa veya uzun müddeti/vakti anlatan pek çok kelime var. Bunlar vakit ile insan, zaman ile kulluk (ibadet) arasında bir bağlantı kurarlar. Bir kısmı Yaratıcının sonsuz gücüne ve vaktin/zamanın önemine dikkat çekerler. (Bakınız: Asr  103/1-3. Fecr 89/1. Duhâ 93/1)

  1. Gün, ay ve yıllar Allah tarafından bir düzene ve hesaba bağlanmıştır. (En‘âm 6/96. Rahmân 55/5) Gök cisimlerinin hareketinde matematiksel bir sistem var. Bu bir yönden insanlara teorik fikir verir, bir yönden de onların zamanla ilgili işlerini düzenlemelerini sağlar.

Zaman/vakit da Allah (cc) tarafından bir hikmete bağlı olarak  yaratıldı. O da yaratılış amacına uygun olarak devam edip gitmektedir.

Varlık âleminde ve insan hayatındaki bütün olaylar zaman dediğimiz bir müddet içerisinde olmaktadır. Demek ki Güneş takvimi de, Ay takvimi de Allah’ın âyetlerinden birer âyettir, yani O’nun Yüceliğinin belgesidir, delilidir, izidir, alâmetidir, isbatıdır ve mu’cizedir.

  1. İnsana ve hatta bütün canlılara bu zamandan bir pay, yani kısa veya uzun bir müddet, ömür veya ecel veriliyor. Kur’an, bu sürenin insana belli bir amaç için emâneten verildiğini haber veriyor.
  2. Zaman insan ve varlık üzerinden geçiyor. İnsan veya canlılar bir vakit geliyor, buraya geliyorlar, sonra bir gün zamandan ayrılıyorlar.

Kişi ne kadar “yeni yıl kutlu olsun” deyip sevinse de, havâî fişeklerle kutlama yapsa da, çılgınca eğlense da zamanı durdurmaz, zamana hükmedemez. Zaman öncekileri eskittiği ve çekip aldığı gibi, günü gelecek yeni bir yıla sevinçle girenleri de eskitecek, kapıp götürecek…

Ölümden sonra bir hayatın olduğuna inansa da, inanmasa da böyle… İlâhi yasa böyle işliyor ve ilâhi yasa değişmiyor.

Yeni yıla sevinçle girenler acaba zamanı, ömrü, geçen yılları düşünüyorlar mı? Kârlarını ve zararlarını hesap ediyorlar mı?

Biz kâr derken mal, servet, maddî kazanç, dünyalık, daha fazla parayı değil hayırlı işleri kastediyoruz. Kur’an bütün hayırlı ve faydalı işlere “sâlih amel” diyor. Asıl kazanç, bu kazançtır. Zira Kur’an’ın sâlih amel dediği işler/eylemler yapana hem dünyada, hem ötede fayda sağlar.

  1. Ârifler derler ki ömür üç gündür.
  2. Dün, b. Bugün, c. Yarın…
  3. Dün geçip gitmiştir. Geri getiremezsin. Dün (yani geçen ömründe) iyi, doğru, faydalı yaptıklarına sevin, bugün de devam et. Kötü, yanlış yaptıklarından pişman ol, bir daha aynı hataları yapmamaya çalış. Zararın neresinden dönersen kârdır.
  4. Yarın gelmemiştir ve sen de yarına çıkıp çıkmayacağını bilmiyorsun. Dolaysıyla sorumlu değilsin. Yarın için endişe de etme…
  5. Sen bugüne bak. Bu günü değerlendir. İyi, sağlam, faydalı, doğru işler, “sâlih ameller” yapmaya devam et ve yarına hazır olmaya çalış.
  6. Bir atasözü: “Elvaktü ke’s-seyfi, in lem takta’hu kata’ake-Vakit kılıç gibidir, sen onu kesmezsen o seni keser” Sen onun değerini bilmezsen, o seni hissettirmeden, yavaş yavaş keser. Bir törpü gibi yavaş yavaş törpüler. Eski bir elbise gibi yıpratır, eskitir.
  7. Peygamber (sav) insana tanınan vaktin, yani ömrün “değerini bil” diye tavsiye etti. (Bkz: Tirmizî, Zühd/25 no: 2333. Buhârî, Rikak/3 no: 6416)
  8. Rasûlüllah (sav) buyurdu ki: “Kıyâmette dört şeyden sorgulanmadıkça, kulun ayakları yerinden kımıldamaz:
  9. ÖMRÜNÜ NEREDE HARCADI (NASIL GEÇİRDİ), 2. Gençliğini nasıl geçirdi, 3. Malını/servetini nereden kazandı, nereye harcadı, 4. İlmiyle ne yaptı (uyguladı mı)” (Tirmizî, Kıyâme/1 no: 2416-2417)
  10. Her şey fani (geçici). Evet, zaman da, makam da, servet de geçici. Akıllı kişi zamanı iyi değerlendiren, insanlara iyilik eden ve arkasından iyi bir eser bırakandır. Kötü kişi de kendine de başkalarına da hayrı olmayan, kendine ve başkalarına zarar verendir.
  11. Zaman/vakit bütün avazı ile haykırıyor bir yerlerden.

Özellikle giden senelerden, hastalıklardan, ihtiyarlıktan ve ölüm gerçeğinden: “Zamana/asra yemin olsun ki insan zarardadır. Yalnız sâlih amel (iyi ve faydalı iş) işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariç… ”

  1. Zaman, ayna gibidir. Kişinin boyunu, posunu, iç ve dış görüntüsünü önüne koyar. “İşte sen busun, bu kadarsın, eserin karşında duruyor” dedirtir. Ve aynalar yalan söylemez.
  2. Zaman/vakit, ömür, insana verilen mühlet; servet gibidir. Kıymetini bilene aferin…
  3. Zaman/vakit, bazen de rüya gibidir. Uyudun, uyandın, gelir geçer. Bir de bakarsın ki rüya bitmiş, sabah olmuş. “Yahu bu kadar hayatı ben mi yaşadım, bu kadar rüyayı ben mi gördüm. BU kadar işi ben mi yaptım” dersin.
  4. Zaman/vakit, ömür dalda duran kuş gibidir. Onu usta avcılar yakalar. Beceriksizler ise onu tutmayı akıl edemezler, akıl etseler bile ellerinden kaçırırlar. Sonra da uçan kuş için “şu kadar güzeldi, bu kadar alımlıydı” derler.

“Ah şöyle olsaydı, böyle olsaydı onu yakalardım” diye gevezelik ederler. Ama heyhat kuş uçmuştur.

 

Giden seneler de geri gelmeyecektir…

H. Kerim Ece

—◄◄