
İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Kuzey Hollanda Bölge Başkanı Mustafa Hamurcu ile istifade edeceğiniz ve keyif alacağınız hoş bir sohbet gerçekleştirdik. Hollanda sivil toplum kuruluşları içerisinde en güçlü yapıya sahip olan federasyonu ve çalışmalarını masaya yatırdık. Yapılan çalışmaları duyunca, teşkilata yönelik yapılan eleştirileri haksız, mesnetsiz ve kasıtlı olduğunu görmek mümkün. Sohbetimizde, Mustafa Hamurcu’nun özel hayatına da şahitlik edeceksiniz. Mustafa Hamurcu, çocukluk yıllarından teşkilat çalışmalarına, eğitim faaliyetlerinden Hollanda’daki Müslüman toplumun geleceğine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Hamurcu sohbetinde özetle, “Bulunduğumuz toplumda kimliğimizi koruyarak, iyinin, güzelin ve adaletin hâkim olması için çalışıyoruz” dedi.
Kayseri’de dünyaya gelen Mustafa Hamurcu, henüz beş yaşındayken ailesiyle birlikte Hollanda’ya geldi. Babasının 1969-1970 yıllarında çalışmak üzere Hollanda’ya gittiğini, yıllar sonra ailesini yanına aldığını anlatan Hamurcu, göç hikâyelerinin birçok Anadolu ailesiyle benzerlik taşıdığını söyledi. Altı çocuklu bir ailenin ferdi olan Hamurcu, ilk yıllarını Utrecht ve daha sonra Leusden’de geçirdi. Leusden’in yaklaşık 18 bin nüfuslu küçük bir yerleşim yeri olduğunu belirten Hamurcu, o dönemde bölgede yaşayan ilk Türk ailelerden biri olduklarını ifade etti.
“Başörtülü annemiz ve ablamızla Hollandalılar için farklı bir görüntüydük” diyen Hamurcu, çocukluk yıllarında hem kendi kimliklerini korumaya hem de içinde yaşadıkları toplumu tanımaya çalıştıklarını dile getirdi.
Babasının mirası: Kimlik ve eğitim
Hamurcu, hayatındaki en önemli dönüm noktalarından birinin babasının kendilerine verdiği dinî ve kültürel eğitim olduğunu vurguladı. Babasının her hafta sonu kendilerini camiye götürdüğünü anlatan Hamurcu, o dönemlerde çocuk olarak bunu her zaman kolay karşılamadıklarını ancak bugün geriye baktığında büyük bir kazanım olduğunu söyledi.
“Babamız bize dinimizi, kimliğimizi ve değerlerimizi öğrenme imkânı verdi. Allah kendisinden razı olsun” ifadelerini kullanan Hamurcu, ailesinden aldığı eğitimin hayatındaki en büyük rehberlerden biri olduğunu belirtti. Leusden’de ilkokulu tamamladıktan sonra Amersfoort’ta Atheneum eğitimi alan Hamurcu, daha sonra Amsterdam Vrije Universiteit Ekonomi Fakültesi’nden mezun oldu. Üniversite yıllarından sonra danışmanlık sektöründe çalışan Hamurcu, ilerleyen dönemde şehir planlaması alanında görev aldı.
Halen Soest Belediyesi’nde belediye başkan danışmanı ve şehir planlaması sorumlusu olarak görev yapan Hamurcu, kamu görevini de topluma hizmetin bir parçası olarak gördüğünü ifade etti.
Gençlik yıllarından bölge başkanlığına
Teşkilat çalışmalarına gençlik döneminde başlayan Hamurcu, yıllar içinde farklı kademelerde görev aldı. Amersfoort teşkilatında gençlik ve yönetim çalışmalarında bulunan Hamurcu, daha sonra bölge yönetiminde sorumluluk üstlendi.
Bina alımları, resmî işlemler ve belediyelerle yürütülen süreçlerde görev aldığını belirten Hamurcu, teşkilat çalışmalarının zaman içerisinde hayatının önemli bir parçası hâline geldiğini söyledi.
