Dünyanın en etkili seyahat yayınlarından Lonely Planet’in Türkiye edisyonu, 2023 baskısından sonra yeniden güncellendi. Güncel Türkiye rehberi için 46 günde 7 bin kilometre yol yaparak 73 yer gezen Jennifer Hattam ile Türkiye’de turizmin 3 yılda nasıl değiştiğini konuştuk
Seyahat rehberlerine bir standart olan Lonely Planet’in yeni Türkiye edisyonu yalnızca İstanbul, Kapadokya, Efes, Pamukkale ve sahiller gibi klasik rotaları değil, Türkiye’nin daha az bilinen şehirlerini, arkeolojik alanlarını, yeme-içme kültürünü, ulaşım seçeneklerini ve değişen seyahat koşullarını da kapsıyor. Rehberin hazırlanmasında görev alan isimlerden biri, uzun yıllardır İstanbul’da yaşayan gazeteci Jennifer Hattam. Hattam, Ege’den Batı ve Orta Anadolu’ya, Bozcaada’dan Bergama’ya, Pamukkale’den Bursa, Konya, Sivas, Amasya ve Hattuşa’ya uzanan geniş bir coğrafyada notlar tuttu. Bu çalışma sırasında yalnızca müzelerin saatleri ya da otel bilgileri değil, şehirlerin ruhu, ulaşımın değişen maliyeti, restoran fiyatları, yerel hayat ve yabancı gezginlerin deneyimini etkileyen ayrıntılar da yeniden değerlendirildi.2023’ten bu yana Türkiye’de turistik açıdan en çok neyin değiştiğini gözlemlediniz-fiyatlar, ziyaretçi profili, yerel tutumlar?

Yüksek fiyatlar ve enflasyon, Lonely Planet rehberinin son baskısı için araştırma yaptığım 2023 yılında da Türkiye’yi dramatik biçimde etkiliyordu. Bu eğilim ne yazık ki devam etti. Akdeniz Bölgesi’ndeki başka destinasyonlar, kıyaslandığında daha uygun fiyatlı hâle geldi.

Türkiye turizmi hâlâ büyük ölçüde İstanbul, Kapadokya, Efes, Pamukkale ve sahiller üzerinden pazarlanıyor. Bu, Türkiye’yi anlatmaya yetiyor mu?

Bu klasik destinasyonların hepsi hâlâ kesinlikle görülmeye değer. Ama bence Türkiye’nin tarih, manzara, mutfak ve kültür açısından sunduklarının yalnızca yüzeyini gösteriyorlar.

Son saha çalışmanızda “burası yabancı gezginler tarafından hâlâ yeterince keşfedilmemiş” dediğiniz yerler nereler oldu?

Çok fazla yer var! Lonely Planet rehberinde Orta ve Batı Türkiye’yi kapsayan bölümler üzerinde çalışmaktan gerçekten çok memnun oldum. Bence bu bölgelerin büyük kısmı yabancı gezginler tarafından hâlâ pek bilinmiyor. Eğirdir çevresindeki harika göller bölgesi, büyüleyici Frig Vadileri, Çorum Hattuşa’daki uzak Hitit alanları, ayrıca Kastamonu ve Amasya gibi hem çok zengin tarihe hem de harika yemeklere sahip şehirler buna dahil.

Türkiye’de turizm son yıllarda sosyal medya estetiğinin etkisine daha fazla girdi. “Instagram’da güzel görünen yer” ile “gerçekten iyi seyahat deneyimi” arasındaki farkı sahada nasıl görüyorsunuz?

Bana eski kafalı diyebilirsiniz -hatta ikiyüzlü de, çünkü ben de Instagram kullanıyorum-ama gördüğüm sosyal medya içeriklerinin çoğunda gezginin, mekanın kendisinden daha fazla merkeze konduğunu düşünüyorum. Mükemmel kareyi yakalamaya bu kadar çok zaman ve dikkat harcarken bir yeri gerçekten nasıl deneyimleyebilirsiniz, bunu anlamakta zorlanıyorum.

Yabancı gezginler için Türkiye hâlâ “uygun fiyatlı destinasyon” mu, yoksa bu algı değişiyor mu?

Anekdotlara dayanarak söyleyebilirim ki birçok yabancı gezgin Türkiye’yi hâlâ uygun fiyatlı bir destinasyon olarak düşünüyor. Ama buraya geldiklerinde fiyatların beklediklerinden yüksek olduğunu görünce şaşırıyorlar.

Restoranlar, oteller, müzeler, ulaşım… Güncelleme sırasında fiyat artışlarının en çok hangi alanlarda gezgin deneyimini değiştirdiğini gördünüz?

En çok yemek ve otel fiyatları artıyor gibi görünüyor. Efes gibi bazı müzeler ve arkeolojik alanlar yabancı gezginler için artık oldukça pahalı hale geldi. Buna karşılık daha az bilinen ama kesinlikle görülmeye değer birçok yerin giriş ücretleri hâlâ ucuz. Yerel ulaşım genel olarak hâlâ makul, ancak uzun mesafeli otobüs yolculukları şaşırtıcı biçimde pahalandı; çoğu zaman neredeyse iç hat uçuşları kadar maliyetli hale geldi.

Yapay zeka destekli gezi planlama araçları hızla yayılıyor.

Yapay zeka tarafından “oluşturulan” öneriler, eğitildiği veri olmadan var olamazdı. Bu veriler arasında rehber kitap yazarlarının, gazetecilerin, seyahat blog yazarlarının ve seyahat hakkında yazan başka insanların çalışmaları da var. Yapay zeka size yeni bir şey söylemeyecek.

Türkiye yabancı gezginlerin zihninde hâlâ “Doğu ile Batı arasında köprü” klişesiyle mi duruyor? Bu ifade artık size eskimiş geliyor mu?

Bu en yorgun klişelerden biri. Ama Türkiye’nin tarihinin ve bugününün çok geniş bir coğrafyadan kültürler ve halklar tarafından şekillendirildiği de inkar edilemez. Türkiye’yi sonsuz derecede büyüleyici kılan şeyin bir parçası da bu.

Gazeteoksijen.com