
Her Daim Ümitvârız Biz
Yeni yılın girmesi ve Dünya’daki güç dengelerindeki akışın değişmesiyle, yavaş yavaş yeni umutların yeşermesi ile 2025 yılının barışın, birliğin ve bereketin insanlık üstünde tekrar nüfus etmesini temenni ederek başlamak istiyorum bu yazıma.
“Bir çiçekle bahar olmaz” diye düşündüğünüzün farkındayım “ama her bahar bir çiçekle başlar”.
1 Nisan 1572, bize Hollanda tarihinin belirleyici bir anını hatırlatan bir gün olarak bilinir. Watergeuzen (Deniz Korsanları) Brielle şehrini İspanyol işgalinden kurtardığı gün olarak tarihte yazar. Bu dönüm noktası sadece askeri bir zafer değil, aynı zamanda “Lage Landen” diye adlandırılan Hollanda tarihinde yeni bir bölümün başlangıcına da işaret etmektedir: İspanyol yönetimine karşı 80 yıl süren Savaş. Brielle’nin kurtuluşu genellikle Hollanda bağımsızlık mücadelesini ateşleyen kıvılcım olarak görülür. Bu aynı zamanda, Yedi Birleşik Hollanda Cumhuriyeti’nin kurulmasına yol açan bir mücadeledir. Ancak bu kurtuluşun anlamı daha geniş ve daha derindir: Özgürlük ve özerklik arzusunun galip geldiği bir andır, uzun yıllar süren savaş sırasında daha da güçlenerek gelişen bir arzudur bu.
Her Daim Ümitvarız Biz
80 Yıl Savaşları (1568-1648), esasen birkaç eyaletten oluşan Hollanda ile Habsburg Kralı II. Philip liderliğindeki İspanyol İmparatorluğu arasında bir çatışmaydı. Savaş birdenbire ortaya çıkmadı. Hollanda nüfusunun İspanyol monarşisi tarafından ezilmesi, buna doğrudan nedendi. II. Philip, Hollanda’da sert bir merkezileşme ve dinî hoşgörüsüzlük çizgisi uygulamıştı ve bu da artan hoşnutsuzluğa yol açmıştı. O zamanlar hâlâ büyük ölçüde Katolik bir bölge olan Protestanlara yönelik büyük zulüm, yüksek vergiler ve inkâr edilemez otoriter kontrol, özellikle kuzey eyaletlerindeki vatandaşlar için büyük bir hayal kırıklığı kaynağıydı.
İsyanın önemli bir unsuru Katolikler ve Protestanlar arasındaki mücadeleydi. II. Philip, Katolik inancının savunucusu olarak güçlü bir duruş sergilerken, giderek Protestan hâle gelen kuzey eyaletleri din özgürlüğü için çabaladı. Bu, yalnızca İspanyol yönetimine karşı Protestanları değil, aynı zamanda Hollanda eyaletlerinin yerel geleneklerine ve özgürlüklerine daha fazla bağlı hisseden Katoliklerin de birlikteliğini getirdi.
İspanyol yönetimine karşı direniş, on altıncı yüzyılın ellili yıllarında ‘Watergeuzen’ olarak adlandırılan “Deniz Korsanları” şekilde örgütlenmeye başladı. Genellikle Protestan mültecilerden olan bu şahıslar, Hollanda’nın su zengini bölgelerinden İspanyol rejimine direndiler. Su yollarını kendi avantajları olarak kullandılar ve İspanyol birliklerine karşı gerilla savaşı yürüttüler. Watergeuzen savaşın ilk aşamalarında çok önemli bir rol oynadı, ancak etkileri 1572’de Brielle’nin kurtuluşundan sonra gerçekten arttı.
Brielle şehri stratejik olarak önemliydi. Hollandse IJssel’de bulunan bu şehir, ülkenin geri kalanının özgürleşmesi için önemli bir geçitti. Brielle şehrine yapılan saldırı, ‘Hendrik van Brederode’ lakaplı deneyimli teğmen Willem van der Marck liderliğindeki su korsanı Dirk van Dorp tarafından gerçekleştirilen cüretkâr bir hareketti. O dönemde İspanyol işgali altında olan şehri Watergeuzen tarafından eline geçiren sürpriz bir saldırı olmuştur. Brielle’nin 1 Nisan 1572’de özgürlüğüne kavuşması, genellikle 80 yıllık Savaşların dönüm noktası olarak anılır. Şehir, isyancılar için önemli bir sembol ve stratejik hedefti. Yüzyıllar boyunca şehri kontrol eden İspanyollar, ‘Watergeuzen/ Deniz Korsanları’nın saldırısına hazırlıksız yakalandı ve Brielle, fazla kan dökülmeden Hollandalıların eline geçti.