2012 yılına kadar bölge yönetiminde görev yapan Hamurcu, ardından Amersfoort Şube Başkanlığı görevini yürüttü.
2020 yılında ise İslam Toplumu Millî Görüş Genel Başkanı Kemal Ergün’ün takdiriyle Kuzey Hollanda Bölge Başkanlığı görevine getirildi.
Yaklaşık altı yıldır bu görevi sürdüren Hamurcu, “Bu görevin hakkını verebilmek için gayret ediyoruz” dedi.
Evli ve üç çocuk babası olan Hamurcu, ailesine de zaman ayırmaya çalıştığını belirterek, ileri yaştaki anne ve babasının bakımını üstlenmenin kendisi için önemli bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
“94 yaşındaki babam ve 90 yaşındaki annem için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Onların duasını almak büyük bir nimet” diye konuştu.
Kuzey Hollanda Bölgesi: 50 kuruma ulaşan hizmet ağı
İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Kuzey Hollanda Bölgesi’nin temelleri, Hollanda’daki Türk ve Müslüman toplumun kurumsallaşmaya başladığı 1980’li yıllara dayanıyor. Mustafa Hamurcu, teşkilatın Hollanda’da yıllar içinde büyüyerek geniş bir hizmet ağına ulaştığını belirtti.
Hollanda’da ilk şubelerin 1980’li yılların başında açılmaya başladığını ifade eden Hamurcu, Schiedam, Amersfoort ve Amsterdam gibi şehirlerde başlayan teşkilatlanmanın zaman içinde büyüdüğünü söyledi.
1996 yılında Hollanda teşkilat yapısının iki bölgeye ayrıldığını aktaran Hamurcu, Kuzey Hollanda Bölgesi’nin bu tarihten itibaren faaliyetlerine devam ettiğini belirtti. Bölgenin ilk başkanlığını İsmail Eryiğit’in yürüttüğünü, ardından Öner Hamurcu, Ahmet Duran ve Oktay Dalmaz’ın görev yaptığını ifade eden Hamurcu, 2020 yılında kendisinin bölge başkanlığı görevini devraldığını söyledi.
Binlerce kişiye ulaşan hizmet ağı
Bugün Kuzey Hollanda Bölgesi’nin geniş bir teşkilat yapısına sahip olduğunu belirten Hamurcu, “Şu anda 23 cemiyetimiz var. Kadınlar Teşkilatı, Gençlik Teşkilatı ve diğer birimlerimizle birlikte yaklaşık 50 kurumla hizmet veriyoruz” dedi.
Bölgenin yalnızca ibadet hizmetleriyle sınırlı kalmadığını vurgulayan Hamurcu, eğitimden sosyal çalışmalara, cenaze hizmetlerinden kültürel faaliyetlere kadar birçok alanda çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.
Bölge bünyesinde yaklaşık 700 idarecinin görev yaptığını belirten Hamurcu, hizmetlerden doğrudan veya dolaylı olarak yaklaşık 40 bin kişiye ulaşıldığını söyledi.
“Bu insanların tamamı üyemiz değil. Ancak faaliyetlerimizden yararlanan, ulaşabildiğimiz geniş bir toplum kesiminden bahsediyoruz” ifadelerini kullandı.
Eğitime büyük önem
Teşkilatın en önemli önceliklerinden birinin eğitim olduğunu vurgulayan Hamurcu, geleceğin nesillerini yetiştirmenin temel hedefleri arasında yer aldığını belirtti. Bölgede yaklaşık 3 bin 300 öğrencinin eğitim aldığını aktaran Hamurcu, 92 öğrencinin hafızlık eğitimini tamamladığını, 160 öğrencinin ise hafızlık ve hazırlık çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.
Eğitimin küçük yaşlardan başladığını ifade eden Hamurcu, okul öncesi eğitimden çocuk kulüplerine, temel eğitimden İslami ilimlere ve akademik çalışmalara kadar geniş bir sistem oluşturduklarını dile getirdi.
“Beşikten mezara kadar hizmet anlayışımız varsa, bunun temelinde eğitim olmalıdır” diyen Hamurcu, amaçlarının kendi eğitimcilerini, rehberlerini ve imamlarını yetiştirmek olduğunu belirtti.
