Merhaba değerli dostlar, bizleri iyi ve kötü yapan “İnsanlık şerefine”/(Ahseni takvim) erdiren veya “Esfeli sâfilîne” düşüren niyet ve özellikle karar ve davranışlarımızın ete kemiğe / karaktere bürünmesidir. Değilse herkesin ağzında yiğitlik, cömertlik, adalet, doğruluk gibi yüce kelimeler ve edebi özlü sözler bulunmaktadır.

İlahî adalete göre insanın değeri ne malı, ne makamı ve ne de soyu üzerinden değil iman etmesi (Emin olup güven vermesiyle) ve bir de salih amel işlemesi üzerinden belirlenecek.

Bunu merhum Aliya İzzetbegovic “Özgürlüğe Kaçışım” adlı eserinde şöyle yorumlar: “Hayat, ‘iman edip salih amel işleyenlerin’ dışında herkesin kaybettiği bir oyundur.” (Asr sûresi.)

Şimdi kendimize bir ayna tutalım; sonra iç duygularımız dâhil bu güne kadar yaptığımız işlerimize bakıp kendi karnemizin notunu verelim:

– Mesela, komşuların senden razı ve güvende mi?..

Efendimiz (sav.), “Müslüman, insanların elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir.” diye buyurmuş ya, tüm tanıdıklarımıza art arda sıralanan bir anket listesi verilse bizimle ilgili müsbet-menfi ne yazar ne söylerler acaba?..

– Bir anlaşma yaptığınız veya bir şey vadettiğiniz zaman riayet ediyor musunuz yoksa karşıdaki kişi, “acaba yapar mı veya cayar mı?..” gibi bir tereddüde düşüyor mu?..

–  Biriyle randevu yaptığınızda belirtilen zamanda belirtilen mekânda olacağınıza muhatabınız inanıyor mu?..

– Konuşurken yalan ve hileye tevessül etmediğinize ve hakkaniyetle samimi olduğunuza inananlar var mı?..

– Birisinden borç istediğiniz zaman geri vermeniz konusunda itimadınız var mı?..

Yine Efendimiz (sav.) mü’min kişi hakkında, “İnsanlar onu görünce ferahlık hisseder.” diye tarif etmiştir. Demek ki mü’min, (Emin ve güvenilen kişi.) kalbinin/ ruhunun feyzi ve bereketi ile hayatı boyunca toplumda bıraktığı emniyet duygusuyla rahmet, huzur, selamet ve sekinetle insanlara sevinç ve ferahlık veriyor.

İyiliği üretmek yaymak belki emek ister ama bana göre iyi olmak kötü olmaktan daha kolay olmalı.

Çünkü herkes temiz ve günahsız doğar. Bununla birlikte hakkına riayet eder ve haddini aşmazsa, sade sıradan, doğru dürüst yaşarsa ki doğal olan akış budur; işte bunun için bir maharete, gayrete, kendini yormaya ve kırk takla atmaya gerek kalmaz. “Bir şey olmak istiyorsan iyi biri ol, bu alanda rekabet yoktur.” sözü, iyi biri olmak durumunda bir kıskançlık ve bir engelin olmadığını gösteriyor.

Buna misal olarak Efendimiz bir gün (sav,) mescitte otururken sahabesine “Şimdi buraya cennetlik biri gelecek” buyurdu. Bunu üç kere söyledi ve üçünde de aynı kişi geldi.

Abdullah bin Amr (ra.) bu adamın özel bir ameli olduğunu düşünerek onun evinde kaldı ve baktı ki kendinden fazla hiç bir ameli yok. Bunun üzerine adama şunları söyledi: “Ne gibi ameller işlediğini öğrenmek için senin yanında kalmak ve seni örnek almak istedim. Fakat senin büyük bir amel işlediğini de görmedim. Seni Rasûlullâh’ın söylediği mertebeye ulaştıran amel nedir?”

O zât: “Şu gördüğünden başkası değildir.” dedi.

Fakat ben ayrılmak için döndüğümde ardımdan seslenerek dedi ki: “Evet, benim amelim, senin gördüğünden başkası değildir. Ancak ben Müslümanlardan hiç kimseye karşı kalbimde en ufak bir kin tutmam ve Allah’ın verdiği herhangi bir nîmet ve hayırdan dolayı da kimseye aslâ hased etmem.”

Bunun üzerine: ‘İşte seni o dereceye ulaştıran bu hâlindir.’ dedim.”  (Ahmed, III, 166)

Evet, işte anlatmak istediğimiz mesele buydu. Ne mutlu ki o kişiye kalbine kini ve kıskançlığı yük etmemiş, onun bunun varı-yoğu, gıybetiyle meşgul etmemiş, böylece tabii/sade bir kulluk ona kafi gelmiş ve cennetle müjdelenmiş.

“Ben iman ettim!..” diyen birini düşünün; konuştuğu zaman sürekli yalan söylüyor, söz verip sözünde durmuyor, emanete ihanet ediyor yani emniyet telkin etmiyor. Hiç bir hak ve hukuka riayet etmiyor. Menfaati söz konusu olduğunda adil davranmıyor, aile ve akraba bağlarını koparıyor ve ahde vefaya gelince en küçük bir tartışmada silip atıyor. Sonrada ben “iman ettim, (mü’minim)” diyor. Olur mu hiç?.. Belki İslam toplumuna ait bir fert olduğundan “Müslüman” denilebilir.

“Bedevîler “inandık” dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama “İslâm olduk.” deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi…” (Hucurat 14.)

Murat Altun        —◄◄