
Dünya küçülürken, akrabalar uzaklaşıyor mu?
Bu zamana kadar Avrupa’ da yaşayan Türkler için yaz tatili demek, yıl boyunca hasretini çektiği memleketine gitmek, ailesi ve akrabalarıyla vakit geçirmek demekti. Almanya’dan, Hollanda’dan, Fransa’dan yola çıkan aileler binlerce kilometre yol katederek, zorlu ve yorucu yolculuklardan sonra köylerine, kasabalarına ulaşır; aileleriyle hasret giderirdi. Bu yolculuk sadece bir tatil değil aynı zamanda sıla-i rahimdi.
Son dönemlerde tatil anlayışı genç nesiller için biraz daha farklı yöne evrildi. Yaz tatilinin gelmesini bekleyen, koştur koştur memlekete, köye giden anne-babalarının aksine, dünyayı gezmek, yeni yerler keşfetmek istiyorlar. Onlar için tatil; yeni kültürleri öğrenmek, farklı ülkeleri görmek ve unutulmaz deneyimler yaşamak anlamına geliyor. Seyahat sektörünün verilerine göre Avrupa’ da yaşayan Z kuşağı ve genç Y kuşağı bireyleri, tatil tercihlerinde deneyim odaklı seyahatleri ön plana çıkarıyor. Avrupa Birliği turizm araştırmaları, gençlerin önemli bir bölümünün her yıl farklı bir ülke veya kültür keşfetmeyi hedeflediğini ortaya koyuyor.
Bu değişimin arkasında sosyal medya büyük ölçüde önemli etkenlerden biri. Instagram ve Tik tok da paylaşılan videoları izleyerek ve seyyah hesapları takip ederek, kendilerine kolaylıkla rota oluşturabiliyorlar. Böylece dünyanın her köşesi ulaşılabilir ve cazip hâle gelebiliyor. Bu tatil anlayışı anne-babaların çok da alışık olmadığı bir durumken, gözlemlerime göre son dönemlerde aileler de gençlere ayak uydurmaya başladılar. Tur şirketlerinin de artmasıyla orta yaş nesil de dünyayı keşfetmenin çok da zor olmadığını, yeni ülkeler görmenin, kültürler keşfetmenin güzel olduğunu deneyimliyorlar.
Seyahat etmek insana yeni ufuklar açar, insanı geliştirir, farklı bakış açısı kazanmasını sağlar. Ancak dikkat edilmesi gereken önemli bir konu tercihlerin tamamen değişmesi ve memleket/aile ziyaretlerinin giderek ikinci plana düşmesidir. Bir çok aile büyüğü torunlarını yılda bir kez bile görememekten şikâyet ediyor, aynı soy ağacına sahip kuzenler birbirlerini tanımadan büyüyebiliyor. En önemlisi genç kuşaklar kendi kültürlerine yabancı hissedebiliyor.
Ben bir anne olarak çocuğumun köklerinden, Türk kültüründen uzaklaşmadan, sıla-i rahimi göz ardı etmeden bir hayat yaşamasını isterim. Çünkü bildiğimiz gibi Sıla-i Rahim İslam dininde üzerinde ısrarla durulan bir konudur. Dinimizde aile bağları her zaman merkezdedir. Kuranı Kerimde sıla-i rahim, yani aile bağlarını koruyup güçlendirmek, önemli bir sorumluluk ve ibadettir. Peygamberimiz (sav) akrabalık bağlarını gözetmenin rızkın bereketlenmesine ve ömrün hayırlı geçmesine vesile olacağını söylemiştir.
Aynı hassasiyetin Türkiye’de yaşayan gençler için de gösterilmesi gerekir. Çünkü sıla-i rahimi tehdit eden unsur yalnızca coğrafi uzaklık değildir. Bazen aynı şehirde, hatta aynı mahallede yaşayan insanlar arasında bile sosyal medya tarafından beslenen önyargılar yüzünden görünmez duvarlar oluşabiliyor, akrabalık bağları zayıflayabiliyor.
Gördüğümüz üzere sosyal medya da verilen mesajlar maalesef pek de hoş değil. “Tüm sülaleyi birbirine kattıktan sonra yengem” gibi ifadelerle sunulan videolar, bayram ziyaretlerini “bitmek bilmeyen akraba soruları” üzerinden küçümseyen paylaşımlar, “sinsi akrabalar”, “çekemeyen kuzenler” ve “miras peşindeki amcalar” gibi genellemeler artık sıradanlaşmış durumda. Elbette her ailede sorunlar yaşanabilir; ancak istisnaları kural gibi göstererek bütün bir akrabalık kurumunu olumsuz bir algının içine hapsetmek ne kadar doğru olabilir?
Asıl düşündürücü olan ise bu içeriklerin özellikle gençler üzerindeki etkisi. Sürekli olarak akrabaları sorun kaynağı, yük veya hayatı zorlaştıran kişiler olarak gören bir gençlik, zamanla akrabalık ilişkilerinden uzaklaşmayı normal karşılayacaktır.
Akraba kötülemesi yapan videolar mı, akrabalardan herkesten uzak dünyayı keşif videoları mı? Tatil anlayışının önünde bu algılar çok etkili oluyor.
Sonuç olarak tatil anlayışında yeni neslin önünde aslında bir tercih değil, bir denge kurma görevi var.
Bir yandan dünyayı keşfetmek, diğer yandan kökleriyle bağını koruyabilmek. Dünyayı gezmek değerli bir tecrübedir, fakat insanın kim olduğunu hatırlatan kökleriyle bağı koparmaması da en az onun kadar değerli olmalıdır.
Belki de yeni nesil tatillerin en doğru rotası, pasaporttaki yeni damgalarla birlikte aile büyüklerinin duasını da içine alan rota olmalıdır.
Elif Bayraktar —◄◄