Kalıcı hizmet için mülkiyet hedefi
Göreve geldiklerinde hazırladıkları stratejik planın önemli başlıklarından birinin mülk edinme olduğunu anlatan Hamurcu, kira yerine kalıcı hizmet alanları oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.
Son yıllarda bu alanda önemli adımlar atıldığını belirten Hamurcu, Hoofddorp, Utrecht, Amsterdam Selimiye ve Almere başta olmak üzere çeşitli bölgelerde yeni mülklerin kazanıldığını ifade etti.
“Son altı yıl içerisinde beş yeni mülk edinme imkânımız oldu” diyen Hamurcu, bunun yanı sıra imam konutları ve eğitim merkezleri konusunda da çalışmaların sürdüğünü söyledi.
Camilerin ve eğitim merkezlerinin geleceğe hazırlanması gerektiğini vurgulayan Hamurcu, “Bugün almak, yarından daha kolay. Biz burada kalıcıyız. Dolayısıyla hem mülklerimize hem de yetişmiş insan kaynağımıza yatırım yapmamız gerekiyor” dedi.
Yerel toplumla güçlü ilişkiler
Hamurcu, teşkilatın sadece kendi içinde faaliyet gösteren bir yapı olmadığını, yaşadığı toplumla iletişime büyük önem verdiğini belirtti.
Belediyeler, bakanlıklar ve yerel yöneticilerle düzenli görüşmeler yaptıklarını aktaran Hamurcu, amaçlarının kendilerini doğru şekilde anlatmak olduğunu söyledi.
“Biz insanı, Yaradan’dan dolayı severiz. Bulunduğumuz toplumda kimliğimizi korurken aynı zamanda topluma fayda sunmayı hedefliyoruz” diyen Hamurcu, dış ilişkilerde güven ve karşılıklı anlayışın önemine dikkat çekti.
“Biz sadece cami hizmeti veren değil, topluma katkı sunan bir teşkilatız”
İslam Toplumu Millî Görüş Kuzey Hollanda Bölgesi Başkanı Mustafa Hamurcu, teşkilat çalışmalarının yalnızca ibadet hizmetleriyle sınırlı olmadığını, eğitimden sosyal desteğe kadar geniş bir alanda topluma hizmet sunduklarını ifade etti.
Hamurcu, “Biz İslam’ın bir bölümüne değil, tamamına talibiz. Dolayısıyla hayatın bütün alanlarında sorumluluk hissediyoruz” diyerek teşkilatın sosyal çalışmalarına dikkat çekti.
Yardımlaşma sadece dünyanın farklı bölgeleriyle sınırlı değil
Yardım çalışmalarının yıllardır teşkilatın temel faaliyetlerinden biri olduğunu belirten Hamurcu, Hasene Yardım Vakfı aracılığıyla dünyanın birçok bölgesinde ihtiyaç sahiplerine ulaşıldığını söyledi.
Kurban çalışmalarıyla başlayan yardım faaliyetlerinin bugün 100’den fazla ülkede sürdüğünü belirten Hamurcu, yetim destekleri, su kuyuları ve insani yardım projelerinin devam ettiğini ifade etti.
Ancak yardım faaliyetlerinin yalnızca dünyanın farklı bölgeleriyle sınırlı olmadığını vurgulayan Hamurcu, Avrupa’daki ihtiyaç sahiplerine yönelik çalışmaların da son yıllarda arttığını söyledi.
“Bulunduğumuz toplumda da ihtiyaç sahibi insanlar var” diyen Hamurcu, gıda bankalarıyla iş birliklerinden, mültecilere yönelik çalışmalara, hapishanelerdeki Ramazan programlarından yerel yardım faaliyetlerine kadar birçok alanda hizmet verdiklerini belirtti.
Aile danışmanlığı büyük bir ihtiyaca cevap veriyor
Bölgenin önemli projelerinden biri olan Aile Danışmanlık ve Eğitim Merkezi hakkında bilgi veren Hamurcu, bu çalışmanın toplumdaki önemli bir ihtiyaca cevap verdiğini söyledi.