Brielle’nin kurtuluşunun sembolizmi muazzamdı. İsyana yeni bir ivme kazandırdı ve Hollanda’nın diğer şehirlerine ve illerine güçlü bir sinyal gönderdi. Kurtuluştan sonra, giderek daha fazla şehir Hollandalıların tarafına geçti. Brielle, Dordrecht ve Rotterdam gibi diğer önemli şehirlerin düşmesine yol açan bir domino etkisinin başlangıcı olarak görülüyordu. Brielle’ye karşı kazanılan zafer, İspanyolların Kuzey Hollanda üzerindeki hakimiyetinin zayıflamaya başladığı anlamına geliyordu. Brielle’nin kurtuluşunun sadece askeri sonuçları değil, aynı zamanda derin siyasi ve sosyal sonuçları da oldu. Kurtuluştan sonraki aylarda, Hollanda’nın kuzeyindeki giderek daha fazla şehir isyancı eyaletlerin tarafına geçti. Bu sadece ‘watergeuzen’ için değil, aynı zamanda asi soyluların politikası için de bir zaferdi. Brielle’nin fethi sonunda 1579’da Kuzey eyaletlerinin İspanyol yönetimine karşı birleştiği ve ortaklaşa bağımsız bir Cumhuriyet kurduğu ‘Utrecht Birliği’ne yol açtı.
Olay, İspanya’ya direnen farklı şehirler ve iller arasındaki bağın güçlenmesine yol açtı. 1 Nisan 1572’de yerel bir askeri zafer olarak başlayan olay, Hollanda’nın isyancı eyaletlerini birlikte savaşmaya devam etmek için seferber ettiği için yavaş ama emin adımlarla ulusal bir önem kazandı. Bağımsız bir devlet fikri şekillenmeye başladı. Brielle’nin kurtuluşu aynı zamanda halkın gücünü de simgeliyordu. Şehri fetheden ve İspanyol İmparatorluğu’na karşı yeni bir direniş çağını başlatan ‘watergeuzen’, liderleriyle birlikteydi. Bu artık elit bir mücadele değil, nüfusun kalbini özgürlük ve kendi kaderini tayin etme mücadelesine bağlayan bir mücadeleydi. Bu bakımdan Brielle, daha sonra Yedi Birleşik Hollanda Cumhuriyeti’nin kurulmasında kendini gösterecek olan ulusal birliğin doğum yeriydi.
Her Daim Ümitvarız Biz
Geriye dönüp baktığımızda, 80 Yıl Savaşları’nın Hollanda’lıların özgürlüğünü bedava elde etmeyen, ancak bunun için çok savaşan bir ulusun doğuşu olduğunu söyleyebiliriz. Brielle’nin kurtuluşu o yangındaki ilk alevlerden biriydi. Münster Barışı ile 1648’e kadar bitmeyecek bir savaştı, ancak Brielle’nin 1 Nisan 1572’deki zaferi, Hollanda’daki özgürlük mücadelesinin durdurulamaz olduğunu gösterdi.
Bu sebepten dolayı olmalı ki Hollandalılar hem bireysel özgürlüklerine hem de ulusal özgürlüklerine çok sahip çıkan bir millet olarak karşımıza çıkmaktadır.
Her Daim Ümitvarız Biz
Aralık ayında bir Hollanda Kuruluşu olan OXFAM Novib bir imza kampanyası başlattı. OXFAM Novib kendilerini şöyle tanımlıyorlar: Dünya çapında insanlar eşitlik için savaşıyor. Herkes için sürdürülebilir, adil, güvenli ve kapsayıcı bir dünya talep ediyorlar. Oxfam Novib bu cesur insanların arkasındadır. Birlikte eşitsizliği kökünden ele alıyoruz. Oxfam Novib, eşitlik için ayağa kalkan insanların yanındadır. Büyüyen farklılıklara karşı kendi yöntemleriyle savaşan insanlar. Adaletsizliğe karşı, en savunmasız olanların yanında. Kendileri olma hakkı için. Para konusunda yardımcı oluyoruz. Bilgi ile. Cesaretle. Binlerce çalışanımız ve ortağımızla. Ve milyonlarca destekçimiz. Çünkü eşitsizliğin üstesinden ancak birlikte gelebiliriz. Arkasındaki sistemleri bir kez ve herkes için değiştirmek için. Bunu, kapsayıcı, güvenli, eşitlikçi ve sürdürülebilir bir dünya için çalışarak yapıyoruz. Birlikte, cinsiyet, köken veya ten renginden bağımsız olarak herkesin eşit fırsatlara sahip olduğu bir dünya için savaşıyoruz. Herkes için güvenli bir dünya; gelir uçurumunun büyümek yerine küçüldüğü; iklim değişikliğinin daha sıkı ve daha adil bir şekilde ele alındığı bir yer. Ayağa kalkın ve katılın. Birlikte eşitlik için savaşıyoruz.
Bu kuruluş Hollanda Halkından 100.000 imza toplayarak, 80 yıla yakın işgal altında olan ülkenin yanında yer almayı tercih ederek, 19 Aralık 2024’de Hollanda Başbakanına “Niet in Mijn Naam’ adında toplanan imzaları takdim ettiler. Çünkü 80 yıl işgal altında olmanın ne anlama geldiğini bilenlerdendir Hollanda Halkı.
Kalın sağlıcakla, —◄◄