
16 Mart’ta gerçekleştirilecek olan yerel seçimler nedeniyle gazete olarak “Seçim Özel Sayısı” hazırladık. Hollanda’da bulunan insanımızı temsil eden pekçok sivil toplum kuruluşlarına da dosya konumuzla alakalı tabanlarına verecekleri mesajı duymak, bilmek ve paylaşmak istedik. Birçoğu bu çağrımıza kulak vererek düşüncelerini paylaştı. Ancak bazıları hiçbir tepki vermedi. Gazetemiz yayımlandı ancak sitemizde görüş, düşünce ve mesajlarını yayınlamak üzere bu çağrıyı duyan bütün STK temsilcilerinden ve insanlarımızdan düşüncelerini bekliyoruz.
Bu çağrıyı duyan, hizmet sevdalısı güzel bir insanın seçime katılımla, oy vermeyle alakalı görüş ve düşüncelerini bildiren bir yazı aldık. Önemli bulduğumuz bu mesajı okurlarımızla paylalıyıruz. İstifade edeceğinizi umuyoruz. (Etitör)
“Bölüşme ancak birlikte yönetmekle mümkündür”
Demokratik rejimlerde egemenlik kayıtsız şartsız halk adına kayıtlı olmakla birlikte, kullanma yetkisi halkın rızasına bağlı olarak siyasi oteriteye aittir. Bu tanımlamanın demokratik ilke ve prensiplere en uygun tanımlama olduğunu düşünürüm. Ayrıca; yine demokratik rejimlerde siyasi katılım seçme ve seçilme hakkını kullanarak elde edilir. Demokratik hak ve hürriyetler birlikte yaşama, refah seviyesini birlikte yükseltme, birlikte bölüşme ve birlikte yönetmekle mümkün olur.
Tüm dünyada insan hak ve hürriyetlerinin korunması, hukukun üstünlüğü ilkesi prensiplerine dayandırılır. Bu manada neden oy kullanalım diye sorulacak olursa -eğer çoğulcu ve katılımcı demokratik bir siyasal hayat isteniyorsa? -Temel insan hak ve hürriyetlerini güvenceye alan pozitif hukuk uygulansın deniyorsa? -Hukuk siyasallaşmasın diye bir talebiniz varsa? -Ve yine hukuk devleti idealiyle çelişen durumlarda, kamu düzeni bozulmasın, adalet duygusu zedelenmesin diye bir kaygı taşıyorsak? -Kamusal alanda sosyal adaletin tesisinde yaşanan kırılma ve haksızlıkları gidermek anlamında toplumsal yapıya katkılar sağlayan demokratik ve anayasal haklarımız kullanılsın isterim.
Öte taraftan devlet ve teba ilişkilerinde yasaların meşru saydığı hukuk ilkeleri çerçevesinde, pasif bir muhalefet etiği oluşturularak yapılan tepkisel hareketleri sivil itaatsizlik olarak tarif ederim. Hukuk ve siyasi düşünce tarihinin mihenk taşı olan insanlığın, toplumsal sözleşme temelinde örgütlediği devlet denen aygıtla olan ilişkilerini eşit ve adil düzen üzerinden işlemesini talep eden toplumsal bilinci, sivil itaatsizlik olarak tabir etmenin doğru bir tanım olacağına inanırım. Birey-devlet ilişkilerinde, devletin tebaasını bir kul olarak değil de, yüce ve bağımsız bir güç ve kuvvet olarak görmesini, çağdaşlığın gereği olarak kabul ederim. Bu bağlamda emir/ ferman/ kanun adı altında sunulan yaptırımların adaletsizliğine sandıkta itiraz etmeyi demokratik bir hak arama hareketi olarak görürüm.
Ethem Emre
HTTO Başkanı.