Yaklaşık beş yıldır devam eden merkez aracılığıyla aile sorunları, psikolojik destek ihtiyacı, ebeveyn-çocuk ilişkileri, boşanma süreçleri ve bağımlılıkla ilgili konularda danışmanlık hizmeti verildiğini aktardı.
Şimdiye kadar 500’ün üzerinde kişinin bu hizmetten faydalandığını belirten Hamurcu, “Toplumumuzda ‘bunlar bizde olmaz’ dediğimiz bazı sorunlar maalesef var. Önemli olan bu sorunları görmezden gelmek değil, çözüm için destek sunabilmek” ifadelerini kullandı.
Yaşlılara yönelik projeler gündemde
Hollanda’da ilk neslin yaşlanmaya başladığına dikkat çeken Hamurcu, yaşlılara yönelik hizmetlerin önümüzdeki dönemin önemli gündemlerinden biri olduğunu söyledi.
Yaşlı bakım merkezleri konusunda çalışmalar yaptıklarını belirten Hamurcu, bunun hem maddi hem de yasal açıdan kolay bir süreç olmadığını ifade etti.
Bölge binası için hazırlanan projelerde yaşlılara yönelik yaşam alanlarının da planlandığını anlatan Hamurcu, hedeflerinin yaşlıların kendi kültür ve değerleri içerisinde güvenli bir ortamda yaşayabilecekleri imkânlar oluşturmak olduğunu söyledi.
Gençler için yeni yöntemler gerekiyor
Günümüz gençliğinin geçmiş nesillerden farklı şartlarda yetiştiğini ifade eden Hamurcu, dijital dünyanın gençler üzerindeki etkisine dikkat çekti.
“20 yıl önce bir sohbet, bir seminer gençlere ulaşmanın önemli yollarındandı. Bugün ise gençlerin dünyası büyük ölçüde dijital alanlarda şekilleniyor” diyen Hamurcu, teşkilatların da bu değişime ayak uydurması gerektiğini belirtti.
Özellikle büyük şehirlerde gençlerin birçok farklı etkiye açık olduğunu dile getiren Hamurcu, gençlere ulaşmanın ve onları doğru yönlendirmenin önemli bir sorumluluk olduğunu söyledi.
“Bütün gençlere ulaşıyor muyuz? Hayır. Ancak gücümüz yettiği kadar ulaşmaya çalışıyoruz” dedi.
Kimlik ve dil dengesi
Hollanda’da yetişen yeni nesillerin kimliklerini korumasında dil, kültür ve dinin önemli rol oynadığını belirten Hamurcu, ana dilin korunmasına büyük önem verdiklerini ifade etti.
Temel eğitim dilinin Türkçe olduğunu söyleyen Hamurcu, aynı zamanda Hollanda toplumunda yaşayan gençlerin yerel dile de hâkim olması gerektiğini vurguladı.
“Burada yetişen nesiller hem kendi dilini hem de yaşadığı toplumun dilini iyi bilmeli. Ancak bu şekilde daha faydalı olabilirler” dedi.
Geleceğe umutla bakıyoruz
Hollanda’daki Türk toplumunun geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hamurcu, geçmiş nesillerin büyük fedakârlıklarla önemli bir temel oluşturduğunu söyledi.
“Babalarımız işçi olarak geldiler. Büyük zorluklar yaşadılar ama kimliğimizi ve değerlerimizi korumamız için büyük emek verdiler” diyen Hamurcu, bugün yeni neslin eğitim seviyesinin yükselmesinin önemli bir kazanım olduğunu ifade etti.
Doktor, mühendis, akademisyen ve farklı alanlarda yetişmiş gençlerin topluma önemli katkılar sunduğunu belirten Hamurcu, “Eğitimli ve şuurlu bir nesil, toplumumuz için büyük bir değerdir” değerlendirmesinde bulundu.
“Ana Dilimiz Türkçe Temelimizdir, Yerel Dil İse Geleceğimiz”
“Bizler azınlık bir topluluğuz. Azınlıkların kimliğini koruyabilmesi için örf, kültür, din ve dil hayati önem taşır. Bizim temel eğitim dilimiz Türkçedir.
Ancak şu an 4. nesil yetişiyor ve cemaatimiz içinde farklı etnik kökenlerden Müslümanlar da var. Hedefimiz doğrudan verim almak ve topluma ulaşmaktır. Bu nedenle Hollandaca dilinde müfredat ve materyalleri hızla hazırlıyoruz. Kendi imamlarımız ve eğitimcilerimiz hem Türkçe ana diline hem de yerel dile tam manasıyla hakim olmak zorundadır.”
“Radikal İmajını Mahalli Aktörlük ve Şeffaflıkla Yıktık”
“Geçmişte Millî Görüş kapalı bir kutu gibi algılanıyor, internette ön yargılı etiketlerle anılıyordu. Biz “mahalli aktörlük” kavramına büyük önem verdik. Kendimizi başkalarının anlatmasına izin vermeyip bizzat kamu kurumlarına anlattık.
– Resmî Temaslar: Amsterdam Belediye Başkanı Femke Halsema, ilgili bakanlıklar (Sosyal İşler, Eğitim) ve milletvekilleriyle düzenli görüşmeler yürütüyoruz.
– Din ve Devlet Notası: Amsterdam Belediyesi’nin hazırladığı Kerk en Staat (Din ve Devlet) yönetmeliğinde görüşlerimiz dikkate alındı. Belediye, teşkilatımızın sunduğu yapıcı yaklaşımlar doğrultusunda esnek bir metin çıkardı.
– Gayriresmî Eğitim (Informeel Onderwijs) Debatı: Cami eğitimlerini kısıtlamaya yönelik kanun tasarılarında parlamenterlerle birebir görüşerek denetimden kaçmadığımızı, ancak adil olunması gerektiğini belirttik. Birçok milletvekili Meclis konuşmalarında bizim argümanlarımızı referans gösterdi.
Maccabi Haifa olayları gibi toplumsal gerilimlerde net duruş sergiledik: Millî Görüş topluma zarar veren değil, fayda sağlayan bir nesil yetiştirir.
“Güney ve Kuzey Hollanda Ayrımı Sadece Kurumsal Bir İhtiyaçtır”
“Güney ve Kuzey Hollanda bölgeleri arasında kesinlikle fikrî veya düşüncesel bir ayrılık yoktur. 1996 öncesinde şube sayısı artıp coğrafi alan genişleyince, hizmetlerin daha etkin yönetilebilmesi adına kurumsal bir bölüm yapılmıştır. Güney Bölge Başkanımız Mustafa Aktalan ile her konuda tam bir uyum ve iş birliği içerisinde hareket ediyoruz.
Ayrıca Hollanda’daki diğer İslami yapılarla ilişkimiz de üst düzeydedir. K7 (Koepelorganisaties 9) çatısı altında birlik oluşturduk. Amsterdam’da da SPIOR modeline benzer bir İslami platformun kuruluşuna öncülük ettik.
Okumayı sever misiniz, okur musunuz?
“Okuyorum. Daha çok fikir kitapları okumayı seviyorum”
Müzik dinlemeyi sever misiniz?
“Ezgiler, ilahiler dinlerim…”
Nasıl bir dünya hayal ediyorsunuz?
“Amacımız, gayemiz, hedefimiz teşkilat olarak da dedik ya; yani iyinin, güzelin, doğrunun, adaletin zuhur ettiği bir dünya hayal ediyoruz.”
İnsanda neyi ararsınız?
“Dürüstlük. Doğru sözlülük.”
Nelerden kaçınır, nelerden sakınırsınız?
“Cahillikten. Cahil insanlardan.”
Mustafa’yı neler mutlu eder?
“Ailem. Yani ailem çok önemli. Dediğim gibi annem, babam…”
Hayatta en çok neyi önemsersiniz?
“Allah yolunda hizmet etmeyi, topluma faydalı olmayı ama aileyle de unutmamayı önemserim.”
—◄◄
